Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 111 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

TBMM'NİN GİZLİ CELSELERİNDE MUSTAFA KEMAL

TBMM’NİN GİZLİ CELSELERİNDE MUSTAFA KEMAL

Ali Nejat Ölçen

Mustafa Kemal Atatürk NUTKU’nu şu sözleriyle açıklamaya başlamıştı:

Millet ve memleketi Harbi Umumiye sevkedenler, kendi hayatları endişesine düşerek memleketten firar etmişler. Saltanat ve hilafet mevkiini işgal eden Vahidettin, mütereddit, şahsını ve yalnız tahtını temin edebileceğini tahayyül ettiği için denî (alçak) tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’-nın riyasetindeki kabine; âciz, haysiyetsiz, cebin (korkak) , yalnız padişahın iradesine tabi (düşük profilli!) ve onunla beraber şahıslarını vikaye edebilecek (kayırabileck) herhangi bir vaziyete razı.

Bugünün siyasal iktidarını anımsatıyor Mustafa Ke- mal’in sözleri. Çünkü İstanbul’da mühim addoluna-bilecek teşebbüslerden biri İngiliz Muhipleri Cemiyeti idi. Bu Cemiyeti teşkil edenler, kendi şahıslarını ve menfaati şahsiyelerini sevenler ve şahıslarıyla menfaat-larının masuniyetini Lloyd George hükümeti marifetiyle İngiliz himayesini teminde arayanlardı. Padişah Vahi-dettin, Damat Ferit Paşa, Dahiliye Nezaretini işgal eden Ali Kemal,ve Mehmet Ali beyler ve Said Molla bulunuyordu İngiliz Muhipler Cemiyetinde. İstanbulda bir kısım rical ve nisvan da, halâsı hakikinin Amerika mandasını talep ve teminde olduğu kanaatında bulu-nuyorlardı. Onlar da BOP eşbaşkanlığını üstlenip bize görev verildi diyenler miydi acaba? Tarihin en çok tekerrür ettiği bir ülke varsa, o ülke Türkiye’miz olsa gerek.

“Efendiler” diyordu Mustafa Kemal Nutkunda:

“Bu vaziyet karşısında bir tek karar vardı. O da haki-miyeti milliyeye müstenid, bilâkaydüşart müstakil yeni bir Türk Devleti tesis etmek.”

Çünkü: Bu elîm koşullar altında 15 Nisan 1919’da İngilizlerin desteğinde Yunan Ordusu yakıp yıkarak İzmir’e saldırdığında Mustafa Kemal 19 Mayısta Samsun’a çıkmış ve Vahidettin’e şu telgrafı iletmişti. O telgrafı Türkiye Sorunları kitap dizisinin Kasım 2003 tarihindeki 52.sayısında (s.15) yayınlamıştık:

“27Mayıs sene 1335 (1919) tarihli Türkiye Havas Reuther ajansının Şurayı Saltanatta heyeti umu-miyenin fikrî “Türkiye’nin tamamiyeti mülkiyesini (varlığının bütünlüğünü) muhafaza şartıyla Düveli Muazzama’dan birinin müzaheretine (gözetiminde) temin merkezinde olduğu kayıt ve ihbar ediyordu. Şurayı Saltanat müzakeratını (görüşmelerini) aynen

neşreden 27 Mayıs 1335 (1919) tarihli İstanbul gazetesinin tavziatına (açıklamalarına) nazran yalnız Sadık Beyin ifadei tahririyesinde (yazılı açıkla-masında) İngiltere himayesinin teklif olunduğu ve bunun heyeti umumiyenin fikri olduğu anlaşılıyor. İçinde bulunduğumuz hassas devirde artık her hakikatı kemaliyle müdrik ve bütün avakibi meş-umeye karşı en son fedakârlığı göze alarak muhafa-zai istiklaliyeti milliyedir. (tüm uğursuz sonuçlara karşı en son özveriyi göze almak ulusal özgürlüğü korumanın bilincinde olmaktır..)

Vicdanı milliyeyi temsil etmeyem ihbarat ( haberler, bildiriler) şayanı endişe akisler tevlit edeceği cihetle bunu bana tenvir ve irşat buyrulmaklığımı hasseten istirham eylerim.

Üçüncü Ordu Müfettişi ve
Fahri Yaveri Hazreti Şehriyari
M.Kemal.

Bu başvuruya gelen yanıt şöyle idi:
Maiyeti alînizdeki istimbotlardan biriyle hemen buraya teşrifiniz rica olunur. 8 Haziran, Sene 1335. (1919)
Harbiye Nazırı Şevket Turgut
.

Mustafa Kemal bu davetin anlam ve amacını anlamadığı için olacak (!) Erkanı Harbiyei Umumiye Reisi (Genel Kurmay Başkanı) Cevat Paşa’dan bilgi almak gereğini duyar ve gelen yanıt şöyledir:

“Kıymetli bir generalin Anadolu’da seyahati, eflârı umumiyeye iyi tesir yapmayacağı cihetle İngilizlerin talep eylediği bildirilir.”

Mustafa Kemal Paşa bu olayın ayrıntısını acaba nasıl açıklamıştı. İçişleri Bakanı Ali Kemal’in 23.6.1919 tarihli ve 84 numaralı şifreli bildirisinde, “Mustafa Kemal Paşa büyük bir asker olmakla beraber siyasî zamana o dereceye agâh olmadığı için, fartı hamiyet ve gayretine rağman, memuriyetinde asla muvafak olamadı. İngiliz mümessili fevkalâdesinin talep ve israrıyla azledildi.” denilmektedir.

Nitekim Mustafa Kemal Paşa bu ardaşık işlemin nasıl devam ettiğini NUTKUN’da şöyle anlatır:

“Ali Galip ve rüfekâsı 9 Eylül akşamı (1919) birkaç jandarma ve müsellâh Kürt olduğu halde, hükümet dairesinde toplanıyorlar, sandık emininin odasına giriyor sandığı açıyor, altıbin lira sayıp bir kenara koyuyor, sandığa vazetmek üzere de şu senedi yazı-yorlar: Mustafa Kemal Paşa ve avanesinin tenkili (yok edilmesi) masarifine karşılık olmak üzere olbaptaki (o makamın) emrine tevfikan altıbin lira alınmıştır. 10 Eylül 1919: Halil Rami, Ali Galip.”

Türkiye Sorunları Kitap dizisinin Ocak 2008 günlü 71’inci sayısında Mustafa Kemal’in oluşumunu sağladığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni Halkın oylarıyla seçil-mediği kanısını ortaya atan Ebu-Deyam simgesini kul-lanan kişi “e-mail” iletisiyle ileri sürmüş ve Cetin Altan’ın en iri kıyım oğlu da bir Panelde aynı savı yine-lemiş ve onlara gereken yanıtı vermiştim.

Bu kendini bilmez kişiler, Mustafa Kemal’in neden “Yüksek Seçim Kurulu”nu oluşturmadığı, tüm yerleşim birimlerinde seçim sandıklarını niçin yerleştirmediği ve Kurtuluş Savaşı devam ederken ülke işgal altındayken neden seçim kararı alınmadığını acaba niçin sormamışlardı, bilemiyoruz (!) Ne varki onlar daha analarının karnında değilken TBMM’nin 9 Mayıs 1336 (1920) günlü gizli celsesinde TBMM’ye katılmamış Meslisi Mebusan üyelerine ilişkin yasa önerisi görüşülüyordu. Şimdi sırası gelmişken yapılan görüşmeleri izleyen Mustafa Kemal Paşa’nın konuya nasıl baktığını görelim. Konuşma yapan milletvekillerinin iki farklı gruba ayrıldığını görüyoruz. İlk sözü alan İzmit mebusu TBMM’ye henuz katılmamış olanları aramızda görürsek “ onları sinemize basarız” demişti. Bolu mebusu Hilmi Bey ise, “ Ankara’da Büyük Meclisin oluşturulduğu bil-gisini edinmemiş olanlar, o nedenle mi gelemediler konusu incelenmelidir” demişti. Karahisar mebusu Şükrü Bey ise böylesi bir yasanın görüşülmesini gereksiz buluyordu. “Ankara’da ki Meclise katılanlar ile katıla-mayanlar arasında fark gözetmeye hakkımız olmama-lıdır, onlar dahi kapatılmış Meclisi Mebusanın üyele-ridirler” demişti. Saruhan mebusu Refik Şevket Bey de aynı kanıdaydı. “Bu Mecliste eski mebus, yeni mebus ayrımı yapmanın vakar ve izzeti nefsi milliliğimizle kabili kıyas olduğunu sanmıyorum” demişti. Meclis-imizin üçte bir oyu ile aramıza katılanları kabul etmek ise onları hangi nedenle kabul edip etmeye veya etmemeye nasıl karar verebiliriz, düşüncesindeydi. An-talya Mebusu Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Anadoluya “firar kanallarının kapalı olduğunu da düşünmeliyiz” demişti. Sivas mebusu Taki Bey ise “Meclisimize katıl-mamış olan mebusların katılmalarını sağlamakta onlara bir takım kayıt ve koşul ileri sürmeye hakkımız olma-dığını” belirtmişti. Bursa mebusu Muhittin Baha (Pars) ise “ Bu meclis bir aşkı millî, bir aşkı vatan meclisidir. Buraya her tehlikeyi göze alarak koşa koşa ve vaktiyle geldik. İstanbul’un bu zevk ve safalı zamanında orada bulunarak buraya koşmayanların bilahere buraya gelmek için hak ve salâhiyetleri olamaz. Böyle bir iddiada bulunamazlar.”

TBMM’inde konuşanların belli bir karara vara-mayacakları ortaya çıkmış gibiydi. Konuşmaları ilgiye izlediği anlaşılan Mustafa Kemal Paşa acaba ne diye-cekti?

Mustafa Kemal Paşa Hazretleri (Ankara): Efendim, bendenizden evvel beyanı mütalea eden tekmil rüfe-kanın (arkadaşların) gayet kıymetli olan mütalealarını takdir ederim. Bendeniz meseleyi daha basit görüyo-rum. Hiçbir vakitte millet tarafından mebus intihap edilen zevatın kadir ve kıymetini tenzil etmek taraftarı değiliz. Yalnız hallolunması lâzım gelen ufak bir mesele var. İtiraf etmek lâzımdır ki, bugüne kadar henüz Meclisi Âliye dahil olmamış ve fakat mebus sıfatını taşıyan bir takım adamlar İngilizlerin parasıyla milletin içerisine girip ifsadata memur edilmişlerdir ve bunlardan birçokları Meclisi Milliye değil, Büyük Millet Meclisi’ne gelmek üzere ifsada memur edilmiş-lerdir. Binaenaleyh bunlar sellemehüs-selâm gelip burada oturabilecekler mi? İçimizde oturduktan sonra mahpushaneye götürmek ister misiniz? (İstemeyiz sesleri)”

Bunları söylemesine karşın acaba Ankara’daki Meclis bir karara vardı mı? Merak edenler konunun kararsızlığı nedeniyle Ankaradaki Meclise sonradan katılanların kimler olduğu öğrenilemedi.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail