Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 52 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE GERİLİK ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

-Sokrates, yüreğimize burgu gibi saplanan sorulara en gerçekçi yanıtı öğrenmek için senden başka kime baş vurabilirdik ki. Düşündüğü gibi konuşan konuştuğu gibi düşünen kimi bulabiliriz söyler misin. Düşüncesi ile devinimi arasında çelişkisi olmayan kişiliğindir ki, ne zaman çaresizliğe kapılsak sana geliyoruz. Söyle bize gerilik ne demektir. Neden kimileri gerici olmakla yetinmiyor, gericiliği ilke olarak kabullenip, örgütlenerek siyasal ve yönetsel erkin en üst katlarına tırmanabiliyorlar. Gericilik ya da geride kalmak, hedef alınabilir mi? Ya da bunu yöntem olarak uygulamak amaç olabilir mi?

Çaresizliğimizin kaynağında o tür kadroların, siyasete ve yönetime ve hatta yargı erkine bile gelip yerleşmeleri değil, aslında onların neden ve nasıl gerici olmaları konumuz dışında kalsın istiyoruz, bizleri umutsuzluğa ve çaresizliğe düşüren, ilerici oldukları izlenimini uyandıran kadroların aymazlığı, umursamazlığı, tepkisizliği, suskunluğudur.Aydın olduğunu sandığımız kadrolar bu tutumlarıyla gericiden daha da sakıncalı değil midirler? Nedir gericilik? Nereden ve nasıl kaynaklanıyor? Bunun gizini öğrenebilirsek, o gerici kadrolara karşıt savaşımın sınırlarını çizebiliriz.

Sokrates:

Buraya kadar gelerek bana çaresizliğinizden söz etmeniz karşısında açıkça belirtmeliyim ki, sizler de geriliği olgu olarak algılıyor ve onun geçici bir süreç olduğunu göz ardı ediyorsunuz. Gerilik açık anlamıyla gerideki olgulara, geride kalmış düşünüş ve davranış, yaşam ya da inanç biçimlerine bağlı kalmak biçiminde tanımlanırsa, bu her insanın doğasında vardır diyebiliriz.. Çünkü insan, belli bir kültür düzeyine ulaşmadıkça, değişimlerden rahatsızlık duyar,sıkıntıya düşer. İnsanların büyük çoğunluğunu eski alışkanlıklardan eski davranış ve yaşam biçiminden koparmak güçtür. Bu güçlüğün,belirsizlikten, yeni denilenin, gerçekten yararlı olup olmadığı kuşkusundan kaynaklandığını kabul etmeliyiz.Her değişim ve dönüşüm, insanın doğasındaki tedirginliğin kapılarını açar.Eskiyi bırakmak yeniye alışmaktan daha kolay değildir.

-Haklısınız Sokrates. İnsanın doğasında, onu eskiye bağlayan tutku ve inançların etkili olduğunu kabul ediyoruz. Bizleri çaresizliğe düşüren aslında bu eskinin örgütlenmesi, deyim yerindeyse kitleselleşmesi ve hatta ideolojik çerçeve içine yerleşmesidir. Bu eskiciliğe bizler kendi dilimizde gericilik diyoruz. Yani geride kalanlardan yana yöntemler oluşturmanın adıdır gericilik. Bir bireyin geride kalması, geride kalanlara bağlı olması ve hatta geridekileri sahiplenmesi doğal karşılanabilir. Fakat tüm geriye bağlılığın, siyasallaşmasıdır bizleri ülkemizde dehşete düşüren. Bireyin geride kalmasını onun ilkelliği olarak niteleyebiliriz. Fakat onlar bir araya gelerek kendi sözcülerini seçiyor ve eskimiş kumaştan topluma giysi biçmeyi yöntemleştiriyorlarsa, tüm katmanlar, bundan etkilendiği zamandır ki, iç barış zedelenir ve birlikte yaşayarak mutlu olma olanakları daralır. Bizleri asıl umutsuzluğa düşüren de budur.

Sokrates:

Geriye özlem duyanların birlikteliği, siyasal güce dönüşüyorsa, bunun nedeni, değişimden yeterince yarar sağlanmamış olmasıdır. Değişim yarar sağlarsa özümsenir. Öyle ise, değişimin gelişime dönüşmesi ve gelişimin de kitleselleşmesi gerekir. Sizlerin söylediklerinizden çıkaracağım sonuç şudur: Yeni olan her olgu tepkiyle karşılanır. Tepki başlangıçta bireyseldir. Bireysellik ortak dil edindiği zamandır ki, onun kitleselleşme süreci başlar. Ve kitleselleşen gericilik ise eninde sonunda kendi sözcülerini bulur.Ve o sözcüler de toplumdaki gerçeklerin bir parçasıdır. Elbette sözcülerin tümü, bu akımdan bireysel yarar sağlıyorsa, kolayca demagojiyi araç olarak kullanacaklardır. Özel yaşamlarında yeniliğin tüm araçlarından yararlansalar bile yarar sağlayamayan kitleleri kendilerine çekmenin demagojisini yaratacaklardır. Bu söylediklerim sizlerin ülkesi için doğru ise, o zaman benim sormam gerekir, sizler ne yapıyorsunuz? Yadırgamakla mı yetiniyorsunuz? Bir araya gelmeyi, bütünleşmeyi ve dolayısıyla kitleselleşmeyi deniyor musunuz?

-Haklısınız Sokrates, yenilikten yana olanlar ve yenileşmenin yararını görenler, bireysel olarak o yararla yetinmeyi yeğliyorlar.

Sokrates:

Asıl gerici onlar değil midir. Yenileşmeden kaynaklanan yararların bütünü, eğer kitleselleşmiyor yani toplumun büyük çoğunluğunu kuşatmıyorsa, geriye özlem duyanların örgütlenmesinin önünü alamazsınız. Olaya tersinden bakalım. Biliyorsunuz, matematikte bir doğruyu kanıtlayamaz iseniz onun tersinin yanlış olduğunu kanıtlamanız yeterlidir. Bir yenilik, devrim düzeyinde dönüşüme neden olsa ve günün birinde o yeniliklerin tümü yıkıma uğrasa, eskiye özlem duyarak eskideki devrimleşen yenilikleri gündeme taşımak gericilik olur mu?

-Karşı devrim sonucu olan yeniliklerin yeniden
gündeme getirilmesi elbette gericilik değildir. Geride bıraktıklarımız, önümüzdeki yeniliklerden daha da yeni olabilir.

Sokrates:

Öyle ise bu konuda önemli olan, yeni dediklerimizin ne ölçüde topluma yarar sağladığıdır. Burada yarar sözcüğünü, gelişme, bir üst duruma çıkma olarak niteliyorum ve bu, edimsel olduğu kadar tinsel de olabilir. Böylesi kazanımların toplumsallaşıp toplumsallaşmadığı, şimdi incelediğimiz konuya öz ve biçim kazandırır. Yani sözünü ettiğiniz gericilik değişim sürecinde bir neden değil, sonuçtur. Nasıl bir sonuç? Değişime katılma olanağını şu ya da bu nedenle yakalayamamış olanların örgütlenmesini yaratan koşullardır buna neden olan. Bu koşulları ortadan kaldırmadıkça gericiliği ideolojik bütünsellikten uzaklaştıramazsınız..

-Fakat Sokrates, söyler misiniz, değişimin gelişime dönüşmesi ve toplumsallaşması nasıl sağlanabilir? Kendiliğinden olabilir mi bu? Ya da olabilirliği için ne yapılabilir?

Sokrates:

Gelişmeyi çok boyutlu olgu olarak düşündüğü
müz zaman bu soruya yanıt verebiliriz. Gelişimin en önemli boyutu kuşkusuz zamanın kendisidir ve zaman doğanın devinimsel parçası olduğuna göre, gelişimden yana olacaktır elbet. İleriye yönelik olacaktır ve eskiler doğanın belleğinde yitik duruma geçecektir. İkinci önemli olay ekonominin sağlayacağı gönenç düzeyinin kendisidir. Gönenç artıkça ve yaygınlaştıkça, insan varlığı ister istemez bu gelişime uyum sağlayacaktır. Geçerliliğini yitirmiş inanç kategorilerini dışlayarak onun etkisinden kurtulacaktır. Yeni uğraş biçimleri edinecek ve kendi değeriyle toplumsal değerler arasında ilişki kurmaya başlayacaktır. Bu ilişkiyi kurmaya başlamasıdır ki geride kalan alışkanlıklarını, özlem duyduğu eskilerin gerçekten eskidiğinin ayırdına varacaktır. Gericiliğin panzehiridir geleceğin kendisi ve gelecek, her zaman yenileşmenin kendisi olacak
tır.

-Evet Sokrates, yanlış anlamadıysak, gericiliğin geçici bir süreç olduğunu ve geleceğin aydınlığında eriyip gideceğini söylüyorsunuz.

Sokrates.

Benim sizleri anladığım kadar sizlerin de beni anladığınızı görüyorum. Bugünkü gericiliğin gerilik ve o geriliğin de ilkellik olduğunu söylemek istiyorum. Zamanı algılamaktan uzakta kalan bireylerin ortak yanları ilkel oluşlarıdır. Sizler ekonomik ve toplumsal gelişmenizi hızlandırdıkça, gericiliği o denli hızla sönümlendirirsiniz.Yeni uğraş alanları yarattıkça ve o uğraş alanları toplumsal gelişmenin kaynağı oldukça, gericiliğin, gerilerde kalarak gündemden düştüğünü göreceksiniz.

-Anlıyoruz .Gericilik sadece zamanı yiyip aşındırıyor ve kendisi de aşınıyor. Asıl umutsuzluk onların olmalıdır, bizlerin değil. Verdiğin bilgilerden bu sonuca ulaştık. Ülkemize yüreğimiz umutla dolu olarak dönecek ve gericilerin zamana karşı verdikleri savaşı eninde sonunda yitireceğine inançla onlara sesleneceğiz.Kendiniz geride kalsanız bile bizleri geriye çekemeyeceksiniz. Gelişmenin erdemine yabancı kalmayı sürdürerek tarihin karanlığında yok olup gideceksiniz. Böyle söyleyeceğiz yüzlerine karşı bağırarak, haykırarak.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail