Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 51 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE SUÇ ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

-Ey Sokrates, ne zaman yüreğimizi ateş dağlasa ve ülkemizde olup bitenler karşısında umutsuzluğa kapılsak, Araf'ta seni görmeye geliyor ve bilge kişiliğinize güvenerek yönelttiğimiz sorulara aldığımız yanıtlarla ülkemize, esenlik içinde dönüyoruz. Bunun nedeni, zihnindeki düşüncelerin saydam, açık ve yalın, pürüzsüz ve çelişkisiz oluşundan ve de yaşamında suçluluk duygusuna kapılmamış olmandan kaynaklanıyor. Gerçeğin gerçek, doğrunun doğru olmasını sağlayan netliği senin düşüncelerinde, olaylara getirdiğin yorumlarda görüyoruz. Sana gelmemizin temeldeki nedenidir bu. Şimdi de geldik ve zihnimize bir cam parçası gibi saplanmış bir kaygının kökenini öğrenmek istiyoruz. Söyle bize, suçluluk nedir ve insan neden suç işlemeye eğilimlidir. Onu dış etkenler mi suça itiyor, ya da kişiliğindeki gelişim noksanlığından mı suç işlemekte kusur görmüyor ya da kimilerinin ileri sürdüğü gibi suçlu mu doğmuştur.

Bu sorunun yüreğimizi dağlayan bir önemli nedeni var. Bizi yönetenlerin pek çoğunun suçlu olduklarını biliyor ve görüyoruz. O suçlular bizleri yönetecek katlara tırmanıyorlar ve suçları ya bağışlanıyor ya da görmezden geliniyor. Hatta suçluların başkalarını suçlayarak kendilerini suçlarından arındırmaya çalıştığına tanık olmaktayız. Söyle bize bu suçlu kişilerin yönetimin üst katlara tırmanmasına, karşımıza suçsuz bireylermiş gibi çıkmasına nasıl engel olabiliriz. Onların suratlarına karşı sizler suçlusunuz diye haykırmayı bile yetersiz görüp, tükürmek geliyor içimizden. Söyle bize, suç insanın doğasında mı var, suçlu mu doğuyor öyleleri ya da sonradan fırsat buldukça suç işlemekten kaçınmıyor ya da suç işlemenin özgürlüğünü mü tadabiliyorlar, sıkılmadan, utanmadan.

Sokrates:

Bugüne kadar sizleri hiç böylesi üzgün ve umutsuz görmedim. Ülkenizde suç işlemenin doğallaştığını, yadırganır olmaktan çıktığını söylüyor ve de suçun kökenini araştırmak istiyorsunuz. Bana eğer bunun için geldiyseniz, açıkça söylemeliyim ki, ben nesnel yaşamımda, suçlu olmamak için özel çaba harcamış biriyim, Çünkü kurallar, koşullar, bireyleri suç işlemeye itecek biçimde ortaya konmuş olabilir. Öyle ise, suçun kökeni, kaynağı, toplumu uymaya zorlayan kurallar, koşullardır diyebiliriz. Birey kendi özgürlüğünü kısıtlayan kuralları aşmaya, çalışır. Böylesi suç, toplumsal düzeni, hakları ve özgürlükleri zedelemiyorsa bir bakıma hoş görülü davranılabilir ve hatta o kural ve koşullarda gevşeme, esneklik sağlanmasına da katkısı olur.

Fakat görüyorum ki, sizler böylesi suçlardan söz etmiyorsunuz. Size acı veren, yönetimin ya da siyasetin en üst katlarına tırmanan kişilerin, daha önce topluma zarar vermiş suçlarının hoş görüyle karşılanmış, bağışlanır olmasıdır.

Bu tür suçların kökenini toplumun içinde, yapısında, suça tepkisiz kalışında arayabiliriz.
Fakat bana göre o bireyler, sizleri yönetecek katlara,hiç suç işlemeseydi gelebilirler miydi?
Gelemezlerdi.Temel sorun burada.

-Haklısınız Sokrates, zihnimizden geçen ve sözcüklere dönüştüremediğimiz bir gerçeği şimdi senden duyuyoruz. Evet, onlar işledikleri suçlarla, üstünlük sağlamış oluyorlar, çünkü toplum suç işlemekten değil, suçludan ürker ve çekinir duruma getirilmiş olabilir. Acaba doğru mu düşünüyoruz.

Sokrates:

Elbette doğru düşünüyor, doğruyu söylüyorsunuz. Görüyorum ki, düşün birliğinde olduğumuz bir noktayı birlikte yakalamış olduk. Yönetimin ve siyasetin en üst katlarına tırmanan kimi bireyler, suç işlemeyi örneğin o yoldan büyük varlıklar edinmeyi, gelecekte o katlara ulaşmanın aracı olarak kullanıyorlar. O kişiler için, suç bir araçtır. Zaten suçların en ilkel olanı da bireylere ve topluma zarar veren suçlardır. Böylesi suçu işleyenlerin başa geçmesi de o toplumun içinde bulunduğu yönetsel ve hukuksal çarpıklıktır. Toplum ve birey çaresiz kaldığı zaman, suça tepki göstermesi olanaksızlaşabilir. O nedenle toplumsal çarpıklık savını ileri sürerken haksızlık etmiş olabilirim.

-Hayır Sokrates, tam tersine, bizler toplumun çarpıklık içine sürüklendiğini düşünüyoruz. Çünkü onları o katlara çıkaran toplumun kendisi değil midir?

Sokrates:

Her toplum zaman sürecinde kimi çarpıklıklara sürüklenebilir, değer yargılarında tersine dönüşümler ortaya çıkabilir. O toplumda, yaşam felsefesini yeniden yapılandıran düşünürler, şairler, tarihteki yanılgıları ve yanlışlıkları güncelleştiren öykü yazarları, tarih bilimciler, güçlü bilim adamları yetişmiyor ve yetişenler de umarsızlığa kapılıyorsa, ki en sakıncalı olanı da budur, toplum yazgısıyla baş başa kalır ve korumaya çalıştığı değer yargılarının kendisine yük olmaya başladığını da düşünür ve suç kavramındaki esnekliğe alışmaya başlar. Bir süre sonra hiçbir suç onu tedirgin etmez. Bu, suça uyum aşamasıdır.

-Evet Sokrates, ülkemizde şimdi bizler bu suça uyum aşamasını yaşıyoruz. Görsel ve yazılı basın, öğretim ve eğitim kurumları, toplumsal örgütler, bu suça uyumun öncülüğünü yapıyor gibiler. Değer yargılarındaki depreme tepki gösterecek kurumlar hemen hemen tümüyle kurumaya yüz tuttu. Suçun cezasız kalması ve de sık sık suçların bağışlanır olması , hukukun etkisizleşmesi sonucunu da birlikte getirdi. Bu durumda ne yapabiliriz Sokrates? Söyle bize, suçların cezasız kaldığı bir ülke var mıdır. Suçluların suçsuzları yönettiği bir ülke tasarlayabilir misiniz?

Sokrates:

Sizleri ve yüreğinizdeki acıyı anlıyor ve paylaşıyorum. Umutsuzluk, yakındığınız suçların yaygınlaşıp kurumlaşmasına neden olur. Ve öylelikle, hukuksuzluğun hukuk olduğu koşulları yaşamaya başlarsınız. Bıkmadan, yorulmadan, yılmadan ve de umutsuzluğa kapılmadan, hukukun üstünlüğünü, hukuku hukukun koruyacağını savunmayı sürdürmelisiniz. Hukukun hukuka gereksinimi var. Hukuk bağışlayıcı olamaz. Hukuk kasıtlı, planlı ve amaçlı suçların karşısına kale gibi dikilmelidir. Ülkenizde hukuku yeniden tanımlamanız, onu yeniden yapılandırmanız gerekir. Hukuka bağlılık hukuka saygıyla ve hukukun kararlarına uymakla başlar. Sayınız bugün az olabilir, gücünüz de yetmeyebilir fakat, yarın toplum hukuka gereksinim duymaya başlayacaktır. Hukuksuzluğun acısını en çok çeken toplumun yoksul katmanları olacaktır. Sizler o katmanlara ışıklı yolu gösterebilirsiniz. Örnek olarak, onların güvenini ve saygısını kazanarak. Sizlere inanmalıdılar, ve bunun için sizler, güvenilir ve inanılır insanlar olmalısınız. Varlıklı bireyler her şeyi ve hatta hukuku bile satın alabilirler fakat kalpleri satın alamazlar. Sizler toplumun yüreği olmalısınız. Çünkü bugün tüm değer yargılarını yitirmiş olan toplum yarın o değer yargılarına sahip çıkacaktır. Bu konudaki çözüm , yarının kendisidir ve sizler yarına umutla bakmalı ve toplum vicdanında, temiz, lekesiz kalmalısınız. Bu elinizde sizin. Yüreğinizi, zihninizi ve düşüncelerinizi, düşlerinizi söylemlerinizi, hukukun gerçekçiliği ve doğruluğuyla kuşatınız. Göreceksiniz ki kısa sürede, toplum sizleri bulacak ve suçu araç olanlara sırtını dönecektir.

-Evet Sokrates, kararan zihnimize, aydınlığın ve umudun ışınlarını yaydın bu sözlerinle. Fakat gene de bir sorun, yüreğimizi pençeleri içine alıp sıkıyor,sıkıştırıyor. Hukuku hukuksuzluktan nasıl
kurtaracağız?Toplumun gereksinim duyduğu ada
leti, hukukun içine nasıl yerleştireceğiz. Çünkü ülkemizin sorunu hukukun kendi adaletsizliğidir

Sokrates:

Bu sorunuza yanıt vermekte güçlük çekeceğimi biliyorum. Fakat beni bağışlayınız, hukukun adaletten kopması ya da adaleti sağlamaktan yoksun düşmesi, kendiliğinden ortaya çıkan bir olgu değildir ki.

-Haklısınız Sokrates. Hukuku adaletle de bütünleştirecek olan bizleriz. Bunun için, yargı erkinin özgür olması yetmez, fakat aynı zamanda kendisinin de adaletin koruyucusu olduğunun bilincine ulaşması gerekir. Adaletin koruyucusu olan yargıçların yalınızca yasalara bağlı kalması da yeterli olmaz. Bunun dışında, toplumla birey, bireyle devlet arasındaki ilişkilerde yaşamın gerçeklerini göz önünde bulundurması gerekir. Suçu yalınız yasalar betimlemiyor fakat aynı zamanda toplumun yazılı olmayan kuralları da onu çerçeve içine alıyor. Acaba yanılıyor muyuz, Sokrates, bireye ve topluma zarar veren suç hiçbir biçimde hiç kimse tarafından hoş görüyle karşılanmamalı ve öylesi suçun cezası çekilmelidir. Eğer yargı erki bu koşula uysaydı, bugün suçsuzları suçluların yönettiği evreyi yaşamazdık.

Sokrates:

Haklısınız. Sizler bu bilince ulaştığınıza göre toplumu da aynı bilinç düzeyine ulaştırmanız güç olmayacaktır. Suç ile ceza arasındaki çelişki belki de çelişkilerin en sakıncalı olanıdır. Tüm bu söylediklerinizden anlıyorum ki, sizler ülkenizde suç ile ceza arasındaki ayrışımı, deyim yerindeyse çelişkiyi yaşıyorsunuz. Her şeyden önce bu çelişkiyi ortadan kaldırmanız gerekir. Toplumda adaletin gerçekleşmesini ya da adalet kavramının özümsenip pekişmesini, öyle sanıyorum ki, suç ile ceza arasındaki uygunluk sağlayabilir.

-Haklısınız Sokrates, bizler ülkemizde bu çelişkiyi yaşıyoruz ve adalet kavramının yitirilmesinin kaynağında da bu çelişki yatıyor. Bizlerin yoluna bilge kişiliğinle ışık tuttun ne denli teşekkür etsek gene de az teşekkür etmiş oluruz.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail