Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 17 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


KARA PARA CENNETİ:TÜRKİYE

Ali Nejat Ölçen

Nedir kara para.Ve Refahyol iktidarmca kara para nasıl algılanıyor.Ve doğal olarak kayıt dışı ekonominin neden geçer akçesidir? Bu sorulara yanıt ararken Türkiye-nin bir gerçeği de su yüzüne çıkmakta. Aslında kara para, kayıt dışı ekonomi ve kayıt dışı devlet bir bütün oluşturuyor Şöyle de söylemek olanaklı:Kayıt dışı devletin kayıt dışı ekonomisi vardır ve kayıt dışı ekonominin de geçer akçesi kara paradır. Eğer bir ülkede kayıt dışı ekonomi önemli boyutlara ulaşmışsa o ülkede kesinlikle kayıt dışı devlet vardır Eğer bir ülkede kayıt dışı devlet varsa,o devlet, kendi yapamadığını yapacak kayıt dışı güçlere teslim olmuş demektir.Önceleri kayıt dışı devletle resmi devlet arasında belli bir düzeyde koalisyon oluşturulur.Bu ortaklık devletin yüce değerlerini koruma varsayımına dayandırılır. Devlete, devletin dışından gelen bu destek önceleri devleti yönetenlerce hoşgörüyle karşılanır. O adsız kahramanlar (!) güvenlik güçlerine yardımcıdırlar. Ama bir gün onların kayıt dışı devleti oluşturacaklarını göremez olurlar ya da resmi devletten edinebildiklerinin daha çoğunu bu kayıt dışı devlet onlara sağlamaya başlar.

Çok mutluyuz ki ülkemizde kayıt dışı devlet yoktur (!) Kayıt dışı devlet olmadığı içindir ki kayıt dışı ekonomi de yoktur ve kayıt dışı ekonomi olmadığı için kara para da yoktur. Kara para olduğu anlaşılır anlaşılmaz o kara para hemen aklanmaktadır. Örneğin Başbakanlık görevinde bulunmuş hatun kişinin oğluna 950 milyon lirayı nereden bulduğunu TBMM Araştırma Komisyonu soruyorsa, o ulusal evladımız Sünnet armağanlarından biriktirdiği paralar olduğunu söyler ve de o paralar üzerindeki tüm kuşkular ortadan kalkmış olur.İslamın bir kuralı olan "sünnet" kara para aklamakta en etkin araç olarak kullanılabilir. Devletin en üst düzeyine tırmanarak o sayede zengin olduğu söylenen bir ailenin üyesi olan Korkut Özala, Gündem dergisi, yanılıp ta akıllara durgunluk veren mal varlığının kaynağını sorduğunda,Tanrıdan başkasına hesap vermeyeceği yanıtını alacatır. Çünkü ,Tanrı öyle uygun gördüğü için onlar o denli servet sahibi olabilmişlerdir.Tanrı izin vemeseydi onlar bu denli mal mülk sahibi olurlar mıydı.

İyi ki Türkiyede kayıt dışı devlet yok,kayıt dışı ekonomi yok ve kara para yok.Ama nasıl oluyor da Başbakanlık Danışmanı Prof. Osman Altuğ, "Finansal Forum" gazetesinin ilk nushasına yani 1 ci sayısına açıklama yaparak Türkiye'de 8 katrilyon 143 trilyon kayıt dışı ekonomi olduğunu söylüyor ? Böylesi akılara durgunluk veren düzeydeki kayıt dışı para hacmini yöneten kayıt dışı ekonomiyi de şöyle tanımlıyor:

1- 6 katrilyon 59 trilyon Tl. kayıt dışı işçiliklei
2- 1 katrilyon 987 trilyon Tl. kayıt dışı tarımsal üretim
3- 1 katrilyon 97 trilyon kayıt dışı ticaret ve sanayi.

Bu rakamların nasıl hesaplandığını bilemiyoruz. Ama bir noktayı da açıklığa kavuşturmak gereğini duyuyoruz.Bir kez kayıt dışı işçilikle üretim yapan yani çalıştırdığı işçinin vergisini ödemeyip onları SKK ya bağlamayan iş yerlerinin çoğu daha çok kent kıyılarında,küçüğün de küçüğü kendişini zor geçindiren işyerleridir.O iş yerleri vergi kapsamı kapsamına alındığı zaman hepsi kapanır.Neden?Çünkü bizim vergi sistemimiz vergisini ödemeye çalışan küçük iş yerlerinin korkulu rüyasıdır.Buna karşın,vergi kaçıranlar için de Türkiye kara para cennetidir.Büyük işletmelerin kapısından içeri bugüne kadar bir vergi denetimcisinin girdiiği, girebildiği görülmüş müdür.Girse de neyi nasıl denetleyebileceğini bilebilir mi? Ama Maliyenin eli vergisini zorlukla ödeyenin ensesindedir.O nedenle biz vergi kaçıran o küçücük girişimlerin vergi dışı kazançlarını kara para olarak değil "gri para" olarak niteliyoruz. Onların alın teri paranın karasını griye dönüştürüyor.

Bize göre asıl kara para:

1. Kadın ticareti ve uyuşturucu trafiğinden edinilen kazançlar,
2. Hayali ihracat gelirleri , rüşvet,yolsuzluklar, 3.Holdinglerin vergi kaçırmaları.

Türkiye bu üç tür kara paranın cennetidir. Haksız kazançlar devletin yardımıyla hem kolay kara paraya dönüşür ve hem de kolayca o kara para aklanıverir.

Devletin kara parayı resmi olarak tanımasının ve o tür kara para kazananlarını meşrulaştırmasının en çirkin örneği 1985 'de yaşanmaya başlandı. Hem de hayali ihracata kapı açan Bakanlar Kurulu kararıyla. O tarihe kadar dışsatım yani ihracat için gümrükten çıkan nesnenin imalatçıdan alınan satış belgesine ( fatura'ya ) dayanması ,yapılan dene. timde gümrükten çıkışın bu belgedeki nitelikleri taşıması gerekiyordu. İlkkez, bir Bakanlar Kurulu Kararıyla 1 Ocak 1987 günü yürürlüğe giren yönergenin birinci maddesi ihracatın tanımını değiştirdi tersyüz etti: "Gümrük çıkış beyannamesi vergi iadesine esastır. Bir ticari muamelenin tekemmül etmesi ihracat sayılı" hükmünü getirmişti.

İmalatçıdan satış beyannamesi 'fatura' alınması koşulu kaldırılmış oldu. Bu tanımlamaya göre kaynağının ne oldu ğu belirsiz dövizi Merkez Bankasına teslim eden kişi, yurt dışına hiç bir şey göndermese bile ihracat yapmış sayılıyor ve üstelik Devletten vergi iadesi de olabiliyordu.O zamanki siyasal iktidar utanmadan ve de sıkılmadan Devleti kara paranın aklanmasına ve hayali ihracat suçuna ortak etmişti. Mantar gibi bir takım firmalar türedi ve ellerindekj kara parayı hem de vergi iadesi alarak akladılar ve bir bölük firma da yurt dışına boş kutular öndererek, ihracat yapmış sayıldılar milyarlarca liralık haksız kazanç sağladıdı.

TBMM Hayali İhracatı Araştırma Komisyonunun bu konuda herhangi bir iş yaptığı söylenez, hatta o önemli konuyu uyuttuğu bile ileri sürülebilir. Ama elde mevcut tutanaklarda 1985-90 döneminin hayali ihracat konusunda ne tür çirkinlikleri yaşadığının canlı belgelerine rastlanmaktadır. Namuslu ve yurtsever kamu görevlileri ifade verirken bir bakıma izdıraplarını acılarını dile getirmişler bir bölümü de yüzleri kızarmadan pişkinlikleriyle olayın süre aşımına uğradığından sözetmişlerdir.Aslında kamusal hırsızlıkta süre aşımı olmamalı. Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı TBMM Hayalı İhracat Komisyonunda o gün şunları söylemişti:

"Menteşoğlu grubu, yurt dışına göderdiği mantarın uluslararası fiyatı, 4-5 dolardır. Menteşoğlu grubu 35 $'dan mantar ihraç etmekte ve vergi iadesi almaktadır. İmalatçıdan satış faturası alınmamasının ne tür bir kaçakçılığa neden olduğu bilinemez, DPT suçlu.İşte DPT'çiler burda, suçlu. Fevkalade yan hş işler yaptılar. DPT'nin suçunu peşinen kabul e-diyorum. Peki, polis. Emniyet Genel Müdürlüğünün Kaçakçılık Dairesi,nasıl olurda sessiz kalır. Siz Maliye Hakanlığı. 10 liralık açık veren saymanın hayatını söndüren gelenekten geliyorsunuz. 10 milyarlarca liranın çalınmasını tespit ettiniz.ağzınızı bıçak açmıyor, hiç size yakışır mı bu tavır? ".

Bu sözler Hayali İhracat Komisyonunu etkilemiş olmalı ki,Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık Dairesi üst düzey yöneticisi Fahrettin Metinin ifadesine başvuruyor. Fahrettin Metin şimdi nerededir bilemiyoruz ama ogün Hayalı İhracat Komisyonunda şunları söylemişti:

Hayali ihracatı yapan/ar, çok afedersiniz polis ağzıyla konuşuyorum, işin kaymağını yiyenle zevk ve sefa içinde, görev yapan bizler ise mağdur edilmiş durumdayız. Ben bu adaleti anlamıyorum.
Ekrem Pakdemirli : - Nereden mağduriyetiniz oldu7
F. Metin - Tayinim çıktı. Bir gecede benim şoförüme polis memuruna kadar 120 kişinin tayini çıktı.

Bu soruyu soran Ekrem Pakdemirli o tarihte Ulaştırma Ba kanıydı ve hayali ihracata resmiyet getiren kararnamede imzası olan kişiydi ve Emniyet Genel Müdürü de Saffet Bedük'tü.Şimdi DYP' nin Grup Başkan Vekili. Kara paranın devlet tarafından geçer akçe haline getirilmesinin bir başka çirkin örneği de 1980 den sonra uzun bir süre uygulanan bankalardaki sırdaş hesaptır.

Devlet bütçe açığını ya da ödemeler dengesi açığını kapatmak için kara paraya elini uzatmak yerine kendisini savurganlıktan uzak tutmalıdır.Parlametosu,Çankayası ve bürokrasisiyle savurganlığa hakları olmadığını kabul etmelidirler.

Savurganlığın En Gereksiz Örnekleri.

Savurganlığın en olumsuz örnekleri ne yazık ki TBMM' de sergileniyor. 1 milletvekiline 7.1 TBMM personeli düştüğünü biliyor muydunuz. 1980 den önce bu sayı 2.3 idi. 3 katından fazla artış olmuş istihdam edilen personelde. Neden ?Çünkü her Meclis Başkanı değiştiğinde o partinin militanlarına TBMM içinde istihdam kapıları açılıyor da onun için.

Daha üç yıl önce Genel Kurul salonunun ses düzeni milyarlarca lira harcanarak değiştirilmişti.Koltuklar ve yer deki halılar yenilenmiş ve eskileri kaldırılıp atılmıştı. Şimdi o genel kurul salonu tümüyle yıkılıyor. Duvarlarındaki maun kaplamalar sökülüyor ve 2 trilyon liraya yeniden restore ediliyor. İhale dolara endeksli yapıldığı için şimdiden uzmanlar maliyetin 10 trilyon TL yı aşacağını söylüyor.Yazık değil mi bu savurganlığa. Milletvekili sayısı 100 kadar arttı.Şimdi onlar için yeniden lojman inşa edilmektedir. Bir yandan siyasal iktidar lojman satışından kaynak yaratmayı düşlerken.Lojmanların yapımı bitinceye kadar, herbiri için ayda 20 milyon Tl. konut kirası ödenödenmekdir. Bu savurganlığıyla parlamentomuz halkın hizmetinde mi, sorunun yanıtını okuyucumuza bırakıyoruz.

Ya Cumhurbaşkanlığı köşkünün bulunduğu tepelerde muhafız olayı için yapımı başlayan ve kaç milyar liraya biteceği belli olmayan görkemli karagah binaları için ne denir.Güneydoğuda kerpiç karakolda genç erlerimiz en çelimsiz PKK saldırısında canlarını yitirirken,Ankara hep Ankarayı mı düşünecek?

Balık baştan mı kokuyor nedir?Şimdi artık masa şeflerinin de siyah plakalı makam arabaları var. Federal Almanyanın kişi başına ulusal geliri Türkiyeninkinin tam 11 katı,ama orada hiç bir kamu görevlisinin makam arabası yoktur.Zaten makam arabası diye bir deyim sözlük lerine girmemiş.Gereksinim olduğu zaman o işin görülmesi için araba tahsis edilir.Türkiyede, kamu sektöründeki araba sevdası bize kel başa şimşir tarak ataözünü anımsatıyor.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail