Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 31 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

KÜRENİN DIŞINDA KÜRESELLEŞMEK İSTEYEN ÜLKE: TÜRKİYE
...

KÜRENİN DIŞINDA KÜRESELLEŞMEK İSTEYEN ÜLKE:TÜRKİYE

Ali Nejat Ölçen

ABD Başkanı Clinton'un ülkemizi ziyaretindeki konuşmaları ve davranış biçimli öyle sanıyoruz ki kamu oyumuzda büyük sevecenlik yarattı. Güzel konuştu diyorlar. Tüm MEDYA da aynı düşünceyi paylaşıyor. Elbette güzel konuşacaktır. Güzel konuşmaya zorunludur. Neden? Çünkü oralarda ve de Batı'da devlet yönetmek ciddi bir iştir. Bill Clinton'un nasıl konuşacağını, neler söyleyeceğini yalnız kendisi değil, danışmanları ilebirlikte hazırlar. Oralarda başbakanlar, bakanlar, devlet ve siyaset adamları halka ne denli yakın olsalar da MEDYA ile yüz göz olmazlar. Her gün TV ekranlarında boy gösterip abuksabuk konuşmazlar. Çünkü o ülkelerde devlet ve siyaset adamları, bireyler için benden yana, bana karşı türünde bir ölçü kullanmaz. Bilgi, çalışkanlık tercih nedeni olur. O yüzden, o ülkelerde devlet ve siyaset adamlarının çevresini salaklar ve yalaklar kuşatamaz. Oralarda devlet yönetmek ciddi bir iştir. O ülkelerde kaz güdemeyerte devlet yönetimi teslim edilmez. O ülkelerde devlet yönetenlerin yetkisi az ama sorumluluğu daha çoktur. Bizde öyle mi? Devleti yö-netenlerin yetkisi çoktur, sorumluluğu yoktur. Gerçek demokrasi o yüzden devletin içlerine ve de siyasal par tilere girip yerleşernemiştir.

Demokrasilerde yetkiler sınırlandırılmıştır. ABD Başkanının yetkileri en sınırlı adam olduğundan kimse kuşkuya düşmesin. O, beyaz sarayın bahçesini Ford gelip fabrika kursun biçimindeki konuşmasına konu yapamaz. Verdimse ben verdim diyemez. Beyaz sarayın bahçesine çivi bile çakamaz. Aklına geldiği gibi de konuşamaz. Geniş uzmanlar kadrosundaki hiç kimse oraya hatır-gönül lişkisiyle atanamaz Suçlu olarak aranan ensesi kalın kişileri yanına alarak benim ailem diye fotoğraf çektiremez. Oralarda serbest piyasa ekonomisi de ciddi bir iştir.

Bili Clinton'un TBMM'inde kaç kez Turgut Özal'dan, kaç kez Süleyman Demirel'den söz ettiğinin istatistiğini tutanlar oralarda alay konusu olur. Bizim MEDYA ve de kimi siyaset adamları için T.Özal'ın değerini Bili Clin-ton'un ondan üç kez söz etmesiyle ölçerken, aslında bir bakıma genelleşen aşağılık duygusunu dile getirmiş oluyorlar. Madem ki Bill Clin ton ondan üç kez söz etti, öyleyse büyük adam Turgut Özal. Anayasa bir kez delinse m1 olur ve de benim memurum işini bilir demiş olsa bile. Banker faciası onun döneminde olsa da. Hayali ihracata ülkenin kapılarını açmış olsa bile. Bankalarda sırdaş hesap açılmasına yol açmış olsa bile. Köşe dönmecilik devleteonun döneminde sızmış olsa da. Clinton ondan üç kez söz etmiş ise büyük adam demektir Körfez bunalımında 1 koyup 20 almayı becerememiş te olsa .

Türkiye'de beş gün kalarak çevresinde sevecenlik halesi yaratan ABD başkanı kendi ülkesi için danışmanlarının önerisiyle nasıl bir çıkar sağlamaya çalıştı, bu soru acaba Türkiye'nin yönetimim üstlenmiş olan devlet ve siyaset adamlarının zihninden geçti mi ? Cumhuriyet gazetesinde Atilla İlhan'dan başka herhangi bir yazar, MEDYA'da bu olasılığa değindi mi?

O nedenle yazımızın başına Türkiye için "Kürenin dışında küreselleşen ülke" sözcüğünü kullandık. Anadolu insanının sırtını sıvazlarsanız ağzındaki lokmayı alabilirsiniz. Acaba Bill Clinton, devlet adamlarımızın sırtını sıvazlayarak hangi lokmaları almayı becerdi ve Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin, sadece Çeçenistan saldırısından ötürü eleştirildiği için mi öfkelendi?

Belki o da söz konusu ama asıl onu kızdıran, Türkiye'nin avuçlarının içinden kayıp gitmesi ve Avrasya'nın paylaşımında Bill Clinton'un ustalıkla Türkiye'nin ortaklığını kazanarak birlikte paylaşmayı amaçlamasından kaynaklanıyor olmalı. Avrasya coğrafyası, kültürü, gelenekleri dili ve inanç biçimi olarak Türkiye'nin bir parçası olmasaydı acaba Bill Clinton Türkiye'deböylesi gösterileri sergiler miydi. Hayır. Çünkü o biliyor ki ya da ona danışmanları öğrettiler ki, Avrasya'yı ABD'ye gümüş tepsi içinde sunacak olan ülke sadece Türkiye'dir. Sırtının okşanması birkaç milyon dolar kredi verilmesi yeter de artar bile.

Atilla İlhan 19.11.1999 günlü Cumhuriyet gazetesinde Ecevif in Türk-Rus iş adamlarıyla konuşurken Rusya'da söylediklerini aktarıyor. Şunları söylemiş:

Dünya bir Avrasyalılaşma sürecine girmiştir. Bu sürecin iki anahtarı var, bunlardan biri Türkiye'nin ötekisi de Rusya'nın cebinde..

Bu sözün Avrasya'lıları ne ölçüde inciteceğini bilemiyoruz. Ama Clinton'un gelişiyle anahtar sayısı üçe çıkmış ve biri de ABD başkanının cebine girmiştir. Boris Yeltsin'in kızmakta hakkı yok mu?


 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail