Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 42 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE SABIR ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

Ey Sokrates, düşüncelerinden yararlanma olanağını bizlere sağladığın için sana ne denli teşekkür etsek azdır. Bugüne kadar bir kez olsun bizleri eleştirmedin. Çok anlamsız sorular da yöneltmiş olabiliriz, buna karşın bir kez olsun bu da sorulur mu gibilerden suratımıza bakmadın. Bu denli sabırlı olman; bıkmadan yorulmadan bizlerle söyleşi yapmaya razı olman bilge kişiliğinden kaynaklanıyor, bunu biliyoruz. Fakat, acaba sabrının kaynağı nedir? Yüreğinde taşıdığın sabrın gizini bilmek istiyoruz. Niçin mi? Sana benzeyebilmek için.

Ülkemizde insanlarımız öylesine sabırsız ve öylesine dayanıksız ki, sana geldik, nasıl sabırlı, dayanıklı olabiliriz. Sabır denilen nitelik, acaba bir yaradılış olayımı dır, yoksa sonradan edinilen bir nitelik mi? Kaynağı nedir sabrın. Söyle bize. Bizleri yönetenlerin sabırlı kişiler olmasını sağlayabilir miyiz? Onların sabırsız ve dayanıksız olmalarını nasıl önleyebiliriz.

Sokrates:
Benim sabrımın ya da sabırlı olmamın nedenini anlatmalıyım önce. Sizler nesnel dünyada yaşıyorsunuz. Sabırlı olmakla sabırsız olmak arasındaki farktan etkilenmeniz doğaldır. Fakat burada Araf'ta sabrın kendisiyiz bizler. Sabırsızlığın ne olduğunu bilmemiz olanaksız gibidir. Çünkü, bizler varlığı var olmayan, boyutsuz mekanda, zamanı yaşamaksızın var olmayı öğrendik. O nedenle sorunuza yabancıyım. Ne var ki, bir zamanlar, ben de sizler gibi, nesnel dünyada yaşıyordum ve kimi zaman sabır-sızlığın tanığı oluyordum. Belleğimde kalan bilginin tortusuyla sorunuzu yanıtlayabilirim.

Kanımca sabır elbette bir nitelik, doğuştaki kazanımdır. Dayanıklı olmanın dışa vurumudur. Fakat, sizlerin böylesi sabırdan söz ettiğinizi sanmıyorum. Bedene karşı zorun, zihindeki direncidir böylesi sabır. Oysa, bir başka sabır daha var ki, işte o bir kazanım bir edinimidir. Bir bakıma, deneyimlerin, bilgi birikiminin ve kültürün, zihindeki izdüşümü, dışa yansımasıdır. Olayların nereden, nasıl, niçin kaynakladığını düşünmeye başladığınız anda sabırlı olmaya kendinizi hazırlıyorsunuz demektir. Tepkilerden arınmış, salt düşünceye dayalı, bir davranış biçimidir sabır. Ve insanın karşılaştığı olaylarda, kendisini sorgulayarak yaklaşması biçimidir.

-Tam anlayamadık, tepkilerden arınmış düşünce biçimi ne demektir. Söz konusu tepki, zihnin karşı koyuşu değil midir ve bu karşı koyuş, bir durumu korumak, savunmak ya da değişmesine razı olmamak çabasını içermez mi?

Sokrates:
Haklısınız,durumu korumak amacıyla da bir tepki söz konusu olabilir. Bu tür tepkileri duyumsayıp ta göstermemek, zihinde saklamak kanımca sabrın kendisi değil, tepkiyi frenlemektir. Böylesi sabır, bir hesabın sonucu olabilir. Belli bir beklentiyi yitirmemek için tepkinin frenlenmesini sabır olarak nitelemek belki olanaklıdır; faka,t böylesi sabır kanımca sabrın ilkel biçimidir. Bunu kasıtlamıyorum. Benin sabır sözcüğünden anla-mak istediğim, hoş görüyü kapsamına alan biçimidir. Olumsuzluklara karşı direnmek değil, olumsuzluklara hoş görüyle yaklaşmak, olumsuzluğun içinde olumluluğu görmek yakalamaktır. Asıl sabır budur ve bu sabır,r deneyimle edinilen bilgi birikiminin, kültür olgusunun sonucudur.

-Şimdi daha iyi anladık Sokrates. Yönetimin üst düzeyinde olanların sabrının, böylesi sabır olmasını kasıtlıyorsun, yanlış mı algıladık.?

Sokrates:
Evet, çok iyi anladınız. Nesnel dünyadan kopup buraya, Araf'da bulunmama karşın, beni en iyi anlayan sizlersiniz, diyebilirim. Nesnel dünyada yaşarken, hiç kimse sizin anladığınız kadar beni anlamış değildi. O nedenle yaşamıma kendi ellerimle son verdim. Anlaşılmamayı anlamak kadar üzüntü verici bir olgu var olabilir mi? Anlaşılmamayı anlamayanlar için söylenecek sözüm olamaz. Fakat beni umutsuzluğa düşüren, anlaşılmamamı anlamam oldu. İşte o zaman, sabırlı olmak bile gerekmeyebiliyor. Sabrın duva-rları çatırdayıp kırılmaktadır.

-Haklısın Sokrates; Ülkemizde insanlar, biri birilerini anlamamak için özel çaba harcıyor gibidir. Biri birimizi yanlış anlamaktan mutlu oluyoruz. Özellikle aydınlarımız, biri birilerini anlamamayı, üstelik, yanlış anlamaya dönüştürüyorlar. Dinlemeye, doğrunun doğru olup olmamasını irdelemeye gereksinim duymadan biri birilerini yanlış anlamayı yeğliyorlar. Neden? Bunun nedenini bilemiyoruz.

Sokrates:
Birey, kendisine ve zihnindeki düşüncelerin sağlamlığına güve-niyorsa, sabırlı olmanın gizini kolayca yakalayabilir. Aslında biri birini anlamayan ya da yanlış anlayan bireyler, kendi düşü-ncelerine güvenmedikleri, için böyle davranırlar. Düşünceniz zihnînizin sanal kurgusu değil de, dışımızdaki gerçeklerin yansımasının ürünü ise ve ona güveniyorsak sabırla o düşünceyi savunmanın ya da ona ters olanın yanlışlığını kanıtlamanın çaresini buluruz. İşte gerçek ve bilimsel sabır budur.

Sizleri yönetenlerin, böylesi sabra sahip olmamalarının nedeni, zihinlerindeki düşünceye güvenleri olmamasından kaynaklanır. O düşünceyi kendileri türetmemiş, yaratmamıştır; başkalarından devşirirmiş düşüncelerdir onlar. Farklı düşünceyle karşılaştıklarında tepki göstermeleri bu yüzdendir.

Zihin, eğer , kendisine güveniyorsa, farklı ve karşıt olan zihinlere hoş görüyle yaklaşır. Tepki göstermenin gereksizliğine inanır. Bizler, zihnimize dışardan yerleşmiş düşüncelere kendi türet-tiğimiz düşüncelerden daha fazla sahip çıkmaya çalışırız. Çünkü, zihnimize yapışan o düşünceler inanca dönüşmüş olabilir. Ve farklı düşünceler karşısında tepki göstermemizin nedeni, mülkiyetini üstlendiğimiz, zihnimize yapıştırılan o düşüncelerden yoksun düşmeye dayanıklı olmamızdır.

-Şimdi daha iyi anlıyoruz Sokrates. Birey, zihnine güvenmediği zaman daha sabırsız oluyor. Sabrın bir huy olduğunu sanıyorduk

Sokrates:
Bireyin özelliği, alışkanlığı ve huyu olan sabırsızlığı kanıtla-mıyorum. Üzerinde düşünmemiz gereken, yönetim biçimindeki sabır ya da sabırsızlıktır. Bireyin belli bir amaca ulaşması için gösterdiği sabır, dayanıklılık, dirençtir asıl anlatmak istediğim. Böylesi sabır, tepkisel olmaktan çok, belli bir stratejinin ürünüdür. Devlet adamları o nedenle, öteki bireylerden daha fazla sabırlı olmak zorundadır. Onların sabrı, toplumsallaşmak zorundadır.

-Şimdi bizim devlet adamlarının sabırsız olmalarının nedenini daha iyi anlıyoruz. Çünkü onların, ülke için uzun erimli amaçları yoktur ve bireysel nitelikli sabrın ya da sabırsızlığın koşularını yaşamaktadırlar. Ve özelliklerinin ürünü olan sabırsızlıkları, ülke çıkarlarıyla o yüzden çelişmektedir. Kendi kişisel çıkarları, bulundukları yerde daha uzun süre kalmayı gerektirdiği için, ülke yararının gerektirdiği sabrı kullanmaya hazırlıklı değildirler.

Sokrates:
Evet, sabırdan bunu kasıtlıyorum. Ülke çıkarlarının gereği olarak olumsuzlukları sabırla olumluluğa dönüştürme gücüdür benim sabırdan anladığım. Güçlüklere dayanıklılıktır. Olmazı, olura dö-nüştürmektir. Büyük devlet adamları, bunu başardıkları için büyüktürler.

-Evet Sokrates,bugün büyük olarak niteleyeceğimiz bireylerin yokluğundan doğan sıkıntıları yaşıyoruz. Sorunlarımızın çözümsüz oluşu da bu yüzden. Zihinlerinde oluşan düşüncelere güvenleri olmadığı için karasız kalıyorlar. Olumsuzluğu olumlaştırmaları bir yana, tersine olumluluğu olumsuzlaştırmaktadırlar.

Sokrates:
Gördünüz mü, sabrın ne olduğunu benden daha iyi tanımladınız. Sabır aslında, amacın yol haritasıdır, eski deyimiyle güzer-gahıdır.

-Evet Sokrates, sana teşekkür ediyoruz. Bizi yönetenlerin sabırsızlıklarının kaynağını şimdi daha iyi öğrendik. Onların sabırlı olmalarını önlemektedir. Ve onlar, bizleri nasıl yöneteceklerini ve geleceğimize nasıl yön vereceklerini bilemedikleri, zihinlerinde çözüm oluşmadığı için, bireysel sabırsızlıkları kendisini açığa vurmaktadır. Biri birileriyle didişmeleri bu yüzden. Ülkemize dönünce, onlara sabrın ne olduğunu anlatacak ve bizleri yönetmekten uzak kalmaları için, sabırlı bireyler yetiştirmenin çarelerini arayacağız.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail