Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 28 Geri Tavsiye Et Yazdır


KEMALİZM-SOSYALİZM KARIŞTIRILMAMIŞ KARŞILAŞTIRMA

İsmet Kemal Karadayı

E.Cumhuriyet Sevcısı

Kanımca iki bireysel ve toplumsal kurtuluşun uygulamalı "ideoloji"si geçerlidir. Bunlardan biri Kemalizm, öteki Sosyalizm.

Kemalizm ile Sosyalizmi aynı sayamayız, birbirine karıştıramayız ama onlar hiç de birbirine ters düşmezler, aksine birbirinin yakınında, içeriğinde bulunurlar. Onların ortak yanlarında, topluma ilişkin laik görüş, bilime dayaklık, çağdaşlık, uygarlık, devrimci değişimci eylem, katılımcı çözümcü halkçılık, demokratik ve tüzel uygulama, halk mozayiği nasıl kurulmuşsa kurulmuş, tümü için bağımsızlık, insana emeğe hizmet ve tam değer veriş, anti-emparyalist tutum ve davranış vardır. Her iki görüş de târihin savaşım derinliklerinden, Fransız aydınlanma devinimi ile kendi ülkelerinin koşullarını içinde taşıyan Marksist devrimlerden esinlenmiş, yararlanmıştır, birbirine karşıt değildir. Bu nedenle diyorum ki, sosyalizmi sıfırlayanlardan gerçek Kemalist, Kemalizmi sıfırlayanlardan gerçek sosyalist çıkmaz. Ve yineliyorum: Mustafa Kemal Atatürk yaşasaydı, bugünlere bile kalmaz, öyle "ortanın solu" filan değil, "buna şapka derler" buyruğundaki gibi, halkçı toplumcu çıkarı, insancıl çağcıl gelişmeleri ve koşulları gözeterek, kur-duğu parti için "Buna Sosyalist Cumhuriyet Halk Partisi derler" der, "dikta"sız kabul ettirirdi, Cumhuriyetin devrim ilkeleri ve yasaları ile Altı Ok maddelerindeki temel anlama bağlı kalarak "Tüzük" ve "Program"da uygun değişiklikleri yapardı.

Bu inanca nerden mi varıyorum? Onun düşündükleri ve yaptıklarından... Onun "Söylev ve Demeçleri"nden... Onun ileriyi gören araştırmacı pratik zekâsından. Nu-tuk'dan... Sosyalist Parti girişimlerinden. Mahmut. Esat Bozkurt'un anlatılarından... Onun "aydınlanma çağı"na Jakoben'ce yaklaşımından... Lenin'le yazışmalarından...

"...14 Ağustos 1920'deki görüşmelerde Mustafa Kemal, Bakû Doğu Milletleri Kurultayı'na hükümetten habersiz gidenleri kınarken, " biz Bolşevik değiliz, halkçıyız. Halkçılık Bolşevizme ters düşmez " demiştir...

Oralarda kalmıyor Mustafa Kemal. 18 Ekim 1920'de de Ankara'da Türkiye Komünist Fırkası'nı kurdurtuyor. (Ayrıca Zabıt Ceridesi, Gizli Celse Zabıtları, Mete Tuncay'ın Türkiye'de Sol Akımlar adlı kitabı, Emre Kon-gar...)

Şimdi yine söylüyorum: Halkların kendi yazgıları vardır. Uluslar, halk mozaiklerinden oluşur. Dünya, binlerce ulus ve devleti çekmez. İnsancıklar ve bir aradalıklar, yazgı birlikleri önemlidir. İşte Kemalizm ile Sosyalizm'in bir bileşkesi daha... Önemli olan, insanın, toplumun kurtuluşu, mutluluğu değil midir? Peki niçin bölünüyoruz? Kurtuluş, bence, "Ne mutlu Amerikalıyım, ne mutlu Çinliyim, ne mutlu Arap ya da Türküm diyene"dedir. Kökeniniz, alt kimliğiniz ne olursa olsun, genel olarak insana zarar vermek, ırkçı kalmak, şövenist olmak, şeriatı savunmak ister misiniz? Dünyanın neresinde olursa olsun, "mazlum" ya da "mağdur", sömürülmüş ya da aç insanlar için yazıklanmaz mısınız?

Gelelim, Kemalizm-Sosyalizm Türkiye'sindeki "Sol İktidar için güç birliği"ne...

Önce şunu bilmeli, görmeliyiz: Artık halkımız, "toplumcu" görüş ve anlamı benimsemiştir. Korkmuyor artık ulusumuz, "emek"ten, "emekçi"den... İrdeliyor, gerçeği sol duyusunu... Konuşuyor insanlarımız tek tek, yalanı, talanı, soygunu; yiyene, sömürene, dolandırana karşı duruyor.., Bu halk, uyandı; elini kimler cebine sokmakta, altını kimler oymakta, onları biliyor, elinin tersiyle itiyor, itecek...

Şimdi soruyorum:

Bizler, "popülist", yani halk dalkavuğu muyuz?
Bizler, "Makyavelci", yani politik çıkarcı ve kurnaz mıyız?
Bizler, "takiyyeci", yani ard niyetini yalana başvurarak gizleyen miyiz?
Biz, "taviz"de, yani inandığını çıkarına yedirenler arasında bulunabilir miyiz?
"İrade-i maslahatçı", yani kişiliksiz ve ödün verici olabilir miyiz?
Kimiz, nerdeyiz, ne diyor, neleri algılıyoruz?
Yanıtımız ne, öz eleştirimiz nerelerde?

İnsan, toplum, ulus gerçeği gibi, Atatürk gerçeği de sapkınlığa varmadan, kötü niyetlilere kapılmadan, dar ve kısıtlı görüşler, yorumlar içinde kalmadan, çok iyi incelenip irdelenmeli, ondan sonra önerilmeli ve uygulanmalıdır. Önyargılardan, politik ye ideolojik telkinlerden, alışkanlıklardan, duyarlılıklardan, yanlış anlatımlardan uzak durulmalıdır.

Ben kendime hep şunları önermişimdir:
Gölgenden korkma.
Dediğim dedik ya da kendini beğenmiş olma.
Konulara çok yanlı, donanımlı yaklaş.
Bilimseli ve bilinci seç, dedim dedilerden vazgeç.
Ussal ve tüzel davran.
Devrimci, çağdaş, ilerici, aydınlanman olmayana oy verme.
Emek-sermaye ilişkisini bil, iste ve uygula.

İyi'ler, güzel'ler, doğrular ve gerçeklerdeki geçerlilikleri anla ve uygula; onlarda hiçbir "inkâr"a, hiçbir "ihanef'e sapma.

Cumhuriyet'in dinamiklerine, ulusal güç birliğine, demokratik toplumcu çağrılara, Kuvay-ı Milliye'ye, Mü-dafaa-i Hukuk'a, "Halkçılık Beyannamesi"ne, "en gerçek yol uygarlık, en gerçek yol gösterici bilimdir"e, "Yurtta barış - dünyada barış"a, "Mazlum Uluslar" vurgusuna ve antiemperyalizme sahip çık...


 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail