Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 41 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


ENDÜSTRİ MERKEZİ YASA TASARINDAKİ ÇARPIKLIK

Ali Nejat Ölçen

Dünyanın en güç kararlarından biri, nerenin il ya da endüstri merkezi olacağına ilişkin ön görüde bulunmaktır. Burnunun ucunu göremeyen bugünün siyasal iktidarı, yasa ile nerede endüstri merkezi kurulacağına nasıl karar verecek. Ve niçin karar verecek? Yabancı sermayeyi çekmek için. Yasa tasarısının 1 nci maddesi böyle yazıyor: Yatırımları teşvik etmek ve yabancı girişinin artmasını sağlamak.

Sanki yabancı sermaye Türkiye'de para piyasasına girip çıkmıyor da, araç-gereç getirip de yatırım yapacakmış gibi ! Yerli sermaye kendi kaynaklarını repoda ya da borsada değerlendirmeyi yeğlerken, yabancı sermaye mi, bu kolay yolu seçmeyecek. Bu denli aptal mı yabancı sermaye. 9 Aralık 1999 günü Niyet Mektubunu imza edip de, IMF'ye teslim ettikten dört gün sonra, ekonomiden sorumlu (sorumsuz) devlet bakanı Recep Önal değil miydi "borsaya para yatıran kazanır" diyen. (Finansal Forum 13.12.1999) Ekonomiden sorumlu (sorumsuz) bir bakan, borsadan para kazanmayı önerirse, yabancı sermaye nesnel yatırım yapmak için gelir mi, gelirse elbette bakanın önerisine uyarak borsada oynamayı yeğlemez mi?

Endüstri Bölgeleri yasa tasarısında, karar verecek olan kalabalık bir "Koordinasyon Kurulu" var. Hemen tüm müsteşarlar, ve de TOBB temsilcisi, Başbakanlık Müsteşarının başkanlığında toplanıp nerenin endüstri bölgesi olmasına kara verecek. Koordinasyon kurulunda DPT Müsteşarı araya sıkıştırılmış. Oysa geniş kadrosuyla, karar için gerekli belge ve bilgileri o hazır-layabilir buna karşın niçin Koordinasyon Kurulunun DPT Müs-teşarlığının başkanlığında toplanması istenmiyor. Belli ki, yer seçiminde hesaba , kitaba göre değil, siyasetin rüzgarına göre karar verilecek te onun için. Endüstri merkezlerinin seçimine de siyasetçiler burunlarını sokacaklar

Başbakanlık Müsteşarı yönetsel konularla ilgilenir, araştırma yapacak kadroya da sahip değil. Çünkü o makam, kararlarını Başbakanın iki dudağı arasından çıkacak sözcüklere göre verecek ve Koordinasyon Kurulunda da ona karşı çıkmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Bunları yazarken, endüstri merkezine yer seçiminde koordinasyon kurulunun sağlıklı karar verebileceğini düşündüğümüz sanılmamalı. Üstelik, o kurulun başında DPT Müsteşarı bile bulunsa, verilecek kararın doğru ve gerçekçi ve de yararlı olacağı kanısında değiliz. Çünkü, bu tür yer seçimleri, karar sonucunda ortaya çıkmaz, kendi iç dinamik-lerin işleyiş biçiminden nerenin endüstri merkezi olacağı, kendiliğinden ortaya çıkar. Kimi zaman hiç umulmayan bir yöre endüstri merkezi olabilir.

Örneğin, Devlet Planlama Teşkilatında görevde olduğumuz yıllarda, Adapazarı ile Diyarbakır'ın endüstri merkezi olacağına ilişkin yaygın kanılarımız vardı. Bu kanı gerçeklik kazanmadı ve Gaziantep, Kayseri, Konya endüstrinin hızla gerçekleştiği merkezlere dönüştü. Böylesi olay kentler içinde söz konusu olabilir. Örneğin, 19 .yüzyılın sonlarına doğru, Harput, doğunun kent merkeziyken, ufalıp daraldı ve komşusu olan Elazığ onun yerini aldı.

Bu olayların tümünde, yer üstü ve yer altı doğal kaynakların durumu, ulaşım ağına ilişkin olanaklar, nüfusun yapısı ve girişimcilik niteliğinin var olup olmayışı, tarihten gelen alışkanlıklar türünde pek karışık özelliklerin rol oynadığını görürüz. O neden-le, birkaç bürokratın bir araya gelerek, endüstri merkezine yer saptaması, içi boş bir düşten öteye gidemez.

Üstelik söz konusu yasa tasarısı çok sakat mantığın da ürünü. Örneğin, 4 ncü maddesinde, saptanan (!) endüstri merkezinde, teşvikten yararlanmak için en az 15 trilyon yatırım yapılmasını koşul görüyor. Ne denli yanlış. Bir endüstri merkezi, daha çok faktör piyasasının niteliklerini taşır. Tesisler biri birinden farklı irili ufaklı yatırımların ürünüdür. Büyüklerin yanında küçüklerin de bulunmadı doğaldır. Ve yasa, o küçükleri teşvik dışında tutacak. Yasanın ne denli özürlü olduğunun açık kanıtıdır bu.

Örneğin, Bugünün dev firmalarının ilk kurucularından biri Ankara'nın Hergelen meydanında urgan satarak, bir ötekisi bakkal dükkanında sirke satarak bu işe soyunmadılar mı. Bugün onların çocukları holdinglerin başında değil mi?

Aslında sanayinin organik büyümesidir sağlıklı olan. Endüstri merkezleri böyle oluşur. Hiç bir kadına 15 yaşında çocuk doğurması önerilemez. Önemli olan küçükle başlayıp zaman içinde büyümektir. Kısacası büyükten yana değil büyümeden yana olmalıdır devlet, eğer sosyal hukuk devleti ise.

Yasa tasarısının bir başka çürük yanı var. O da, koordinasyon kurullarının karar ve uygulama yetkisine sahip olmayışları. Kamusal yönetimde, koordinasyon kurulları öneride bulunmanın dışında, yürütme gücüne sahip olmadıkları için de pek ciddiye alınmazlar. Zaten yasa tasarısında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı- nın önerisiyle, endüstri bölgelerinin Koordinasyon Kurulunun belirleyeceği yerlerde kurulmasını madde 3' de hükme bağlamış. Ancak bu maddenin nasıl işleyeceği belli değil. Uygulamayı kim denetleyecek, gereken alt yapı yatırımlarını yapmakta kim yetkili olacak, ödenekler hangi bakanlığın bütçesine nasıl konacak beli değil. Aslında yasanın işlerliği de yok. Aslında bu konu ciddiye alınıyorsa, önce bir teşkilat yasasına gereksinim var. Endüstri bölgesi kurmak öyle kolay bir iş değil. Hiçbir girişimci, ulaşım ağına yakın olmayan, alt yapı yatırımları (enerji iletimi dahil) yerine getirilmemiş yöreye gelip de tesis kurmaz. Kurarsa, Kayseri'deki Çinkur gibi üretimsiz ölü yatırım olarak kalır.

Ulusal Sanayiciler ve İşadamları Derneği Ankara Şubesinin söz konusu yasa tasarısına ilişkin düzenlediği toplantıda, yukarıda ana çizgilerini belirttiğim konuşmayı yapmış ve ayrıca kendilerine yazılı metin sunmuştum. Konuşmamın sonunda önerim şu oldu. Yasa tasarısını düzeltmek olanağı yoktur. Tümüne karşı çıkmak düzeltilmesinden çok daha yararlı olur.

Toplantıda yakın arkadaşım olan bir ekonomi öğretim üyesi karşı çıktı ve "organize sanayi bölgeleri"nin başarının örnekleri olarak sundu. Bu konuda düşüncem şudur. Organize sanayi bölge-sindeki girişimciler bir araya gelerek sanayici olamamış sadece zanaatkar olarak kalmışlardır. Ayrıca kent içinde dağınık ve küçük , bireysel , çevre için sorun yaratan zanaatkarların kent dışına atma projeleridir onlar. Endüstri merkezi olmayı başaran kent-lerimizin hiç birinde bu olgu organize sanayi bölgesinde gelişmiş değildir. Biri birine bitişik 100 m2.den küçük bölümlerde sanayi, nasıl gelişebilir. Oraya yerleşenler yerleştikleri mekanda kaldıkça, zanaatkar olmayı sürdüreceklerdir.

Bunun en kötü örneği, dünyanın en verimli tarımsal alanlarını yok ederek sanayileşmeye adım bile atamayan Bursa'daki organize Sanayi projesidir.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail