Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 25 - YAZAR : Dr.Hüseyin Pekin. Geri Tavsiye Et Yazdır

PAKİSTAN ESKİ CUMHURBAŞKANI İLE RÜŞVET-ŞERİAT ÜZERİNE BİR SÖYLEŞİ
Kaynak: Tages Anzeiger, 10.9.1998

PAKİSTAN ESKİ CUMHURBAŞKANI İLE RÜŞVET-ŞERİAT ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Sorular: Waesem Hüseyin
Yanıtlar: E.Cumhurbaşkanı Faruk Legari
Çeviri: Dr.Hüseyin Pekin
Kaynak: Tages Anzeiger,10.9.1998

Pakistan, şimdilerde rüşvet-şeriat girdabına iyiden iyiye yuvarlanmış gibi. Eski başbakan Benazir Butto'dan sonra halen iktidarda bulunan başbakan Navaz Şerif, ağır rüşvet (yolsuzluk) suçlamaları ile karşı karşıya. Can çekişme noktasına gelen iktidarını sağlamlaştırabilme düşüncesi ile "şeriat hukuku "nu getirmeye niyetlenmesi sonucu, çevresindeki çember iyice daralmış, giderek Parti arkadaşları kendisinden uzaklaşmış, yalnızlığa doğru yolalmaya başlamıştır. Görünen odurki, Anayasasında "İslam Cumhuriyeti" olduğu yazılı Pakistan'da bile, "şeriat düzeni"ne geçilmesi hiç te kolay olacağa benzememektedir. Pakistan 'da her sağduyu sahibi inanmaktadır ki, iktidardaki politikacıların "şeriat hukuku"na sarılmalarının tek ve gerçek nedeni, "daha rahatça rüşvet alabilmektir". Zira sanılmaktadır ki "şeriat düzeni" yolsuzlukların üzerini örtmek için en etkin, en kolay yönetim biçimidir.

Oysa, koşullar ne olursa olsun bu ülkede de namuslu politikacı yok değil. Bu gibilerin en önde gelenlerinden biri, kuşkusuz, eski Cumhurbaşkanı "Faruk Legari"dir (1993 ile 1997 arasında). Legari'nin Cumhurbaşkanlığı döneminde düşük başbakan Benazir Butto gibi şimdiki başbakan Navaz Şerif de iktidar olmuşlardır.

İsviçre'nin tanınmış gazetelerinden "Tages Anzeiger "in Lahor (Pencap'ın başkenti) muhabiri Waseem Hüseyin, eski Cumhurbaşkanı Faruk Legari ile, Pakistanlı politikacıların karıştıkları rüşvet (yolsuzluk) olayları konusunda bir söyleşi yapmıştır. Dünyamızın pek çok yerindeki rüşvet (yolsuzluk) olaylarının oluşumuna ve kanıtlanma modalitesine ışık tutan bu söyleşinin, Türk okurlarının da ilgisini çekeceğini umarız

Soru: Eski başbakan Benazir Butto ve şimdiki başba kan Navaz Şerifin gözünde paranın değerinin ölçüsü ne
dir?

Yanıt: Her ikisi de açgözlü, para kuduzudur. Paraya, Tanrı'ya tapar gibi taparlar.

Soru: Benazir Butto'nun öyle olduğu nasıl anlaşıldı?

Yanıt: Ne zaman çok kazançlı bir devlet ihalesi sözko-nusu olsa, dosyasını evine götürürdü. Orada, kocası ve işi almak isteyen firmanın temsilcisi buluşurlar. "İşi bitirme" karşılığında almacak komisyonun (rüşvetin) miktarı belirlenirdi. Başbakanlık konutu, resmi bina olduğundan buluşmaya kolaylıkla resmilik süsü verilirdi. İş bağlandıktan sonra, Benazir, ekonomi kabinesini toplar ve üye bakanlara, karara bağlanmış ihaleyi duyururdu. Çok ender hallerde tek tük itiraz eden olursa da, kolayca sesi kısılırdı.

Soru: En azından 100 milyon doları, dışarıdaki kişisel hesabına geçiren Benazir Butto, başlangıçta, rüşvet yemeyen dürüst politikacı imajı veriyordu. Veyahutta karizması yüksekti. Ondaki bu değişim nasıl oldu?

Yanıt: Yıllar boyunca ben onun en yakın çalışma arka-daşlarındandım. Politik yaşamda her ikimiz birlikte yükseldik. 1988'de askeri diktatörlük sona erdiğinde ben ve Partimiz, Pakistan Halk Partisi (PPP), Benazir'e büyük umutlar bağladık. Çünkü o zamanlar o yüksek bir ahlaki değere ve idealizme sahipti. 1988'de ilk kez başbakan olduğunda beni Su ve Enerji Bakanı olarak atadı. Hükümetin kuruluşundan daha henüz bir yıl dahi geçmeden onun hakkında çirkin söylentiler işitmeye başladım (Bakanlardan, Parlamenterlerden ve yüksek dereceli bürokratlardan).

Soru: Peki, bunlar doğru muydu?

Yanıt: Gerçekte, tüm yolsuzluk kokularının geldiği yerin ardında kocası Asaf Zardari bulunuyordu. Adı, bay yüzde 10'a çıkmıştı. Bir süre işittiklerime inanmak istemedim. Çünkü kendimi Benazir'e bağlı hissediyordum. Lakin, yolsuzluk söylentileri tüm ağızlarda dolaşmaya başladığında artık dayanamadım, konunun üzerine eğilmesini rica ettim. Bana, bütün bunların siyasal karşıtlarının uydurması olduğunu, gerek eşinin, ve gerekse kendisinin yolsuzluk söylentileri ile uzaktan yakından bir ilgeleri bulunmadığını söyledi.

Soru: Siz ona her zaman inandınız mı?

Yanıt: Hayır. Ama, kendisi ile halk huzurunda açıkça karşı karşıya gelerek bir hükümet krizine yolaçmak da istemedim. Ülkenin genç demokrasisi bundan büyük yara alabilirdi. Benazir'e şunu öğütledim: "Kocana söyle, Ka-raçi'ye çekilsin". Bana şu yanıtı verdi: "Bilirmisin, bir insan alçaksa, alçaklığını orada da göstermesini bilir". Bunun üzerine ben: "O halde Londra'ya gönder" dedim. Bu önerime de şu yanıtı verdi: "Yaptıklarının daha beterini orada da yapar". Artık iyice inanmıştım ki, "Benazir kocasının bağımlısıdır, ister istemez onun destekçisidir".

Soru: Her ikisinin birlikte devlet işlerinden haksız zenginleştiklerine dair somut bir örnek gösterebilir misiniz?

Yanıt: Karaçi Elektrik İşletmesi örneği var. Benazir, mutlaka aile dostları Tanzem Nakvi'yi genel müdür atamak istiyordu. Bu adamın şöhreti çok kötü idi. Benazir'e, "o makama hırsız birini getirme, ben onunla çalışamam" dedim. Beni dinlemedi ve Nakvi'yi atadı. Sonradan anlaşıldı ki bunun bir nedeni varmış: Asya Kredi Bankası, Karaçi Elektrik şebekesinin iyileştirilmesi için 400 milyon dolar kredi sözü vermiş. Benazir, araya bir danışmanlık firması sokmuş. Kendisi ve kocası yüzde 10 alacaklar, danışmanlık firması ile genel müdüre de küçük bir pay düşecek. Artık geriye ne kaldıysa o da elektrik şebekesinin iyileştirilmesine harcanacak. Bunun üzerine Benazir ile aramızdaki ipler koptu. Onu, ekonomiyi kötü yönetmek ve yolsuzluğa karışmak nedeni ile azlettim. Ne varki, 3 yıl sonra seçim kazanarak yeniden Başbakan oldu.

Soru: Peki, Benazir Butto ıslah oldu mu?

Yanıt: İkinci kez seçilmezden kısa bir süre önce bana hatalarını itiraf etti ve bir daha ayni hataya düşmeyeceğine ilişkin söz verdi. Ama, 8 ay sonra her şey sil baştan. Yine, iş adamları Benazir'in resmi konutuna gidip gelmeye başladılar. Onu yeniden uyardım. "Kanıtlar nerede?" dedi. Kanıtlar toplandığında, yetkimi kullanarak onu görevden azlettim. Tarih, Kasım 1996 idi.

Soru: Benazir'in ve kocasının İsviçre firmaları SGS ve Cotecna'dan rüşvet aldıkları kanıtlanabildi mi?
Yanıt: Benazir'i, başbakanlıktan azlettiğimde sadece kuvvetli "kuşku" vardı. Giderek, belgeler ortaya çıktı.
Soru: Benazir Butto'dan sonra Nawaz Şerif başbakan oldu. Onun hakkında ne biliyorsunuz?
Yanıt: Navvaz Şerif, mafyanın adamı ve hayalcidir. Gereksiz yere Lahor ile İslamabad arasında otoyol yaptırdı. Çünkü çocukluğunda otoyolda lüks bir Mercedes ile saatte 210 km. hız yapmayı düşlermiş. Ne yaparsınız ki, halkın gerçek gereksinimleri konusunda en küçük bir bilgisi yoktur.
Soru: Kısa bir süre önce yaptığınız basın toplantısında Navvaz Şerifin yolsuzlukları hakkında elinizde kanıtlar olduğunu söylediniz. Nelerdir bunlar?
Yanıt: Bir kere büyük otoyol ihalelerinden komisyon (rüşvet) almıştır. Sonra, "İttifak" adlı ithalat işleri yapan firması yoluyla ithal ettiği makine ve makine parçalarını gümrükte "hurda metal" olarak beyan etmiş, dolayısıyla en düşük gümrük ödeyerek, "gümrük kaçakçılığı" yapmıştır. Piyasaya da pahalı fiyatlarla sürmüştür.
Soru: Benazir Butto ve kocası, yasal olmayan yollardan kazandıkları paraları yurtdışındaki bankalarda saklamaktadırlar. Acaba Navvaz Şerif nerede saklıyor dersiniz ?
Yanıt: Onun paraları da esas itibariyle yurtdışındaki banka hesaplarında. Sahip olduğu örtülü firmaların sicillerinde, hesap sahibi olarak kendisi görünmektedir.
Soru: Yineliyorum. Söylediklerinizi kanıtlayabilir misiniz?
FIA) bir memuru bu kanıtları elde etmekle görevlendirmişti. Memur, örneğin ABD'de bir Amerikan Bankası nezdinde "Nawaz Şerif" üzerine yazılı bir banka hesabı buldu. Ve bu hesapta tam 800 milyon dolar vardı. Aynı zamanda biz, Nawaz Şerifin, İsviçre'de pek çok kara para aklama işine de karışmış olduğunu biliyoruz.
Soru: Peki, bu belgeleri neden mahkemelere vermiyorsunuz?
Yanıt: Benazir Buttove Nawaz Şerif Pakistan'ı, politik ve ekonomik çöküntünün eşiğine getirmişlerdir. Ülkede durum çok gergindir. Sadece Navvaz Şerifin üzerine git-seydim, Pakistan karışırdı. Bu sorumluluğu üzerime alamazdım. Ayrıca, Navvaz Şerifin iktidar günleri sonuna yaklaşmış görünmektedir. Yay, iyice gerilmiş durumda. "Şeriat Hukuku"nu getirme çabaları onu kurtarmaya yetmeyecektir.

TÜRKİYE SORUNLARI kitap dizisinin bir notu: Tages Anzeiger gazetesinin temsilcisi, Waseem Hussein, Türkiye'ye gelip Cumhurbaşkanı Demirel ile bir zamanlar iktidarda bulunmuş biri hakkında söyleşi yapsa, benzer yanıtlan alır mı? Sanmıyoruz.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail