Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 31 Geri Tavsiye Et Yazdır


İLGİNÇ BİR ARAŞTIRMA: CUMHURİYET ve SAĞLIK

Nevzat Eren
rof.Dr

Nuray Tanrıtanır
Uzman,DPT

İki değerli araştırmacının bu çalışmasında, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyetin kazanımlan arasında bugüne değin yeterince ele alınmamış bir alanı, sağlık gibi yaşamsal bir konuyu incelenmektedir. Aslında cumhuriyetin ka-zanımlan arasında kültür devrimi kadar önemli olan bir konuda, sağlık alanında dün ile bugünün bir karşılaşmasını bulacaksınız bu yazıda.

Bir akademisyen ile bir planlama uzmanının birlikte başarıya ulaştırdıkları bu çalışmanın değerli iki üyesi de aslında Cumhuriyetin kazanımlan arasında sayılmalıdır. Cumhuriyeti kurum, kural ve kuramlarıyla birlikte oluşturan Mustafa Kemalin büyüklüğünü, bugünün aydın, araştırmacı çağdaş genç kuşakların yetişmesi kanıtlamakta. Türkiye'yi 21.yüzyılın çağdaşlığına onlar taşıyacak .

***

Cumhuriyetin ilan edildiği 1923 yılında 554 hekimin varolduğunu gösteriyor bu çalışma bize. 19860 kişiye 1 . hekim düşmekte. 12 yıl içinde hızlı bir gelişmeye tanık olmaktadır Türkiye; hekim sayısı 3 katı artarak 1625'e yükseliyor. 12220 kişye 1 hekim. Aynı dönemde 1923'deki 560 sağlık görevlisinin 1935'te 1365'e çıktığını görüyoruz.

Çalışma, bize Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte sağlık sektöründe nasıl hukuksal bir alt yapı oluşturulduğunu ne tür yasalar çıkarılıp örgütler kurulduğunu da öğretiyor. Sağlık hukuku, örgütleri ve uzmanlık alanları ile birlikte bir bütün olarak ele alınmıştır. Başarının gizi de burada..

İnsan ister istemez bugün ile karşılaştırma yapıyor. Örneğin özürlüler için kimlik kartları çıkarıldı ve özürlüler o kartları edinmeye başladılar ama gerekli yasalar hâlâ çıkarılmadığı ve gerekli örgütlenme yapılmadığı için o kimlik kartlarının hiçbir geçerliliği söz konusu değil. Bugün konuyu ele alış biçimiyle 1923'lerin ne denli gerisine düştüğümüz görülüyor. Kararlar onun gerektirdiği alt yapı ve ön hazırlıklar yapılmadan alındığı için uygulanmamakta ya da eksik ve yanlış uygulanmaktadır.

Cumhuriyet'in ilk yılları Türkiye'de sıtma savaş örgütlerinin kuruluşuyla bu hastalığın önü alınmıştır hem de birkaç yıl içinde. Verem, trahoma ve hatta frengi hastalıklarının da önü alındı. Batı dünyası, Tür-kiyede Cumhuriyetin ilk yıllarında bir sağlık devriminin gerçekleştiğini biliyor mu acaba ve bizler biliyor muyuz?

Sağlık sektörünün bir devlet politikası olarak ele alındığı yıllardır Cumhuriyet'in 1920, 1930'ları, 1940'ları.. O nedenle, araştırmadaki bir çizelge çok önemli. Aşağıya aktarıyoruz.

Dönemler

Ulusal Bütçe

Sağlık Hizmeti

Oran

(Milyon TL.)

( Milyon TL.)

(%)

1923

137.33

3.04

2.21

1925

183.93

4.86

2.64

1930

222.65

4.50

2.02

1935

190.01

4.82

2.42

1945

603.40

18.91

3.11

1950

1487.21

60.62

4.07

1955

2949.73

152.46

5.18

1960

7266.97

382:76

5.27

1965

14421.4

590.95

4.09

1970

28860.25

888.08

3.07

1975

107680.51

3815.16

3.54

1980

756687.18

31822.61

4.21

1985

5412082.05

137462.33

2.54

1990

63925354.00

2633217.00

4.12

1995

1335975053.00

4941.7951.00

3.70

1996

3558506822.00

98064401.00

2.76

1997

6344685500.00

204499276.00

3.22

Çizelge incelendiği zaman serbest piyasa ekonomisinin sağlık sektörünü de kapsamı içine aldığı ve o yüzden 1980 sonrasında bütçe içinde sağlığın payının %3'lere düştüğü ve Cumhuriyetin yokluklar ve yoksulluklar içindeki ilk yıllarında sağlığa ayrılan kaynak düzeyine geri dönüldüğü görülüyor. İnsan sağlığının alınır satılır meta'ya dönüştürülmesinin sonucudur bu.

Araştırmayı yapan iki değerli bilim adamı ve uzman olaya böylesi siyasa açısından yorum getirmemektedirler. Ancak biz sağlık sektörünün devlet politikası dışına itildiğini vurgulamaya gereksinim duyuyoruz.

Çalışmada sağlık sektörüne ayrılan kaynağın Gayri Safi Milli Hasıla içindeki payların ülkeler arası karşılaştırmasına da yer verilmiştir. Birkaç ülke içinde Türkiye'nin 1990 yılındaki durumu şöyle:

Türkiye

% 4.0

Yunanistan

% 5.3

İspanya

% 6.6

İtalya

% 7.7

Almanya

% 8.1

ABD

%12.4

Nüfus başına düşen yatak sayısı bakımından da Türkiye çok gerilerde kalmakta. Örneğin her 10000 nüfusa düşen yatak sayısı 1997'de 25.7 iken bu sayı komşumuz . Yunanistan' da 51, Bulgaristan'da 98, Romanya'da 89, Türkmenistan'da 113 Kazakistan'da 136. Dünya ortalamasında ise her 10000 nüfusa 36 yatak düşüyor. Türkiye dünya ortalamadının da gerisinde. Çin ile eş düzeydeyiz.

Doğal olarak yetersiz yatak sayısının bölgelere göre dağılımında en olumsuz görünümde olan iller Konya, Niğde, Karaman, Aksaray olmak üzere orta Anadolu'dur. Her 10000 nüfusa Türkiye ortalamasının yarısı kadar 14 yatak düşüyor. Diyarbakır, Siirt, Mardin, Ş.Urfa, Batman, Şırnak'tan oluşan doğu Anadolu illerimizde durum daha da olumsuz. 10000 kişiye 12.2 yatak düşmekte. Sağlık adaletsizliğinin örneklerini sergilemektedir Türkiye.


 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail