Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 31 Geri Tavsiye Et Yazdır

TÜRK TOPLUMLARI BİRLİKTELİĞİNDE YARATABİLİNECEK EKONOMİK POTANSİYELLER
Çiğdem Aynacı
Ziraat Y.Müh

TÜRK TOPLUMLARI BİRLİKTELİĞİNDE
YARATILACAK EKONOMİK POTANSİYEL

Çiğdem Aynacı
Ziraat y.Müh.

Komünizmin yıkılmasında sonra,bloksınırlarında yaşamakta olan tüm toplumların bireyleri sudan çıkmış balığa dönmüşlerdi. Herkes şaşkındı. Çünkü iş olanakları, üretim araç, gereçleri ve yaşanılan için gerekenler, tümden ellerinden alınmıştı... Ayrıca uzun yılların birikimi olan alışkanlıkları da onları araştırmadan, gerçek düşünülebilmeden yoksun bırakmıştı.

Bu dönemde bizlerin görevi, Avrasya'da Türk Toplumlarının ilk aşamada hızla aile ekonomisine, yönlendirebilmek olmalıydı. Böylelikle sağlıklı beslenmeyi, ailelerinin bütünlüğünü, aile ekonomisinden birlikte üretim metodlarma (kooperatifçiliği, anonim şirket kuruluşlarını) geçişi ve her oluşumun dışında da gerçek demokrasiyi hızla kabul edebilecek hale getirebilecekti.

En büyük yanlışlığımız, oralara palavracıları göndermemiz oldu. Bizler Türk Toplumlarının böylelikle de güvenlerini sevgilerini, ümitlerini yitirmiş olduk. Türk toplumları, Dünyamız coğrafyasında en stratejik koordinatlarda yerleşmişlerdir. Ayrıca yer yüzünün yeraltının en stratejik kaynakları, bu topraklarda yer almıştır. (Petrol, Doğal gaz, Krom, Tungsten, Altın vs.)

Stratejik yer altı zenginliklerinin dışında yine stratejik maddelerden olan tarımsal ürünlerle ona bağımlı sanayi ürünleri de mevcuttur. (tahıllar, et, pamuk, yün, gıdai yağlar, şeker, metil alkoller, odunlar, keresteler, vs...) Günümüzdeki dünya, geçmiş dönemlerde olduğu gibi Türk fobisini yaşamaktadır. Binlerce yıldan beri, her yörede bu etkinlikleri görmekteyiz. Türkler hiç bir zaman katliam yapmamalarına rağmen, daima kıyama uğramışlar, desiselerle karşılaşmışlar, hatta doğaları bile feci şekilde kirletilmişlerdir.

İşte Roma da Etrüsklerin, Amerika kıtasında Kızılderililerin, Balkanlarda, Asyada Türk Toplumlarının katledilmeleri. Hatta Ruslar tüm atom denemelerini bile Türklerin topraklarında, Kazakistanda yapmışlardır. Sanayi artıklarıda yine Türk topraklarına atılmıştır. Bugün bile yılda binlere Türk çocuğu orada sakat olarak doğmaktadır. Elde varolan verileri göz önüne aldığımızda Tür-kiyemizin, Türk Ekonomik Birliğinin Kalkındırılmasında çok büyük görevi olacağını görürüz. Bu görevi de, hayati önemi nedeni ile yerine getirmeye de mecburuz.

Doğu blokunun buğday, tahıl ihtiyacı sadece Ka-zakistandan karşılanmaktaydı. Ama orada tahıl ürünleri sanayii yoktu. Tahıl ekimine uygun alanlar, öteki Türk Toplumlarında da mevcuttur. Beslenme yönündende tüm insanlık için tahıllar ön planda gelmektedir. Türkiye-mizde artık un değirmenlerini, makarna, bisküvi sa-nailerinin tüm araç, gereçleri en modern teknolojilerinde imal edilmektedir. Dünya piyasalarını iyi bilen, kalifiye satış elemanlarımız da yetiştirilmiştir.

Doğu blokundaki kolhoz sistemi ölmüştür. Bu nedenle de üretim çok düşmüştür. Kolhozların yerini kooperatifçilikle, anonim ortaklıklar almalıdır. Bu uy-gıılamaları Doğu Bloğunun Rus asıllı yöneticilerinden beklemek abestir. Birde toplumlarının kalkınması te-melindin, halkından başlar. Bu nedenle de doğal olarak bu dönüşümü gerçekleştirmek de bizi görevimiz.

Bu çalışmalara/yerli makine imalat sanaimizin teknolojik, üretim kabiliyetimizi, depolama, pazarlama olanaklarınıda kattığımızda, organizasyonla birlikte, Türk Toplumları Birlikteliğine tahıl, buğday kartelini kazandırmış olacağız.

Türk Toplumlarında ilk planda kümes hayvancılığını (tavuk, kaz, ördek, kanada hindisi ay hayvanları, sülün keklik, bıldırcın gibi) ilkin aile bireyinde, daha sonrada sanayine geçmeliyiz... Küçük baş ve kocabaş hayvancılığı geliştirmede de tüm konulara entegrasyonda bakarak ele almalıyız.

Kolhozları, üretim anonim ortaklığına ve kooperatiflere yönlendirip, yetiştiriciliği göçebelikten, yerleşik düzene çevirebilmeliyiz. Bu çalışma bizlere, mahalli yem tarımını, yem sanayiini, kesim sanayiini (şoklama, depolama, servis sanayilerini) retring sanayiini, deri ve deri konfeksiyon sanailerini kazandıracaktır. Türkiyemiz bu sanayi işkollarının üretim mekanizasyanu için gerekli teknik elemanlarla rahatça devrede olabilir... Böylelikle Türk Toplumları et üretiminde dericilikte ve konfeksiyonda dünyamızın konusundaki en büyük kartelide kazanabilmiş olacaklardır.

Gene, Türk Toplumlarında kolhozları bizim yol göstericiliğimizde üretim anonim kuruluşlarına, kooperatiflerin edönüştürerek dönüşümlü ekimle şeker sanayi ramlarını soya sanayii rantlarını sağlayacak kapasitelerde ekimler yapacak işkolunda Dünya kartelinideyine aynı metodlarla gerçekleştirebileceğiz. Yalnız, şeker sanayilerini planlarken, şeker imal komplekslerini üretimde çalışma döneminin kısalığını, ayrıca pancar ham ürünün, gerekse de yan ürün olan küspenin, çok uzun yollarla taşınmasının maliyete etkinliği göz önüne alınarak, küçük kapasiteli, birkaç melas tesisi kurmalıyız. Bu melak tesislerine, tüm yıl boyu şeker işleyecek büyük kapasite bir şeker fabrikası kurmamız gerekmekte. Böylelikle Türkiyemizde yapılmış olan yanlışlığı önleyerek ulaşımda ölü yük nakliyesi yapmayacağımız gibi ham şeker işleyecek kompleksin dışında tam yıl boyu çalışacak işçimiz de olmayacaktır ve maliyete düşmüş olacaktır. Günümüz Dünyasında hem çevreyi koruyup, hem de akaryakıt maaliyetini düşürmek için akaryakıt motorlarına %20 metil alkoller katılmakta, metil alkoller, benzine %20 oranında katıldığında, yol ve tırmanma kapasite %40 artmakta, egzoz gazları tümden su buharına dönüşmekte ve motorda yıpranmada azalmaktadır. .

Bu avantajı zincirleme sisteme kazandırabilmek için melas üretimi komplekslerinde yan ürün olan pancar küspesini mikrobiyolojik olarak işleyip değerlendirip, metil alkol üretcek kompleksleri de ilave etmeliyiz. Buna da küspe artıklarını tekrar işleyip kurutarak çeşitli vitaminler, aromalar katılmış, uzun ömürlü kanatlı, küçük ve büyük baş hayvan yemlerini de üretebilecek mekanik aksamı ilave etmeliyiz.

Yine aynı anlayışla soya sanayiini de anonim or-taktıklarla, kooperatiflerle, halka dayanarak organize edebilmeliyiz. Soya fasulyesi kaynağından, biyolojik ve kimyasal, fiziksel yollarla 3200 civarında ürün elde edilmekte (Et, süt, soya yağı, soya sütü, sabunlar, ilaçlar, v.s...) En küçük soya sanayinin rantı 260.000 ton/yılüretimini gerektirmekte... Türk Toplumlarında yine aynı anlayışla bir çok kompleksi yaratacak şekerde, küspe, metil al kollende olduğu gibi soya sanayiinde de kartelleride Türk Toplumlarına kazandırmış olacağız.

S.S.C.B.döneminde Türk Toplıımlarının Topraklarında sürekli olarak ağaçlar kesildi. Ama bu ormanların yerinde bir ağacın dikimi bile yapılmadı.

Şu anda tüm Türk Toplumlarının en büyükdertlerinden biride erozyon, onu da çevre kirliliği izlemekte. Ağaçlandırmayıda, ormancılık kolhozlarının varolan alt yapısından da faydalanarak yine yerel halka, Türk Toplumlarına dayanarak, orman sanayii anonim ortaklıklarını, kooperatiflerini organize edebilmeliyiz.

Tüm dünyanın orman ürünlerine, ağaçlandırmaya, çevreyi kurtarmaya, devasa kapasitelerde ihtiyacı vardır. Bütün toplumların en büyük sıkıntıları, sosyal bunalımlara neden olan dertleri işsizliktir. Bu kural tüm Türk Toplumları içinde geçerlidir. Türk Toplumlarında işsizliğin önlenmesi (hem Türkiye'de, hem de tüm Türk Toplumlarının) Türkiye Cumhuriyetinin, Türklüğün varoluşunun yükümlendirdiği en büyük görevlerden biri değil mi? Türkiye Cumhuriyeti, S.S.C.B. nin parçalanıp, dağılmasından sonra doğan yeni Türk Devletleriyle işbirliği organizasyonu için Dış İşleri Bakanlığına bağımlı olarak çalışan TİKA adlı Genel Müdürlüğünü kurdu.

Bu kuruluş, Türkiye ile Türk Toplumları arasındaki ilk bağlantıları başarılı bir şekilde gerçekleştirdi. TİKA tüm çalışmalarında, olaylarla ilk kez, karşılaşmış olması, iktidarlarımızın, kalkınmanın halkın bilinçlenmesi, aile ekonomisinden başlayarak, bütün topluma ulaşacağına inanamadıkları, ayrıca yatırım planlamacı, sosyolog gibi kalifiye elemanlarla, çeşitli teknik konularda özel yetiştirilmiş teknik elemanlarının bulunmaması ve ayrıca üniversitelerle işbirliği sağlanamaması nedenlerinden arzu edilen başarı sağlanamamıştır.

1999 yılı 18 Nisan seçimlerinden doğan yeni iktidar yepyeni bir anlayışla, tüm Türk Toplumlarını, Rahmetli İsmail GASPIRALI' nın gerçekçi inancı sınırlarında kendi coğrafyasında, kendi bayrağında, kendi potansiyelinde, Türk Dilinin İstanbul lehçesinde, Atatürk Alfabesinde ve Türk Kültürü çerçevesinde birleştirip bütünleştirmeyi düşünüp, gerçekleştirebilecektir.

Bu inanç limitlerinde birleşip, bütünleşen Türk Toplumları yer yüzünde en yaygın alanda yer alan, dünyamızın stratejik kara, deniz, hava yollarının düğüm noktalarına malik, dünyamızın stratejik yer altı zenginliklerine sahip, ayrıca stratejik toplumsal ürünleri ve bu ürünlere bağımlı entegre sanayii olan bir dev potansiyel kazanılmış olacaktır.

Türk toplumları çok kısa bir zaman diliminde, Türk birliğini gerçekleştirdikleri, dünya siyasetinde sağ, sol çatışmalarında dengeyi sağlayacak, yeryüzüne Atamızın da arzusu olan cihanda sulhu yaratmış olacaklardır. Artık tarihimizde gördüğümüz oyunları, bize karşı oynamış olan, hiç bir millet, bu oyunlarının tekrarına cesaret edemeyeceklerdir...

Kaynakça:

- Balkan Aydınları Yazarları Dergisi Kolleksiyonu Kosova-PRizren
- Sabaa Dergisi Koleksiyonu (Gagavuz-Kişinev)
- Avrasya (TIKA) Dosyası (Ankara)
- Avrasya (TIKA) Kitapları Kolleksiyonu (Ankara)
- Dağılan S.S.C.B.liğinden gelenlerle yapılan söyleşiler.


 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail