Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 23 - YAZAR : Dr.Hüseyin Pekin. Geri Tavsiye Et Yazdır


ŞİLİ'DE SEFALET

Christofer Kuhn
Çeviri: Dr.Hüseyin Pekin
Kaynak Tages Anzeiger

Bu yazıda, dizginsiz kapitalist ekonomik düzenin ve özelleştirmenin uygulandığı Şili'de, nüfusun bir bölümü bolluk ve savurganlık içinde yaşarken, büyük bir bölümü de yoksulluk içinde kıvranmaktadır. Her ne kadar, ele alınan Şili örneği tek değilse de, dünyanın başka yörelerinde de benzer örneklerle karşılaşılmaktadır. Bu nedenle yazımızın Türk okurların ilgisini çekeceğini umuyoruz.

Güney Amerika ülkelerinden biri olan Şili'nin başkenti Santiago sokaklarında yapılan küçük bir gezinti sonunda, Plaze de Armas meydanına, sonra da "Merkez Çarşısı"na vardığınızda, gördüklerinize kolay kolay inanamazsınız. Görkemli Katedral'in ön avlusuna dikilmiş biri ötekinden güzel ağaçlarla, dizi dizi barakalarla, eski moda pavyonlarla benzenmiş bakımlı meydan, bir yaz günün öğleden sonrasında, üzerinizde tıpkı bir "barış vahası" etkisi yapmaktadır. Bir yandan uzun masalar üzerinde satranç oynanırken, hemen yanıbaşında, Evan-gelistler (Hristiyanlığın daha ılımlı kolu) çeşitli dinsel tarikatların üyeleri, gitar çalarak, kendilerine yandaş toplama yarışındalar. Utangaç sevgililerin yanında bir-denbiri bir falcı belirir. Ve de yollar alış-veriş yapan, tuzu kuru insanlarla dolu.

Carabinerosların gücü .

Köşe başlarında, dar sokakların içerlerinde, bankaların, pasajların önünde kurşun işlemez çelik yelekler giymiş Carabineroslar (Şili polisi) ellerinde telsizleriyle hazır beklemekte. Yan sokaklarda, yarı gizli gibi, tekerlekli donanım yüklü araçları durmakta: Su püskürtücüler, başlarında çelik miğfer, ellerinde kalkan, yedek polis birlikleri, gereğinde tutuklananlara da yeteri kadar yeri olan küçük kamyonetler içinde, göreve hazır durumda. Ayrıca, kentin merkezinde, görüntü almaya elverişli noktalara TV-kameraları gizlenmiş.

Güvenlik önlemlerinin yoğunlaştırılması, eski devlet başkanı diktatör Pinochet'in ömür boyu senatörlüğe atanmasıyla ilişkili. Ülke düzeyinde, huzursuzlukların artmasından ve karışıklıkların çıkmasından korkuluyor. Santiago'da Carabineroslar iyi eğitilmiş, çok güçlü ve etkin görev yapacak performansa sahip. İzinsiz gösteriler, uyarı dahi yapılmadan silah kullanılarak bastırılmakta. Son gösterilerde her iki taraftan hafif ve ağır yaralananlar var. Polis yaklaşık 200 göstericiyi tutuklamış ve mahkemeye sevk etmiştir. Yüklenilen suç, silahlı terör eylemleri ve devleti devirmek.

Çarşı, pazar mal dolu.

Santiago'nun Plaza de Armas meydanı ve Merkez Çarşı çevrelerinde, sözcüğün tam anlamıyla iğneden ipliğe, dünyada ne varsa hepsi satılmakta. Eski başkan Pinochet'in ülkeye çağırdığı sınırsız sayıda tüketim ve özel girişimci ekonomi yandaşı, Chicago Boys olarak adlandırılan ekonomi prensleri, bildikleri inandıkları yöntemleri ülkelerinin hizmetine sunmakta. Sonuç: Her yerde coca-cola bayrakları, dış alım ürünleri, Mc. Donald yazıları vb. Tüketim alışkanlıklarında da büyük değişim var. Geleneksel besin maddelerinin sergilenmesi yeterince gö-zalıcı olmadığından, onların yerini piyasalarda Pizza, Ketchup, VVhisky gibi içki ve besin maddeleri Microvvelle elektrik fırınları alıyor. Kısacası, alım gücü olanlar için sorun yok.

Fakat, madalyonun öteki yüzü?

Ne yapasınız ki, Şili halkının, garibanlardan oluşan büyük bölümü, bu ekonomik mucizeden pay alamıyor. Nüfusun yüzde 25'i sefalet içinde. İşte şurada, Santiago ticaret merkezinin tam ortasında, geniş hırpani kılıklı insanlar kalabalığı oluşmuş. Onların derdi, mal satın almak değil, tersine mal satmak. Dükkanlar arasında, sokak aralarında binlerce gezginci satıcılar (aralarında çocuklar da var) yerlere serdikleri çarşaflar üzerindeki incik boncuk türünde nesneleri satabilmek için bin çareye başvuruyorlar, şaklabanlıklar yapıyorlar. Gerçekte, onların bu yaptıkları iş resmen yasaklanmıştır. Ve de carabineros-ların günüdür şimdi. Düzensiz aralıklarla baskınlar yapmaktadırlar. Ellerini çabuk tutup çarşaflarını toplayarak yan sokaklara kaçamayanlar, satmak istedikleri mallarını da kaybedecekleri gibi ayrıca para cezası da ödeyecek ya da yaka-paça tutulup polis arabasına tıkılacak, hapishaneyi boylayacaktır. Bu sahneler orada hergün yinelenmekte, en küçük bir değişiklik olmadan. Polis arabası gözden kaybolmadan, gezginci satıcılar kıs kıs gülerek çarşaflarını yere sermeye başlar. Garibanların, yoksulların, bir lokma ekmek için verdikleri yaşam savaşı sürüp gidiyor.

Ve Şili'de seçimle gelen demokratik hükümetin başkanı Salvador Allende'yi bir darbeyle 1973'te devirip (Ailende silahla karşı koyarak yaşamını yitirmiş, şapkasını alıp kaçmamıştı. a. n. ö.) ve o zamandan beri ülkeyi doğrudan ya da perde arkasından diktatörlükle yöneten Au-gusto Pinochet'in yaşam boyu senatörlüğe atanması ile başlayan karışıklıklarla yüklü ortamda, Şili'nin başkenti Santiago'da, kamu düzenini ancak carabineros (polisler) sağlıyor, her türlü şiddet yöntemlerine başvurarak.

Dr. Pekin'e bu çevirisi ve ülkemizin uzağından Türkiye Sorunları'na fax ile göndermesi nedeniyle teşekkür ediyor ve onun gösterdiği bu duyarlılık karşısında teşekkür etmeyi bile yetersiz görüyoruz. Yüreği bizimle ve bizlerin yüreği de onunladır. Santiago'da anlatılanların bir benzerini Türkiye'de yaşamakta değil miyiz? Başkent Ankara da sokak aralarında değil ana caddelerin kaldırımlarında üzerine kar yağarken uyukla-yan küçücük dilenci çocuklarını görmüyor muyuz? Ya da yere bezlerini sererek inci boncuk satmaya çalışan Anadolu insanını. Ufacık yüzünü görkemli vitrinin camına dayayarak; burnu yassılan ve içerde ekmek arası hamburgerini yiyenleri gözlemleyen yoksul çocuklarımız.

Şili'de Tages Anzeiger'in Santiago muhabiri Christoph Kuhn'un gözlemlediği sefaleti, rakamlar doğrulamaktadır, aşağıdaki gibi:

Çizelge 1. Santiago'da yoksul aile oranı 1969-1989 (% olarak)

Yıllar ......... 1969 ...1976 ... 1979 ... 1980 .. 1982 .. 198.... 1986 . 1989

AşırıYoksull...8.4.... 27.9..... 11.7..... 14.4.... 10.8.... 23.0.... 24.7.. 14.9
Yoksuk....... 20.1... 29.0...... 24.3..... 25.9.... 20.4.... 25.5... 26.2... 16.3

Toplam .... 28.5 ... 56.9 .... 36.0 .... 40.3 .... 31.2 ... 48.5 .. 50.9 .. 41.5

Kaynak: Handbuch der Dritten Welt, Herausgegeben, Dieter Nohlen, Franz Nuscheler, band 2,1992: s323, Dieter Nohlen und Detlef Nolte. "

Başkentinde nüfusun yarısının yoksul olduğu bir ülkede diktatör Pinochet'in ömür boyu senatör olarak atanmasına halkın tepki göstermesinden daha doğal ne olabilir?

ABD güdümünde serbest piyasa ekonomisinin halk üzerindeki dayanılmaz bedeli enflasyon ve kitlesel yoksulluk olarak kendisini açığa çıkarmıştır. 1973'te enflasyon %605.9 idi. 1976'da %197.9'a indirilebildi. 1977'de ise %84.2 ve 1991'de ise %19'lardadır. Hayat pahalılığıyla savaşımda Türkiye'den daha başarılı Şili. işsizlik ise 1983'te %30.4'ten 1991'de %5.0'e indirildi. Buna karşı zenginin daha da zengin ve yoksulun daha da yoksul olduğu ülke durumundan kendisini kurtaramadı. Şili, bir bakıma serbest piyasa ekonomisinin Türkiye geleceğini yansıtıyor.

Yabancı sermaye yatırımları Şili'de madencilik sektörünü tercih etmekte. Örneğin 1974-1990 arasında yabancı sermaye yatırımları (5.9 milyar ABD doları) %48 oranında madencilik sektörünü %27.5 oranında da hizmetler sektörünü seçmiştir. Şili'nin kendisini sömürge alanı haline getirmiş olmasının kanıtı olarak yorumlanabilir bu rakamlar. Türkiye'de yabancı sermaye de gıda ve deterjan sektörünü son yıllarda da otomotiv endüstrisini tercih etmekte ve otomotiv endüstrisinin zarar etmemesi için de bankalar memurlara bile daha düşük faizle kredi vermektedir.

Anımsatmalıyız, neden Ailen de bir askeri darbeyle 1973'te iktidardan yaşamını yitirerek uzaklaştırıldı? Bu sorunun yanıtını Şili'nin iki doğal kaynağı üzerinde ABD'nin sömürmesine engel olacak politikalarda görürüz. Gühercile ve bakır, Şili'nin ekonomisinde ve Yurt İçi Milli Hasıla'nın oluşumunda etkin rol oynar. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Kuzey Amerika, İngiltere'nin rolünü üstlenmiş oldu özellikle Şili'de (Bakınız a.g.e., s. 282 ) Ve Ailende bu rolün karşısına çıkmış, bakır yataklarının millileştirilmesi, tarım reformu, bankaların devletleştirilmesi, ekonominin devlet güdümüne alınması gibi. Ama ne var ki Şili'de bu reformları özümseyecek alt yapı oluşmamış ve halk kitleleri uzun erimli çıkarlarını koruyacak kültür düzeyine erişmemişti. ABD firması (ITT) ve CIA ve ülkedeki politik sağ güçler (a.g.e., s.288) bu reformları tersine çevirmeye hazırdı ve de çevirdiler. Bakır ihracatı toplam ihracatın %50'sini (1950) ve 1989'da da %49.4'ünü oluşturmaktadır. 1973 yürürlüğe giren ve 30 yıl süren askeri diktatorya yönetiminin temel niteliği Şili'yi serbest piyasa ekonomisine açmak oldu. Üç rakamlı enflasyon süreci askeri darbenin ilk üç yılına rastlar. Cuntanın programlanan amacı, her şeyden önce solu ve sonra ikinci aşamada Hristiyan demokratları baskı altına almak ve demokratik kurumları ortadan kaldırmak idi ve bunu başardı. Komünizme karşı savaşımın bir gereği gibiydi bu ve ekonomik alanda da, o sıralarda bir grup sağcının savuna geldiği ortodoks liberalizme geçmek ve yeni bir kapitalist sistem oluşturmaktı.

Şili halkı bir süreden beri bu çarpık politikaların bedelini ödüyor. (a.n.ö)

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail