Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 106 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

12 EYLÜL 1980 'E EVET SONRASINA HAYIR

BÖLÜM 2

12 EYLÜL 1980’ E EVET SONRASINA HAYIR

Kenan Evren’i 12 Eylül 1980 ile suçlamak onu 12 Eylül 1980’e davet eden üç siyasal Parti genel başkanlarını bağış-lamakla eş anlamlıdır. Başta Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş ve Bülent Ecevit 12 Eylül 1980’ e kadar olan kanlı olayları önlemeye ilişkin hiçbir girişimde bulunmadılar ve Kenan Evren’in Çankaya’ya ilettiği Muhtıra niteliğindeki yazıyı yeterince ciddiye almadılar. Bir süre sonra basına yansıyan “GELİYORUZ” anlamındaki demeciyle de uyarıl-madılar.

Nevşehir CHP Milletvekili (1973-1977) Mehmet Zeki Tekinel 17 Haziran 1980 günü silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmişti. 18 Haziran’da Nevşehir’deki cenaze töre-ninde konvoya çaprazlama ateş açıldı ve milletvekilleri-mizden yaralanan arkadaşlarımız , kaçarak kurtu-lanlarımız dışında yere düşen tabut, hedef tahtası gibi kurşunlarla delik deşik edilmişti. Sy.Ecevit ile yaralanmayan millet-vekili üyelerimiz Valiye durumu yansıtıp neden önlem almadığını anımsatmaya gereksinim duymuşlardı. Sy.Ecevit, Valiyi makamında azarlıyor ve kendisini bu olayın sorumlusu ola-rak suçlu-yordu. Vali irkilmişti. Masasındaki telefonu alan Ecevit, Genel Kurmay başkanı Kenan Evreni aradı ve ona şunları söylemeye başladı.

-Sayın Genel Kurmay başkanı daha ne bekliyorsunuz, ülkeyi ne zaman kurtaracaksınız?

Başbakan Süleyman Demirel üç yıl önce “bana sağcı adam öldürüyor” dedirtemezsiniz demiş ve o dönemde Adalet Bakanı MSP Milletvekili İsmail Müftüoğlu da gençlerin birbirini acımasızca katletmelerini, Yurtseverle yurdunu sevmeyenler arasındaki mücadele olarak nitelemişti.

Aynı günlerde, MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in de Sıkı Yönetim ilan edilmesini ve Ordunun İdareye el koymasını öneren demeci yayınlanmıştı..

Kanımca Kenan Evren’i müdahaleye davet eden üç Genel Başkan başta Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş ve Bülent Ecevit te yargılanmalıydılar.

Kenan Evren, 12 Eylül 1980 günü darbeyi gerçekleştirdiğinde ne yapacağını bilmiyor ve Devleti teslim aldığında onu kimlerle yöneteceğine ilişkin ön hazırlıklı programa da sahip değildi. Daha önce:

12 Kasım 1979 günü İkinci Cephe Hükümetini kuran Süleyman Demirel, ilk kez Başbakan yardımcılığını kal-dırmış onun yerine 7 adet Devlet Bakanlığı oluşturuştu. Hükümet Programında da:

Vatandaş can derdine düşmüştür, Anarşi büyük boyut-lara ulaşmış, cinayetler, yangınlar, sabotaj ve soygunlar birbirini takip etmiş, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş olaylar vuku bulmuştur”

denilmesine karşın nasıl önleneceğine ilişkin bir tek tüm-ceye rastlanamaz. Zaten Hükümet Programı (12.11.1979-12 Eylül 1980) baştan sona bir yakınma, koşullara tesli-miyet metni idi. Güvenlik güçleri POLBİR ve POLDER olarak ikiye bölünmüş ve aradaki husumeti çözümleyecek çareye de başvurulmamıştı. Eski Nevşehir Milletvekili Mehmet Zeki Tekinel’in cenazesi Nevşehirde saldırıya uğramış tabut içindeki ölüsü 13 kurşun ile bir kez daha öldürülmüştü.

Kenan Evren ve general olan kadrosu kuşatılmış ABD’de Dünya Bankasından Kemal Derviş değil (!) Turgut Özal getirtilerek Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1982 yılında ona teslim edilmişti. Paranın para kazandırdığı monetarizmi temel alan 24 Ocak Kararları Yasa Tasarısı, 12 Eylül 1980 öncesi Millet Meclisi Plan Komisyonunda (6-21 Mart 1980) bu satırları yazan kişi (Ali Nejat Ölçen) tarafından eleştirilerek gündem dışına itilmesi AP iktidarı tarafından kabul edilmişti. 1982 yılında Turgut Özal, onun alternatifi olmayan çözüm olduğunu ileri sürülerek yasa-laşmasını sağladı. Yasalarda yeri ve tanımı olmayan ser-maye şirketlerini, paranın para kazandırdığı ekonomiyi öngörüyordu. Yasallaşan 24 Ocak kararları, aslında Türki-ye ekonomisinin IMF’ye teslimiyet belgesi idi.

Yine o yıl Başbakan olan Turgut Özal, kardeşi Yusuf Bozkurt Özal’ı Devlet Planlama Teşkilatına Müsteşar ola-rak atamış ve birlikte Millî Kültür Raporu’nu hazırlayarak yönerge biçiminde kamu kuruluşlarına tebliğ edilmişti. Bugünün AKP iktidarını yaratan o programdır. Örneğin 210’ncu sayfasında:

Birinci Cihan Harbi’nin sonunda yıkılarak kesinlikle ortadan kalkacağı sanılan Osmanlı Devleti, dinin bütünleştirici ve dağılmayı önleyici rolü sayesinde İstiklal savaşını kazanarak yeni bir devletin Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşuna imkân vermiştir, gibi ger-çek dışı bir sav’a yer verilmişti.

Zaten Raporun, raporun 492’nci sayfasında:

Millî tarih görüşümüzde, ilmî tarih metodu esas alınmalı, meselelerin tahlili millî görüşle yapılma-lıdır, deniyordu.

Millî görüşle tarihsel gerçekler kolayca çarpıtılacaktı elbet!

Batı’nın saldırgan devletlerinin Anadolu paylaşımını karara bağlayan Sevr Antlaşmasını Osmanlı Devleti imzalamamış ve Padişahı Vahidüttin Efendi İngiliz Savaş gemisine sığınarak ülkeden kaçmamış, Kurtuluş Savaşını başlatan Mustafa Kemal’in görüldüğü yerde ölümünü karara bağ-layan Fetvayı Osmanlının sadrazamı yürürlüğe koymamış, Yunan Ordusunun Hilafet ordusuna yardım için Anadolu’ya girdiğini açıklayan din bezirgânları türememiş gibi! (Millî görüş ile Kurtuluşu Savaşı çarpıtılarak ancak böyle yorum-lanabilirdi! Hile-i şeriye sınır tanır mı!)

Uzun vadeli Plan ve Yıllık kalkınma planlarını hazırla-makla görevli DPT amacıdan saptırılmış ve Millî Kültür Raporu’nun 545’nci sayfasında bakınız Devlet’e hangi gö-revi vermişti:

Vakit geçirmeden, Türkiye’nin din haritasının çıka-rılması için devlete düşen her türlü tedbir alınma-lıdır.

Devlet Başkanı olan Kenan Evren’ nerede idi, Mustafa Ke-mal Atatürk’e özenmekle yetinirken onun defterden silin-mesini sağlayan bu menhus rapordan haberi yok muydu? O başbakan Turgut Özal’ı niçin görevden almadı ve ANAP adındaki siyasal partiyi kurmasına sesiz ve seyirci kalındı. İşlenen cinayetlerin bireyselliği yanında bu rapor, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni katletmekte idi. Mustafa Kemal Atatürk’ün ulusalcı ulus devleti Kenan Evrenin gözleri önünde cinayete kurban gitmişti.

12 Eylül 1980 sonrasında olayların tümünün baş sorumlusu ulusalcı kadroları değerlendirme bilincinden yoksun olduğu için, Orgeneral Kenan Evrendir. Ancak:

Sy.Rıza Zelyut’un Kenan Evren’i suçlama biçimi gerçek -dışıdır, yanlıştır. Aydınlık Gazetesi’nin 14 Mayıs 2015 günü yazısında Kenan Evrenin “ Ordu içine yerleştirilmiş ABD ajanı idi” biçiminde nitelemesi kanıtlanması gereken ağır bir suçlamadır.

1975 yılında Ali Nejat Ölçen TBMM Plan Komisyonu üyesi iken, Millî Savunma Bütçesinin o yıl savunusunu üstlenmiş ve dönem sonunda Ordu Evinde Komisyon üyelerinin de davet edildiği toplantılı akşam yemeğinde Kenan Evren Genel Kurmay 2’nci Başkanı iken NATO’ya üye olmamızın yanlışlıklarını dile getiren ve Savunma Sanayii kurulması gerektiğini açıklayan bir konuşma yapmıştı. Konuşma sonrasında kendisini kutladığımda bana askerimizin su içece-ği matarayı bile üretemez duruma geldik, demişti. Ordumuzun bilişim tekniğinin ürünleriyle donanımını sağlayan ASELSAN’ın 1975 yılında kuruluşunu sağlayan Genel Kurmay 2.Başkanı Kenan ABD’nin ordu içine yerleştirdiği ABD ajanı olamaz. Bugün Ordumuz Savunma Sanayini kurmuş ve gereksiniminin %60’ını ASELSAN karşılıyorsa onun baş mimarı Kenan Evren’i ABD ajanı olarak suçlamak gerçek dışıdır, yanlıştır ve eğer öyle ise bugüne kadar bunun belgeleri ortaya çıkarılmalı ve kimse de sus-mamalıydı. 12 Eylül 1980 için ABD Başkanının “out boys” sözü ise makro sefalist bir övünmedir. 12 Eylül 1980’i yüzüne gözüne bulaştırması onun sadece beceriksizliğinin ve çevre-sin-dekilerin kazdığı kuyuya düşürüldüğünün kanıtı olabilir. 13 Eylül 1980 sonrası Türkiye’mizin karanlığa sürüklenme-sinin baş sorumlusu olarak Kenan Evreni suçlamak ne denli gerçek ise, onu ordu içine yerleştirilmiş ABD ajanı olarak suçlamak ta o denli gerçek dışıdır, yanlıştır. TB-MM’nin Bütçe Komisyonunda Ordumuzda Pentomik Tümen kurulmasını öneren Kenan Evren’in bu projesinin sözcülüğünü üstlenerek 150 milyon TL düzeyindeki öde-neğin kabul edilmesini sağlamıştım. (1978) Fakat ne yazık ki o tasarım gerçekleşemedi.

12 Eylül 1980 öncesinde Türkiye’mizin ekonomisi ve siyaseti çoktan ABD’nin güdümüne girmişti ve Dünya Bankasının yan kuruluşu AİD’den kredi sağlanamadığında o siyasal partinin petrol dar boğazında iktidardan düşmesi kaçınılmaz duruma gelmişti. Başbakan Süleyman Demir-el’in 72 cente muhtacız sözü bu gerçeğin kanıtıdır...

Başbakan Turgut Özal ve kardeşi DPT Müsteşarı Yusuf Bozkurt Özal’ın, kimi öğretim üyesi Prof’lar ile birlikte hazırladıkları Millî Kültür Raporu, Türk- İslam Sentezi’ni ön görüyordu. O raporun ürettiği AKP iktidarı BOP’un eşbaşkanlığını üstlenerek onu “Türk-Kürt İslam Sentezi”ne dönüştürecekti elbet.

Mustafa Kemal Atatürk’ün ulusalcı ulus Devletini ölüme sürüklemişti o rapor ve AKP gibi bir siyasal Partinin doğ-masına ortam hazırlamıştı. Bir kural geneldir: Emperyaliz-me uşaklık edenler bir gün kendilerini lâğım çukurunda bulurlar. Bugün buldukları gibi. Anneler gününde annelere sesleniyorum:

“Yurdunu seven çocuklar” yetiştiriniz. Ülkemizde hain ve alçakların sayısı ancak böyle azalabilir. Annelerimiz, ülke-mizi alçakların ve hainlerin elinden ancak sizler kurtarıcısı olabilirsiniz yurtsever evlatlar yetiştirerek. Türkiye’mizin aydınlık geleceği sizlerin elinde.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail