Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 32 Geri Tavsiye Et Yazdır

LORD CURZON' UN AMACI GERÇEKLEŞİYOR MU?
Serdar Erkan
Makine Müh


LORD CURSON'UN AMACI GERÇEKLEŞİYOR MU?

Serdar Erkan
Makine Müh.

Lozan görüşmelerini başarıyla gerçekleştiren devlet adamı İsmet İnönü'nün genç kuşaklara büyük derslerle dolu, Cumhuriyet Gazetesinin yayımladığı kitabında bir anısını şöyle anlatmaktadır:

Lord Curson,(İngiliz baş delegesi) bana dedi ki,Kon feransta bir sonuca varacağız. Ama memnun ayrıl-mayacağız. Hiçbir işte bizi memnun bırakmadınız. Hiçbir dediğimizi makul olduğuna, haklı olduğuna bakmaksızın kabul etmiyorsunuz. En nihayet şu kanaate vardık ki, ne reddederseniz hepsini cebimize atıyoruz. Memleketiniz haraptır. İmar etmeyecek m-isiniz?Bunun için paraya ihtiyacınız olacaktır. Parayı nereden bulacaksınız ? Para bugün dünyada bir bende var,bir de bu yanımdakinde (ABD delegesi). Unut-mayın ne redederseniz hepsi cebimdedir. Nereden pa-ra bulacaksınız?Fransızlardan mı? Ben: Evet dedim. Curson sözlerine devam etti:Para kimsede yok. Ancak biz verebiliriz. Harap memleketi nasıl kurtaracak-sınız? İhtiyaç sebebiyle yardım istemek için karşımıza gelip diz çöktüğünüz zaman, bugün reddettiklerinizi ceplerimizden çıkarıp birer birer size göstereceğiz..

Bu sözleri hiç unutmadım, diyor İsmet İnönü. 45 yıl içinde para almak için müracaat ettiğimiz her yerde bu ihti-malleri görmüşüzdür. Hakikat şudur ki, İkinci Dünya Savaşı kapı önünde görününceye kadar, mali bakımdan bize kolaylık gösterilmemiştir. Ve Türkiye kendisini kendi alın teriyle tamir eder İkinci Dünya Savaşını idrak etmiştir.

Ülkemiz İkinci Dünya Savaşından sonra 55 yıl süresince ekonomisini alın teriyle onararak, 21.yüzyıla girebilmiş midir? Ekonomik gelişmesini sürdürebilmek için, Lord Curson'un sözünü ettiği iki devletten birine ulusal güvenliğini bile tehlikeye atmak bahasına diz çökmek zorunda bırakılmıştır?

EGE Genç İş Adamları Derneği (EGİAD) tarafından hazırlanan "Türkiye Dünyanın Neresinde" başlıklı 1999 Yılı Raporu'nda ve Dünya Bankası'nın 1998-99 World Development adlı yayınındaki verilere göre Türkiye komş-ularımızı imrendiren doğal kaynaklara sahip olmasına karşın 100 milyar doları aşan dış borç ve 35 milyar dolar iç borç ile ekonomik ve sosyal gelişmesini barış içinde gerçekleştirebilmek için, IMF ve Dünya Bankası koşul-larına boyun eğmektedir. İkinci Dünya Savaşından dış borçsuz çıkan bir Türkiye 55 yıl sonra nasıl bu denli borç batağına sürüklendi?

IMF ve Dünya Bankası, gelişmekte olan ülkelere serbest piyasa ekonomisini ve dış pazarlara kısıtlama geti-rilmeksizin açılmayı önerirken, ABD, Avrupa ve Asya-Pasifik merkezli ekonomiler ise, iç pazarlarına son derece titiz korumacı önlemlerle sahip çıkmaktadırlar.

IMF ve Dünya Bankası, kredi vereceği ülkelerin ken-dilerine özgü ekonomik stratejilerini ve toplumsal yapı-lanmalarını dikkate almaksızın, monetarist yöntemleri önererek tek tip reçetelere bağımlı duruma getirirken, devletin ekonomideki etkinliğini geri çekmesini giderek küçülmesine yol açacak özelleştirme programlarını koşul olarak dayatmaktadır. Bu ölçütleri kredi vermenin koşu-luna dönüştürmüşlerdir.

Ülkemizde özelleştirme en yanlış, sakıncalı biçimiyle uy-gulanmakta ve kimi ayrıcalıklı kişi ve gruplara rant sağ-lamak amacıyla yapılmaktadır. Ekonomik ve verimlilik ölçütlerine göre değil, siyasal iktidara yakın kişilere kaynak aktarmanın amacı durumuna indirgenmiştir.

Dünya Bankasını raporlarına göre küreselleşmeden en çok Türkiye'nin yararlı çıktığı yazılmış olmasına karşın aynı raporlarda Türkiye, "yüksek orta gelir" düzeyinde ülkeler arasında ulusal gelirde 1992-1997 arasında % 55 oranında artışla 1150 dolardan 3130 dolara çıktığı belirtilmektedir. Oysa o dönemde Türkiye'nin de içinde bulunduğu ülkeler grubunun ulusal geliri kişi başına 4520 dolara yükselmiş ve Türkiye kendi grubundaki gelir düzeyinin gerisinde kalmıştır. Dünya ekonomisini yönlendiren 7 ülkenin (G-7'lerin) kişi başına ulusal gelir ortalaması Türkiye'ye göre 5 katı artarak 25700 dolara yükseldi. Kaynakları daha kısıtlı olan ve AB üyesi olarak Birliğin kararlarında etkin rol üstlenen Yunanistan'ın kişi başına ulusal geliri 12010 dolara yükselerek Türkiye'nin 3 katı büyüklüğe ulaşmıştır

Ve bugün AB üyeliğine aday ülkeler arasında kişi başına ulusal geliri Türkiye'den daha düşük ve buna karşın enflasyonu Türkiye'den daha azgın bir başka ülke mevcut değildir.

Merkezi ABD'de bulunan Heritage Foundation adlı kuruluşun hazırlamış olduğu "Ekonomik Özgürlük Indeksı 1998 "araştırmasında 158 ülke arasında Türkiye'nin-59.sırada olduğu görülür. Aynı araştırmada 9 ülke tü-müyle özgür bulunmuştu. Siyasal özgürlükler ve demok-rasi açısından "Freedom House" tarafından yapılan bir başka araştırma sonuçlarına göre 191 ülke içinde Türkiye, 1997'de 36.sıradan 1998'de 40.sıraya düşmüştür.

Tüm bu veriler ışığında, 100milyar doları aşan dış borç ve 35 milyar dolar iç borç yükü altında bir Türkiye, 20.yüzyılın başlarında Lord Curzon'un İsmet İnönü'ye söylediği sözler acaba gerçekleşiyor mu diye düşünülmesi gerekir. Ama bize sorarsanız gerçekleşmektedir.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail