Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 47 Geri Tavsiye Et Yazdır





TÜRKİYE POKERİ ÇOK YÜKSEK OYNADI

Christina Schlötzer, Kopenhag
Çeviri: Dr.Hüseyin Pekin
Kaynak: Tages Anzeiger,13.12.2002

Tages Anzeiger gazetesinde yayımlanan bu makale, aslında, AKP Genel Başkanı T.Erdoğan'ın isteği doğrultusunda AB'ye girmeniz için ABD Başkanı Bush'un aracılık etmesinin Avrupa'da nasıl tepkiyle karşılandığını göstermektedir. , bu tepkiyi, AB kararları üzerinde ABD'nin etkili olamayacağını açıklayan bir kanıt olarak nitelemek gerekir. Makaleyi dilimize çevirerek, Zürich'den gönderen Dr.Pekin'e teşekkür ediyoruz.

***

Güçlü dostlara sahip olmak iyi bir şeydir. Fakat kimi zaman bu dostluk hizmeti, geri teperek usandırıcı olabilmektedir.

ABD Başkanı George W.Bush, Kopenhag'da toplanan AB-Zirvesinden önce, Türkiye'den yana ağırlığını koymak üzere birkaç kez telefona sarılmıştır. Ne var ki, Bush'un bu davranışı hiç de hoş karşılanmadı. Avrupa Konseyi'nin Danimarkalı başkanı Anders Fogh Rasmussen, Atlantik ötesinden kaynaklanan bu telefon konuşmalarına soğuk davranmış ve Bush'un Türkiye'yi kucaklaması için AB'yi zorlamasından önce, ona, ABD'nin Meksika'yı 51nci ABD Devleti yapma-ya hazır olup olmadığı sorusunu yöneltmiştir.

Amerikan telefon-lobby'si, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac üzerinde de benzer soğuk duş etkisi yarattı. Almanya ve Fransa tarafından hazırlanan Türkiye Formülü, son günlerde, AB- hükümetleri açısından giderek yoğun kabul görmekteydi. AB, Türkiye'nin giriş görüşmelerine en erken 2005 yılında başlamak üzere, şayet Ankara o zamana kadar reform sürecini sürdürebilirse, 2004 yılında kesin tarih vermeyi kabul ediyordu.

Bununla birlikte, yeni Türk hükümeti bunu, AB'nin kapısını Türkiye' ye açık tutması için yeterli güvence olarak görmemektedir. Türkiye Başbakanı, Abdullah Gül, Kopenhag'da "Biz 2003 yılında kesin bir tarih istiyoruz" diye dayatıyordu. Çiçeği burnundaki Türk dostluğunun Yunanlı meslektaşı da Kopenhag'da, Türkiye'ye erken bir tarih verilmesi için çaba harcıyordu.

Dün, Perşembe günü ,Kopenhag'ın lüks otellerinden birinde Türk ve Yunan Başbakanları bir saat boyunca bir araya geldiler. Toplantı adeta bir pençeleşmekten ibaretti ve katılanların yüzünden yakınlaşma değil, tersine inatlaşmanın ve yorgunluğun izleri okunuyordu. Yunan Hükümet Başkanı Kostas Smitis, kısa ve sıkıntılı bir konuşma yaptı. Türkiye ile görüşmeler 2004 yılında başlayabilir biçiminde bir ortayolu ileri sürdü.

Bir Avrupalı diplomat, Türkiye'nin Kopenhag'da sergilediği tutumu, "Türkiye pokeri çok yüksek oynadı ve yayı aşırı derecede gerdi, bu nedenle de kaybedecektir" biçiminde değerlendirdi.

Buna karşın, "AB'de Türkiye'ye karşı sürekli güvensizlik olduğundan" söz edilmektedir.

Kıbrıs konusundaki uyuşmazlığın yeniden alevlenmeye yüz tutması üzerine, Türkiye'nin durumu daha da karmaşık hale geldi. Türkiye Başbakanı Gül, eğer, 2003 yılında kesin tarih alınabilirse, tüm sorunların üstesinden gelinebileceğinin altını çiziyordu. Gelişmiş ülkeler, bu yönde karar sahibi olmadığından, görüşmeler kısır döngüye dönüştü.

Kıbrıs AB-üyesi oluyor.

Kuzey Kıbrıs'daki eleştirici gözlemciler, bu gelişmeyi özel endişe ile izlediler. Çünkü, AB-Zirvesi ile çok sıkı bağı olan BM-Kıbrıs Planı, Ankara'nın hareketsizliğini giderebilirdi. Kuzey Kıbrıslı yorumcu Hasan Kahvecioğlu,"Türkiye, gerisinde buğulu gözleriyle yüzüme bakarken, Alman-Fransız önerisinden memnunluk duymalıdır" diyordu. Buna karşılık, parçalanmış Kıbrıs'ın Rum tarafı ise, işi geleceğe bırakmayı yeğliyordu. Şimdi AB, Adanın 28 yıldan buyana süregelen bölünmüşlüğüne son vermeden, Güney Kıbrıs'ı üyeliğe alıyor. Danimarka Dışişleri Bakanının Pazarertesi akşamı Brüksel'deki toplantıda açıkladığı gibi " şayet buna karşı her hangi bir itiraz sesi yükselirse, dinlenilmeyecektir.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail