Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 38 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


DÜNYA DEVLETİ NE DEMEK, TÜRKİYE DÜNYA DEVLETİMİ?

Ali Nejat Ölçen

İlk kez kim kullandıysa,"dünya devleti" biçimindeki bir tanımın anlamsızlığını dile getirmemiz gerekiyor. Eğer Almanya Federal Cumhuriyeti, ya da ABD birer dünya devleti ise, Mozambik dünya değil de ay devleti mi? Yer yüzündeki devletleri dünya devleti olmak ya da olmamak biçiminde iki farklı bölmeye ayırmanın gereğini anlamak olanaksız. Dünya ekonomisine ve siyasetine karışmak, egemen olmak, onu yönetmek ve yönlendirmek açıkçası sömürmek gücünü elinde tutan devletlere mi acaba dünya devlet deniyor. Dünya devleti olmanın ölçütü nedir? Kişi başına ulusal gelir düzeyi mi? Devletin sahip olduğu coğrafyanın yüz ölçüsü, ya da nüfusu, ordusundaki asker ya da top tüfek sayısı mı?

Nüfus ve yüz ölçütü temel alınıyorsa, Danimarka, İsviçre, Lüksembourg, dünya devleti olamazlar. Eğer kişi başına gelir düzeyi temel alınıyorsa, Singapur kişi başına Gayri Safi Milli Hasılası 30.060 dolar ile ABD'nin önünde yer almakta öyle ise 9. sırada dünya devletidir ve İngiltere 21.400 dolar ile 22. sırada bulunmakta ve dünya devlet olup olmadığı tartışılır duruma girmekte! Neresinden bakılırsa bakılsın "dünya devleti" deyiminde mantık bulmak olanaklı değil. Devletiyle böbürlenmek isteyen siyaset adamlarının ortaya attığı söz olsa gerek.

Dünya ekonomisine egemen olan devletlerin hiç birisindeki siyaset adamı, kendilerinin dünya devleti olduğunu söy-lemez, söyleyecek kadar "safdil" olamaz.

Federal Almanya Başbakanı "Deutscland ist ein Weltstaat" dese onu "Deutschland über alles" slogancısı Hitler'in izin-de olmakla suçlarlar. Ağır eleştirilere uğrar. ABD Başkanı Clinton, ABD'nin dünya devleti olduğunu söylemenin ne denli sakıncalı olacağını bilir. Emperyalist devletlerin sömürü alanı içinde gelişmekte olan ülkelerin siyaset adamları bu deyimi kullanarak uluslarını avutmaya çalışı-yor olmalılar. Bunlardan kimileri de Türkiye'nin siyaset adamları. Bu konuyu niçin ele aldık? Açıklayalım.

Prof. Karluk'un Yanılgısı.

Dünya devleti deyimi Prof. Karluk tarafından savunulmasa idi ve Türkiye'nin bir dünya devleti olduğuna karşı çıkmayı onu küçümsemek biçiminde yorumlamasaydı, konuya değinme gereksinimi duymayacaktık. Dünya devleti deyimi bırakınız siyasetçileri, eğer, öğretim üyeleri tarafından da benimsenirse o zaman bize bu deyimdeki anlamsızlığı ve tutarsızlığı irdelemek görevi düşer

Türkiye Sorunları Konferans Heyeti'nin 2001 yılındaki konferansın üçüncüsünün içeriğini ve konularını görüşmek üzere Dedeman Otelindeki 22 Kasım 2000 günü düzenle-diği yemekli toplantıda, metinde yer alan "Bir Dünya Devleti Olarak Türkiye" deyimini şimdi burada olduğu gibi eleştirmiştim. Anadolu Üniversitesinde ekonomi öğretim üyesi Prof. Dr. Rıdvan Karluk'un karşı çıkışına, toplantının gündeminde sapma olmamasını düşünerek ve aynı zamanda sürenin darlığı nedeniyle yanıt vermeyi uygun bulmamıştım. Zaten saat 24' ü geçmişti ve katılan çeşitli kuru-luşlardan, kendi alanında bilgi ve deneyim birikimine sahip değerli bireylerin ilgilerini de dağıtmak uygun olmazdı.

Türkiye Sorunları kitap dizisinin 38. sayısında yer alacak olan bu yazıyı kendisine göndererek karşıt görüşlerine de yer vermenin uygun olacağını düşünüyorum.

Kanımca ülkemizin aydın bireyleri farklı görüş ve düşüncelerini biri biriyle tartışabilmelidir. Türkiye'nin bir dünya devleti olup olmaması belki de üzerinde durulacak daha önemli konuların pek uzağında kalabilir. Ne var ki, ülkemizin içinde bulunduğu koşulları hiçbir duygusallığa kapılmadan gerçekçilik içinde değerlendirerek çözüm yolları aramamızı kolaylaştırır.

Önce şunu belirtmeliyiz ki "dünya devleti" deyiminin bilimselliği olmadığı için, tanımı ve ölçütü de söz konusu olamaz. Olsa olsa o bir slogan olabilir, içi boş bir slogan.

Böylesi sanal bir tanımla Türkiye'yi nitelemek, onu ne büyütmektir, tersini savunmak ne de küçümsemek olur.

Türkiye'nin bir dünya devleti olduğunu söylediğimizde, devleti yönetenlerin gözetimindeki soygun düzeni ortadan kalkacak mı? 120 milyar dış borç eriyecek, enflasyon hızla düşecek, temel hak ve özgürlüklerin kullanımındaki engeller ortadan kalkacak mı? IMF'den birkaç milyon dolar kredi almanın uğruna, ulusal çıkarları zedeleyen koşullara imza atan siyaset ve devlet adamları bundan utanç duya-caklar mı?

Bir dünya devleti olduğunu söylenen Türkiye 400 milyar dolara ulaşan ulusal geliriyle, menkul kıymetler borsa-sından 6 milyar doları yitirdiğinde nasıl oluyor da kara Çarşamba (28 Kasım) denilen bunalıma düşüyor ve IMF gecikirse istikrar (!) programının çökeceği korkusu gaze-telerde yer alıyor. Dünya devleti bu durumlara düşer mi?

Prof.Karluk, Türkiye'nin bir dünya devleti olduğunu o toplantıda ulusal gelir sıralamasında 20 nci olmamıza bağlayarak kanıtlamaya çalışmıştı. Oysa, ulusal gelir büyüklüğü, bu konuda ölçüt alınamaz ki. Olsa olsa kişi başına gelir düzeyi ölçüt olabilir. Yani, bir ölçüte eğer gereksinim varsa kişi basına ulusal gelir düzeyini ele almak gerekir. O zaman da Türkiye 20 inci sıradan 89 uncu sıraya düşecektir. Hatta kişi başına gelir düzeyinde dünya ortalamasının da altında olduğumuz ortaya çıkacak.

Aşağıdaki çizelge,durumun ne olduğunu ortaya çıkarıyor.

Kişi başına ulusal gelir(US $)

Ülkeler ......... 1970 .......... 1997 ......... Büyüme

Japonya........ 1 948........... 32 380........ 16.6 katı
Ispanya......... 1 083........... 14 080.........13.0.. "
Yunanistan.... 1 148........... 11 650........ 10.0.. "
Türkiye............. 365............ 3 160...........8.6.. "

Kaynak:1970 için DPT Uluslar arası Ekonomik Göstergeler. Kasım 1992. 1997 için, World Development Rp 2000. Dünya Bnk.

Çizelgeye Japonya'yı katmamızın bir nedeni var. İkinci Dünya savaşından ekonomisi yıkılarak çıkmasına karşın, 1970 ile 97 arasında kişi başına ulusal gelirini 16 katı yükseltebilmiştir. Yunanistan'ın kişi başına ulusal geliri, 1970' de Türkiye'nin 3 katı iken, 1997'de, 3.7 katına çıkmıştır. 1970 ile 97 arasında kişi başına ulusal gelirini Yunanistan 10 katına çıkarırken Türkiye'de ancak aynı dönemde 8.6 katı büyüme sağlanabilmiştir.

Dünya devleti olma savı, kof gururdan başka hiçbir anlam kazanamaz.. Çünkü, büyük devletler kendi büyüklüklerini ileri sürmeden, büyük olmayı becermektedir. Bugünkü koşullarda büyüklük zaten emperyalizm ile özdeşleşmiştir. Büyüklüğün ölçütüdür daha çok ülkeyi sömürebilmek!.

Yunanistan ile Türkiye'yi karşılaştırdığımızda önümüzde daha ne kadar yol almamız gerekeceği ortaya çıkacaktır. Dünya devletiyiz diye böbürlenmek, kendimizi kandırmak olur, gerçekleri görmekten bizi uzaklaştırır. Tersine devletimizle değil, ulusumuzla övünmeliyiz. Çünkü devletler, ulusların yaşam araçlarıdır. 8000 yılı aşkın tarihimizle, Anadolu insanının hoşgörüsü, insancıllığı, Osman-lı Devletinin kıskacındankurtulduktan sonra75yılda başar-dıklarıyla övünebiliriz. Hiçbir ulusun tarihinde bir benzerine rastlanmayan Mustafa Kemal Atatürk'ün yarattığı "ulus devleti" mizle övünmeliyiz. Dünya devleti olmaktan daha önemlidir ulus devleti olabilmek. Mustafa Kemal Atatürk'ün bizlere miras bıraktığı, karma ekonomiyle, ulus devletiyle, bağımsızlık ilkesiyle ve emperyalizmi yenilgiye uğratan ve yoksul ülkelere esin kaynağı olan özgürlük savaşımızla övünmeliyiz. Bu değerlerimiz yanında dünya devleti olmak ya da olmamak türünde sanal bir kavramın hiçbir değeri olamaz. Önemli olan küreselleşmenin siyasal saldırısına, özelleştirmenin yaratacağı özel sektör tekel-lerine ve AB' nin dayatmacı tutumuna karşın, koruya-bileceğimiz ulus devleti ile övünebiliriz.

Türkiye için dünya devleti türünde bir sanal kavramla övünmeyi bir yana bırakıp, sosyal hukuk devleti olabilirsek, onunla övünmeliyiz.

? Sanal deyim olduğunu ileri sürdüğümüz dünya devleti olabilmek için önce hukuk devleti olmak gerekmez mi?

Türkiye ile Yunanistan’ı aşağıdaki rakamlarla karşılaştırdığımızda eğer biz dünya devletiysek,Yunanistan'ın bizden önde dünya devleti olduğunu kabul etmemiz gerekmez mi?

Komşu İki Ülke :......................................... Türkiye ......... Yunanistan

1. Kişi başına elektrik tüketimi Kwh (1995).......... 1161............... 3395
2. Vergi geliri GSMH 'da oran (1997)............... % 15.2.............% 20.6
3. Sağlık harcamasının GSMH'daki payı...........% 2.7............... % 5.3
3. Ortalama ömür (erkek Nüfus)....................... 72 yıl............... 81 yıl
4. 5 yaş altı ölüm 1000'de............................... 50 kişi.................... 9 kişi
5. Milyon kişide bilim adamı+müh.................. 261kişi..................774 kişi
6..Bilgi sayar (1000 kişide).........................................21 adet................45 adet
7. Günlük gazete 1000 kişiye....................... 111 adet............153 adet
8. Televizyon -1000 kişide.............................286 adet ...........466 adet.................

Dünya devleti gibi sanal bir kavramla övünmeyi bir yana bırakıp, ulus devleti, sosyal hukuk devleti olalım bu bize yeter. Ve de, Yunanistan'a ne zaman yetişeceğimizi düşünelim.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail