Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 16 Geri Tavsiye Et Yazdır

SİYASAL İSLAMIN İKTİDARI VE SOLDA TOPARLANMA:
Mahdi Bektaş.
Avukat.

SİYASAL İSLAMIN İKTİDARI ve SOLDA TOPARLANMA

Mehdi Bektaş,Av.

Anadolu topraklarında 200 yılı aşkın süredir ilerici-gerici çatışması yaşanmaktadır. Bu çatışmanın, çağa ayak uyduramayan Osmanlı imparatorluğunun parçalanması, emparyalizmin Anadoluyu açık işgali ve Anadolu topraklarından sökülüp atılması, bağımsızlığın elde edilerek 1923'de Cumhuriyetin kurulmasıyla ilericiler lehine sonuçlandığı kuşkusuzdur.

Osmanlının son yıllarında görülen Panislamist, Pantürkist akımlara karşın; devrimci, laik ve demokratik Cumhuriyetin kurulması, Kemalistlerin başarısını ve bilinçli bir tercihini göstermektedir.

Anadolu insanının Osmanlı toplum yapısıyla olan tüm siyasal, ekonomik ve kültürel bağlarını koparmak, yurttaşlık bilinciyle donatılmış bireylerden oluşan yeni bir halk ve ulus yaratmak devrimci Cumhuriyetin temel hedefi olmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarında görülen köklü değişim ve dönüşümlerin bu amacı taşıdığı yatsınamaz.

1946'lardan itibaren iktidarların aymazlığı, ve Türk devrimine karşı ırkçı ve şeriatçıların planlı mücadelesi sonucu siyasal islam, Cumhuriyetin kuruluşunun 73. yılında birinci parti olmuş, Cumhuriyetin ilkelerini çiğneyen ve özünü boşaltanların desteğiyle de iktidara gelmiştir.

Bu gelişme, duyarlı sayılan çevrelerce, büyük bir çaresizlik ve umursamazlık içerisinde izlenirken; toplumun örgütlü kesimleri de "bekle gör" sürecine girmiştir. Siyasal islamı, iktidara 50 yıldır sağ iktidarlarca uygulanan politikalar taşımıştır. Bunda, 12 Eylül'den bu yana izlenen "köşe dönmeci-talancı" ekonomi; aklı ve bilimi yatsıyan "Türk-İslam Sentezi" ci eğitim ve kültür, üniversiteleri medreseye çeviren bilim anlayışının katkısı yatsınamaz. Ayrıca Yeni Dünya Düzeni denilen, ABD'nin yoksul ve gelişmekte olan ülkelere dayattığı, serbest piyasacı, özelleştirmeci, etnik ve hezhepsel ayrılıkları körükleyen politikasının da katkısı gözardı edilemez.

Sağ iktidarların yönetimindeki Devletin, sola ve sol düşünceye karşı sürdürdüğü aymaz, amaçlı ve acımasız saldırının, solculara yönelik sürdürülen sürek avının da elbette katkısı var. Ayrıca, Güneydoğuda ilanedilmemiş düşük düzeyli savaşın, savaş ve işsizlik nedeniyle batıdaki büyük kentlere yönelen iç göçün, işsizliğin, yoksulluğun bu gelişmeye etkisi elbette gözardı edilemez.

Siyasal islamın, Anadoluda bastırılan gerici ayaklanmaların ardından uzun bir suskunluk döneminden sonra Milli Nizam Partisi'yle başlayan MSP ile devam eden ve Refah'ın iktidarıyla noktalanan 25 yılı aşkın süredir sürdürdüğü iktidar mücadelesini yadsımak da olanaksızdır. Bunların, her yolu deneyerek, Türk devrimi ve Cumhuriyet karşıtlığını sürdürmesi, halkın ve de Cumhuriyet Savcılarının gözleri önünde açığa çıkmış şaibeli dış mali katkılarla örgütlülüğünü koruması, takiyyenin her türünü pervasızca uygulayan mücadelelerini elbette yok sayamayız.

Bütün bu saptamalar, yadsınamaz gerçeklerdir. Ancak, bu gelişmede, solun ve solcuların hiç mi kusuru ve katkısı yoktur? Bizce asıl üzerinde durulması gereken Cumhuriyet sayesinde olanaklar elde etmişlerin aymazlığına bağlamak, sağlıklı ve yeterli olamadığı gibi, bu tutum solun kusurunu ve surumluluğunu gözardı

etme sonucuna da bizi götürür. Bu bakımdan solun kusuru ve sorumluluğu üzerinde düşünmeyi, tartışmayı toplumumuzun geleceği açısından sonderece önemsemek gerekir.

Sola ilişkin bazı gözlem saptamalar.

Sol, 12 Eylül'den bu yana kendi içinde bir karmaşa yaşamaktadır. Partilerin kapatılması, sol prupların çözülmesi, emniyet, cezaevi ve yargılama süreçlerinde ortak güvenin sarsılması, kitle bağlarının zayıflaması, ulusal ve evrensel boyuttaki değişmeler, anlam ve kavramdaki bozulmalar, solda yaşanan büyük olumsuzlukların kaynağını oluşturmuştur. Bugün sol ve solculuğun ne olduğu konusunda çoğunluğun benimsediği net bir ayrım ortaya konulamamaktadır. Sol, uzun erimli bir politikayı yaşama geçirmemekte, güncel sorunların arkasından sürüklenmektedir. Toplumu örgütlemede ve yönlendirmemde çok önemli olan siyasal, ekonomik ve sosyal sorunlara yönelik çözüm üretmemekte, üretilenler de kitlelere yeterince aktarı-lamamaktadır. Genel ve geçer söylemlerle güncel sorunlara yaklaşmakta, kalıcı çözümler ortaya konulamamaktadır; İktidar hedefinden uzak, tamamen muhalefet güdüsüyle davranılmakta, iyi bir muhalif olmak hedeflenmektedir; sorumluluk altına girmekten adeta kaçınılmaktadır.

Sol siyaset, kendini iyi yetiştiren, tutum ve davranışıyla topluma örnek olan, kitlelerle kalıcı bağlar kurabilenlerin yerine, herşeyi kendisinin iyi bildiğini ve yaptığını sanan, dar görüşlü ve bencil duygularla özünü yoketmiş, vefa duygusu, saygı ve sevgi bağları körlenmiş, sözünün sahibi olmak, dürüslük gibi erdemleri yitirmiş insanların bolca bulunduğu partilerin ve grupların eline geçmiştir.

Sağ iktidarların izlediği politikalar sonucu toplumda görülen ahlaki çözülmeye bağlı olarak, sol'da kendi içinde bu çözülmeyi yaşamaktadır. Birbirlerine güvenleri olmayan, çıkarlarını gizleyen, klikçi, grupçu birliktelikler sol kamuoyununa yönvermeye yetmemektedir.

Sol, gelişmesmi ve kitselleşmesini sağlayacak olan emperyalizim, bağımsızlık, etkin ve mezhepsel ayrılıklar konularında düşüncelerini net olarak ortaya koymakta güçlük çekmekte ya da çekingen davranmaktadır. Sessiz çoğunluğun büyük oranda desteklediği bazı tutum ve anlayışları yalınkat göstermemektedir. Sağduyulu yaklaşarak, Türkçüden Türk'ü, Kürtçüden Kürt'ü, aleviciden alevi'yi, sünniciden Sünni'yi şeriatçıdan müslümanı ayırdığı zaman toplumsal sürece damgasını kuşkusuz vuracaktır. Şiddet yanlılarına eşit mesafede duran ve eşit tavır alan bir solun toplumu örgütlememesi düşünülemez. Sol, emperyalizme karşı bağımsızlık ve halkın kardeşliği temelinde büyüyebilir. Tarihsel olarak, emperyalizm, ırkçılığa, din ve mezhep ayrımına her zaman karşı olmuş olan solun; alevi'ye ne kadar yakınsa Sünni'ye o kadar yakın, Kürt'e ne kadar yakınsa Türk'e de o kadar yakın olmanın çabasını bugün de kararlılıkla sürdürmesi zor olmasa gerektir. Bu yaklaşım, bu kesimlerin kendi içindeki sorunlarına birbirleriyle olan ilişkilerine eşit yakınlıkta durmak,sorunlarının çözümüne varmak toplumun da kuşkusuz genel bir arzusudur.

Sol'da, ençok tartışılan konularda birisi de "Sosyal Demokrat"larla, "Sosyalistlerin aynı bir siyasi çatı altında olup olamayacakları konusudur. Sosyal demokratlarla sosyalistlerin aynı siyasi çatı altında olması, her iki kesime de yarardan çok zarar getirmiştir. Bugün sosyal demokratların bölünmüşlüğünün ve toplumda kan kaybetmesinin temelinde, kendi solunda ciddi ve kitleselleşmiş devrimci sosyalist bir partinin olmamasında aramak gerekir. Aynı durum sosyalistler içinde geçerlidir. Sosyalistler, kendi içinde grupçu fraksiyon-cu anlayışlara sonveremediği için bir türlü toplumu

kucaklayamamaktır. Bir kısım devrimci ve sosyalistin sosyal demokrat partilere girerek, burada çalışmaları ve bu partileri radikal yapmaya uğraşmaları boşa bir çaba olmuştur. Bunların genel ve yerel iktidara ortak bulunduğu sürede yaptıkları olumsuzlukların ya içinde olmuşlar ya da bu olumsuzluklara sessiz kalmışlardır. Bu partilerin ideolojik yapılarına ters düştükleri için de ya dışlanmışlar ya da etkin noktalara gelememişler ve dolayısıyla da bu partilerin çalışmalarına ayak bağı olmuşlardır. Bu bakımdan sosyal demokratların ayrı, sosyalistlerin ayrı siyasi partide örgütlenmesi sağlıklı siyasi ve ideolojik bir mücadele için gereklidir.

Sosyal demokratların kendi içinde bölünmesi, sosyalistlerin derlenip toparlanamaması, Siyasal İslamın, iktidara gelmesine zemin hazırlamıştır. Aynı toplumsal kesime hitap eden birden çok devrimci sosyalist parti ve hareketin bulunması bir gerçek ise de bilimsel olarak doğru değildir. Onun için sosyal demokratların ve sosyalistlerin ayrı ayrı partilerde örgütlenmesi, birleşip, bütünleşip ve toplanması, uzun erimli, erdemli, onurlu siyaset ve mücadele için çok önemlidir.

Önümüzdeki süreç, sosyal demokrat ve sosyalistlerin derlenme toparlanma süreci olmak sorundadır. Siyasal islamın, ırkçılığın teşhirinin ve bunlarla mücadelenin etkin yolu budur. Yanlışlarımızdan ve eksiklerimizden arınarak, bir birimize güç ve destek vererek, çağdışı iktidarların ülkeyi yönetmesinin önü ancak böyle kesilebilir; halkın karanlığa sürüklenmesi engellenebilir ve de ortak geleceğimiz kurtulabilir.


 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail