Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 105 Geri Tavsiye Et Yazdır

İLKOKUL ÖĞRETMENİM MEHMET YELOĞLU

İLKOKUL ÖĞRETMENİM MEHMET YELOĞLU

Adnan Kurdik

Erzincan’ın Kemaliye (Eğin) ilçesindeki Bahçe İlkokulunda öğretmenin Mehmet Yeloğlu babama benin Ortaokul’a kay-dımın yaptırılmasını önerir. Birkaç gün sonra babamı yeni-den görür ve kaydımın Ortaokula yaptırıp yaptırmadığını sorar. Babam’dan “hayır “ yanıtını aldığında benden övgü ile söz eder ve “Ortaokulda öğrenimini sürdürürse bunun iyi

bir gelecek hazırlamış olacağını” söyler. Babam:

Bir zanaat öğrenip koluna altın bilezik takması geleceği için daha iyi olmaz mı?” der ve devam ederek; ”Devlet memurlarının ne denli zor geçindiklerini” de sözlerine ekler

Öğretmenim Mehmet Yeloğlu üçüncü kez babamı görecek,

-Hasan Efendi, bugüne kadar çok sayıda öğrenci okuttum, oğlun Adnan’ın Ortaokula kaydını sen yaptır-maz isen bunu ben yaptıracağım, haberin olsun” diye-cektir.

Sonradan öğrendim ki, benin Kemaliye Ortaokulundan mezun olmamı babam değil, Mehmet Yeloğlu hocam sağlamış!

Okulu bitirince nedenini bilemediğim bir istekle Lise’de öğrenime devam etmeye gereksinim duydum. Nerede okuyabilirdim ki. Kemaliye ilçesinde o yıllarda Lise yoktu. Biz 8 kardeştik. İstanbul ilçesi Kadıköy’de ağabeyim aklıma geldi, onun yanında Lise’de öğrenimimi sürdürebilirdim. Babam, elinde kalmış en küçük oğlu beni elinden kaçırmak istemiyor ve belki de zamanı gelince dükkânı bana bırak-mayı düşünüyor olmalıydı.

Evimizde küçük tahta bir kutu vardı. Babam dükkân dönüşü artan parasını o kutunun içine koyardı. Bir gün o kutuyu kırdım içindeki kuruşları aldım, 13-14 yaşlarındaydım, Kemaliye tren istasyonuna koşarak gittim, tanıdığım minibüs şoförüne avucumdaki tüm paraları verdim İstanbul’a tren bileti alması için. Şoföre İzzet ağabey “bu para yet-mez” deyince koşarak eve geri döndüm, annemin küplerin ağzını kapamak için kullandığı bakır tabaklardan ikisini alarak, Doğu Perinçek’in doğduğu Apçağa köyünde “Ucuz Osman” dedikleri kişiye sattım, Kadıköy’deki ağa-beyimin gönderdiği mektupların zarfında adresi yazılıydı. O zarflardan birini aldım koşarak evden çıktım, kendimi trenin içinde buldum. Evden kaçmıştım fakat nereye gideceğimi biliyordum.

Bir gün iki gece sonra Haydarpaşa garında trenden inen

yolcuların arasına katıldım. Sora soruştura ağabeyimin dükkanını buldum. Beni karşısında görünce telaşlara sordu. Olanları anlattım. Kadıköy Moda Caddesinde dükkânı olan kendisinden 2-3 yaş küçük olan öteki ağabeyime durumu bildirdi ve hemen gelmesini söyledi. O küçük ağabeyim 10-15 dakika geldi, ve büyük ağabeyim beni göstererek

Bunu tanıdın mı?” dedi.

Küçük Ağabeyim yanıtladı:

Hayır,kim bu çocuk?

Hıçkırıklarımı tutamayarak onun boynuna sarıldım. Eğer bugün Mimar Adnan Kurdik olabilmişsem bunu sağlayan Mehmet Yeloğlu hocamdır. Ona yaşamımı borçluyum.

***

Her öğrencinin Mehmet Yeloğlu gibi bir öğretmeni, her öğretmenin Adnan Kurdik gibi öğrencisi olması özlemiyle...

Ali Nejat.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail