Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 39 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE ÖZGÜVEN ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

-Sokrates,sana gelmeyelim de kime gidelim. Kendimize güvenimizden çok sana güvenmekteyiz. Bizler yanılsak bile sen yanılmıyor ve bizleri yanıltmıyor, doğruyu ve gerçeği görmemize yardımcı oluyorsun.,. Sana gelip de seninle konuşunca kendimize özgüvenimiz artıyor. Söyle bize nedir özgüven. Niçin gittikçe kendi özgüvenimizden kendimiz kopup uzaklaşıyoruz. Ya da özgüvenimiz mi bizi bırakıp, bizden uzaklaşıyor?

Kendisine güveni olmayan kişilerce yönetildiğimiz için mi toplum olarak, birey olarak özgüvenimizi her geçen gün yitiriyoruz. Söyle bize, özgüven alınır,taşınır mı ki, başka ülkelerden bizlere güven verecek bireyler bulup getiriyoruz. Böylesi özgüvensizliğimiz nereden kaynaklanıyor. Bir birey kendisine güvenmiyorsa, başkaları ona nasıl güvene-bilir.

Özgüvensizliğimiz bizlerin eksikliği,kusuru mudur, ya da bizlerin özgüvensiz olmamız mı isteniyor? Bizleri yöne-tenler kendilerine güvenmiyorsa biz onlara nasıl güve-nelim?

Ey Sokrates, yüreğimizi, yalnız yüreğimizi değil zihnimizi bir burgu gibi delen bu soruyu sana yönelttiğimiz için bizleri bağışlamalısın. Çünkü artık ülkemizde bizleri yöne-tenlere güvenimiz kalmadı. Onların sözlerinden doğrunun ve gerçeğin ne olduğunu öğrenemez olduk.

O yüzden sana geldik, nedir özgüven,söyle bize, kendisine ve bizlere güveni olmayan o özgüvensiz kişilerin yöneti-minden kendimizi nasıl kurtarabiliriz? Senin bilge kişiliğin ve yüreğimize ışık salan sözlerin yolumuzu elbette aydın-latacak ve özgüvenimizi yeniden kazanmamız için neler yapmamız gerekeceğini elbette bize öğretecektir.

Sokrates:
Bugüne değin bana yönelttiğiniz soruların en güç olanını sormaktasınız. Sizlere ne söyleyebilirim ki. Özgüvenini yitirmeye başlayan bireyler, başkalarının güdümüne tutsak olurlar. Onları başkalarının yönetmesi ve yönlendirmesi kolaylaşır. Hele toplum olarak özgü-veninizi yitirme aşamasına gelmişsiniz, aranızdaki bağların gevşemesi,birlikte varoluş koşullarının erimesi gibi yaşamsal sakıncalar ortaya çıkar. Sorduğunuz soruların tümünün yanıtını sizlerin arayıp bulması gerekir. Çünkü sizler yüzyıllar boyu özgüveni en üst düzeyde bireylerdiniz ve bu niteliğinizle tüm dünyaya örnek olmuştunuz. Hiç bir toplum ve birey sizler kadar güçlü özgüven sahibi değildi. Şimdi bana gelip özgü-veninizi yitirdiğinizi söylüyorsunuz. Bunu işitmiş olmanın acısını duyuyorum. Tüm canlılar içinde öz-güven bilincine sahip olan tek varlık insandır ve o ne-denlerdir ki, uygarlığın gelişmesini sağlamış ve doğaya egemen olmayı başarmıştır. Özgüven bilincinizin duraksamasına engel olmanız varoluşunuzun temel sorununa dönüşmemelidir. Önce bunu belirtmek gerek-sinimi duyuyorum. Çünkü, toplumları ayakta tutan öz-

güvenlerinin diri ve canlı kalmasıdır.

-Anlamadık,Sokrates, "özgüven bilinci" deyimiyle neyi kasıtlıyorsunuz? Özgüven bir nitelik, özellik değil midir ki onun belli bilinç sorunu olsun.

Sokrates:
Özgüven doğal olarak bilinç sorunudur. Bireyin bilincinde olması gereken temel niteliklerden biridir. Zihnin işleyiş biçiminin içinde gizlidir özgüven. Bireyin devinimlerinin iki merkez tarafından yönlendirildiğini belirtmek isterim. Reflekslerimizi zihnin işleyişinin dışında tutarsak, zihnimizin ürünü olan tüm öteki devinimlerimizi belli bilinç düzeyi yönetir, yönlendirir. O yüzden özgüveni salt zihinsel olgu olarak algılıyorum. Bireyin aklını kullanarak, karşılaştığı sorunlara yine kendisinin yalnız başına, çözüm bulma yetisidir özgü-ven. Özgüven o nedenle, gelişir ve belli bilinç düzeyine, başlangıçtakinden daha bir üst düzeye ulaşır, eğer birey kendisini kendisinin yönetmesi koşulunu yaratmış ise.

-Şimdi anladık Sokratesi özgüven bilinci deyimiyle neyi kasıtladığınızı. Bizleri yönetenler, yeterince özgüven bilin-cine ulaşmamış bireyledir öyleyse. Söylediklerinizden bu sonuca ulaşırsak, o zaman bir başka soruna zihnimizin takılması kaçınılmaz olur: Onlar özgüven bilincine ulaşa-madan bizleri yönetme savına ne hakla sahip çıkıyorlar. Kendisine güveni olmayan, özgüven bilinci gelişmemiş kişler başkalarını nasıl yönlendirebilir? Ve onlara bizler nasıl güvenebiliriz?

Sokrates:
Sorunuzdan çıkaracağım önemli bir sonuç var, önce onu açıklamalıyım. Sizin kendinize özgüveniniz tam geliş-miş ve en üst düzeye ulaşmış olsa, sizleri özgüveni kıt olanların yönetmesi olanaksızlaşır. Özgüvenin temelin-de yer alan nitelik, başkasının yardım ya da desteğine gereksinim duymaksızın güçlükleri aşabilmektir. Özgü-veni gelişmiş bireylerden oluşan toplumlar, uygarlık tarihine yeni aşamalar kazandırır. Zaten uygarlık tari-hini özgüveni gelişmiş toplumlar yazmıştır. Özgüveni gelişmiş bireylerin, coşkuları, uğraşıları, biri birine eklenerek çoğalır .Toplumun gelişmesi, o biri birine eklenen özgüvenlerin ürünüdür. Özgüveni geliş-memiş bireyler biri birine yük olurlar. Kendilerini başkalarına taşıtmanın kolaylığına kapılırlar. Yaratı-cılıklarını yitirirler ve asalaklaşırlar.

O nedenle sizlerin yazgısını değiştirecek ve sizleri, bağımsız ve özgür yapacak olan koşullar özgüven bilin-cinizden kaynaklanmalıdır. Kimseye değil, sadece ken-dinize güvenmenizle karşılaşacağınız güçlükleri aşa-bilirsiniz.

Özgüvensizlik yok oluşun başlangıcıdır. Ögüvenini yiti-ren toplumlar tarih sahnesinden çabuk silinir. Onları başka toplumlar yönetir ve yönlendirir. Sizler özgü-venini yitirmiş ve sorunları başkalarının çözümüne terk etmiş olmaktan kurtulmalısınız. Bunun için önce kendi-nizin özgüven bilinci yeterince gelişmiş olmalıdır. Eğer sizler kendinize güvenmiyorsanız, başkalarından size güvenmelerini bekleyemezsiniz.

-Evet Sokrates, doğru söylüyorsun, gerçeği söylüyorsun, fakat neden bizler özgüvenden yoksun bireyler olmaya başladık. Neden içine düştüğümüz sorunların çözümü için başkalarına avuç açıyoruz. Kendimizin üstesinden gelece-ğimiz güçlükleri aşmak için, uzaklardan yardım gelmesini bekliyoruz. Bu denli mi kişiliksizleştik. İçinde bulunduğu-muz durum bir psikolojik bunalım mıdır, bir aşağılık duygusu mu? Söyle bize, insan olarak utanç duyduğumuz bu zilletden nasıl kurtulabiliriz.

Sokrates:
Nasıl yanıt vereceğimi bilemiyorum. Fakat acınızı da paylaşıyorum. Gerçekten, içinde bulunduğunuz güçlüklere uzaklardan çözüm beklemenin yüreğinize yerleştirdiği acıyı duyumsuyorum. Bunu aşağılık sözcüğüyle nitelemenizi de yadırgamıyorum. Aranızda yaşayan biri olsaydım, benzer nitelemeyi ben de yapardım. Sizleri bitkin,umutsuz, coşkusunu yitirmiş, özgüveni kalmamış bireyler konumuna getiren, asıl sorumlular, kendisine güvenini ve saygısını yitirmiş kişiliksiz kişilerdir. Onlar, bugüne kadar yaptıkları yan-lışlıkların utancı ve korkusu içinde yaşamaktadırlar. Hiçlik artık onların yazgısıdır ve belki konumlarını bıraktıklarında hiç bile olamayacaklar. O yüzden, çözümün avuçları arasından kayıp gittiğini biliyorlar. Aradıkları çözüm, toplumun esenliğe kavuşması değil, kendilerinin bir süre daha yönetimde kalmaları içindir..

Şimdi asıl sorunuza geliyorum. Özgüven bilinci yalnız bireyin kendi çabasının ürünü olamaz. Toplumsal özgü-ven bilincinin de varolması, gelişmesi gerekir. Bu, ancak yaşamdan mutlu olmak, yaşama katkıda bulunmak ve bireyin ne için yaşadığının bilincinde olmakla gelişir. Sizlerin bugün özgüven bilincinden yoksun kaldığınızı düşünmeniz, aslında sizlerin bireysel küskünlüğünüzün ürünü değil, tersine toplumsal çökün-ünün sonucudur. Toplumsal çöküntüyü ancak üret-kenlikle ortadan kaldırabilirsiniz. Sizleri üretken olmaktan uzak tutan tüm bağları ve zincirleri kır-malısınız. O zincirlerin bir büyük bölümü sizlerin kafasının içindedir. Önce zihninizdeki zincirleri kıracaksınız. Nedir zihninizi bağlayan zincirler. Yazgı-cılığınızdır. Zihninizin kıvrımları içine yerleşmiş, dog-malarınızdır. Biri birinizle ilişkiye girmekte düşün birliğine ve yapıcı senteze ulaşmaktaki ürkekliğinizdir. Özeleştiriye dayanıksızlığınızdır.

Yaşamdan kıvanç duymaktaki çekingenliğinizdir ve daha doğrusu yaşamdan nasıl yararlanacağınızı bilmemenizdir. Yararlanmayı çıkar sağlamak biçiminde yanlış anlamanızdır. Önce bu paslanmış zincirleri zihninizin içinden koparıp atmanız gerekir. Sonra kendinize güveneceksiniz. Kendinize saygı duymanızın koşuludur bu .Kendinizi beğenmeden, kendinize saygı duyabiliyor musunuz?. O zaman özgüvenli insan olm-anın erdemini yaşarsınız.

Özgüvenin koşullarından söz ettim, fakat daha özgüvenin ne olduğunu ya da ne olması gerektiğini söylemedim. Sorunun asıl düğüm noktası budur. Özgü-ven zihnin bir niteliğidir gibilerden yanlış kanıyı pay-laşmıyorum. Aslında özgüven bir edinimdir. Kültürün, eğitimin, geleneklerin zihin içindeki izdüşümüdür. Açıkcası, ne olmak, nereye niçin varmak istencinizin dışa vurumudur. Gelecekteki konumunuzu tasarımla-manın parçasıdır, planıdır. Nerede olmak istencinizi çok belirgin biçimde betimlemeden,özgüven bilincinizi geliştiremezsiniz. Her zaman ileriye bakmak, ilerde ola-

cakları tasarımlamak ve günün birinde ilerde olacakları etkileme gücüne sahip olmaktır. Bir bskıma bu, zihin içinde diyalektiğin canlanması, biçimlenmesi, somutlaş-masıdır. Bu zihinsel çabalar, sizin kendinize güveninizi geliştirir, kişiliğinizi pekiştirir ve başkalarının size güven duyması sonucunu yaratır. Öyleyse, önce dağları kendinizin tek başına devireceğinize inanmanız gerekir. Aslında sizler, geride kalan kültürünüz içinde bunun kanıtlarına sahipsiniz. Bir efsaneniz de var. Nasıldı, anımsamalıyım, o özgüveni gelişmiş olan gencin adı Ferhat mıydı.

-Evet Sokrates, Ferhat ile Şirin'in öyküsünü anımsıyor-sunuz.

Sokrates:
Evet, Ferhat ile Şirin idi. Dağları delmişdi tek başına, Şirin'e ulaşmak için. İşte sizlerin ulaşmak istediğiniz Şirin,karşınızda durmalı ve sizlere ona ulaşmak coşkusu vermelidir. Geleceği avuçlarınızın içine alacak güçte olduğunuzu düşünebilmelisiniz.

Bilmem anlatabiliyor muyum?Coşkunun iki koşulundan söz etmiş oluyorum. Biri, geleceğe ilişkin tasarımınız ve onun gerçekçiliği,ikincisi de onu gerçekleştirecek gücünüzün düzeyi. Özgüveninizin kaynağı bu iki ögenin sentezinden oluşacaktır. Öyle ise gücünüzün düzeyini çok iyi bilmeniz gerekecek. Birey için geçerli olan bu koşul kuşkusuz toplumlar için de geçerlidir. Acaba yanılıyor muyum,kötü pirinçten iyi pilav pişirilemez.

-Evet Sokrates, her zamanki gibi yine gönlümüze esin kaynağı oldun. Yolumuzu aydınlattın. Bilge kişiliğinle, bizlere nasıl olmamızı öğrettin. Aslında, bizler kendimizi yeterince tanımıyoruz. Fakat şimdi öğrendik ki, kendimizi ancak özgüvenimiz ile tanıyabiliriz. Özgüven belki de bireyin kendisini tanıması ve gücünün sınırlarını nasıl aşacağını ve gücünü toplum yararına, başkaları için nasıl kullanacağını bilmesidir. Yolumuzu aydınlattın. Teşekkür ed,yoruz.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail