Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 23 - YAZAR : Dr.Hüseyin Pekin. Geri Tavsiye Et Yazdır


KÖRFEZDE YENİ BİR SAVAŞ TEHLİKESİ

İgnaz Staub
Çeviri: Dr.Hüseyin Pekin
Kaynak: Tages Anzeiger,6.3.1998

1990 Körfez savaşı sonrasında ABD Başkanı Bush,"yeni dünya düzeni"ni açıklayan konuşmasında, bölgedeki sürekli hale gelen karışıklıkların önlenemeyeceğini de söylemeyi ihmal etmemişti. Bunun yanısıra, o dönemdeki ABD Dış İşleri bakanı James Baker, "silahsızlanma yarışının önlenerek, bundan böyle bölgeye yeni silah gönderilmesinin durdurulması gerektiğini vurgulamıştı.

Ne var ki, 1991'den bu yana, sözler havada kalmış, sadece körfez ülkeleriyle 50 Milyar dolar dolayında silah siparişinin bağlantısı yapılmıştır. Bunun büyük bölümü kuşkusuz ABD iledir.Yani, ABD'nin silahsızlanma yetkilileri, Orta ve yakın Doğu'da, dünyanın başka yerlerinden daha çok silah harcamaları yapmış ve bu harcamaların tutarı da ilgili hükümetlerin bütçelerinin yaklaşık yarısı kadar bir düzeyde olmuştur.

Ama yine'de "diplomatik dünya" (monde diplomati-que) dergisi başyazarının belirttiği gibi, en çok silahlanma harcamaları bile, Körfezdeki ülke monarşilerinin iktidarlarını güvenle sürdürmelerine yetmiyor. Çünkü,o iktidarlar halkın iktidarı üzerine dayalı değil ki.

Bölgede her şey petrole endeksli .

2010 yılında, fosil yataklarının yaklaşık %60'ının Yakın Doğu kaynaklı olacağı konusunda ciddi bilgiler edinilmekte. Irak, bu miktarın % 20'sinden fazlasına ve ayrıca yeterli suya sahip bir ülke. 1990 öncesinde,BM ambargosu altında dışa satma hakkına sahip olduğu petrolün 5 kat fazlasmı üretebilmekteydi. Öyleyse bir gün gelipte Irak,BM ambargosundan kurtulursa, dünya piyasalarına bol petrol aktarabilecek ve o zaman durum ne olacaktır?

Konunun Arap uzmanlarına göre, bu kapının aralanmasından sonra, Saddam Hüseyin'in, örneğin Kuveyt ya da Suudi Arabistan gibi öteki petrol ülkelerinden intikam almak için, yapay biçimde petrol fiyatlarını düşük tutması hiç te olanak dışı görünmemekte. Bununla bağlantılı olarak uzmanlar, ayrıca varil başına 10 dolar altındaki petrol satış fiyatı karşısında, Kuzey Denizi petrolünün rantbl olmaktan çıkacağını ve ABD petrol üretiminin azaltılacağını ve de aynı ABD'nin Hazar denizi petrolüne yapmayı tasarladığı yatırımlardan beklediği büyük kârları unutmak zorunda kalacağını doğrultulamakta-dırlar. Sadece bu nedenledir ki, ABD ve İngiltere, Irak üzerindeki BM ambargosunun kalkmaması için sonuna kadar direnecektir. O bölgede sıcak savaşın patlaması da planlanmış görünüyor.

Yakın ve Orta Doğu'da, İsrailliler ile Filistinliler arasında içten içe kızışan gerginliğin yeni bir patlamaya dönüşmesi olasılığını bir yana bıraksak bile, yine de o yerleri kapsamına alan bir liste oluşturulacaktır: Mısır (hükümetle radikal islamcılar arasında), Bahrein (monorşiye karşı şii muhalefet), İran (tutucular ile reforumcular arasında), Irak (ülkenin kuzeyinde birbirine düşman Kürt gruplar arasında) Lübnan (işgalci İsrail ile Hizbullah ve de Suriye arasında) çatışma ve gerginlikler.

Saddam'a karşı darbe hazırlığı mı?

ABD'nin önemli örgütü CIA,Kürt ve Şii ajanlarla işbirliği yaparak Saddam'a karşı yine bir darbe hazırlığı içinde olduğuna ilişkin duyumlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Ne var ki, Saddam'ın gitmesiyle Irak 'a barışın geleceği sanılmamak. Bir iç savaş ve bunun sonucunda kuzeyde Kürt, merkezde Sünni Arap ve güneyde Şii olmak üzere üç bağımsız devletin oluşturulması olasıdır. Yeniden oluşturulan bu durum karşısında, yıkılan Irak'ın enkazından olumsuz yönde etkilenen ülkeler Türkiye, Kuveyt ve Suudi Arabistan olacaktır, Ve bu ülkeler bunun da bilincindedirler.

***

Dr. Pekin, dilimize çevirdiği bu makaleye ilişkin şu yorumu yapmaktadır: ABD'de silah endüstirisinin yaşaması, dünyamızın belirli yerlerinde sıcak savaş çıkarılmasıyla yakından ilgilidir.1960'lı yıllarda, ABD eski genel kurmay başkanlarından biri, "Sınırlı Savaş Kuramı" (Limited WarTheory) adlı yapıtında aynı görüşü ileri sürmüştü. Yeni yaratılan Irak krizi olayında, İngilizlerin, uluslararası kamu oyunu bile önemsemeden ABD'nin yanında yer almasının nedeni, Kuzey Denizi petrolünün rantabilitesini kaybetmesi korkusuna dayanmaktadır. Eski başbakan Thatcher'in döneminde rantabl olmadıkları gerekçesiyle taş kömürü ocaklarının pek çoğu kapatılmış ve ülkenin enerji açığı geniş ölçüde Kuzey Denizi petrolüne ağırlık verilerek karşılanmıştı.

ABD'nin Saddam'ın Irak'ın başında olmasının kendisine yarar sağlamayacağı düşüncesi tümüyle bir senaryodan ibarettir. Kendi kara ordusunda askerinin kanını akıtmadan gerçekleştiremeyeceğini anladığı içindir ki, Körfezde göze alacağı savaşın ABD kamoyunda uyaracağı tepkileri de göze almadığından, şimdilik durağanlaşan olayların ardından, kuzey Irakta bir Kürt Devletinin kurulması yüksek bir olasılık olarak karşımızda duruyor. Türkiye,müttefiklerden koparak buna tek başına engel olabilir mi? Yoksa reel politikalar başka stratejiler üretilmesini mi gerekirecektir. Şimdiden bir şey söylemek erken görünüyor.

Dr. Pekin'in yorumuna katılmamak olanaksız. Kuzey Irakta ABD'nin güdümünde bağımsız ve çelimsiz bir kürt devleti'nin kurulması, bölgede daha önemli sıcak çatışmaların sürüp gitmesini neden olabilecektir. ABD de bunun farkında. Türkiye'nin karşısında yer alması gibi bir sakıncayı ABD'nin kabul edeceği düşünülmeyebilir. Ama ergeç, ABD Yakın ve Orta Doğu 'da siyasal ve ekonomik etkinliğini sürdüremeyeceği bir aşamayla karşılaşacak gibidir. En azından Türkiye'nin olup bitenlere seyirce kalacağı düşünülmez. Olay bir üçüncü Dünya Savaşının doğmasına neden olacak boyutlara ulaşırsa, Türkiye'nin kuzeyindeki komşusunun böylesi bir savaşta müdahil rol üstlenmesi, ABD'nin Yakın ve Orta Doğuyu tümüyle siyasal ve ekonomik yönden yitirmesi sonucunu ortaya çıkarabilir. Türkiye'nin ittifak ar ay aşı peşine düşmeden,olayların gelişmesine nasıl müahale edeceğini şimdiden düşünmelidir.



 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail