Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 46 Geri Tavsiye Et Yazdır





SOL KENDİNİ SORGULAMALIDIR

Kazım Kılıç
İnşaat Mühendisi

AKP'nin Anayasayı değiştirecek gücü elde etmesiyle sonuçlanan 3 Kasım seçimleri, Sol Felsefe açısından, bir özeleştirinin yapılmasını gerektirmektedir. İktidara gelen AKP'nin edindiğibu sonucun rastlantısal değil, uzun soluklu bir çalışmayla sağlandığı düşünülmelidir. Bir zamanlar, tarikat ve dergahları inceleme olanağı bulduğumuz için, yapılan çalışmaların dehşetine tanık olduğumuzu belirtmeliyim.

Şimdi sormak gerekir, onlar böylesi yoğun ve uğraş içindeyken, "sol düşünce", temel taşları biri biriyle yerleşmiş ve günlük yaşama indirgenmiş ve bütünleşmiş uğraş biçimini sergileyebilmiş midir? Elli yıllık tarikatların bu "karşı devrim" uğraşları sürerken, sol aydınlarımız nerelerdeydi. Topluma neler verdi, aynı düşünceyi paylaşarak solun evrensel değerleri içinde, çaba harcadılar mı.? Ne zaman, ortaya çıkan ve gelişen olayları doğru algılayıp, analiz edebildik?

Bu soruların onlarcası karşımızda durmakta ve bizlerden yanıt beklemektedir. Eteğimizdeki taşları döküp, özeleştiriye girmek durumundayız. Bir yerlerden başlamalıyız kendimizi sorgulamaya. Felsefe yaparak, sosyolojik analizler üreterek yurdumuzu IMF'nin kıskacından kurtararak, açlık ve yoksulluktan söz ederek, bu yurdu rakı masalarında kurtaran bizler değil miyiz?

Bizler, solun evrenselliğini savunurken, biri birimizi neden sevmediğimizi düşündük mü? Kendimizden daha doğru düşünene, daha çok çalışana, daha fazla üretken olana katlanıyor muyuz? Kavgamız, kongrelerde, genel merkezlerde, örgüt kademelerinde sürüp gitmiyor mu? İktidar koltuğuma oturduğumuzda, afişlerimizi asanların, bizlerden yardım umanların devletle ilgili sorunlarına çözüm arayanların suratların bile bakmıyoruz.

Sol yelpazede politika yapan bizler, çok dürüstüz, mikrofonu elimize aldığımızda, temiz ve saydam toplum demeçleri veririz. Onurdan, şereften, haysiyetten söz ederiz. Devletin parasını yöneten bir "erk" in başına geçtiğimizde, taştan duvarlar öreriz çevremize.

Sol düşün insanları olarak çok ta üretkeniz. Sürekli lider türetiriz. Her solcu doğuştan liderdir demek belki daha doğru olacak. Buyruğuna girmek için yarattığımız lideri, aynı yapı içinde, rahatsız etmemeye de özen gösteririz. Ve "her lidere bir parti" felsefesi ile, büyüyerek değil, bölünerek çoğalırız.

Bizler çok ta demokratızdır. Herhangi bir genel kurul, kongrede seçim varsa hemen demokrasi aklımıza gelir. Ayak oyunlarıyla listede yer almaya çalışırız aynı zamanda. Seçildikten sonra da ilk işimiz "kartvizit" bastırmak olur.

Bizler hepimiz, birer sıkı entelektüel olarak, olası tartışmaların kesin galibiyizdir. Söylediklerimizle, yorumlarımızla ya da düşüncelerimizle her zaman haklıyızdır. Karşımızdaki acaba haklı olabilir mi, gibi bir düşünce bize özgü olamaz. Uzlaşı yeteneğimiz körelmiştir. Aslında sonuç:ya hep ya hiç, ye ben ya da ben'dir.Bizler, yani solcular, yüzde 95'i müslüman sayın bu ülkede, hep salyangoz satmışızdır. Üstelik yakamıza Atatürk rozeti takarız.

Bizler böyleyken, "karşı devrimci"ler ne yaptılar da bugünkü sonuca ulaştılar.

Bir kez, örgütlenme konusunda, bizleri çırak çıkarırlar kesinlikle. Örgüt içi disiplini ve hiyerarşiyi kusursuz işletmeyi biliyorlar. Kendilerine taban oluşturacak kitlelere ulaşmayı, kendilerini kabul ettirmeyi biliyorlar. Kuran kursları açıp, yandaş kitleler yarattılar, ücretsiz hurafe kitapları dağıttılar, uydurma bilgilerle dolu ansiklopediler yayımladılar, Politikayı bizlerden öğrenerek daha becerikli politikacı oldular.

Şimdi sizlerden, bizlerden, ülkemin geleceğinin hesabını soruyorum. Ve yanıt bekliyorum. Ne yaptınız, ne yaptık?


 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail