Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 104 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


TL’Yİ EZEN AÇIK BÜTÇE VE DIŞ BORÇLAR

Ali Nejat Ölçen

Ülkemizde ABD karşısında paramızın küçülmesinin nede-ni, ayrıntılar arasında faiz denilen ve nasıl oluştuğu kim-senin bilmediği 1’den küçük bir sayıda aranırken, iki tıp uzmanı biri sayın Aytekin Ertuğrul denk bütçe, diğeri Prof. Ahmet Saltık açık vermeyen dış ticaret koşulunu ileri sürmektedirler.

Kitap dizimizin bu sayısında AKP iktidarının faşizmin hukukunu yaratırken aynı zamanda faşizmin ekonomisine de kapıları açtığının kanıtlarını bulacaksınız. Faşizmin hukukunda suçlunun suçsuz suçsuzun suçlu olması sakın-cası söz konusuyken, faşizmin ekonomisinde de çalanın aklanması ya da saklanması sakıncaları yaratılmıştır.

9 Ağustos 1984 günlü Spiegel der Zeit (Zamanın Aynası) adlı gazetenin bir sayfası şu başlık altında yayınlanmıştı.:

Die Schuldenkrize ist laengst politischer Problem: Zah-lungsschwierigkeiten armer Laender werden nicht allein von Banken gelöst.

(Borçlanma krizi uzun süredir siyasal bir sorundur: Yoksul ülkelerin ödeme güçlükleri sadece Bankalar tarafından çözülemez)

30 yıl önce Batı’da serbest piyasa ekonomisi bu gerçeği kabul ederken, 24 Ocak kararlarıyla başlayan “çal-kaç ekonomisi ülkemizde halâ sürüp gitmektedir. Hatta kayıt dışı para dolaşımına yol açan 24 Ocak Kararları ile “çal-kaç” ekonomisi yasallaşmıştır.

Bu söylediklerimizin kanıtlarını rakamlar sergilemekte. Damadının anılarına göre Turgut Özal’ın gece Fransız şarabıyla TV seyredip gündüz Cami’ye giderken, (1981) 1 doların 150.- TL olan değeri 1986’a kadar %300 oranında değer yitirerek 670.-Tl düzeyine ulaşmıştı. Çizelge 1’de de görüleceği üzre ekonominin yapısı da çarpılarak tarım sektörünün ağırlığı giderek azalışa uğramış ve ülkemiz bugünlerin ekonomisinde kendisini besleyemez durumla karşı karşıya gelmiştir.

Çizelge 1. Gayri Safi Yurt İçi Hasılanınn Sektörel dağılımı.

(Cari fiyatlarla milyar TL)

Yıllar...............GSYİH........................Tarım................................Sanayi...............................Hizmetler

............................................................Miktar..........%..............Miktar...........%................Miktar...........%

1980..................4098....................925............22.6.............1024..........24.9...............2149..........52.3

1982..................8081.................1678............20.8..............2192........ 27.1..............4210............52.1

1984...............17349.................3397......... 19.5...............5110.........29.5................8841..........51.0

1986................35628............... 6586........ 18.5............11353........ 31.9..............17689.........49.6

1988................91741.............16023..........17.4............29727.........32.4..............45991..........50.0

1990.............260419.............47354......... 18.1............83485.........32.0.......... 129945.........50.0

Kaynak:DPT Temel Ekonomik Göstergeler

Bugünlerin dış ticaretinde ekonominin geri ödeyemez dış borç yükü altına girişinin başlangıcıdır Turgut Özal’ın iktidarı. Çizelge 2’de ki rakamlar bunu kanıtlıyor.

Çizelge 2. Dış Borç yükünün artışı

Yıllar.......GSYİH......... Dış Borç........T/$..............Dış borç TL..... ORAN

1982..........8080.............17220...........160.9...............2770.7.............% 34.3

1984.......17349............20659............364.8...............7536.4...................43.4

1986.......35628............32101............669.9............21491.6...................60.3

1988.......91741............40801....,,....1420.7...........57937.4...................63.2

1990....260419............49035..........2450.0........120135.7...................46.2

Not: Dış borcun değeri milyar TL’dır Dış borcun GSYİH içindeki payı son sütunda oransal rakamlardır.

1980 öncesi 24 Ocak kararlarının yasalaşmasını bu satırları yazan kişi (Ali Nejat Ölçen) TBMM’de Plan Bütçe Komis-yonunda Adalet Partisi iktidarını ikna ederek önlemiş ve fakat Turgut Özal 12 Eylül 1980 sonrasında Başbakan ola-rak atandığında Monetarizmi öngören (paranın para ka-

zandırdığı) ekonomiyi 24 Ocak Kararlarının yasalaşmasını sağlayarak yürürlüğe koymuş ve üretken ekonomi giderek sönümleşmiştir. Geri ödenmesi güçleşen dış borçlar aynı zamanda ekonomik ve siyasal bağımsızlığın yitirilmesi sonucunu doğurmuştur.

AKP iktidarının parasal ekonomi siyasetini daha da savurganca sürdürülmüş ve ABD’nin dayattığı Büyük Or-tadoğu Projesi (BOP) eşbaşkanlığı bugün Türkiye Cum-huriyeti Devleti’nin kendisini, ulusunu ve yurdunu koru-manın sorunlarıyla karşı karşıya getirmiştir.

AKP iktidara geldiği 2001 yılında cari fiyatlarla 179 480 078 milyar TL olan Gayri Safi Millî Hasılanın % 13’ünü tarım sektörü oluştururken bu oran 2013 yılında % 7.3’e inmiştir. Bir tarım ülkesi olan buğdayını, princini dışalım ile sağlayabilir duruma düşürülmüştür.

Çizege 3. GSMH’nın oluşumunu sağlayan üç temel sektörün durumu (1000 milyon TL)

Yıllar.............. GSMH............ Tarım..... %................. Sanayi...... %

2001............... 179 480.......... 23 427... 13.1............ 45 874..... 27.0

2005.................648 932......... 60 710....... 9.3......... 131 375..... 20.2

2010............. 1098 799......... 92 733...... 5.7......... 213 119..... 19.4

2013.............. 1565 181...... 115 658..... 7.3......... 299 800..... 19.1

Meraklı bir okuyucu GSMH içinde Hizmetler sektörünün ağırlığının 100-(13.1+27.0)="%59.9" iken 2013 yılında 100-(7.3+19.1)="%73.6" oranına yükseldiğini görecektir. Ağaçları yok ederek kırk katlı alış merkezleri (AVM) inşa edilmesi Çankaya terk edilerek 1150 odalı kaç-ak saray yapımı başka nasıl gerçekleşebilecekti. Tarım ve sanayi sektörlerinin çökertilmesi bir gün elbette ABD doları karşısında TL’nin çöküşüyle karşılaşacaktı ülkemiz.

1.İki Açık Arasındaki Daralan Ekonomi

İki açık arasına sıkışmış olan ekonomide yerli paranın değer yitirmesini önleyecek kuram, kural ülkemizde henüz keşfedilmiş değildir. AKP iktidarı büyük başarı ile hem devlet bütçesinin ve hem de dış ticaretin sürekli açık vermesini sağlayabilmiştir. Mustafa kemal Atatürk’ün karma ekonomisi karma karışık olmuş, özel sektör mü devlet, devlet mi özel sektöre dönüştü, anlaşılır olmaktan çıkmıştır.

R.T.Erdoğan ile Merkez Bankası arasındaki zıtlaşmanın buna neden olacağı safsatası köşe yazarlarının kalemlerinde dolaşa dursun konunun en acıklı nedeni olan dış tica-retteki savurganlığa değinelim. Ve iki tıp uzmanı Sy.Ayte-kin Ertuğrul ile Prof. Ahmet Saltık’ın ne denli haklı olduk-larını görelim.

Çizelge 4, AKP’nin iktidara geldiği yıldan itibaren dışalıma oranla dış açığın ne denli arttığını açıklıyor.

Çizelge 4. Dış ticaret içinde artışını sürdüren dış açık

Yıllar............ Dışsatım............. Dışalım.............Dışaçık.......... Oran %

2001................. 34 810................. 38 092............. - 3 760.............. -10.8

2001.................. 31 334................ 41 399.............. -10 065........... - 32.1

2005.................. 78 509.............. 111 445............. - 21 449.......... - 27.3

2010............... 120 992.............. 170 317............. - 45 312.......... - 37.4

2013............... 161 789.............. 241 696............. - 65 036........... - 40.2

(Not. Dış ticaret miktarları milyon $’dır.)

2001 yılı için farklı iki tür rakam ilginizi çekmiş olmalı Kalkınma Bakanlığı Devlet Planlama Teşkilatı, aynı 2001 yılı için farklı rakam verebilmektedir. 2004 yılı Temel Göstergeler kitabında sayfa 49 ile 60 ve 62 deki rakamlar arasında fark rakam ciddiyetinin de ne düzeyde olduğunu gösteriyor. 2001 yılında dışsatımın %10’u dış açık iken bu oran 2013’de %40’a çıkmış borçlanmayı yaratan dış ticaret açığı 4 katı artışa uğramıştır.

Bütçe açık veriyor ise iç borç doğacak eğer dış alımı kar-şılayacak düzeyde dışsatım gerçekleşmeyecekse borcun borçla ödeneceği ekonomi oluşacaktı elbet. İki tıp uzmanı bu olaylara dikkatimizi çekmeye çalışırken Ekonomi Bakanlığı DPT uzmanları, ekonominin öğretim üyeleri köşe yazarlarının pek çoğu, halâ çareyi düşük faizde aramaktalar!

2.TL’yi küçülten dış borç, dış borcu çoğaltan küçülen TL.

Aslında 2001 yılı sonrası AKP iktidarında dış borcun sürekli artışı, ABD doları karşısında TL’nin değer yitirmesi ve değerini yitiren TL’nin dış borcun artışına neden olması olayı ortaya çıkmıştır. Üstelik yerli paranın değer yitirmesi,

aynı miktar borcun karşılanması için daha fazla artı değer yaratılmasını gerektirmektedir. Türkiye ekonomisi KİT’leri yok ederek bu olanağı da yitirmiştir.

Açıkçası, yerli paranın değer yitirmesi dış borç artışının hem sonucu hem de nedenidir. Çareyi faiz’de değil, sanayi sektörünün yeniden doğuşu ve gelişiminde aramak gerekir tutarlı çözümü bulabilmek için. Çizelge 5 ve ayrıca şekildeki grafik, dış borç ile TL’nin değeri arasındaki bağıntıyı açıklıyor. 2001 yılına kadar dış borç stoku göreceli olarak sabit kalırken TL değer yitirmeyi sürdürüyordu. AKP iktidarında dış borç stokunun artışıyla birlikte TL’nin değer yitirmesi olayı ile karşılaşmaktayız. O nedenledir ki, AKP iktidarında, dış borç artışının TL’nin değer yitirme-sine, değerini yitiren TL’nin de dış borç stokunun artışına neden olduğunu ileri sürüyoruz..

Çizelge 5. Dış ticaret miktarları milyon $’dır.

Yıllar............ Dışalım............. Dışsatım............ DışAçık............ Dış Borç......... TL/$

1990.............. 13 026................. -22 580.............. -9 554.................. 49 035............. 2 608

1995............... 21 975................ -35 187........... -13 212.................. 73 278 ...........45706

2000............... 30 721................ -53 131............ -22.410.............. 118 697....... 623 749

2001............... 34 373.................-38 916.............. - 4 543.............. 113 618..... 1222 921

2002............... 40 124................ -48 461.............. - 8 337.............. 130 928..... 1504 597

2003............... 50 833................ -64 765.............. -13 934............. 147 264..... 1495 307

2004............... 68 535................ -91 272.............. -22 736............. 160 996..... 1422 511

2005............... 78 365.............. -111366............... -33 001............. 169 726.............. 1.341

2006................ 93 661............ -134 573.............. -40 696............. 207 597............... 1.429

2007..............115 364............. -162 041.............. -46 677............. 249 439............... 1.302

2008............. 140 801............. -193 781.............. -52 980............. 278 146............... 1.293

2009............. 109 732............. -120 992.............. -12 010............. 269 000.................. 1.57

2010............. 120 992..............-177 317............... -46 313............. 292 000.................. 1.50

2011............. 142 392............. -231 595............... -75 050............. 304 000.................. 1.67

2012............. 161 918............. -227 246............... -48 494............. 312 000.................. 1.79

2013............. 161 789............. -241 696................ -65 035............. 389 000................. 1.90

2014........................................................................................................................... 402 000................. 2.19

Kaynak. DPT Temel Ekonomik Göstegler yayını. 2014 yılı dışalım ve dışsatım rakamları henüz kesinleşmemiş olduğu çin dış borç rakamına yer verildi. Ayrıca,bakınız:

www.kalkinma.gov.tr

Çizelge 5 ve o çizelgeyi biçimlendiren şekil, 2001 yılına kadar dış borç stoku göreceli sabit kalmasına karşın, 2001 sonrasında AKP iktidarıyla birlikte TL’nin hızla değer yitirmesi dönemi başladı. Öylelikle dış borcun artışı, TL’nin değer yitirmesine neden olurken, TL’nin değer yitirmesi de dış borç stokunun artışına neden olmakta. Şekildeki grafik, dış borç stoku ile TL.arasındaki etkileşimi betimliyor

Böylesi karşılıklı etkileşim dış satımın daha düşük fiyatla ve dış alımın da daha yüksek fiyatla oluşmasının da sonucu olmalı. Çizelge 6, bunun kanıtlıyor.

Şekil 1 de, 2001 yılı sonrası dış borç ile TL değer yitirmesi olayın karşılıklı etkileşimini sürdürmekte olduğunu açıklıyor.

Çizelge 6 incelendiğinde görülecektir ki, ülkemizin dış ticaretinde 8 yıl içinde dışalım fiyat endeksi % 89 oranında artarken yani daha pahalı dışalım gerçekleşirken, dış satım fiyat endeksinde artış ancak %54 oranında gerçekleşmiştir.

Çizelge 6. Dışalım vre dışsatım fiyat endekslerinin değişimi. (!994="100)

.............Yıllar......... Dışalım........... Dışsatım

2000.............. 94.9................... 87.8

2001...............94.6.................... 85.5

2002.............. 93.5.................... 84.0

2003........... 100.9.................... 92.4

2004........... 116.1................. 101.6

2005........... 124.4.................. 113.5

2006........... 135.3.................. 122.7

2007........... 148.5.................. 146.4

2008............ 179.1.................. 132.4

Artış.......... % 89.3............. % 54.8

Aslında çizelge 6 Gümrük Birliği koşullarının yeniden gözden geçirilmesinin gerekliliğini açıklıyor. Avrupa Bir-liğine üye olma umuduyla Gümrük Birliğine giren Türkiye’den başka bir ülkeyi gösteremezsiniz.

Dış ticaretinin açık vermesini önlemenin çaresini şöyle sıralayabiliriz.

1.Lüks ve gereksiz tüketim malları dışalımını durdurmak. Yurt dışından bulgur, pirinç ithal ederken kaldırım taşı, akasya ağacı dışalımını yok edilmelidir.

2.Ulusal tasarrufların kendisini en kısa sürede geri ödeyecek üretken yatırım alanlarında kullanılmalı ve gereksiz alt yapı yatırımları özentisine son verilmelidir.

3.T.C.Merkez Bankası, kayıt dışı para dolaşımını önleyecek yetki ile donatılmalıdır.

4.12 Eylül 1980 sonrasında Turgut Özal ile başlayan ve AKP iktidarıyla sürüp giden (!) serbest piyasa misi denetim altına alınmalı ve haksız kazanç oyunlarına kapatılmalıdır.

3.Faşizmin hukuku ekonominin faşizmini mi yaratıyor.

Gazi Mustafa Kemal’in TBMM’ye sunduğu 1930 İktisadî Programında hukuk ve iktisat bütünselliğini, 3’ncü madde-si bakınız nasıl sağlamayı amaçlıyordu:

Adalet devletin bütün hayat ve faaliyet şubelerinde olduğu kadar ve bilhassa hayat ve faaliyetlerinde teme-lidir. Eyi kanunlar ve adil hakimler iktisadî teşebbüs ve inkişafın muhafızı ve müşevvikidirler.

12 Eylül 1980 sonrasında Turgut Özal ile başlayan ve AKP ile sürüp giden iktidara bağımlı serbest (!) piyasa ekono-misinde devletin tüm yaşam ve uygulama alanlarında adalet söz konusu olabildi mi? Ve en iyi kanunlar ve adil hakimler ekonomik girişim ve gelişlimi koruyacak ve özendirecek bilgi ve bilinç düzeyinde hizmet görebildiler mi?

1930 yılındaki İktisat Programı, yer yüzünde ilk kez hukukun (iyi yasaların ve adil hakimlerin) ekonomik girişimleri koruması ve özendirmesini öngörüyordu. Bugün AKP’nin yarattığı faşizmin hukuku ekonomiyi de hukukun dışına iteklemiştir. Böyle biline çare buluna

Kapak arkası yazı:

.Kitap dizisinin bu sayısında Sokrates ile “sanı” üzerinde söyleşi yapmamızın nedeni var. Ülkemiz artık kanılarla, sanı’larla yönetiliyor.

.TBMM’nin gizli celselerinde Mustafa Kemal’in üstün bir niteliği belirginleşiyor. Karar ve sözlerinin kaynağı sanılar değil kanıtlanan kanı’lardır. Türkiye’mizin bugünkü bunalım-ların kaynağı 30 yıldır ülkenin sanılarla yönetilmesidir.

.Sanılarla ülkenin yönetilmesi yasallaştırılmışsa “faşizmin hukuk” doğacaktı elbet. “Faşizmin Hukukunun Doğuşu”nun tarihçesini inceleyen yazıyı okumanızı öneriyoruz.

.Vatan Partisi’nin oluşumu Misak-ı Milli sınırlarımızın kuşa

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail