Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 38 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE SORUMSUZLUK ÜZERİNE SÖYLEŞİ

-Sokrates, bize hiç kendinden söz etmeden, sürekli sana geliyoruz değerli zamanını ayırıp, sorularımıza içtenlikle yanıt veriyor, yüreğimize zihnindeki ışığı yansıtıyorsun. Bir kez olsun usanç duyduğunu bizlere duyurmadın. Bu niteliğin, sabırlı olmandan mı, bilge kişiliğinden mi kaynaklanıyor? Anlat bize. Ülkemizde, zamanını sadece kendi çıkarları için kullanan ve kimseye zaman ayırmayan kişiler öylesine çoğaldı ki, böylesi sorumsuzluğun nedenini anlayamaz olduk. Bizleri yönetenler öylesine sorumsuzlaştı ki, kendimizi yadırgar olduk. Bizler kendimizden çok ülkenin yararını düşünmekten ötürü çok önemli kayıplara uğruyoruz. Uğradığımız kayıplar bizlere sıkıntı vermiyor. Çünkü, biliyoruz ki ne denli çok kaybımız olursa, kişiliğimiz o denli pekişiyor. Dünya nimetlerine sırtımızı dönmenin hazzını yaşıyoruz. Buna karşın yine de yüre-ğimizi sızlatan, zihnimizi bir burgu gibi delen sorunlardan uzak kalamıyoruz. O yüzden yine sana geldik. Bilge kişiliğinle bizlerin karanlığa yönelen yolumuzu aydınlat. Umutsuz-luğumuzu gider ve ülkemize canlanarak dönelim. Söyle bize, her geçen gün neden sorumsuzlaşıyoruz? Ve neden bizleri yönetenler bu denli sorumsuz, duyarsız, yalınızca kendi yararını düşünür oldular? Biz mi bizi yönetenleri seçmeyi beceremiyoruz, onlar mı sonradan sorumsuzlaşmanın daha yararlı olduğunu sezinliyor ve toplumun çıkarlarını kendi çıkarlarının gerisine itebi-liyorlar? Söyler misim bize, sorumluluk, sorumsuzluk nedir? Biri birinin karşıtı mıdır? İşlevini doğru dürüst yerine getirmenin bilincinden uzaklaşmak mıdır sorum-suzluk? Üstlenilen görevi, işlevi, işi aksatmadan yerine getirmek, zaman kaybı mıdır? Birey, sorumsuzluğun yararını gördüğü için mi sorumsuzluğu tercih ediyor? Yani sorumsuzluk bireysel bir güçsüzlük durumu mudur ya da bir tercih konusu mu? Anlat bize, Bizleri yönetenlerin bu denli sorumsuz olmalarına artık hoş görüyle bakamaz olduk. Onlar utanç duymasalar bile, onların sorum-suzluklarından bizler utanç duymaya başladık.

Sokrates:
Sizleri dinlerken, ülkenizde yaşamakta olduğumu sandım. Oysa burada, bizler ne sorumlu ve ne de sorumsuz bireyleriz. Hatta birey olmaktan arındık ve birey olma niteliğini yaşadığımız zamana bırakıp buraya Araf'a taşındık. Taşındık sözcüğünü bile yanlış kullandığımın ayırdındayım. Taşınmak konum değiştir-menin ötesinde, bir yerden ayrılıp bir başka yere yerleşmek demektir. Oysa bizler, Araf'ta yerleşik bireyler de değiliz. Nesne olmadığımız gibi ,ruh olduğu-muz da belirsiz, zihinsel varoluşun simgeleri gibiyiz. Burada yokluğu var olan zihin gücünün sahipleriyiz. Ve o yüzden aynı anda pek çok konumda bulunabil-mekteyiz. Sorumsuzluğun ne olduğunu sorduğunuz an-da burada Araf'ta kendi sorumluluğumuzun ne olduğunu düşünmeye başladım. Aslında sizlerin gelmesi bana sorular yöneltmesi, zihnimin durağanlaşmasını önlüyor. Sizleri her zaman gözlüyorum. Çünkü sizler benim zihnimin özdeşi, yansıması olmaya başladınız. Kendimi sizlerin özdeşi gibi duyumsuyorum. Sizler bir bakıma yer yüzünde benim uzantımsınız. Sizi benden, kendimi sizden ayıramıyorum. Şimdi burada Araf'ta olmasaydım, sizler gibi nesnel dünyada bulun-saydım, sorumsuzluğun acısını sizler gibi duyumsar mıydım bilemiyorum. Sorumsuzluk ile sorumluluk kav-ramlarını ya da olgularını biri birinden ayırmamız gerekir. Sorumsuzluk sorumluluk duygusunun karşıtı olarak düşünülmemeli. Sorumluluk bir bilinçlenme aşamasıdır. Başka bireylere ,topluma karşı sorumluluk bilincine ulaşmış olanlar, önce kendisini denetim altında tutmayı özümsemiştir. İşte sorumluluk bilinci, bireyin başkalarına, yaşadığı yere ve çevreye, topluma ve topluluğa karşı, zarar vermemenin ve hatta ikinci aşamada yararlı olmanın gereklerinidüşünen, uygulayan bireydir. Sorumluluk duygusunu böyle tanımlarsak, bunun karşıtının soru-msuzluk olmadığı kolayca anlaşılır. Çünkü sorum-suzluk, sorumluluk niteliğinin gelişmemiş,oluşmamış bir ilk hali ya da ilkel durumudur.

-Tam anlayamadık, Sokrates. Sorumsuzluk ile sorumluluk arasında düzey farkı var mı demek istiyorsunuz. Bireyin ilkel durumundan sonradan bir gelişim sürecinde sorum-luluk durumuna mı ulaşıyor, yani birinden ötekisine geçiş mi söz konusu?

Sokrates:
Evet,beni benden daha iyi anlamış oldunuz. Sorumluluk duygusu sadece bir yaradılış olayı, bir nitelik ya da özellik değil, bireyin gelişmişlik ölçütünün belli bir düzeyidir. Belki şöyle de söyleyebilirim eksi 1'den artı 1' e geçiş gibidir. Bireyin kültürü, düşünsel yetisi, ahlakal konumu, geliştikçe ve yaşam sıkıntılarından arındıkça, belli bir sorumluluk düzeyine ulaşır. Sadece kendisini düşünmekten uzaklaşır, başkalarını da düşünmeye ve bir aşamada içinde yaşadığı çevreye, doğaya ve topluma karşı kimi görevleri olduğunu görmeye anlamaya, algılamaya başlar. Birey geliştikçe, kültür düzeyi yük-seldikçe ve içinde yaşadığı çevreyle bağları pekiştikçe, sorumluluk duygusu da uyarılır ve onun özelliği, niteliği olmaya başlar.

-Sokrates, sorumsuzluğun sorumluluk duygusunun karşıtı olmadığına ve onun en ilkel durumu olduğuna ilişkin söz-lerinizi işitince bir soru zihnimizi kurcalamaya başladı. Tarihin gerilerine gittikçe insanlar daha az sorumluluk bilincine sahiptiler ve onların ilkel yaşamları, sadece kendi çıkarlarını korumayı gerektiriyordu. Sözlerinizden bunu anladık. Eğer doğru anladıksa, bizleri yönetenlerin sorum-suzluğu, ilkel oluşlarından kaynaklanıyor demektir.

Sokrates:
Evet doğru anladınız. Zaten bu iki farklı durum biri birinin karşıtı olsaydı, böylesi bir sonuca ulaşamazdık. Sorumsuzluk durumundan sorumluluk durumuna atlamak gerekirdi ki, bunu olanaksız bulmaktayım. Sizleri yönetenler ilkel oldukları kadar belki de yeterli bilgi ve kültür düzeyine ulaşmamış da olabilirler. Tanımadığım o bireylere ilişkin karar vermeye, kendimi yetkin göremiyorum. Eğer yeterli bilgi ve kültür düzeyinde iseler o zaman sorumsuzluğu, kendi çıkarları için araç olarak kullanıyorlar demektir. Öyleyse bilinçli olarak sorumsuzdurlar. Bu onların kişiliklerinin gelişmediği anlamına gelir. Kişilikli ve kültür varlığı gelişmiş bireylerden sorumsuzluğu yöntem olarak kullanmaları beklenemez.

-Haklısın Sokrates. Zihnimizdeki kargaşayı gidermiş oldunuz. Bizleri yönetenlerin topluma karşı sorumsuz-lukları kendi bireysel çıkarlarının gereğidir. Kendi çıkarını toplumun ve başkalarının yararının üstüne yerleştiren bireylerin yönetimine razı olmama hakkımızı kullanma-lıyız. Fakat ne var ki bu hakkı kullanmak için sorumsuz-luktan yakınan bireylerin bir araya gelmesi, örgütlenmesi ve sorumsuzluklara karşı çıkması, toplumu yönlendirmekte etkin rol üstlenmesi gerekir. Toplumun yararını gözetme-yen, yönetimin üst katında kalmak için, sorumsuzluğun her biçimini kullanmaktan çekinmeyen bu ilkel bireyleri başımızdan atmanın yöntemini bulmalıyız. Fakat nasıl? Söyle bize Sokrates , nasıl?

Sokrates:
Nasıl mı? Bana böyle bir soru yöneltirseniz yanıtını sizden işitmek isterim. Çünkü bir araya gelmeniz gereken sizler, bir araya gelmenin sorumluluğunu taşıyacak bilinç düzeyine ulaştınız mı? Birlikte olmanın, sorumsuzluklara karşı birlikte savaşım vermenin sorumluluğunu taşıyacak bilinç düzeyinde misiniz? Bu soruya olumlu yanıt veremezseniz daha uzun yıllar sizleri sorumsuzların yönetmesine boyun eğeceksiniz demektir.

-Haklısın Sokrates. Bizler bir araya gelmenin, birlikte olmanın, ayrıntılardan arınıp sorunların özüne ulaşmanın gizini henüz bulabilmiş değiliz. O yüzden sorumsuzluğu kendi bireysel yararı için kullananların yönetimine boyun eğmekteyiz. Ve buna uzun yıllar boyun eğeceğimiz anlaşılıyor. Fakat bir gün toplum, bizleri bir araya getirmenin gereklerini bizlere öğretecektir. Ve tüm bu sorumsuzlukların duyarsızlıkların, kamusal kaynakları bireysel çıkar uğruna talan edenlerin üstesinden gelmenin ödevini toplum bizlere öğretecektir. Zaten öylesi bir görev toplum tarafından gerekli görülmedikçe de belki her devinim erken sayılır.

Sokrates:
Haklısınız. Toplum tarafından görevlendirilmek gereği yadsınamaz. Buna karşın bir yandan da toplumun böyle bir görevi üstlenmesine ilişkin düşünsel temellerin atılması, oluşturulması gerekir. Ve sizler şimdi bunu yapmaktasınız. Her zaman bana geliniz. Araf'ta zaman-dan ve mekandan bağımsız biriyim ben. Birey değilim. Ve birey olmadığım için duygusallığım da yok. Sadece mutlak aklın yolundan gidiyorum. Gözlemle aklın arakesitindeyim.

-Haklısınız Sokrates. Bugün azınlıktayız ve azız,fakat yarın çoğalmayacağımızı kimse ileri süremez. Bugün güçsüzüz, fakat yarın güçlü olmayacağımızı kimse bilemez. Gerçek ve doğru bildiğimiz yolda yürüdükçe ve toplumun güvenini kazandıkça ve kendi çıkarımızı hiçe saymanın bilincine ulaştıkça, çoğalacak, güçlenecek ve bizleri yöneten sorumsuzları başımızdan atmanın üstesinden geleceğiz. Sokrates, sana her gelişimizde olumsuzlukların olumlu-laştığını görmekteyiz. Düşüncelerinle bizlere güç katıyor-sun, coşku aşılıyorsun. Teşekkür ediyoruz.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail