Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 28 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE KURNAZLIK ÜZERİNE SÖYLEŞİ

- Sokrates, bu kez yine sana geldik. Niçin geldiğimizi merak etmişsindir. Zihnimiz karma karışık. Yanıt bul makta güçlük çektiğimiz onca soru zihnimizi bir burgu gibi kurcalıyor. Ülkemizde kurnazlık bir uzmanlık dalıolmaya başladı. Giderek daha kurnaz oluyor ve kur nazlığı da üstelik akıllılık biçiminde algılıyoruz. Söyle bize kurnazlık us ürünü müdür? Ustan ayrı bir nitelik mi? Her zaman olduğu gibi bize gerçeğin ne olduğunu sen
söylersin. Bizleri yöneten ve yönlendirenlerin zeki mi, kurnaz mı olduklarına karar veremiyoruz. Zeka ile kurnazlık arasında fark olduğunu bilsek, kolayca söyleriz ki, bizleri yönetenler kurnaz ama zeki değiller. Çoğu belki de abdal. Kararsız kaldık. Zekanın bir belli işleyiş biçimi midir kurnazlık, ya da ondan bağımsız, ondan ayrı bir nitelik, özellik midir? Söyle bize yoksa zeki olacak kadar kurnaz değil miyiz?

Sokrates:
Benim de yanıt veremeyeceğim bir soru yönelttiniz bana. Farkında mısınız, zekanın dış görünüşüdür kurnazlık ya da zekanın kendini aldatmasıdır. Aradaki farkı betimleyebilmek için, önce zekanın ne olduğunu irdelememiz gerekir. Zeka, her halde zihnin işleyiş biçimidir. Beynimizin bir niteliğidir de diyebiliriz. Acaba nasıl bir nitelik? Zihnin zeka dediğimiz bu niteliği kendisini nasıl dışa vuruyor, kendisini nasıl ortaya çıkarıyor? Böyle düşününce ilk akla gelen, zih-nin dışa vurumdaki belirtilerini betimlemekle işe başlamak gerekecek. Bireyler, zihin gücüyle olay ve olgular karşısındaki tepkisini ortaya koyar. Gösterdiği tepkinin ni teliğini tanımlayabilirsek, zekanın ne olup ne olmadığını daha kolay anlarız. Birey, kızıyor, bağırıyor, ya da susuyor, duygulanıyor, tepkisiz mi kalıyor. Ya da bir süre sonra o olayı anlamaya, nereden kaynaklandığını, ne tür bir sonucun doğuşuna neden olduğunu düşünmeye mi başlıyor. Olayın kendisine vereceği zararı önlemeye ya da olası yarar sağlamaya mı çalışıyor. Bu davranış biçimlerinden hangisi, olayın ortaya çıkışını, nasıl değişip hangi yöne doğru etkisinin sürdüğünü anlamaya yardımcı olmuştur? Zilin ona ne tür bir görev vermiştir. Zeka, bu soruya vereceğimiz yanıtın içinde gizlidir. Birey, zihin gücüyle, karşısına çıkan olayı ne ölçüde tanıyor, tanımlıyor ve ona. egemen olmaya, onu değiştirmeye, kendisi ya da başkaları için yararlı olmasına çaba harcıyorsa, zihin gücü, zeka denilen niteliğini ortaya çıkarıyor demektir.

- Tam anlamadık Sokrates, zeka, zihnin bir niteliğidir mi demek istiyorsunuz. Öyle ise, başka niteliklerden fark nedir? Örneğin belleğimizden farkı? Ya da zihnin algılama hızından farklı mıdır, ya da onun özdeşi mi? Söyler misin bize, "zihnin algılama hızı" eskilerin deyimiyle sür'at-i intikai" zekanın tanımını vermez mi?

Sokrates:
Elbette haklısınız. Zihnin algılama hızı da zekanın kendisi olmasa bile, temeli, alt yapısı, içeriğidir. Ama sadece bu değil. Zihnin o algılama niteliğinin işleyiş biçiminden söz etmek istiyorum. Ancak o zaman, kurnazlık ile zeka ara-' sındaki farkı daha iyi açıklayabiliriz.

- Ama ey Sokrates, zihnin algılama hızı, zeka için ge rekli ama yeterli değil demek istiyorsunuz. Doğru mu anladık?

Sokrates:
Elbette doğru anladınız. Ve benim anlatmama kolaylık sağladınız. Hatta siz'de bir atasozünüz var: "Leb demeden leblebiyi anlar", gibilerden bir söz. işte bu söz, zekanın algılama hızını en güzel betimleyen, sözdür. Şimdi düşünmeliyiz, zihnin algılama hızı,zekamn ölçütü olabilir mi? Ya da bundan mı ibarettir zeka? Kuşkusuz hayır. Algılama hızı, zekanın sadece dışa vuran niteliğidir. Bu- nir telik, doğuşta, zihnin içinde, zihinle birlikte, onun özü, cevheridir. Statik bir niteliktir. Ya da özellik. Bu özelliğin, zihnin öteki nitelikleriyle kaynaşması gerekir. Bellek ile, düşün yetisiyle (buna sizler muhakeme gücü diyorsunuz), sonradan edinilen bilgileri kullanma yetisiyle örneğin, işte o zaman zeka, zihnin tüm öteki yetilerinin bir sentezi olur. Olguları kapsama, yorumlama, algılama, tanıma ve amaca göre değiştirme, denetleme, etkileme farklı biçimlerde kullanma türünde zihinsel becerilerin doğuşu gerçekleşir. Zaman boyutunda geleceğe ilişkin öngörüler yetisi doğar ve zihin kendisinin karşısına çıkan olayları kendi içine alır ve onu farklı biçimde dışarı çıkarır. Yani zihnin zihin dışına çıkmasıdır zeka.

- Bağışla bizi tam anlamadık. Hatta zihnimiz karıştı da diyebiliriz. Zihnin zihin dışma çıkması ne demektir. Bu tümce ile bizleri şaşırtmış oldunuz. Zihin kendisinin dışına çıkabilir mi, nasıl çıkar?

Sokrates:
Siz zihni bir nesne, bir doku, boyutu olan bir varlık biçiminde mi algılıyorsunuz? O zaman sormam gerekir, düşünce dediğimiz kavram ya da olgunun boyutu var mı? Bir nesne inidir düşünce? Bir varoluş biçimi mi? Elle tutulur ya da ona dokunulabilir mi? Hayır, düşünce, zihnin gözle görülmeyen, ancak zihin ile algılanan zihnin içindeki uğraş biçimidir. Bir düşünce kendisini sözcüklere dönüştürdüğü zaman dışa çıkmış ve bir başka zihnin içine yerleşmiş olur. Yani kendisini yaratan zihnin dışına çıkmıştır. Bunun gibi biz kendi düşüncemizi zihnimizin içinde de geliştirip, değiştirebilir, onu irdeleyerek olası yanılgılar ve çelişkilerden anndırabiliriz. Başka düşüncelerle karşılaştırır ve doğru olup olmadığını anlayabiliriz. Kimi zaman o düşünceyi zihnimizden kovarız da.

- Şimdi anladık Sokrates. Bağışla bizi, kurnazlığın zeka olarak algılandığı bir ülkeden geliyoruz. Zihnimizden çok çenemizi çalıştırmaya alıştırıldık. Hatta düşünmeden konuşur ve konuştuktan sonra düşünür olduk. Daha da kötüsü iyiliği değil kötülüğü, güzelliği değil çirkini, doğruyu değil yanlışı düşünmeye başladık. Kısa erimli, yararsız ve hatta geçersiz düşünceler üretir olduk. O yüzden kendi zihnimizden zihnimiz de kuşku duymaya başladı. O yüzden sana geldik. Bizleri yönetenlerin bu denli kurnaz olmaları mı gerekiyor bizleri yanıltmaları, gerçekleri gizlemeleri için. Bizleri yönetenlerin akıllı olmaları bu denli güç mü? Zekalarını ne den bizleri yanıltmak için kullanıyorlar. Kısa erimde olmaz mı?

Sokrates:
Sizi anlıyorum. Zekanın ne olup olmadığını anlamadan kurnazlığı betimleyenleyiz. Zekanın işleyiş biçimi kendisini yönlendirmesiyle anlaşılır. Zeka salt kendisi olarak kalırsa, onun gelişmesi de ortadan kalkar. Zeka, kendimizi, kendimiz dışındakileri anlama, nedenini kavrama yetisidir. Kendimiz ve kendimizin dışındakiler somut olsa da zeka onun ötesinde soyutu da kavramamızı sağlar. Tüm varolanların somut olmasına karşın varolmayan soyutlukları ancak zekamızla algılayabiliriz. Zekamız soyutu somutlaştırmanın yollarını açıklar bize.

- Yine anlayamadık Sokrates, soyutu somutlaştırmak nasıl olanaklı olabilir?

Sokrates:
üm soyut kavramlardan oluşmuyor mu? Elle tutabildiğiniz düzlem var mıdır? –1'in karekökünü bulabilir misiniz? Hiç, biribirini kesen iki doğru parçası görebildiniz mi? Tüm bunlar zihnimizin içinde bizlerin tasarımlandır, -1'in karekökünün ne olduğunu bilemeyiz ama o kavram ile titreşim hareketlerinin tüm yasalarını çözebiliyoruz. Fizik bilgilerini buradan türetebilmekteyiz. Soyuttan somuta ulaşmak değil midir bu? Zekanın özelliğidir somutu bilmek için soyutu türetmek. Zekadır soyut ile somut arasındaki bağı bulabilmek.

- Şimdi anladık, neyin doğru olduğunu ve soyut ile somut arasındaki kopmaz bağın ne olduğunu. Bu bağ zekanın kendisidir belki de.

Sokrates:
Olaylar, olgular karşısında zekanın kendisini ya-nıltmasıdır kurnazlık. Kısa erimli geçici çözümler tü-retmesidir kurnazlık. Başka zihinleri yanıltmanın yöntemidir. Zihnin uzun erimli uğraştan kaçınmasıdır. Kurnaz olan bireyin zihni, zekayı zekanın içinde yadsımasıdır. Olayların ve olguların arasındaki bağdan kaçıştır. Yanılmayı gerçekmiş gibi algılar. Zihnin kendi içindeki çelişkiden düşün yoluyla arınması değil tersine zihnin dışına itilmesidir. Kurnazlığın ürettiği çözümün kendisi değil sadece onun görüntüsüdür. Bireyleri sorunun içine çekmek değil sorunun dışına itmektir. Böylesi yöntemlere daha çok demagoglar ve kimi siyaset adamları başvurur.

- Haklısın Sokrates. Bizler böylesi kurnazlıkların sıkıntılarını yaşıyoruz. Ve hiç kimse öylesi kurnazlıkların karşısına çıkıp ta hayır gerçek o değildir demiyor ve bunun belki de nedeni kurnazların karşılarında kurnazları bulmasıdır. Kurnazlığın işlevi, doğruları, gerçekleri gizlemek ya da eğrileri doğru gibi göstermek, gerçekleri düş dünyasına geri göndermek gibi bir şey. Ülkemizde o yüzden kurnazlığın hegemonyasını yaşıyoruz. Zekanın yerini kurnazlıklar almaktadır o yüzden. Ama yine de bizler zeka ile aklın sentezine gereksinim duyan bir sistemi oluşturmak zorundayız. Senin yolumuzu aydınlatan düşüncelerin bize güç kattı ve düşüncemize saydamlık getirdi. Ülkemize dönünce onlara Araf'taki soyutluğun ne denli somut olduğunu anlatacak ve aklımızın ışığında onların kurnazlıklarını açığa çıkaracağız.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail