Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 33 Geri Tavsiye Et Yazdır


TERMİK SANTRALLARIN KÜLLERİ

Mahmut Şükrü Gök
Maden Y.Müh

Sy.Gök'ün bu yazısını, 40 yıl önce master tezini hazırlamakta olduğu Almanya'dan Etibank Genel Müdürlüğüne gönderdiğini biliyor muy-dunuz? Belki şaşıracaksınız, kırk yıl önce dile getirilen ve bugün termik santralların çevreye savurduğu küllerin ne denli değerli bir kaynak olduğunu anlatmaktaydı o yazı. Etibankın küllenen dosyalarındaki kayıt numarası 171/0191-556'dır.

Kazan küllerinin değerlendirilmesine ilişkin olanakları sy.Gök o tarihte şöyle sıralamaktaydı.

1.Çimento ve gözenekli yapı malzemesi
2.Yapı tuğlası,
3.Ramble malzemesi olarak
4.Tarımsal toprağın gevşetilmesi için,
5..Tarımsal gübre
6.Çimentoya katkı malzemesi olarak.

Bu olanakları ve alınması gereken önlemleri laboratuvar deneylerine dayanarak açıklayan öneri acaba ilgili kamu kurumları tarafından dikkate alındı mı? Alınmamış olmalı ki kendisinden rica ettiğimiz çalışmasını verdiler ve ayrıca 1982 yılında geniş uzmanlar kadrosu tarafından aynı konuda hazırlanmış ve EİE nin yayınları arasında yer alan bir raporu da verdiler.

Ülkemizde ürküntü konusu olan ve çevreye korku salan baca küllerinin sakıncalarının tersine yararlı duruma getiren böylesi bir araştırma neden sorumlu ve yetkili kamu kuruluşları tarafından dikkate alınmaz bilemiyoruz. Türkiye'de devlet yöneten bireylerin uyuşukluğundan, kısa erimli ün sağlanan girişimlerin peşinden sürüklenen tutumlarından mı kaynaklanıyor? Sy.Gök'ün 1959'da Eti bank Genel Müdürlüğüne verdiği raporu ana çizgileriyle aşağıda bugünün diline dönüştürerek okuyucularımızın aşağıda bilgilerine sunuyoruz.

***

1.Küllerin çimento ve gözenekli malzeme yapımında kullanılması.

Küllerin içindeki Si2+Al2O3 külden çimento elde etmek için en önemli iki unsurdur. Külün bileşimindeki kalsiyum oksit (CaO) oranının azlığı,külün erime derecesini yükseltir. Erime derecesini düşürmek ya da külden çimento elde etmek için, gerektiği kadar kalker eklenir. Külden elde edilecek çimento üzerinde yukarıda anılan SiO2+Al2O3+CaO birleşimin etkisi önemlidir. Bu birleşim eriyiğine oksijenli su ya da alüminyum tozu eklenerek,iç duvarlarda kullanılmaya elverişli gözenekli taş türü

2.Küllerin yapı tuğlası üretiminde kullanılması

Külün içinde kil,tuğlacı çamuru ya da killi şist katılarak yapı tuğlası elde edilebilir. Elde edilen tuğlanın basınca olan direnci, içinde yanmamış maddeler bulunursa azalabilir. O nedenle, kül içine eritici maddeler eklenmesi gerekmektedir.

3.Küllerin dolgu malzemesi olarak kullanılması.

Zeminde açılan kuyularda iç cidarın tahkim edilmesinde kullanılan kaplama malzemesinin gerisine kül doldurularak toprak basıncının azalması sağlanmaktadır.

4.Küllerin tarım toprağını gevşetmek için kullanılması

Küller asitli araziye dökülüp toprakla karıştırılarak,tarıma elverişli zemin elde edilmektedir. Küllerin dane büyüklükleri çok küçük olduğu için, toprağın nemini korumakla yararlı bir işlevi üstlenmiş olmaktadır.

5.Küllerin tarımda gübre olarak kullanılması.

Küllerin kimyasal birleşiminde bulunan nesneler toprağı güçlendirici nitelikte olduğu için, Preisenberg Münich'te gübre olarak kullanılmaktadır. Örneğin orada,linyit ile maden kömürü arasında bulu-nan,% 41-55 uçucu madde içeren 5897-6188 cal. değerinde zengin kömür tabakasının, üzerindeki 2000 m. derinliğindeki örtü tabakası nedeniyle tektonik devinimlerin de etkisiyle kömürleşme derecesi çok yüksek düzeydedir. Bu kömürtabakaları ,ince kalker damarları içermekte ve lavvarda ayrılan kalker kireç ocağına gönderilmektedir. Üretim genellikle 600-1000 m.derinlikte yapılır. Ocak içi verimlilik,saatte 1670 kg.dır. Kazı randımanı ise 477 kg. Günlük ortalama kömür üretimi 300 ton dolayındadır. Lavvardan çıkan mikst % 40 oranında kül içerir ve eğer kül oranı bundan düşük ise, kalker katılarak termik santrallara gönderilir. Termik santraldan çıkan baca gazları ile kaçan tozlar,elektofiltrelerde ayrılıp bütün küller bir depoda toplanarak yapay gübre olarak kullanılır. 50 kg torbalar halinde 1.25 DM'a satılmaktadır (1958). Gübre olarak kullanılan külün kimyasal içeriğinde kalsyum oksit ve magnezyum oksit birleşimi % 64 ve silisyum oksit (SiO2) % 5.1 oranındadır.

Tarım yapılan toprağın gereksinmesine göre 1 hektar alan için her iki ya da üç yılda bir 1 ila 2 ton kazan külü kullanılmaktadır.

***

Etibank Genel Müdürlüğüne Almanya'dan gönderdiği bu yazıya araştırmaya devam etmesini öneren bir yanıt alır ve bu yanıt üzerine bir yandan master tezini hazırlarken öte yandan 4 adet tesiste araştırmalarını sürdürür. Steag fabrikası, Augusto Victoria Tuğla fabtikası, Dorsten makine fabrikasıdır bunlar.

Örneğin,Steag fabrikasının amacı,termik santrallardan çıkan küllerin, değerlendirilmesidir. Tuğlaların üretiminde santral külleri kullanıl-maktadır. Küllerin katılımıyla hazırlanan tuğla çamuru,50 kg/cm2 basınç altında kalıplarda sıkıştırıldıktan sonra,özel fırınlarda 16 atmosfer basınç ile doygun buhar gönderilerek 5 saat süreyle sertleştirilir.

Augusto Victoria fabrikasının kuruluş amacı ise, maden kömürü ve kurşun çinko cevheri üretilerek, lavvardan çıkan % 25-30 oranında kül içeren kömürün elektrik santralında enerji elde edilmesi için yakılmasından ibarettir. Santral kazanlarından çıkan kül ve kurşun çinko cevherinin flotasyonundan elde edilen kum.içine kalker ve su katılarak tuğla çamuru elde edilir. Ve bu tuğla çamurundan üretilen tuğlalar, 180 kg/cm2 basınca dayanıklıdırlar.. Hatta istenilen oranda renk katılarak renkli tuğlalar da üretilmekte. Sy.Gök'ün Etibank Genel Müdürlüğüne gönderdiği yazıdan bunları öğreniyoruz. Ve anlıyoruz ki bir yerde termik santral kuruluyorsa orada küllerin çevreye atılarak doğayı kirletmesine meydan vermeden , ham madde olarak kullanılması kimi üretimlerin temel girdisi olarak değerlendirilmesi olanaklıdır. Türkiye'nin kamusal yönetimi örneğin DPT ve TUBİTAK bu tür girişimlere planlama ya da proje düzeyinde öncülük etmelidir.

Sy.Gök,bunula da yetinmiyor,Dorsten fabrikasının yetkilileriyle görüşüyor ve termik santrallarımızdan çıkan küllerin değerlen-dirilmesi için Türkiye'de gerekli araştırmaları yapacaklarının vaadini de alıyor .

Yazısının sonunu şöyle bitirmektedir 1959'da bundan 40 yıl önce:

" Müessesenizin adresini fabrikaya verdim. Müessenizin fabrika ile temasa geçmesinin faydalı olacağı kanısındayım. Bu husustaki düşüncelerinizi fabrikaya bildirmem için bana da bilgi verilmesini emir ve müsaadelerinize arz ederim".

Ne yanıt aldı acaba? Yanıt almış olsaydı Türkiye Sorunları kitap dizisinde bu önemli konuyu gündeme getirmeye gerek kalır mıydı? Bugün termik santrallarımızdan çıkan küller çevreyi yaşanmaz duruma getirmeyi sürdürmez, çevresindeki tesislerle bir komplekse dönüşür ve zararlı olan küller üstelik katma değer ve istihdam yaratarak başka üretimlerin temel girdisi olurdu

Geniş uzmanlar kadrosuyla aynı konuda hazırlanan geniş kapsamlı bir raporda,Nisan 1981'de Enerji Tabii Kaynaklar Bakanlığı tara-fından EİE idaresine "uçucu küllerin değerlendirilmesi için eşgüdüm sağlaması" konusunda görev verdiği anlaşılmaktadır. Rapordan bir geçeği okurlarımızın bilgisine sunma gereksinimi duyduk. Raporun giriş bölümünde şunlar yazılı:

"Termik santrallarda üretilen külün santral dışına,genellikle oldukça uzak yerlere bandla taşınması ve atılması gerekmektedir. Bir takım sorunlarla taşıma işleminin tam olarak yapılamadığı zamanlarda ortaya çıkan çevre kirliliğine ek olarak termik santralların düşük yükte çalışmaları ve hatta tamamen durmaları yüzünden,üretilmesi beklenen enerji miktarında düşüklükler meydana gelmektedir. Çevre kirliliğini önlemek amacıyla elektrofiltrelerde yakalanan ve enerji üretimini aksatmamak için termik santrallardan muntazam bir şekilde uzaklaştırılması gereken uçucu küller aynı zamanda günümüzde en değerli endüstri malzemeleri arasındadır."

Ama ne yazık ki,güneşin değerini bilmediğimiz gibi bu uçucu küllerin de değerini bilmiyoruz

Komisyon uçucu küllerin puzzolanik (doğal çimento) özelliğinde olduğunu ve alüminli,silisli yapıya sahip ince daneli durumdadır,su ve kireçle-Ca(OH)2 ile birleştiğinde kusursuz bağlayıcı madde niteliğı kazandığını vurguluyor. Sy.Gök 'ün 40 yıl önce master öğrencisi iken belirttiği gibi. Yine rapor,uçucu küllerin hafif agrega yapımında da kullanılacağının altını çiziyor. Böylelikle hafif beton elde edilir,diyor. Elde edilen beton elemanların özgül ağırlığı 11800-1800 kg/m3 dolayındadır ve normal betondan % 50-20 daha hafiftir. 28 günlük basıç direnci ise 450 kg/cm2. Ne denli kusursuz hem taşıyıcı ve hem de dolgu malzemesi.

Başımızın üzerinden uçup giden ve yapraklar üzerine konarak yeşil doğayı öldüren o küller meğer, karayollarında toprağın stabilizasyonunu sağlamak amacıyla temel malzemesi olarak ta kullanı-lıyormuş. Normal betonun 1/3 'ü kadar ağırlıkta gaz betonu yapı-mında da görev alıyormuş bu küller.Taşımada kolaylık, ucuzluk, dayanıklılık,ısı geçirmez-lik, gibi yararları da varmış. Böyle yazıyor rapor. Bu ön bilgilerden sonra Türkiye'deki durumu anlatıyor:

Termik santrallardan çıkan uçucu küllerin yıllara göre miktarı şöyle:

Yıllar ............Milyon ton/yıl
1980...... .........1.90
1981............... 2.32
1982...............
4.36
1983'.............. 5.84
1984 ...............
8.45
1985'............. 10.90
1986..............10.90

yılda 10 milyon ton uçucu kül savruluyor doğaya. Yılda sadece 100 bin ton çeşitli amaçlarla ve daha çok beton katkı maddesi i olarak kullanılıyormuş. Santrallarımızdan rapora göre şimdiye değin(yani 1987'ye kadar) 100 bin ton uçucu kül daha çok betona katkı malzemesi olarak kullanılmış. Oysa yukarıki rakamlara göre 1981-98 döneminde termik santrallardan havaya toplam 45 milyon ton kül uçuşmuş. Kullanım oranı binde 3. Utanç verici bir sonuç.

Oysa raporda sadece 4 termik santralda (Seyitömer,Tunçbi-lek,Soma,Çatalağzı) 1982 yılında toplam 2 milyon ton uçucu kül oluşmuş ve atma bedeli o yıl 81.5 milyon Tl. 1982 yılında 81.5 milyon TL ile her biri 5 derslik üç okul inşa edilebilirdi.

Rapordan edinilen bilgiler yürekler acısıdır. Şöyle sürüyor verilen bilgiler: "Uçucu küller ülkemizde yeterince bilinmiyor. Kullanım alanları,teknik ve ekonomik yararları bilinmemekte ve bu nedenle kullanılması çok sınırlı kalmaktadır.".

Bu yakınmaları okuyunca acaba bir "Kül Bakanlığı" mı kurulmalı diye düşünüyor insan. Ama, kül yutmayan bakanı nereden bulacak-sınız.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail