Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 109 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

CHP GENEL BAŞKANI SY:KILIÇDAROĞLUNA AÇIK DİLEKÇE

CHP GENEL BAŞKANI SY.KILIÇDAROĞLU'NA AÇIK DİLEKÇE

Ali Nejat Ölçen
CHP Eski Grup Başkan Vekili (1976-78)

“Güneydoğu Cizre ve Silopi’de ki olaylar hakkında taraf olmadığınızı” bildiren açıklamanızı” Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin korunmasına taraf olmadığınız anlamında anla-şılmasını düzeltmeniz gereğini bilgilerinize sunuyorum:

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) un eşbaşkanlığını üstlenen ve “bize bir görev verildi” diyen AKP iktidarı, ABD’nin ülkemizdeki “milis gücü”olan PKK ile “görüşme masasına oturmuş, Habur’da “çadır hukuku”nu kurarak kent ve ilçe-lerde şimdi başlamakta olan sözde “gerilla savaşının” baş sorumlusudurlar.

Ordumuzun “gerilla savaşına” göre yetişip yetişmediğini bilmiyoruz. Çünkü ordumuz, AKP’ nin hunharca tavrıyla kendine özgü gücünden yoksun bırakılmıştır. En değerli komutanları yıllarca tutuklu kaldılar. ABD Dış İşleri Bakanı Bayan Hillary Clinton’ın, Türkiye’ye geldiğinde “aşırı” git-mişsiniz sözü (tutuklamaların kaynağını açıklıyordu!) bel-leğimizden yok olup gitmedi.

Sözde gerilla savaşı kısa bir süre sonra daha geniş il ve ilçeleri kapsamına alabilir. Şimdilerde Güney Doğu Ana-dolu’muzun il ve ilçelerde başlatılan bu savaşa karşı, PKK ile AKP arasında olduğu zannıyla CHP Genel Başkanı olarak “tarafsız” kalamazsınız. Bu savaş, PKK’nın Büyük Millet Meclisindeki uzantısı olan HDP’nin, ABD’nin güdümünde ve desteğinde birlikte yürürlüğe soktukları Türkiye Cum-huriyeti Devletine karşı başlatılan savaştır.

CHP bu savaşta tarafsız kaldığını açıklamakla kendi tarihî misyonundan vazgeçmiş olur:

1.PKK, artık bir terör örgütü değildir. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devletine bir başkaldırı örgütüdür.

2.ABD, bu andan itibaren PKK adındaki bu cüce gruba silah, teçhizat, besin yardımını sonlandırmak zorundadır ve bunu diplomatik bir dille ABD’ye bildirilmeli ve CHP bunun öncülüğünü üstlenmelidir.

3.Bir ilçede 15 günü aşan sokağa çıkma yasağının devam etmesi bugüne kadar ülkemizde ilk görülmüş facialardan biridir. Bu duruma CHP’nin tarafsız kalması söz konusu olamaz. ABD-AB, PKK’yı kullanarak SEVR’i güncelleş-tirmenin savaşımını hazırlamıştır. Bu konu uluslararası siyasete çoktan girmeli ve CHP bunu görev olarak üstlen-meliydi. Bombalanarak yok edilen sığınaktaki ölümcül araçlar ve besin maddeleri kanımca sadece yok edilmekle yetinilmemeli, bunların kanıtları, resimleri ve sayımsal varlıkları uluslararası siyasete malzeme olarak sunulmalı, TBMM’de sorgulanmalı emperyalizmin kirli yüzü ortaya çıkarılmalıydı.

4.Rus uçağının düşürülmesi, Irak’ın bir yöresine asker iletilmesi, başta Suriye olmak üzere tüm komşu ülkelerle gereksiz sorun yaşanması, AKP iktidarının eleştiriyle anı-lacak kararı olarak gündeme getirilmeliydi. Barış içindeki Türkiye’yi bugünlerin “kanlı-bıçaklı” duruma getirilmesinin sorumlusu olduğu için CHP bu durumda Türkiye Cumhu-riyeti Devleti ve onun Türk, Kürt yurttaşlarının varlığından yana taraf olmak zorundadır.

5.Sy.Kılıçdaroğlu, Güney Doğu Anadolu’nun özerklik ve özgürlük safsatalarıyla Misak-ı Millî sınırlarımız içinde ayrı devlet oluşturmasına karşı çıkarak, Türkiye Cumhu-riyeti Devleti’nden yana etkin taraf olma görevini gör-mezden gelmemenizi, bir CHP’li olarak size anımsatmayı görev biliyorum.

6.Sayın Genel Başkan, Yeni Anayasa’da “başkanlık sis-temine karşı fakat ilk dört maddeyi kırmızı çizginiz “ olarak açıkladınız. Oysa 61 Anayasasının 11.maddesinin son paragrafı “temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunan yasaların” çıkarılmayacağını öngörmektedir. 82 Anayasası bu hükmü kaldırdığı içindir ki, “temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunan yasalar” çıkarılarak faşizmin hukuku oluş-turuldu. Kanımca CHP, 61 Anayasasının ilk 30 maddesinin yeni Anayasa’da yer almasını savunarak, bilgisayara kimin eklediği anlaşılmayan mesajların suç kanıtı sayılmamasını sağlamalıdır. Gizli tanığın açıklamalarını doğru mu gerçek mi olduğu kanıtlanmadıkça suç kanıtı sayılması gibi yasa maddelerinin yok edilmesini savunmalı ve hatta Anayasa Mahkemesine baş vurulmalıydı.

61 Anayasanın 16’ncı maddede:

“Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından gecikmede sakınca bulunan hallerde de, kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça konuta girilemeyeceği” hükmündeki “millî güvenlik ve kamu düzeni” koşulları, Prof. Aldıkaçtı’nın Anayasa Komisyonu Başkanı olduğu dönemde (1982) kaldırıldı, Ayrıca yetkili merciin kara-rıyla gece yarısı konutların basılması yetkisi siyasal iktidarın eline geçti. (Resmi Gazete 9.11.1982, sayı 17863)

61 Anayasasında “milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça konuta girilemez, arama yapılamaz hükmünün kapsamı 82 Anayasasında genişletilmiştir: Yani, “Suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması koşulları eklenerek genişletildi. Kanunla yetkili merci, kişinin suç işleyeceğini tahmin ederek konuta baskın düzenlenmesine karar vermektedir, çünkü onlar müneccim olabilmektedirler. Kişinin yürüyüşünden, bakışından nasıl kaçacağını bilebilecek yetenekte savcılarımız, hakimlerimiz olmadıklarını kimse ileri süremez!

Bununla da yetinilmedi kişinin dokunulmazlığı da 82. Anayasasında madde 17 ile “tutuklu ya da hükümlünün kaç-

masını önlemek için yaşamı, yetkili merciin verdiği emirle silah kullanılarak yok edilebilir hükmü eklendi. Tutuklu ya da hükümlünün kaçacağına kim karar verecek, ilgili merci. İlgili merci kim, siyasal iktidarın görevlendirdiği silahlı müneccimler!

1992 yılında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa (CMUK’a) bir tümce eklenerek:

Zabıta amir ve memurlarına ilk tahkikatı yapma yetkisi verildi. İki ayda bir yayınlamayı sürdürdüğüm Türkiye Sorunları kitap dizisinin ilk sayısında (Şubat 1994) CHP eski Senatörü arkadaşım Hayri Öner ile yaptığım söyleşiye yer verdim. Ağır ceza yargıcı olarak görev yapmış olan eski Senatör Hayri Öner:

CMUK’da 1992 yılında yapılan değişiklik bir yanlış yöntemi yasal hale getirmiş ve bu niteliğiyle bir hukuk cinayeti işlenmiş oldu” demişti.

7.Bununla da yetinildiği sanılmamalı, Gizli tanığı koru-mak İçin Devlete 5726 sayılı yasa ile Sahtekârlık Yetkisi tanındı: Gizli tanığın tanınmaması için kimliğinin tüm belgelerinde (evlilik cüzdanı, pasaport, nüfus kaydı dahil) değişiklikler yapılmasını devletimiz sağlayacak yani, sahtekârlık yapacaktır. Devleti korumakla görevli olan Çankaya’daki kişi bu ahlak dışı yasayı onaylamıştır.

8.AKP’nin Faşizan Hukuku 1860’ların Mecelle’nin de Gerisine Düşmüştür.

Mecellenin 1717’nci maddesi bakınız kişinin tanık olabilmesi için onun güvenilirliğini bakınız nasıl koşul görüyor:

“Şahitler gerek sırren (gerek gizli ve gerek açıkça tanık lar) ve gerek alenen mensup oldukları canibden yani talebe-i ulümden ise (bilimin öğrencileri ise bağlı olduk-lar) sakin oldukları medrese müderrisi ile mutemed ahalisinden (güvenilir ahalisinde) ve askeriyeden ise taburu zabitan ve kâtiblerinden (asker iseler ilgili zabit-lerden) ve ketebeden ize kalem zabitan ve huladesinden ve tüccardan ise tüccarın muteberininen (tüccarın say-gın olanından) ve esnaftan ise kethüdasıyla lonca usta-larından teskiye olunur. (tüccar ve esnaftan iseler bulundukları loncaların başkanlarından sorularak

Cumhuriyet Türkiye’sinin hukuku 220 yıl öncesinin Mecellesinin gerisine düşürülmüştür.

Özetle, CHP yeni Anayasa ile AKP iktidarının yarattığı faşizmin hukukunu evrensel hukuk kuralları içine almayı sağlamalıdır.

9.AKP, bilinçli ya da bilinçsiz ülkemizin bölünmesi sürecini başlatmış görünüyor. CHP, yukarıda özetle sunduğum ön-lemlere sahip çıkması, kendisine sahip çıkmasının temel koşuludur. Fakat ne yazık ki, Genel Başkan seçildiğiniz bu kurultay bildirgesinde Yerel Özerklik Şartına” yer veril-mesine karşı çıkmanız gerekirdi. Çünkü, bu şart, eninde sonunda ülkenin bölünmesine neden olacağına ve kendilerini azınlık kabul eden kavimlerin Misak-ı Milli sınırlarımız içinde otonom, özerk, bağımsız ve fakat ABD’ nin kucağında ayrı bir devlet kuracağının CHP ayırtına hâlâ varamadı mı?

BOP’un eş Başkanlığını üstlenmiş olan AKP’nin ana yöntemiydi bu ve CHP gemisinin böylesi ihanet rüzgârına yelken açmasına nasıl razı olabildiniz? ABD’nin destek-lediği ve kendi kara gücü olarak PKK’yı kullanarak, Mustafa Kemal Atatürk’ün ulusalcı ulus devletine baş kaldırarak, “gerilla” savaşını uygulamaya koyduğu bir dö-nemde “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının” parti bildirgesinde yer alması CHP’nin kendi kuruluş ilkelerini yadsıması ve ABD emperyalizminin güdümüne girmesi demektir. Bunun ihanetine CHP’yi ortak etmiş olduğunuzu acaba ne zaman anlayacaksınız?

10. Kürt sorunu veya açılımı, ABD tarafından avuçlanarak yaratılmış yapay, sanal bir sorundur. Hiçbir ortamda, bir araya gelinerek Kürt yurttaşlarımızı kullanan ve PKK ile “gerilla” savaşını başlatan, ABD ile masaya oturmamak ve PKK’dan elini eteğini çekmezse o ülke ile bütün ekonomik ve siyasal ilişkilerin koparılacağını kendisine tebliğ etmek gerekir. ABD’nin kucağındaki gerilla taşeronlarının savaşta yok olmasını sağlamanın dışında bir başka çözüm yoktur ve bu çözümü Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü ve Sakarya Meydan Savaşının kahramanı Mustafa Kemal’in ordusu çözecektir. Bu bir. Ayrıca sizin bir söyleşinizde Anayasa’dan Türk deyimi yerine “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Vatandaşı” türü bir deyime yer verileceğini acaba doğru mu işittik? Bunun ne anlama geldiğini duyumsamadan mı rastgele bir yanıt olarak kullandınız, bilemiyorum.

Önce size şunu açıklamalıyım ki, bunu sizlerden çok önce 2009 yılında Atlantik Council başkanı David L.Phillips tarafından hazırlanan ve Türkiye’yi temel alan raporda (Aynı zamanda ABD Başkanı Obama’ya Türkiye’ye gelme-den önce sunulmuştur) şunlar yazılmıştı:

“Türkiye’deki Kürt’lerin PKK’ye olan kamusal des-teğini azaltabilmek üzere, Ankara Kürt kimliğini tanı-mak için ek adımlar atmalı, örneğin Anayasa’da vatan-daşlığın temeli olan “Türklük tanımı ortadan kaldırıl-malıdır. PKK sorunu sadece bununla da çözülemez, PKK lideri ve kadrosu için af düzenlenmesine yardımcı olmalı.”

Bununla yetinmiyor Atlantic Council başkanı Davit L. Phillips’in ABD Başkanı Obama’ya sunduğu o raporda, “Obama yönetimi Kuzey Irak ve bölgesel sorunlar için bir temsil atamasını” önermişti. Başkan Yardımcısı Bay Joe Biden, atanarak Türkiye’ye gelmiş ve demokrasi dersi vermeye yeltenmiş, siz de CHP Genel Başkanı olarak 10 maddelik demokrasi koşullarını tanımladınız ve AKP’yi ortak Anayasa üzerine görüşmeye davet ettiniz. Soruyorum CHP, bir Anayasa taslağı hazırlamadı mı bugüne kadar? AKP’nin iktidarda kalmak için her koşulda her güçle ortaklık kurmaya (Cemaatlarla, PKK ile olduğu gibi) hazır olduğu bilinmiyor mu?

11.Anayasa’dan Türk deyiminin yerine “Türkiye Devleti Vatandaşlığı” nın yer almasına sizin de CHP başkanı olarak katılmanız yalnız CHP’nin değil Mustafa Kemal Atatürk’ün yadsınmasıdır ve yurda ihanetle eş anlamlıdır.

AKP İktidarının sözcüsü Bay Bülent Arınç da “Yeni süreç-te Öcalan olacak” sözüyle bu komuta boyun eğildiğini açıklamıştı (Basın 21.1.2016).

Böylesi ihanetlerin koşullarında anımsamanız gerekir ki:

1935 yılında İngiltere’nin Kraliçesi olan Elizabeth, Kanunî Sultan’a sunduğu mektupta “Grand Turk” olarak hitap etmişti. İngiliz Kraliçesi Elizabeth’in 480 yılının gerisine düşmüş olmaktasınız. İkinci dereceden bir bilinmeyenli denklemim köklerini geometrik olarak çözen ünlü mate-matikçi İbn Türk’ün de (yıl 1250) kemikleri sızlayacaktır. 2300 yıl önce Macaristan’a Hungaria adını veren Hun Devleti de sizi bağışlamayacaktır.

Sayın CHP genel başkanı siz kendinize Türkiye Devleti Yurttaşı diyebilirsiniz, milyonlarca yurttaşımız Türk ananın kızı Türk ve bu satırları yazan kişi gibi milyonlarca Türk olmanın bilinciyle Anadolu’muzda yaşamlarını sürdüre-cektir.

Saygılarımla.
Ali Nejat Ölçen.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail