Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 26 Geri Tavsiye Et Yazdır

TÜRKİYE CUMHURİYETİ'Nİ ÖZVERİLER YARATTI,
CananGüngör
İç Mimar-Çevre Tasarımcısı

TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ ÖZVERİLER YARATTI
SONSUZA KADAR YAŞAYACAK

Canan Güngör
İç Mimar-Çevre Tasarımcısı

15 Mayıs 1919'da Yunan birliklerinin 20.000 kişilik bir kuvvetle İzmir'de karaya çıkması üzerine, Mustafa Kemal, 16 Mayıs akşamı küçük ve eski bir şilep olan Bandırma ile yola çıktı. Bandırma'nın pusulası yoktu ve makinaları çok eski ve bozuk bir haldeydi. Her an İngilizler tarafından yolu kesileceğinden kuşkulanan Mustafa Kemal, bu kuşkusunda haksız değildi. İşgalciler, nihayet, Gazinin nasıl bir amaçla Anadoluya geçtiğini anlamışlar ve Yüksek İşgal Komisyonunda askeri ateşe olan VVyndham Deeds, bir gece yarısı, Sadrazam Damat Ferit'i uyandırarak bu konu hakkındaki endişesini bildirmiş Damat Ferit'de "kuş uçtu bile" demişti.

19 Mayıs 1919'da, fırtınalı bir havada Samsun'a çıkan Mustafa Kemal, İstanbul'dan aldığı yetkileri kullanmaya başlamıştı. Samsun'a geleli henüz bir hafta olmuştu ki, çalışmalarının gerek işgal kuvvetlerini gerekse İstanbul hükümetini tedirgin etmesi ve ardından işgalcilerin baskısının artması üzerine hükümet, Mustafa Kemal'in geri çağırılması kararını vermişti. Daha rahat çalışabilmek için, Gazi Paşa, karargahını, Samsun'dan 80 km. içerdik Havza'ya çekti. Yolda arabası bozulmuş, yaya gitmeye mecbur kalmışlardı. Son-

radan milli mücadelenin marşı haline gelen "Dağ başını duman almış" şarkısını, Mustafa Kemal ve arkadaşları, ilk kez 1200 m. rakımlı bu dağ yollarında söylediler.

Gazi Paşa, Müdafai Hukuk Cemiyetinin Havza şubesini kurdu ve 28 Mayıs 'ta Reddi İlhak, Müdafai Hukuk derneklerine, Anadolu ve Trakya'daki bütün kumandanlara ve sivil yöneticilere ilk genelgesini (Havza Genelgesi) gönderdi.

Havza'dan sonra, Mustafa Kemal bir davetle Amasya'ya geçti. Yanında, Ali Fut (Cebesoy) ve Rauf Bey (Orbay) vardı. 21/22 Haziran geceleri Amasya Genelgesini yayınladı. Sivas Kongresinin yapılacağım da bu genelge ile halka, İstanbul Hükümetine ve işgal-kuvvetlerine bildirdi. 3 Temmuz'da Erzurum'da bulunan Paşa, İstanbul hükümetince 7 Temmuz'da görevinden alındı. Bu haberle Gazi Paşa, 3. ordu müfettişliğinden ve askerlikten istifa etti. 23 Temmuz da toplanan Erzurum Kongresi 7 Ağustos'a kadar sürdü. Kongrede, 9 kişilik bir temsil heyeti seçildi ve başında Mustafa Kemal yeraldı.

4 Eylül 1919'da Sivas Kongresi, lise binasında toplandı. Kongre, 11 Eylül'de sona erdi. Misaki Milli'nin kararlarını uygulamak üzere bir heyet seçilmişti. Kongre çalışırken, Damat Ferit'in adamı, Elazığ valisi Ali Galip, kürt aşiretlerini Mustafa Kemal'e karşı ayaklandırmaya çalışıyordu. Amaçları kongreyi dağıtmak ve Mustafa Kemal'i tevkif ermekti. Fakat Ali Galip ve ona yardım eden İngiliz Binbaşı C. Noel bu teşebbüslerinde başarılı olamadılar. Noel sınırdışı edildi. Kürtler dağıtıldı. Ali Galip yakalandı. Mustafa Kemal tarafından sorguya çekildi daha sonra Halep'e kaçtı.

12 Eylül 1919'da, Gazi Paşa, meşru bir Hükümet işbaşı yapıncaya kadar İstanbul hükümetiyle bütün resmi bağların ve haberleşmelerin kesildiğini, bir tamim çıkartarak tüm telgraf merkezlerine bildirdi.

Eski İstanbul hükümeti değişti. Damat Ferit yerine Ali Rıza Paşa geçti. 29 Kasım 1919'da, Mustafa Kemal komutasında, kumandanlar, bazı milletvekilleri ve bulunması faydalı görülen bazı kişilerin katılmasıyla büyük bir toplantı yapıldı. Çoğunluk, Meclis-i Mebusan'ın İstanbul'da toplanmasında ısrar ediyordu. Beklenen vakit henüz gelmemişti. Bunun üzerine Mustafa Kemal 27 Aralık 1919'da Ankara'ya geldi. Evet.. Birçok insan Ankara'da olanları tüm açıklığıyla bilmiyor. Ağır geçen kış şartları, toprak yollar, çok sağduyulu ve özverili bir Türk... Özellikle Ankaralıların bilmesi gereken daha pek çok şey var. Neler mi? Geçmişin yoksunluğu... İhmal ve ilgisizlik...

İşte gerçekler...

Atatürk ve arkadaşları, kağnı yollarından başka yolları olmayan Anadolu'muzun topraklarında çok eski ve bozuk arabalarla ilerliyorlardı. Kırşehir'den Ankara'ya doğru gelirlerken, kış bütün şiddetiyle üzerlerine çökmüştü sanki. Yola çıkmıştı. Yol üstünde birçok köy, geleceğin umutlarını, mutluluk ve sabırsızlıkla beklemeye başlamışlardı.

Bu köylerden biri de, bugün dinlenme ve piknik alanı olan ormanıyla bilinen "Beynam" köyüydü. O günkü muhtarın iki göz odacıktan ibaret evi beklenen konuklar için hazırlanmıştı. Tarhana çorbası, bulgur pilavı, ayran ve pekmezden ibaretti ziyafet sofrası dokuz metrekarelik bu evde. Beynamlılar umutla beklediler. Dışarıyı gözleyenler, sadece yağan karı görebiliyor ve sadece rüzgarın sesini duyabiliyordu. Görünürde ne umut ışığı Atatürk ne de onlardan en ufak bir iz vardı. Yalnızca kar vardı. Yatsıdan çok sonra umutlarını yitirenler hazırladıkları yemekleri yiyip evlerine çekildiler.

Yeni günün ilk saatlerinde kar altında güçlükle ilerleyen yazlık araba köye ulaşabilmişti. Müjdeyi duyan tüm

Beynamlılar koşar adımlarla toplandılar. Ocak tekrar yakıldı. Evlerden peynir ekmek getirildi. Yolcular, kar, soğuk ve çamurla boğuşmaktan öyle yorgun düşmüşlerdi ki tüm açlıklarına rağmen tek bir lokma yiyemediler. Hemen Beynamlıları sabahleyin görüşmek üzere evlerine gönderdiler ve gocuklarıyla bir köşeye kıvrılıp uyudular. Beynamlılar da her türlü olasılığa karşı nöbet tutmaya başlamıştı.

Sabah ezanından çok önce, gözcü Beynamlı şaşkınlıkla, özverili konukların ellerinde peynir ekmekle muhtarın evinden ayrıldıklarını görmüş. Ayaz altında, otomobili yüzlerce adım iterek çalıştırabilmişlerdi.

Beynam'dan ayrılanları, Ankara'nın ilk atlı seymenleri, Konya-Ankara yolunun Dikmen sapağındaki Pınarlı kuyunun başında karşıladılar. Asıl karşılama ekibi de, Keklik Pınarında, kurbanlarla, davul-zurnayla beklemekteydiler. Buradan da Gazi Paşa ve arkadaşları hep birlikte Ankara'ya Taşhan'a getirildiler.

Dünyadaki hiçbir ulusun ordu komutanı, böylesine güç ve ağır koşullar altında çalışmamıştır. Hele de Çanakkale Sa-vaşı'nın galibi, o büyük asker ve dahi Mustafa Kemal gibi asla...

Atatürk ve arkadaşları böyle birçok güçlüğe karşı, ayakta dimdik durmayı başarmıştır. Ne yokluklar, ne hastalıklar, ne iklim koşulları ne de sinsi düşmanların oyunları ve tuzakları, onları yollarından çevirememiştir. Türkiye Cumhuriyetimiz, O'nun ve onların özverileriyle kurulmuştur.

Bu cumhuriyeti yaşatacak olan, yine bizim özverilerimiz, bizim inançlarımız, bizim sevgimiz olacaktır. Bu nedenle, Atamızın Ankara'ya geldiği 27 Aralık günü törenleri gün doğarken Beynam'da başlamalıdır. Aradaki iki durak bölgesinde de toplantılar düzenlenmeli. Günümüzde, cebindeki kârdan başka birşey düşünmeyen ve Türkiye'mizi ortaçağın da gerisine götürmek isteyen yıkanmış asalak beyinlerin çoğaldığı bu ortamda, Beynam'ı sönmeyecek bir ateş gibi parıldayan bir özveri anıtına dönüştürmek zorundayız. Bu anıt, milli birlik ve beraberliğimizin bir sembolü olmalıdır.

Ankara-Konya yolu üzerindeki Oğulbey Köyünün be-risindeki Kırşehir sapağına, Beynam tarihini anlatacak sade bir anıt dikilmelidir. Bu anıta "Laiklik" veya "Başlangıç" adını verebiliriz. Bu anıt Mustafa Kemal ve arkadaşlarının özverilerini anlatmalıdır.

Beynam köyünün girişinde, o dönemde yaşanan zorlukları, yine Atatürk ve arkadaşlarının özverilerini yansıtan bir anıt da yerleştirilmelidir. Anıt çevresinde kullanılcak su olgusu, anıtı daha ilgi çekici kılacaktır. Anıtın çevresi ye-şillendirilmeli ve ağaçlandırılmalıdır. Anıt güneşin azimut açılarına göre gölge değerlendirmeleri gözönüne alınarak planlanmalı taşıyıcı duvarları üzerinde gerçekleri anlatan rölyefler yeralmalı. Köy girişinde ayrıca, en az 400 kapasiteli bir otopark yapılmalı ve bu otopark alanı ile merasim alanı birbirleriyle güzel bir ağaçlandırma ile bütünleştirilmelidir. Anayol bu iki alanı bölmemelidir.'

Köyün toprak yolları şu anki halinden kurtarılıp asfaltlanmak, yalnızca Atatürk ve arkadaşlarının kaldığı küçük eve ulaşan yol, dönemin güçlüğünü yansıtır haliyle bırakılmalıdır.

Atatürk ve arkadaşlarının kaldığı ev, Maliye'ye hibe edilmiştir. Nerdeyse yıkılmak üzere olan bu yaşlı kerpiç ev, aslına uygun ölçülerde ve malzemelerle mutlaka yenilenmelidir. Evin önünde, Atatürk ve arkadaşlarını yıllarca

üzerinde taşımış eski ve arızalı üstü açık otomobilin sergilenmesi gereklidir. TRT yapımı olan "Kurtuluş" filmindeki, İzmir'de Gazi Paşa'nın bindiği otomobilin kopyası kullanılabilir.

Evin içi, dönemin tüm gerçeklerini yansıtacak şekilde yeniden onarılmalı, tasarlanmalı, dönemin eşyaları yerleştirilmelidir. Hatta Atatürk ve arkadaşlarının gerçek ölçülerde mumyaları (uyurken) hazırlanmalıdır.

Bu evin arkasındaki evler de kamulaştırılıp kazanılacak alanda bir "Atatürk ve T.C. Kuruluşu Araştırmaları Kitaplığı" kurulmalıdır. Bu kitaplıkta ayrıca okuma salonları, kitap onarım ve bakım salonu, periodikler salonu, mikrofilm, fotokopi üniteleri, elyazmaları yeralmalıdır. Ayrıca Atatürk ve Atatürkçülük Müzesi de kurulmalıdır.

Köyü ziyaret eden insanlar, tüm yerli ve yabancı ilim adamları, araştırmacılar burada rahatlıkla araştırma yapabilecek ve böylece saklanan veya gözardı edilen gerçekler ortaya çıkacaktır.

Buraya gelecek araştırmacılardan pansiyoner olarak yararlanılması mümkün olacaktır. Böylece Beynam köyü yeni bir iş olanağına kavuşacaktır.

İstiklal savaşında işleyen trenlerde, kömür olmaması nedeniyle çam ve meşe odunları kullanılırdı. Beynam ormanından kesilen çam odunları kağnılarla istasyona getirilirdi. Kağnı başına 500 kg. kadar odun ancak iki üç günlük yolculuk ile taşınabiliyordu. Köylüler de gönüllü olarak odun taşımışlardı. Bu işi organize etmek için Beynam ormanında 7 kişilik bir askeri birlik vardı. Bugünkü Beynam ormanı ile köy arasındaki 8 km. lik alan, tamamen o günlerde kesilen ağaçlarla köye kadar inmekteydi. Bu nedenle, kesilen orman alanı tekrar ağaçlandırılmalıdır. Buraya dikilecek ağaçlar, yalnız iğne yapraklı ağaçlar olmamalıdır. Hızlı büyüyen ve büyük rantlar getirecek ağaçlar da dikilmelidir. Bu görev, Orman Bakanlığımızın sırtına yüklenmemeli, tüm gençlik, köylüler, öğrenciler ve askerler bu görevde yer almalıdırlar. Orman içi yollar, yangın önleme şeritleri, setlemeler, ağaç dikiminden Önce yapılmalı, en çok 5 yıl içinde köyle orman arası ağaçlandırılmalıdır. Bu çalışmalar, örnek olması nedeniyle de sürekli TV de yayınlanmalıdır.

Tüm, bu düşünceler, düzenlenecek bir yarışma ile pro-jelendirilebilir. Seçilecek projenin gerçekleştirilmesi için gerekecek maddi kaynak da, derneklerimizin kulüplerimizin işbirliğiyle gerçekleştirilecek I. ve II. küme futbol maçları, at yarışları ile sağlanmalıdır Ayrıca güreş müsabakaları, ve balolar düzenlenmelidir. Ayrıca halkımızdan yapılacak bağışlar bir gazetemizin açacağı kampanya ile katkıda bulunmalıdır. Böylelikle, milletimize, her oluşumu devletten bekleme alışkanlığının yalnışlığım da anlatmış oluruz.

Böylece, Beynam'ın, Atatürk'ün tutuşturduğu özverilerle bir meşaleye dönüşen bağımsızlık ateşinin sürekliliği sağlanmış olacaktır. Projenin gerçekleşmesiyle, Beynam, yıllar önce kavuşması gereken öz kimliğine kavuşacaktır. Beynam'ın bozuk, toprak ve gübre kokan yolları köyün ve tüm Türkiye'mizin umut yolu olacaktır.

Ve... eminiz ki Türkiye Cumhuriyeti nice Beynamlarla büyüyecek, nice Beynamlarla güçlenecektir. Yolu umutlu yarınlar, çizgisi Atatürk sevgisi olacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti özverilerle kurulmuştur.' Özverilerle yaşayacaktır.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail