Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 32 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

SOKRATES İLE SORUMSUZLUK ÜZERİNE SÖYLEŞİ
...

SOKRATES İLE SORUMSUZLUK ÜZERİNE SÖYLEŞİ

- Sokrates sana gelmekten kendimizi alıkoyamıyoruz. Ne zaman bilgine başvursak,bizleri sevecenlikle ve içtenlikle karşılıyor,zihnimizi kurcalayan sorulara en doğru ve gerçekçi yanıtları senden alıyoruz. Ülkemizde bizleri yöne tenler sorun yaratmakla uğraştıkları için onların yarattığı sorunlara çare aramak bize kalıyor. Neden hem sorun yaratıp hem de yarattıkları sorunu kendileri çözmekten uzak kalıyorlar. Bu denli bilgisiz ve beceriksiz, sorumsuz mu bizleri yönetenler. Söyle Sokrates, sorumluluk ne demektir. Neden gittikçe daha sorumsuz kişiler oluyoruz. Sorumluluk duygusuna bu denli yabancı kalmaktan kendimizi nasıl kurtarabiliriz?. Neden bizleri yöneten si-yaset adamları gittikçe daha da sorumsuzlaşıyor. Yoksa yanlışlık bizde mi?

Sorumluluklarını onlara anımsatmıyor ve yarattıkları sorunların sorumluluğunu taşımaya onları zorlamıyoruz. Ama bizler de sorumsuzluğu özümsemeye başladık. Sorumsuzluk niteliğimize dönüştü belki de. O yüzden sana geldik, söyle bize, sorumluluk nedir, neden sorumluluk taşımaktan bu denli kaçınıyor, çekiniyoruz? Kolay yolu seçmemizin bir aracı mı oldu sorumsuzluk. Anlat bize. Ne düşündüğünü öğrenmek ve bizleri yönetenlere sorum-luluklarının ne olduğunu göstermek istiyoruz. Böylesi sorumsuz,duyarsız ve niteliksiz kişilerce yönetilmeyi hak etmiyor muyuz?

Sokrates:
Bana öyle bir soru yönelttiniz ki, nasıl yanıt vereceğimi ben de bilemiyorum. Bir insan, kendisine,çevresine, top-luma ve başkalarına karşı taşıdığı sorumluluğu nasıl olur da umursamaz, önemsemez ve de göz ardı edebilir ? Bunu anlamakta güçlük çektiğimi açıklamalıyım. Sizler bu denli duyarsız bir toplum mu oldunuz ki sizleri yönetenler sorumsuzluğu yöntem durumuna dönüştürdü-ler. Onların nesnel sorumluluklarına önlem içeren yasa-larınız yok mu? O yasaları uygulayan yargıçlarınız iş-levlerini yapmıyor mu? Onlar da mı sorumsuzluğu özüm-ser oldular. Bu sorular zihnimde uyandığı ve yanıt bulamadığım için soruyorum.

- Sokrates tam olarak anlamadık, ne demektir nesnel so- rumluluk. Yasalarda yazılan, betimlenen sorumluluk türü- nü mü kasıtlıyorsunuz bu deyimle.

Sokrates:
Evet neyi kasıtladığımı anlamışsınız. Sorumluluğu iki farklı türde betimlemeye gereksinim duyuyorum. Nesnel sorumluluk ,toplu yaşamın bireylere yüklediği görevleri, koşulları,davranış biçimlerini yerine getir-mediği zaman karşılaşacağı caydırıcı önlemlerin bütününü tanımlar. Demokratik yönetim biçimlerinde bu kuralların adını yasa olarak betimliyoruz. Oligarşilerde ise en baştaki iradenin ortaya koyduğu kurallardır. Bu tür kural ve koşullardan kaynakla nan sorumluluk dışı devini ve kararları kasıtladı- ğınızı sanmıyorum.

-Keşke bunu kasıtlasak ey Sokrates. Bizleri yönetenler ve hatta içimizden kimileri (biz bunları sırtı kalın kişiler olarak tanımlıyoruz) tümden kendilerini yasa üstü saymaktadırlar. Sizin deyiminizle nesnel sorumlulukları bile söz konusu değil. Yasa dışı yaşamları bile yasallaşmış gibidir. Sırtı kalın olmayanlara uygulanır bizim ülkemiz- de yasalar. Onlar sorumluluk taşımak zorundadırlar. Çünkü onların üst düzeyde koruyucuları yoktur. Ama öte-kiler, sırtı kalın olan ve de yandaşları her tür özgürlüğe sahip. Rüşvet,yolsuzluk,yalan ve talan onların doğal hakları gibidir. Ölümcül olaylarda bile etkin rol alabilirler ve ceza evine girdiklerinde bile orada görkemli yaşamla- rını sürdürmenin koşulları hemen yaratılır. İşte Sokrates bizler böylesi koşullar altında yaşıyoruz. Anlat bize bu koşullara uyum mu gösterelim, karşı mı çıkalım ve nasıl karşı çıkalım. Söyle bize sorumluluk bu denli hiçe sayı- labilir mi?

Sokrates:
Bu anlattıklarınıza inanmakta güçlük çekiyorum. Kuşkusuz doğru ve gerçekleri söylüyorsunuzdur ama tanımladığınız çizelge tam anlamıyla toplumsal çöküntüyü betimliyor. Zaten nesnel sorumluluğun ye- terince uygulanabilmesi için bireylerde ve toplumun tüm katmanlarında "sorumluluk bilinci" nin doğması gerekir. Önemli olan nesnel sorumluluk değil toplum- sal sorumluluk bilincidir. Öyle sanıyorum ki sizler toplumsal sorumluluk bilincini henüz yeterince özümsemiş değilsiniz. Bunun tarihsel nedenleri ve tarihin içinde kalan kökleri olabilir.Ama sizler o kökleri ayıklamalı ve toplumsal sorumluluk bilincini yaratma-lısınız.

- Çok haklısın Sokrates, ama toplumsal sorumluluk bilin cini nasıl uyarabiliriz. Bizler bile toplumsal sorumluluğun ne olduğunu yeterince algılayabilmiş değiliz. Acaba söyler misin ne demektir toplumsal sorumluluk ve nasıl bir niteliktir ya da özellik, sonradan kazanılabilir mi ki onu uyarmaktan söz edebilelim.

Sokrates:
Bireyin bilincinde doğuştan ya da kültürel gelişim sonucu doğan bir nitelik olarak tanımlanabilir, toplumsal sorumluluk. Sizler, çok eskilerde "mesuli-yet-i maddi" ve "mesuliyet-i manevi" sözcüklerini kul- lanıyordunuz. Ne çabuk unuttunuz. İşte benim kasıtladığım bu "mesuliyet-i manevi" deyimidir. Basit gibi görünen bu deyimin derinlere kök salan gizemli bir anlamı var. Bireyi topluma, çevreye, başkalarına karşı zarar vermekten alıkoyan bir içsel fren rolü oynar bu toplumsal sorumluluk duygusu. Bireyin kendi dışına karşı kendisi kadar değer vermesinin ürünüdür. Kendisine duyduğu saygıyı kendi dışın dakilere de duymasıdır bir bakıma. Bireyin dışında kalanların tümü onu çevreler. Doğa,toplum öteki bireyler ve ortak yaratılan kural ve değerler bütü- nüdür kendimizin dışındaki dünya. Ortak değerler ve kurallar bütününe uymak, ters düşmemek ve bunun için özen göstermektir sorumluluk bilinci. Ve bu bilinç, ister istemez nesnel sorumluluğun gereklerini de gündeme getirir. Öyle ise yaşamı paylaşmaktır özetle. Yaşamı paylaşmanın gereklerini yerine getir-mektir.

-Güzel söyledin Sokrates. Zihnimizdekileri okuyor gibisin. Aynı düşünceleri duyumsuyor ama senin gibi o duygu ve düşünceleri sözcüklere dönüştüremiyoruz. Bizleri yöneten sırtı kalınlar sınıfı ve onların yandaşları, yaşamı paylaşmaya hiç bir zaman razı olmadılar ki. Zaten bizler nasıl olurda onlarla yaşamı paylaşabiliriz. O zaman onlar gibi olmaz mıyız?Zaten sorumluluktan ne denli kaçsak ve ne denli sorumsuzca davransak, onlardan biri oluruz ve yönetilen değil yönetenler katına yükseliriz. Bizim ülkenin temel çelişkisidir bu. Ne denli sorumsuz iseniz değeriniz o denli artar. Ve kimi yazar,çizer takımı sizin için "vizyonu geniş" nitelemesini bile yapar. Sorumsuzluğunuzun ülkeye zararı ne denli büyük olursa olsun,sorumsuzluğunuzun arttığı kadar değeriniz de artar. O yüzden kendi yaşamı- mızı bizleri yönetenlerle paylaşmayı düşünmüyoruz. Var- sın onlar kadar ünlü ve varlıklı olmayalım.

Sokrates:
Sizleri yönetenlerle yaşamı paylaşmaya razı olmama- nız aslında sizlerin yüreğinde ve zihninde yer etmiş erdeminizin sonucudur. O erdeminizin sonucudur ki buraya kadar gelip bana sorumluluğun ne olduğunu sordunuz. Elbette yaşamın çirkinliğini paylaşmak anlamında söylemedim. Elbette görkemli yasa dışı yaşamı paylaşmak değildi amaçladığım. Toplumun beklediği ve gereksinim duyduğu özveriyi paylaş-maktır. İyiye ve doğruya doğru yönelişte dayanış-madır. Birlikte güçlükleri yenmeyi, gerçeklere ulaş-mayı ve toplumsal yarar sağlamayı yaşamın amacı saymaktır kasıtladığım. Sizler burada Araf'ta bana güç kattınız. Ben de antik çağda 2300 yıl önceleri benzer sorumsuzluklara tanık oldum. Onların ara-sında erdemi korumanın savaşımını verdim ve ancak yaşamıma son vererek erdemimi koruyabileceğim sonucuna ulaştım. Ama sizler yaşama bağlı kalarak kendinize ve başkalarına karşı toplumsal sorumluluk bilincini uyarak uğraşlarınızı sürdürmelisiniz.

Yaşamı sizleri yönetenlerle paylaşmayı razı olmamanızı doğal karşılıyorum. Zaten yaşamı onlarla paylaştığınız zaman onlardan farkı nız kalmaz. Ama onları sizin yaşamınızı paylaşmaya zorlayabilirsiniz.

- Nasıl Sokrates,onları bizim yaşamımızı paylaşmaya nasıl zorlayabiliriz, hangi güçle ?

Sokrates:
Gücün kaynağının kendiniz olduğunu bilmiyor musunuz? Onlara sizleri yönetme gücünü veren sizler - siniz. Ama önce sizlerin toplumsal sorumluluk bilincine ulaşmanız ve kendicilik duygularından arın-manız gerekecek. Toplumun yararı için özveriyi ortak davranış ve ahlak biçimine dönüştürmeniz gerekecek. Toplum için,çevre için ve başkaları için kurallara uymanın gereğini özümsemelisiniz. Zaten böylesi bireylerden oluşan toplumları ,sorumsuzluğu alışkan-lık ve yöntem biçimine dönüştürmüş kişilerin yö-netmesi olanaksızlaşır. O kişiler rüşvet alamaz, ,hır-sızlık yapamaz,kendilerine verilen yetkiyi bireysel çıkar uğruna kötüye kullanamaz; eğer sizler hoş gö- rülü davranmazsanız.

-Haklısın Sokrates. Ne zaman üzgün ve umutsuz gelsek, söylediklerinle ülkemize umutlarla dönüyoruz. Gücün kaynağı biziz ama o gücün kötüye kullanılmasına neden olan da bizleriz. Yüreği yurt sevgisiyle dolu aydın-larımız ,birbirleriyle didişmese,ayrıntılar üzerinde anlaş mazlık konuları yaratmadan temel sorunlarda düşün ve eylem birliğine ulaşabilseler, yetki verdiğimiz bireyler kötü yönetime sapabilirler mi? Ülkemize dönünce,ey bizleri yönetenler, artık kişisel çıkarlarınız uğruna top-lumun çıkarlarını hiçe sayamayacaksınız,diyeceğiz. Ey yüreği yurt sevgisiyle dolu aydınlar,birbirinizle didişmeyi bir yana bırakarak toplumsal sorumluluk duygusunu taşımaya başlayınız,diye haykıracağız. Başarılı olabilir miyiz acaba?

Sokrates:
Denemelisiniz.

- Deneyeceğiz Sokrates, bıkmadan, usanmadan, ömrümüzün sonuna kadar.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail