Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 41 Geri Tavsiye Et Yazdır


TC:MERKEZ BANKASI YARGI ÖNÜNDE

1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 25.4.2001 tarih 4651 sayılı kanunla değiştirilen 4 ncü madde-sinde:

Bankanın temel amacı, fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak için, uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler, denilmektedir.
Bankanın temel görevi:
Hükümetle birlikte Türk Lirasının iç ve dış değ-erini korumak için, gerekli tedbirleri almak ve yabancı paralar ile altın karşısındaki muadeletini (özdeşliğini) tespit etmeye yönelik kur rejimini belirlemek.
Finans sisteminde, istikrarı sağlayıcı ve para ve döviz piyasaları ile ilgili düzenleyici tedbirler almak.

Bankanın temel yetkileri:

Hükümetle birlikte enflasyon hedefini tespit eder, buna uyumlu olarak para politikasını belirler. Banka, para politikasının uygulanmasında yetkili ve sorumludur.

Fiyat istikrarını sağlamak amacıyla bu kanunda belirtilen para politikası araçlarını kullanmaya, uygun bulacağı diğer para politikası araçlarını da doğrudan belirlemeye ve uygulamaya yetkilidir.

Banka, bu kanun ile kendisine verilen görev ve yetkileri, kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak yerine getirir ve kullanır,

denilmektedir. Oysa dava ettiğim Merkez Bankası Başkanlığının 22.2.2001 tarihli dalgalı kur rejimine geçiş kararı, 1211 sayılı yasaca Bankanın temel amacı olarak belirtilen ne fiyat istikrarını sağlamış, ne de bankanın temel görevi olan Türk Lirasının iç ve dış değerini korumuştur. 1211 sayılı yasa hükümleri, Türk Parası değerini koruyacak ve fiyat istikrarını sağlayacak kur rejiminin seçilmesini amirdir. Oysa dava ettiğim karar, hem fiyat istikrarını bozmuş, hem de Türk Parasının değerini düşürmüştür. Böyle bir kur rejiminin seçilmesi, öncelikle davalı Merkez Bankası Başkanlığının kendi yasasını açıkça ihlal ettiğini göstermektedir.

Anayasaya Aykırılık.

Tüm idari işlemlerde son ve ortak amaç kamu yararıdır. Hukuk Devletinde hiçbir makam ve merciinin, yasanın kendisine verdiği yetkiyi, bir başkasının veya grubun çıkarı doğrultusunda kul-lanması mümkün değildir.

Oysa dava konusu ettiğim davalı, idari karar ile dövizin kısa bir süredir yüzde yüzlere varan artışı sonucu elinde döviz bulunan küçük bir grubun (kişi ve kurumların) hiçbir emek harcamadan büyük haksız kazanç elde etmelerine, geçim ve kazançlarını Türk Lirası ile sağlayan büyük halk kesiminin ise ciddi şekilde yoksullaşmasına neden olmuştur.

Hele hele, gayri yasal bu kararın devlet politikası olarak yürütülmesi, yasal yetkisi olmadığı halde ayaklı borsa olarak anılan Tahtakale ile spekülatif amaçlı dış bankaların döviz kurunu belirleyecek ve gerektiğinde oynayacak konuma gelmesi, bu gayri yasal kuruluşların bu konuda yasalarca tek yetkili kabul edilen Merkez Bankası yerine geçer gibi bir görünüm yaratmıştır. Bu görüntü, gerçek devletin varlık ve bağımsızlık inancına indirilen ciddi ve de tehlikeli bir darbedir.

Bu durumlar, Anayasanın 2. madesinde ifade edilen "Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir" ve yine " Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5 nci maddesinde ifade edilen "..Devletin temel amacı, Türk milletinin bağımsızlığını, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri ile bağdaşma-yan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır",hükmüne aykırılık teşkil etmektedir.

Anayasa Mahkemesinin kökleşmiş içtihatlarıyla da hüküm altına alındığı gibi, "Sosyal Hukuk Devleti, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yani sosyal adaleti ve böylece toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet demektir".

Yukarıda belirttiğim anayasal ve yasal hükümlere aykırılığı açıkça belli olan işbu kararın iptali için dava açmak zorunluluk olmuştur.

***

Sy. Sedat Vural' a hak vermemek olanaksız. Fakat ne var ki, Anayasanın sosyal hukuk devleti tanımı hiçbir zaman ger-çekleşmemiş ve birkaç on yıldan bu yana hükümetlerin aldığı tüm kararlar, varlıklı katmanların varlıklarının artışı sonucunu ortaya çıkarmıştır. Bir bakıma, siyasal iktidarlar varlıların varlıklarının artışını sağlamak amacıyla hükümet oluşturmak-tadırlar. Sosyal hukuk devletinin oluşması için, devlete ulusun emanet ettiği kaynakları toplumsal yarar ölçütüne göre kullanan hükümet dokusunun oluşması gerekir.

25.4.2001 günlü yasa değişikliği T.C.Merkez Ban-kasını özerk yapıya kavuşturuyormuş gibi görünüyorsa da, tersine Devlet Planlama Teşkilatının yetki ve görevlerinden bir önemlisini Mer-kez Bankasına devretmiş ve "monetarizm" in uygulanmasını yasallaştırmıştır. Yani söz konusu yasa değişikliğiyle "moneta-rizm" devlet politikasına dönüşmüştür ve monetarizm ise sosyal devleti körelten bir ekonomi anlayışıdır ve 21 nci yüzyılın başları bu politikanın iflasına tanık olacaktır.

Sedat Vural'ın da değindiği gibi, bankaya enflasyon hedeflerini saptamak gibi bir görevin verilmesi bunun açık kanıtıdır. Banka enflasyon hedefini saptayacak araçların en güçsüz olanını elinde bulundurmakta: Para Arzı. Enflasyon sadece para arzının etki-sinde kalan bir olay değil ki. Bütçe açık veriyor ve nihai mal piyasasında arz-talep dengesi oluşmuyorsa, Merkez Bankası para ve döviz piyasalarını düzenleyerek, enflasyon hedefini nasıl saptayabilir?

Para, yatırımların finansman kaynağı olmaktan uzaklaştırıldıkça, ne enflasyonun önü alınabilir ve ne de Türk parasının değeri korunabilir. Burada yapıl-ması gereken en önemli işlev, makro ekonomik dengelerde hakem rolünü üstlenen, sürükleyici etkenliği olan tasarruf hacmını arttırmak ve tasarrufların üretim artışını yaratacak yatırımlara aktarılmasını sağlamak-tır. Monetarizm bunu önlüyor ve paranın para kazandırmasının koşullarını yaratıyor, özellikle gelişmekte olan ülkelerde.

Türkiye'nin ekonomisini üretimim girdisi olan para kurtarabilir, Paranın girdisi olan para ise felaket getirir ve felaketi getirmeyi de sürdürür. Merkez Bankası yasasındaki değişiklik, Türkiye'yi felakete sürükleyecek olan monetarizmi kökleştirmekte, kurumla-ştırrmaktadır.

Sedat Vural'ın açtığı dava olumlu sonuçlanırsa bunu Merkez Bankası yasasına değişiklik getiren 25.4.2001 4651 sayılı yasanın Anayasa Mahkemesince yok sayılması kararı izlemelidir. Çünkü, bu yasa sömürge ekonomisinin kapıları açan bir yasadır. Dünyanın acaba hangi ülkesinde, Merkez Bankası, kendisine verilen yetki ve görevleri düzenlenmekle yetkili kılınmıştır. Devlet içinde bir devlet mi olacaktır Merkez Bankası.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail