Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 16 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır

TEORİDEN PRATİĞE ALİ AĞA KENT PARLAMENTOSU
...

TEORİDEN PRATİĞE: ALİAĞA KENT PARLAMENTOSU

Ali Nejat Ölçen

Aliağanın turistik potansiyeli ve olağanüstü doğa güzelliği, orada kurulan rafineri (ham petrol arıtma) tesisleriyle, acımasız bir kıyıma uğramıştır. Herekede kurulan çimento fabrikasının ve Pendikteki tersanenin ve Büyükçekmece gölünün eteğinde Mimar Sinanin dünya güzeli kargir köprüsünün eteklerindeki çimento fabrikasının doğa güzelliğini hiçe sayan ve arkasından sağlıksız yerleşme birimlerini sürükleyen sanayileşmenin belki de en kötü örnekleridir. Acaba o tesislerin böylesi güzel kıyı şeritleri üzerine gelip yerleşmesi koşul mudur? 1970'lerde başlayan sanayileşme hareketinin doğayı tahrip ederek gerçekleşmesi mi gerekirdi? Güneydoğu ve Doğuya özel sektörün yatırım yapmasını amaçlayan teşvik tedbirleri, tersine Batı ve Kuzeybatıya kaydırıldığı için, o bilinçsiz sanayileşme, bugün oraları yaşanamaz hale getirdi. İzmir körfezinin kıyısından geçerken kilometrelerce burnunuzu tıkamanız gerekir ki kanalizasyon kokusuna karşı kendinizi koruyasınız. Milyarlarca lira harcanarak birbirinin üzerinden geçen asfalt yolların önceliği mi yoksa İzmir körfezinin kanalizasyon artıklarıyla dolup taşmasını önlemek mi önemlidir? Bugüne değin oradaki yerel yönetimler bunun utancını duymazlarını hiç?

Doğa soykırımının en acımasız örneklerden birine de Aliağa'da tanık olmaktayız. Ve Aliağa köyden ilçeye dönüşürken birbirinin üzerine abanırcasına inşa edilmiş betonlaşan yapılarla bundan dahada sağlıksız herhalde gelişemezdi. Türkler kent kuramaz kentleri işgal eder sözünün gerçek olmadığını isbatlayacak yeni kuşaklara gereksinim var. Aliağadaki bu çirkinliklerin ortasında yeni yeşeren bir başka güzelliği görmekteyiz. Güler yüzlü ve aklını duygularının üzerine çıkarmış olan belediye Başkan Hakkı Ülkü'nün öncülük ettiği "Aliağa Kent Parlamentosu "nda sözetmek istiyoruz, bu güzelliği yansıtabilmek için. Temmuz 96'nın ilk haftasında üç gün süren 7.ci Emek Şenliği'nde paneller, söyleşiler, sanat ve kültür etkinlikleri birbiriyle kucaklaşarak, emeğin gelecekteki yeni yapılanmasının en ilginç örneklerini sergilemiş oldu. Bu etkinliklerin etkileyici büyüsünden kurtulmadan bir başka güzelliğe tanık olduk. Türkiye'de ilk kez bir "Kent Parlamentosu" nun nasıl oluşturulduğu ve ne tür işlevlerle çevreye yararlı olmaya başladığını gördükçe ve duydukça, "Merkezi Hükümet" modelinin çürümüşlüğü yanısıra yerel parlamentonun katılımcı demokrasiyi yapılandırmada nasıl etkin rol üstlenebileceğine tanık olduk.

Neden Kent Parlamentosu.

Belediye Başkanı Hakkı Ülkü ve Kent Parlamentosunun başkanı Süleyman Akbıyıkoğlu'dan aldığımız bilgiler, gereksinimin ana çızgılarını şöyle belirtmekte:

1. Kırkbinin üzerinde nüfusu olan ilçenin beş yılda bir seçilen 15 belediye meclisi üyesiyle yörenin sorun larını kuşatmak, geniş çapta katılımcılığı sağlamak ve alınacak kararlara işlerlik kazandırmak varolon sistemde ya çok güç ya da olanaksız.
2. Çeşitli toplumsal katmanların ve halk temsilcile rinin yöresel sorunlara ilişkin öneri ve proje üretme, uygulamaya geçirme potansileyinin genişlemesi gerekmektedir.

3. Yerel yönetimlerin sorunlarının uzmanlık çalışması gerektiren pek çok alanında sağlıklı proje üretmek ve karar almak sürecinde tıkanıklık, verimsizlik ve daha da kötüsü yanılgılar ortaya çıkmaktadır. Kent Parlamentosunun yapısındaki komisyonlar katılımcılığı pratiğe dönüştererken aynı zamanda sağlıklı karar almak mümkün olacaktır.
4. Komisyon başkanları, belediye meclis üyeleri tarafından üstlenildiğinde, kent rlamentosuyla beledi ye meclisi arasındaki organik bağ ve eşgüdüm gerçekleşebilecektir.
5 .Yasalar kent parlamentosu oluşturmaya elverişli olmadığı için kent parlamentosunun aldığı kararları uygulamaya koyma gücü mevcut değil. Kararlar öneri niteliğinde. Fakat buna rağmen, kent parlamentosu komisyonunda oluşturulan bir proje ya da öneri, önce "Denetleme Kurulu" adını alan bir organda görüşüyor.
Denetleme Kurulu, belediye başkanı, kent parlamentosu başkan, komisyonlara başkanlık yapmayan bir belediye meclis üyesi ve gereksinime göre dair amirlerinden biriyle oluşur. Kurulun onayını alan öneri ya da proje, belediye meclisi ya da encümende karara bağlanabilmektedir.
6. Kent parlamentosu, aslında öneri ve projelerin yukardan değil tersine tabandan yukarıya yansıyacak ve demokratikleşme sürecinde önemli bir rol üstlene cektir, kitle örgütlerinin yerel yönetimlerin, yürütme organı olan belediyelerle organik bağ oluşturmaları gibi.

Bu ilkeler ışığında oluşturulan Aliağa Kent Parlamentosu 8 Eylül 1994'te kuruldu. Kimlerden ve nasıl oluşuyor Kent Parlamentosu? Oldukça geniş bir yelpazeyi kucaklamaktadır. Görevdeki belediye başkanı, görevdeki belediye meclis üyeleri ve il genel meclis üyeleri, kentte varolan siyasal parti örgütlerinin ilçebaşkanları, kentteki mahalle muhtarları, meslek odaları ile kitle örgütlerinden birer temsilci. Ve mahallelerden seçilen üyelerin oluşturduğu 7 adet çalışma komisyonu. Sağlıklı hazırlanmış bir tüzüğü var, Aliağa Kent Parlamentosunun. Prof. Dr. Ruşen Keleş, Prof. Dr. Cevat Geray, Prof. Dr. Fevzi Demir, Prof. Dr. Mustafa Kaynakçı, kent planlama uzmanı Bülent Tanık, TMMOB İzmir Şubesinden bir üye, birlikte çalışarak hazırlamışlar parlamentonun tüzüğünü . Parlamentonun temelindeki ana düşünce, kanımızca tüm Türkiye için örnek alınmalı:

"Bir kentin çekiciliği, insanların orda buldukları özgürlük alanlarının genişliğiyle doğrudan ilgilidir."

Beton yığınları arasında ezilen kent insanın birincil özgürlüğünü yansıtıyor bu ilke ve belediyelerin nasıl neden varolması gerektiğini de betimliyor. Daha kurulalı bir yılı geçmemden, Aliağa Kent Parlamentosunun üç yerel projeyi konu edindiğini görüyoruz. Beton yığınları içinda bunalan kent insanına formlar dağıtılarak: "Nasıl bir meydan istiyorsunuz" sorusu yöneltiliyor. Düşüncenizi söyleyin önerilerinizi getirin, gelin hep birlikte karar verelim" deniyor formda. İkinci proje yine yukarıki temel felsefenin eşliğinde "çim saha ve aynı zamanda kapalı spor salonu" ile gençleri beden eğitimine yöneltmek. Kapalı spor salonu nerede yapılsın, Meslek Lisesi karşısındaki çim futbol alanının yanında mı, deniz kıyısında mum fabrikasının bulunduğu alanda mı, yer seçimini gelin birlikte saptayalım. Üçüncü proje, Aliağayı, sokakların numara ile anılmasından kurtarmak. Sokakların adı olmalı. Gelin sokakların adını, birlikte oluşturalım.

Her üç proje de, Aliağa Kent Parlamentosunun kendi içine kapalı çalışmayı yadsıdığını, alacağı ve önereceği kararlan halkın katılımıyla oluşturmayı ilke edindiği görülür. Kent tüm bireyleriyle, kararların içinde ve o kararların oluşturucu, sahibi olabilecektir. "Yerel Yönetimlerde Demokratikleşme Arayışı ve Kent Parlamentosu" konusunu irdeleyen yazısında, Aliağa Belediye Başkanı Hakkı Ülkü'nün, aşağıdaki düşüncelerini paylaşmaktayız. Şunları söylüyor:

"Kent Parlementosu, belli zaman aralıklarında bir araya gelerek özgür çalışma ortamında, ürettiği fikirlerle halkın doğrudan katılımını sağlayan bir yönetim ortamı sağlamış olacak. Böylece genel amaçlı yönetim birimi olan belediyelerin işlevi, klasik anlamdan çıkacak, resmi yapılanmalardan doğan türlü aksaklıklar da giderilerek, yerel yönetimlerin, gerçek yerinden yönemtimlere dönüşmesi sağlanmış olacaktır.

1967 yılında rafinerinin kurulmasıyla başlayan hızlı, düzensiz ve kuralsız sanayileşme, büyümeyle birlikte bir çok olumsuz sosyol, ekolojik, kültürel sonuçların da ortaya çıkmasına neden oldu. Ancak diğer yandan sanayi üretimini dinamik, mücadeleci ve ileri ci karakteri, tarım ve turizm kentleri ile olan onlarca yıllık kent birikimi açığını kapatıyordu".

Bu satırları okurken, 1977'de yerel seçimlerde İstan-bul-Kartal ilçesi belediye başkanlığına aday olan Mehmet Büklü'nün halka vaad ettiği bir sözünü anımsadım. Belediye başkanı seçilince, Belediye Meclisindeki görüşmeleri hoparlörle halkın dinlemesini sağlayacağını vaad etmekteydi. Belediye başkanı olarak seçildi, tüm CHP'ler onun seçilmesi için çaba harcadık. Gerçekten de ilk bir kaç toplantının görüşmeleri hoparlörler ile halka dinletiliyordu. Ama dinleyen yoktu ki. Sahildeki araç gürültüsü dinlemeyi olanaksızlaştırıyordu üstelik. Olayı anımsayınca burada bir şeylerin noksan olduğu kanısına vardım ister istemez. Önemli olan, olaylara düş kurarak yaklaşmak değil, belirgenleşti-recek kurumlaşmaya geçebilmektir ve hiç bir öneri, onun gerektirdiği kurumlaşma sağlanamazsa, gerçekleşemez. Kent Parlementosu, halkın dinleyici olmasının ötesinde katılımını da sağlayan sağlıklı bir kurumlaşma eylemidir. Ve her zaman olduğu gibi, yasa arkadan gelmekte. Umarız ki, Aliağa Kent Parlamentosu işleyiş biçimini, yasalar kendi özüne kavuşturur.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail