Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 42 Geri Tavsiye Et Yazdır


ULUSAL GÜVENLİK STRATEJİSİ.

Doğu Aktulga
Em.Orgeneral .

Ulusal güvenlik stratejisi olarak betimlenen ve bir devletin yönetim biçimini oluşturan modelin incelenmesi, çok önemli, temel bir konudur ve üst düzeyde uygulama koşullarının ortaya çıkmasını sağlar. Böylesi bir model, aşağıda belirtildiği gibi, ulusal çıkarlardan başlayarak, stratejik öngörülerin ışığında, buna bağlı askersel, politik, diplomatik yörünge izleyerek ulusal kalkınma stratejisine kadar uzanır. Daha sonraki aşamada, bu stratejilerin gerektirdiği, alt yapı ve uygulama planları biçimlenir. Modern bir devlet, böylesi bir sistemin içinde yönetilmelidir.

Mustafa Kemal Atatürk'ün yaşadığı dönemde, bu tür devlet modeli, dış dünyada tasarımlanmamış olmasına karşın, Cumhuriyetimizin kurucusu bu büyük devlet adamı, bu modeli yaratarak, tüm reform atılımlarını bu modele göre yapılandırmıştı.

Ulusal stratejiyi kısaca, "ulusal güç unsurlarının geliştirilmesi ve kullanılması sanatı" olarak tanımlayabiliriz. Ulusal çıkarların doğru olarak saptanmasından sonra, devletin yönetiminde, öncelikli görev ya da işlev, "güç unsurlarını geliştirecek önlemler"i almak ve "ulusal gücü en üst düzeye çıkarmaya" yönelmek olacaktır. Yeterli bir ulusal güç,"beka (varoluş) ve gönenç" ten oluşan iki temek çıkarın ve buna bağlı öteki ayrıntıların kolaylıkla elde edilmesini sağlar. Ulusal gücü yeterli olmayan ülkenin, zaman içinde, öteki ulusal güçlerin güdümüne sürükleyeceği açıktır. Örneğin, küreselleşme çağın-da,(ki bu akımı önlemek olanaksız olduğu için) bugün tarım ve sanayi çağı gibi duvarların yıkılması ve soğuk savaşın sona ermesi gibi aşamalardan geçmekteyiz. Küreselleşmenin ikinci ve çok hızlı aşaması şimdi başlamıştır. Ulusal gücü yetersiz olan ülkeleri ezip geçecektir. Bu felaketten kurtulmanın yolu geç kalınmış bile olsa, ulusal güç unsurlarını geliştirmeye süre yitirmeden başlamak gerekecektir. Bu alanda, beceriksiz yönetimlerle zaman yitirilmesi kabul edilemez.

Şekil 1'de, böylesi bir modeli oluşturan stratejik kurumlar ve o kurumlar aralarındaki ilintiler gösterilmiştir. Ulusal çıkarlar, sistemin en başında yer almaktadır ve "varoluş (beka) ile "gönenç" (refah) amacını ön planda tutar ve tüm öteki kurumlar bu iki temel stratejiyi koruyacak, geliştirecek güven altına alacak işlevselliği üstlenir.

Üretken insan ve onların toplumu, bilimsel ve teknolojik güce ulaştırılmadıkça, ekonomik güce sahip olunamaz. Başka bir deyimle, yetersiz ve düşük teknolojiye dayalı bir ekonomi ile küresel boyutta yol alınamaz, küresel pazarlarda pay sahibi olunamaz.

Güç sisteminin unsurları biri birini etkiler. Örneğin, ekonomik güçteki yetersizlik, askeri güç yetersizliğine neden olur. Askeri güçün yetersizliği, caydırıcılık etkisinin yitirilmesine ya da askeri hedeflerin korunamamasına neden olabilir ve bu beka (varoluş) koşulunu tehlikeye sokar. Böyle bir ortamda doğal olarak ekonomik güç te gelişemez.

Bilim ve bilgi toplumuna ulaşmanın alt yapısını Kemalizmin devrimlerine görüyoruz. Buna karşın, O'nun aramızdan ayrılmasından sonra, ülkemizin eğitilmiş insan gücünün oluşumunda olumlu gelişmenin olduğu söylenemez. Aşağıdaki çizelge bu sonucu ortaya çıkarmaktadır.

Ülkemizde, AR-GE'nin GSYİH' içindeki payının binde 6.3 oluşu. Bilgi toplumu olmamızı ve teknolojik yarışmaya katılmamızı sağlayamaz. Teknolojik gelişme ile ekonomik büyüme iç içedir. Birini ötekinden soyutlayamayız.

Kısır politik çekişmelerden uzak, kalıcı ve tutarlı kararlar veren, insanımızın eğitim düzeyini yükselterek ve yaygınlaştırarak nüfusun verimliliğini ve kaynakların üretkenliğini arttırmak başta gelen amaçlarımız içinde yer almalıdır.

Ülkelerin Bilimsellik Göstergesi (1995):

Bilimsel Makale Sayısı:

.ABD........ ....261 678 makale.. 1 . sıra
.Japonya........57 648 .............. 3 ... "
.Hindistan .....11 084 ..............14....."
.İspanya..... ..15 515 ..............11.... "
.G.Kore ..........5 125 ..............24.... "
.Türkiye..........2 333 ..............34 ...."

Türkiye 2000 yılında 26 ncı sıraya çıkmıştır.

AR-GE' için GSYİH'dan ayrılan pay:

ABD ...................% 2.65
Japonya...................2.83
G.Kore.....................2.79
İspanya..................,.0.57
Türkiye.....................0.45
Türkiye (1999)...........0.63.

Kaynak: Bilimsel. makale sayısı: Emine Pamuk .MGK. Bilim ve Teknik Danışmanı .4.12.1996 Konferans,AR-GE için Hürriyet:1810.1999

ŞEKİL 2-Ulusal çıkarları korumanın stratejiş koşulları

Temel noktalarını ortaya koyduğumuz ulusal stratejimizin gizlilik içinde ayrıntılara dönüştürülmesini ve uygulanabilir etkinlikler programlarına alınmasını gerekli görmekteyiz. ABD'nin ulusal stratejisinin büyük bölümü açıktır. Çünkü, bu ülke iki yanı okyanusla çevrili bir kuzey Amerika kalesidir. Üstelik, tüm dünyayı denetleyebilecek bilim ve teknolojik

gücüyle ekonomik gücü, askeri gücüne güç katmaktadır. Oysa ülkemiz, ulusal çıkarları, çıkarlarımızla çatışan ve şu anda, çıkar çatışmalarının uykuda (ya de beklentide) olduğu ülkelerle çevrilidir. Ayrıca gelişmiş Batı ülkelerinin kendi çıkarlarını gerçekleştirmek için, sürdürdükleri ekonomik, siya- sal ve hatta kültürel baskıları altındayız. Bu koşullarda cay-dırıcı gücün giderek zayıfladığı ve atılacak adımların açıklık kazanmasıyla neleri yitireceğimiz, ciddi olarak düşünülmeye değer sorunlarımızdır.

Bu nedenle Cumhuriyetimizin "Ulusal Güvenlik Stratejisi" ne gereksinimi var. H.Kissinger'in dediği gibi:
Güçle beslenmemiş, ağzı süt kokan haklılık, haklılıktan yoksun güç kadar kötü, hatta ondan daha zararlıdır.

***

Türkiye Sorunları kitap dizisinin notu:

Kissinger'in bu sözü aslında Batı dünyasında "güçlü olanın her zaman haklı olacağı" mantığını açıklamaktadır. O nedenle uluslararası ilişkilerde adalet, haklıdan yana değil güçlüden yanadır. Türkiye'nin haklı olduğunu kanıtlamak için gösterdiği çabaların ne denli gereksiz olduğunu da belirtiyor Kissinger'in bu sözleri.

Sy.Aktulga'nın ulusal varoluş ve gönenç stratejisinde bir önemli noktayı, okuyucularımızın gözden kaçırmadıklarını umuyoruz. O da ulusal çıkarları koruma stratejisi içinde, "po-litik, diplomatik güç" ün önemli yeri oluşu. Türkiye Cumhuri-yet'nde bu ögeyi, Mustafa Kemal Atatürk ile İsmet İnönü dışında başarıyla kullanan, kullanmasını bile bir başka devlet adamına bugüne kadar rastlayabilmiş değiliz. Politik ve diplomatik güç kullanmasını bilmek büyük ölçüde tam bağımsız devlet yönetimi ilkesini özümsemekle olanaklıdır. Bir başka ülkenin ,örneğin ABD'nin güdümünde kararlar almaya alışılmışsa, diplomatik ve politik gücün kullanılmasında doğal engeller, kısıtlamalar ortaya çıkar. Bugün Türkiye'miz bu engellerin ve kısıtlamaların içinde bocalamaktadır. Aşırı dış borç yükü, ekonomik gücü de zedelemiş ve politik, diplomatik gücün kullanılmasında ikinci bir engel olarak ortaya çıkmıştır.

Sy. Aktulga'nın tasarımında, önemli olan, "ulusal çıkarları korumanın ve ulusal varoluş ve gönenç" stratejisinin toplum-sal, kültürel ve moral güç ile, coğrafi, bilimsel ve teknolojik, ekonomik ve askeri güçlerin bir bütün oluşturmasının koşul olduğunu görüyoruz. Biri birini destekleyen bu güçler birliğini kamusal yönetime yansıtan devlet anlayışını yaratmak gerekecektir.

Çağın değişen koşullarında ve özellikle küreselleşme olgusunun tüm dünyayı etkisi altına aldığı bir dönemde, bilgi ve bilim toplumu olmanın da gereğine değinmektedir Sy. Aktulga. Ne var ki, Türkiye, Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın ancak, binde 6'sını araştırma ve geliştirme kurumlarına ayırarak bilgi ve bilim toplumu olabilir mi? Dini politikanın aracı durumuna dönüştüren siyasal partilerin iktidar ortağı olduğu bir dönemde, Türkiye bilim toplumuna ulaşabilir mi?

Prof.Dr.Ergin Arıoğlu'nun "Beton Prefabrikasyon" dergisinin 59 ncu sayısında (Temmuz 2000) yayımlanan "AR-GE Göstergeleri Üzerinde" yaptığı araştırma ülkemizin teknoloji dünyasındaki konumunu ortaya çıkarmaktadır. Değerli genç hocamızın o makalesinin bir bölümünü bu vesileyle, okuyucularımıza sunuyoruz.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail