Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 41 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATESLE COŞKU ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

-Ey Sokrates, sana olan gereksinmemiz belki de, özgürce ve bağımsız düşünceye duyduğumuz özlemden kaynaklanıyor. Neden düşüncelerimizi, zihnimizi kuşatan kalıpların dışına çıka-mıyoruz. Özgür düşünceyi engelleyen başkaları değil, kendi zihnimizdeki duvarlar mı? Zihnimizi kuşatan kalıpları aşamadıkça da düşüncelerimize özgürlüğün erdemini katamıyoruz. Yine sana geldik. Anlat bize, neden, her geçen gün coşkumuzu yitiriyoruz. Neden böyle umutsuzluğa kapılıyor ve geleceğe ilişkin coşkularımızdan arınıyoruz. Eskiden böyle değil-dik. Yaşamın gerçekleri, bizleri kuşatıyor o gerçekleri buram buram yaşıyorduk. Şimdi gittikçe kendimizden uzaklaşıyor ve geleceğe ilişkin umutlarımızı, coşkusuzluğun sisleri içine gömüyoruz. Sanki, geleceğimiz bizlerden uzaklaşıyor.

Sen ki bilge kişisin. Belki, bizler gibi coşkusuzluğu yaşamışsındır. Söyle bize yaşamın gerçekleri ile zihnimizin düş ürünü olan yapay gerçekleri arasındaki çelişkiyi mi yaşıyoruz. Zihnimiz mi gerçekleri, gerçekler mi zihnimizi yadsıyor. Anlat bize.

Sokrates:
Önemli bir konuya değindiğinizi söylemem gerekir. Zihninizde oluşturduğunuz dünya ile yaşadığınız gerçek dünya ara-sındaki çelişkilerden kurtulamadığınızı görüyorum. Sorunu-zun sonlarında buna sizler de değindiniz. Coşkunuzu yitirip yitirmediğinizi anlamanız için, önce coşkunun ne olup olmadığını bilmeniz gerekir. Coşku, bir duygu biçimidir. Ne var ki o duygu belirtisi, size güç katmalı, sizde yarının güçlüklerini aşmak, o güçlükleri yenmek isteği yaratmalı. O istek öylesi bir düzeye ulaşır ki, işte ona coşku diyoruz. İnsanı yönlendiren, yücelten bir duygudur bu. Sizler bu duygudan yoksun mu düştünüz?

-Evet Sokrates, yoksun düştük. Şimdi daha iyi anlıyoruz niçin yoksun düştüğümüzü. Çevremizde bizleri yönetenler, öylesine inançsız ve öylesine amaçsız, boşlukta yüzen ve sadece bulun-dukları düzeyde kalmanın hesapları içinde her geçen gün küçülen kişiler ki, onların yönetiminde geleceğe ilişkin tasarımlardan yoksun düşmeye başladık. Gelecek nerede, bizlere ne getirecek, bilemez olduk.

Sokrates:
Benden önce siz söylediniz. Geleceğe ilişkin tasarımlarınız olmalıdır ki, coşkuyu yeniden tadabilesiniz. Öyle ise, coşkunun kaynağı, geleceğe ilişkin tasarımlarınızdır. Geleceği yaşa-maktır. Sizler, ne zaman geçmişi yaşamaya başlarsanız coşkunuzu yitirmiş olursunuz. Coşku, dün değildir, bugün de değil, gelecektir ve gelecekte yaşamaktır. Geleceğin dünden daha iyi, daha mutlu, daha başarılı olacağını tasarımlamak ve geleceğe koşmaktır.

-Evet Sokrates, düşüncelerimize saydamlık kazandırdın, açıklık getirdin. Bizleri yönetenlerin, geleceğe ilişkin tasarımlardan yoksun oluşudur ki, tüm ülkemiz coşkusuzluğun sisleri arasında bilinmezliği yaşamaktadır. Onlar, ülkeyi değil, ülkenin sorunları onları yönettiği içindir ki, ne zaman neyin nasıl ortaya çıkacağını bilememekteyiz. Geleceğin bulutları içinde, olacakların gizli kalması mıdır coşkusuzluğumuzun nedeni?

Sokrates:
Evet, ben de öyle düşünüyorum, bir farkla ki, sizler bilinmezliği veri kabul ediyor ve bilinmezlik içinde geleceği tasarla-yamayacağınızı düşünüyorsunuz. Eğer bu böyle ise, coşku-suzluğun kaynağı bir ölçüde de sizsiniz demektir. Aslında coşku, düne teslim olmamak, geleceği sisler arasında görünmezmiş gibi algılamamaktır. Coşkunuzu kendiniz yaratabilir ve zihninizden coşkusuzluğun getirdiği umutsuzluğu atabilirsiniz. Aslında coşku, geleceği yaşamaya başlamaktır. İşte o zaman, geleceğin üzerindeki bilinmezliğin sis perdesi ortadan kalkmaya başlar. Coşkusuzluk, teslimiyettir. Yazgıya ve olup bitenlere tepkisizce boyun eğmektir. Oysa, geleceği sizler yaratmalısınız. Ancak o zaman, sizi yönetenleri sizler yönlendirmiş olursunuz. İşte ancak o zaman, geleceğin daha belirgin, daha açık ve daha mutlu günlerine kavuşmanın olanaklarını yaratabilirsiniz.

Kanımca insanın insan olmaktaki temel özelliği budur. Umutsuzluğu umuda çevirmektir. Karanlığı aydınlatmaktır. Miskinlikten arınmak, duraganlığın içinden devinime geç-mektir. Devinim olmasa yaşam olur muydu?

Sokrates:
Sizleri yönetenlerin, coşkusuz toplum ve bireyler yaratmaya çalıştığının ayırdına varmalısınız. Siz de coşkunuzu yitirir ve koşulları yazgı kabul eder boyun eğerseniz onların işini kolaylaştırmış olursunuz.

-Haklısınız Sokrates. Coşkusuzluğa teslim olmamamız ve onun zihnimizi kaplayan görünmez ağlarını parçalayıp kendi geleceğimizi kendimizin tasarımlayacağı ortamı yaratmamız gerekecek. Sana teşekkürü borç biliyoruz. Yüreğimize coşku aşıladın. Miskince yazgımıza boyun eğmemizin ne denli sakıncalı olduğunu görüyoruz. Geleceğimizi kendi ellerimize almanın zamanı gelmiştir. Bunu başaracak ve ülkemizi daha aydınlık günlere taşımanın coşkusunu yüreğimizde duyacağız.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail