Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 40 - YAZAR : Dr.Hüseyin Pekin. Geri Tavsiye Et Yazdır


İTALYAN DEMOKRASİSİ ŞÖVALYENİN ELLERİNDE

Oliver Meiler,Roma
Çeviri: Dr.Hüseyin Pekin
Kaynak: Tages Anzeiger, 15.5.2001

1.Silvio Berlusconi Kimdir?

Bir banka görevlisinin oğlu olan 64 yaşındaki Milano'lu girişimci Berlusconi, "şövalye" olarak tanınır. İş dünyasında üstün başarı sağlamış bir kaç yüz İtalyan arasında Cumhurbaşkanı tarafından ona Şövalyelik payesi verilmiştir.

Hukuk öğrenimi yapmış olan Berlusconi, ilk kez 1970'li yıllarda Milano'da varlıklı kimseler için görkemli site kurmasıyla adından söz ettirmişti. Bunu, TV-vericileri, yayınevleri, reklam ajansları, spor klüplerine sahip olması izler. ABD'nin Forbes dergisine göre 2000 yılında varlığı 13 milyar dolar ile 23 ncü sırada yerini almıştır.

2.Girişimci Berlusconi Politikadan ne Bekliyor?

1993'de onun politik koruyucusu olan Bettini Graxi (ki bir dönem sosyalistlerin başkanı ve iki kez de İtalya'nın başbakanı olmuştu) bir yolsuzluk skandalına karıştığı için kendi isteği ile sürgüne gittiğinde, şövalye Berlusconi ister istemez politikaya atılmış oldu.

Kendi anlatımına göre de yargı kaçağı durumuna da düşmüş.Berlusconi, Craxi'nin yasama yoluyla sağladığı destek sayesinde, üç adet TV-verici istasyonuna sahip olmuştu. Suç duyurusundan ötürü hakkında da davalar açılmıştı. 1994'de Berlusconi, parlamento üyesi seçildiği takdirde, dokunulmazlığa kavuşacağını ve bu sayede hakkındaki davaların düşeceğini hesaplayarak, kaşla göz arasında bir parti kurmuş ve adını da "Savaşa Çağrı Çığlığı" nı anımsatan "Forza Italıa" koymuştu. Sahip olduğu TV- vericisi ile kişisel reklamını yaparak seçimleri kazanıyor ve başbakan oluyor. Yedi ay sürmüştü kurduğu hükümet ve kendi isteğiyle de çekilmek zorunda kalmıştı.

3.Berlusconi Politik Yelpazenin Neresinde?

Onun belirli bir ideolojisi olmamıştır. İş adamıdır ve özel sektörcüdür. Daha az vergi, daha az bürokrasi, daha az yasadır istekleri. Kuzey İtalya'daki küçük ve büyük sanayicilerin de paylaştığı bu isteklerini, sosyal politika konularındaki popülist yaklaşımlarla da birleştirerek, seçim malzemesi olarak kullanmayı bilmiştir. Böylece bir zamanların güçlü partisi "Democrazia Cristiana" dan boşalan (1993) alana yerleşti. Ne var ki "laik politikacı" izlenimini sürdürmeyi de göz ardı etmemiştir.

4.Berlusconi, "ekonomik yaralar uyuşmazlı"ndan ne anlamaktadır.

Bir değişmez sakınca kaynağı: Başbakan olarak iş adamı Berlusconi, sürekli kendi çıkarı için politik kararlar almaya zorunludur. Yasa önerileriyle, hükümet kararlarıyla bunu yapacaktır. Bundan ötürü, muhalefetin sürekli eleşti-rileriyle karşı karşıya kaldığı için, sahip olduğu şirketleri satmaya zorlanıyor. Ne var ki, o kesinlikle buna razı değil. En fazla yapacağı, "Fininvest Holding" in yönetimini sözde bağımsız bir kurul olan "Blind Trust" a bırakmaktır. 1994'de buna söz vermesine karşın yerine getirmemişti. Kısacası Berlusconi aleyhinde söylenmeyecek tek bir söz varsa, o da "sol" a dönük "sol" eylemde bulunmuş olmasıdır.

5.Berlusconi İtalyan Demokrasisi İçin Bir Tehlike midir?

Seçim kampanyası sırasında tüm açıklığıyla ortaya çıkmıştır ki, Berlusconi, demokratik rekabetin işleyişini bozmuştur. Üç özel TV-verecisi,dört yayınevi,gazeteler,dergiler ve finans kuruluşları onun buyruğundadır. Onu kim eleştirmeye kalkışmış ise, medyasının açtığı şiddetli iftira kampanyası karşısında çaresizliğe düşmüştür. Kendisine ilişkin en küçük bir hiciv karşısında bile hoş görülü davranmaz. Bunu yapmaya kalkışanlar, onuruyla oynandığı savıyla buyruğundaki avukatlar aracılığıyla yüklü tazminat davaları açmışlardır. Buna karşın, kendisi siyasal rakiplerine ilişkin her türlü hicvi yapmaktadır.

Berlusconi, Cumhuriyetteki "Kuvvetler Ayırımı" ilkesini göz ardı etmiş, komünist rejimin aracı saydığı savcılara ve yargıçlara karşı dava açmış onları yerlerinden edeceğini söyleyerek tehdit etmiştir. Ayrıca seçimleri yitirecek olursa,"milyonları sokaklara dökeceğini" hiç çekinmeden söyleyebilmiştir. Onun demokrasi anlayışı budur.

***

Ülkemizde,kimin ya da kimlerin Berlsuconi olduğunu bu yazıyı okuduktan sonra kolayca kestirebilirsiniz. Öyle sanıyoruz ki, Türkiye'nin 1980' sonrasındaki çıkmazı siyasetle ekonominin, Kemal Deviş'in dediği gibi iç içe olması değil, daha sakıncalısı,siyasetçilerimizin pek çoğunun birer Berlusconi oluşlarıdır. (a.n.ö)

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail