Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 40 Geri Tavsiye Et Yazdır


AÇIKLAMA:MEDENİ KANUN TASARISI ve DERNEKLER

Ali Turgan
Avukat

Sy.Ali Turgan'ın Medeni Kanunda değişiklik yapılmasını öngören tasarının, derneklere ilişkin değişiklikleri konu alan yazısında iki önemli dizgi yanlışlığı olduğunu uyarısı nedeniyle, öğrenmiş bulunuyoruz. Kendisine teşekkür ederken, konuya açıklık getirmeye de gereksinim duymaktayız. Turgan'ın açıklamasına göre durumu aşağıdaki gibi düzeltiyoruz:

1926 tarihli Medeni Kanun'un 54'ncü maddesine göre,"Tüzüğü kurucuları tarafından benimsenmiş ve yönetim kurulunu oluşturmuş olan her derneğin" kendisini (isterse) sicile kaydettirebileceği ve ticaretle uğraşan derneklerin ise kendisini sicile kaydettirmekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Dernekler iktisadi amaçlı değilseler, "sicile isterlerse yazılırlar". Türkiye Sorunları kitap dizisinin bundan önceki sayısında yayımladığımız ma-kalede "isterlerse ticaret siciline yazılır" deyimi yer almış. Bu tümcede "ticaret" sözcüğünün olmaması gerekmekte-dir. Düzeltiyoruz. Çünkü "ticaret siciline yalnız ticaret şirketle-ri yazılır".Ve Ali Turgan bir önemli noktaya daha değiniyor: Ticaret ortaklığı dışındaki tüzel kişiliklerin sicillerinin , AB ülkelerinin çoğunda olduğu gibi, yargı tarafından tutulmasını öneriyor.

İkinci uyarısı şöyle:Türk Medeni Kanunu'nun tüzel kişiler bölümünün özgürlükçü kurallarını içeren maddeleri uygulanmamıştır. Bunun nedeni, yasanın çıktığı Cum-huriyet döneminde, aynı konuyu içeren başka yasala-rın bulunması ve 1938 ve sonrasında da dernekleri konu alan yasaların çıkmış olmasıdır. O yasalar Medeni Kanu-nun demokratik kurallarının uygulanmamasına neden olmuştu. Derneklerin işleyişinde Medeni Kanun'u temel almak ve ona ters maddeleri ortadan kaldırmak hiç düşünülmemişti. Kanımca dernekler kanunu yürürlükten kaldırılmalı Medeni Kanun'daki hükümlerle yetinilmelidir,diyor Ali Turgan..

***

Değerli hukukçu arkadaşım çok haklı. Eğer örgütlü toplum düzeyine ulaşmayı amaçlıyorsak, o amacı engelleyen hükümleri ortadan kaldırmalıyız. Ülkenin devletiyle bütün-lüğünü yok etmeyi amaçlayan ayırımcı tüzel kişilikler dışında, birlikteliği koşul görerek toplumsal yararı öngören örgütlenme özgürlüğü devletin pençesinden kurtarıl-malıdır. Ulusal Program adıyla yayımlanan belgede, örneğin kozmatik konusunda AB müktesebatını üstlenmeye ilişkin koşula yer verilmiş olmasına karşın,ne yazık ki, toplumun örgütlenme özgürlüğünden tek tüm-ceyle bile söz edilmiyor. Oysa, AB müktesebatının övg-üye değer temel özelliklerinden biri de ,o ülkelerde örgütlenme özgürlüğüne geniş ölçüde yer verilmiş olması-dır. Oradan eğer müktesebat üstlenilecekse,önce topluma örgütlenme özgürlüğünü tanımak gerekir

Bugün, bir derneği'nin panelinde konuşabilmeniz için,il ya da ilçenin güvenlik örgütü sizden oturma belgesi, ve suçlu olmadığınızı kanıtlıyan savcılık yazısı istemektedir. Suçlu olan kişinin konuşmaya hakkı yokmuş gibi. Böylesi ilkellikler sürüp giderken, AB ye nasıl üye olabiliriz?.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail