Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 40 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


TBMM'NİN GİZLİ CELSELERİNDE MUSTAFA KEMAL

Ali Nejat Ölçen

Ülkenin sıkıntıya düştüğü dönemlerde,ulusal özverinin öncüleri, o ulusça seçilenler olmalıdırlar. Ulusun seçilenleri, kendi bireysel çıkarları peşine düşerlerse, ülkeyi daha büyük bunalımlara sürüklemiş olurlar.

Ulusu yöneten ve yönlendiren öyle kişiler de vardır ki, yaşama gözlerini yummuş olsalar bile hala dipdiri aramızda yapıtlarıyla yaşarlar. Onların ulus için katlandıkları özveriler efsaneleşir ve ülkenin en sıkıntılı günlerinde aramızdan ayrılmış,yaşama gözlerini yummuş olsalar da esin kaynağı olarak ulusların bağımsızlığına ve erdemine önderlik etmeyi sürdürürler.

O büyük insanların biri de Mustafa Kemal Atatürk'tür. Ulusun kurtuluşu, bağımsızlığı ve gönenci için, insan gücünü aşan düzeydeki özverili yaşamı bugün biz yurt-severlere yeniden esin kaynağı olmakta ve ulusal bağımsızlık ateşini yeniden tutuşturmaktadır. Buradan, bugünkü TBMM'nin tüm üyelerine sesleniyoruz. Sesimizi duyarlar mı bilemeyiz. Fakat TBMM'nin kitaplığındaki Gizli Celselerin ikinci cildinde yer alan 25 Şubat 1338 (1922) günlü birleşimdeki görüşülenleri okumalarını öne-riyoruz. Okumalılar ve kendileri ile o dönemdeki yurtsever milletvekilleri arasındaki farkı görmeliler ve denli gerilere düşmüş olduklarının ayırdına varıp utanç duymalıdırlar.

Çünkü o birleşimde "maaşat ve tahsisatının kat'ı" konusu görüşülüyordu. Savaş kazanılmış, yurdumuz emperyalist devletlerin işgalinden kurtarılmış, Cumhuriyet ilan edilme-mişti, fakat ülkenin ekonomisini yıkımdan kurtaracak savaşım asıl o yıl başlayacaktı. Kemal Derrviş henüz gelmemiş (!) ve ülkeyi kurtaracak IMF' de görünürlerde yoktu ve olsaydı bile, Mustafa Kemalin Atatürk'ün ulus devletinin mazgallarından içeriye sarkmaya güçleri yet-mezdi.

1337 (1921) yılının bütçesinde gelirlerin 72 milyon lira olmasına karşın, giderler 85 milyon liraya ve savunma harcamaları bütçenin % 57.2'sine ulaşmıştı. Açığın kapan-ması için tasarrufa baş vurmaktan başka çare kalmamıştı. 1338 (1922) yılının bütçesinde açık daha da artacaktı.

25 Şubat 1338 (1922) günlü birleşimde "bir aylık maaş ve ödeneklerin" kesilmesiyle tasarruf sağlanmasına ilişkin Bütçe tasarısının 8 nci maddesi, uzun tartışmalara konu olmuştu. Söz konusu madde:

Gerek muvazenei umumiye i devlete dahil olan ve gerek mülhak bütçelerle idare edilen bilcümle devair ve şuabatı (daireler ve şubeleri) devletten ve idarei hususiye (özel idare) ve belediye veznelerinden daimi bir vazife mukabili maaş ve tahsisat veyahut ücret alanların bu seneye ait tam bir aylık maaş ve tahsisat

ve yahut ücretlerinin tevkifi. (kesilmesi).

Maddenin arı Türkçemizdeki anlamı şuydu:Genel ve katma bütçeli dairelerle, özel idare ve belediyede sürekli çalışanların bir aylık maaş ve ödenekleri o yıl için ödenmeyecek ve bütçe açığı böylelikle kapatılacaktı. Ka-mu görevlilerinin bir ay için katlanacağı özveriyle, büt-çenin dar boğazı aşılmış olacaktı.

İlk konuşmayı Mersin mebusu Selahattin Bey yapar ve 1330 (1914) den beri 7 yıl içinde 605 milyon lira harcama yapıldığı ve ancak 241 milyon lira gelir sağlanıp 368 milyon liranın (onun deyimiyle) "fıkara halkın üzerine yüklenmiş" olduğunu söyler. Ve konuşmasını şu sözlerle bitirir:

Milletin siyaseti umumiyesini idarei müvekkil olarak gönderilmiş olan bizler, hiçbir fedakarlık yapmayacak mıyız? Sual budur. Cevap istiyorum.

İlk yurtseverlik örneğini veriyordu Mersin mebusu Sala-hattin Bey. Asıl özveriyi ulusun genel siyasetini yönet-mesi için seçtikleri milletvekillerinin göstermesi gerek-tiğini söylüyordu. Asıl soru budur, diyor ve bu soruya yanıt istiyordu.

Bugünün Millet Meclisinde böyle bir soru sorana rastlanmış mıdır bilemiyoruz. Rastlanmış olsaydı basına kıyak emeklilik olarak yansıyan yasa çıkar mı ve üstelik Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi olasılığına karşın Anayasa'da değişiklik önergesi gündeme girer miydi?

Mersin Mebusu konuşmasını şöyle sürdürür:

Efendiler, bu milletin üzerine çok ağır mali yükler tahmil olundu. Memleketin zavallı fıkarasının (yok-sulun) yüzde kırkının malı alındı. Bu fıkaranın üzerinden alınması zaruret addolunduğu sırada, bu millet sesini çıkarmayarak,yani müvekkili bulunduğu-muz millet malının yüzde kırkını verdiği, iki öküzünden birisi, iki keçisinin birisi elinden alındığı vakit sorarım size, heyeti aliyeniz, bu milletin mesaili hayatiyesine ve masarifiyesine (harcamalarına) iştirak edeceğim, sizin-le beraber yürüyeceğim diyecek miyiz? Sual soruyo-rum, cevap verin (doğru sesleri).

Malatya milletvekili Lütfi Bey de sadece kamu görevli-lerinin bir aylık maaşlarının kesilmesini öngören bütçe yasa tasarısının 8 nci maddesini acı bir dille eleştirecek ve şunları söyleyecektir:

Ey büyük Millet Meclisi ruzu ahirde mesulsunuz. İnşallah mesulsunuz. (mesuluz deyiniz sesleri) Evet hepimiz mesulüz. Bu bari azim mesuliyeti omuzu-muzdan atamayacağız. Huzuru mahşere biz burnu-muzu sürterek gireceğiz. Efendiler bu imzale,bu yağma-kerliğe karşı şimdi elli kuruş ,seksen kuruş maaş alan eytam ve eramilden kesip te bu ibzal ve israfın yerini mi dolduracaksınız. Ne kadar güzel tedbir,ne güzel muva-zene, cidden şayanı takdis ve tebcildir.. Efendiler;eğer bütçenin muvazenesi bizim yapacağımız bu tedbir, bu fedakarlık ile düzeliyorsa,emin olunuz ki,kendi hesa-bıma, hamiyeti vataniye namına meccanen bir sene Meclise hizmet edeyim diye teklif edeceğim.

Mersin mebusu Salahattin Bey ile Malatya mebusu Lütfi Beyin konuşmaları Millet Meclisini etkilemiş olmalı ki yeterlik önergesi ile bir öneri sunulmuştu. Sinop mebusu Hakkı Hami Bey, 8 nci maddenin yalnız milletvekillerinin bir aylık tahsisatlarını kesilmesini ve kamu görevlilerin aylıklarına dokunulmamasını önermekteydi. Dr.Tevfik Rüştü (Aras) da bir önerge ile TBMM üyelerinin 1337 (1921) Şubat ayının ödeneklerini bütçeye terk etmelerini önerir.

O gün gizli celsedeki konuşmalar bu kadardı. Fakat bir gün sonra 26 Şubat 1338 (1922) de 8 nci madde ortadan kaldırılır ve milletvekilleri "Mebusatı Kiramın birer aylık tahsisatlarının Hazineye terk" edilmesine ilişkin karar alkışlarla alınır.

Bugünün TBMM'inde "mebusan-ı kiramı" acaba böyle bir karar alabilirler mi. Onlar kendi genel başkanlarını alkış-lamaya alıştırıldıkları için, sanmıyoruz.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail