Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 16 Geri Tavsiye Et Yazdır

SOSYALİZM, ÖZGÜRLÜK, TOPLUMSAL DAYANIŞMA ve İŞÇİ PARTİSİ GERÇEĞİ
İsmet Kemal Karadayı.
İşçi Partisi,Kadıköy İlçe Örgütü,sanat ve kültür sorumlusu,em.savcı.

SOSYALİZM,ÖZGÜRLÜK,TOPLUMSAL DAYANIŞMA ve
İŞÇİ PARTİSİ GERÇEĞİ

İsmet Kemal Karadayı
İşçi Partisi Kadıkö İlçesi Kültür Sorumlusu,E.Savcı.

Yazdım yayınlamadılar, konuştum eh şöyle bir anladılar. Politikanın ne olduğunu, ne olmadığını biliyorum. Neki particilik ya bana göre değil, ya da henüz iyice kavramayadım.

24 Aralık 1995 Milletvekil seçimleri dönemiydi. İlhan Selçuk, "Oylar hangi partiye?. Aklın, gönlün, yüreğin hangisini tutuyorsa ona" diye yazıyordu. (Cumhuriyet, 15.X11.1995)

Ahmet Taner Kışlalı da, İsmail Beşikçi'ye yanıt olarak Kemalistler dahil, bütün solu ezip geçen, Atatürk'ün hemen tüm kurumlarını kapatan, Türk-İslam sentezini resmi ideoloji yapan, 12 Eylülcülere karşı CHP ve DSP'nin savaşım vermediğini, yasalar önermediğini, yeniden kazanımlar için hiçbir girişimde bulunmadığını, "Altıok"u kırık dökük, rafa kaldırdığını ileri sürüyordu. (Cumhuriyet, 15.X11.1996)

"Sol"u "sosyalizm'le bağdaştıran Prof.Dr. Gencay Gürsoy ise bir yazısında, demokratik solcu, sosyal demokrat, sosyalist, hangi partide isek, artık hepimizin aklımızı başımıza toplamamız gerektiğini yana yakıla uyarıyordu. (Cumhuriyet, 7.111.1996)

İyi niyetli ve bireysel tutkusu olmayan birçok kişi gibi ben de düşünüyordum: Çağdaş, toplumcu kurtuluş için daha kimler ne yapacak, ne yapmayacak, bu aymazlık sürecek mi, sonuç nereye varılacak?

Evet, CHP, DSP, İP, TSİP, SİP, ÖDP, EP, DBH, HADEP ve unuttuğum daha başka sol-sosyalist partiler, kuruluşlar.. Cumhuriyetin kuruluşu ve ilkeleri, devrimci çoşku, geçirilmiş deneyler ve sosyalist birikim, az gelişmiş ülkeler ile Türkiye gerçeği ve koşulları...

Biliyoruz, sosyalistler, marksist ve tarihi maddeci olarak "sınıf" oluşmalarını esas alırlar; emeğin her alanda toplum adına ve fırsat eşitlikleri içinde değerlendirilmesini amaç alırlar, ezen ezilen, sömüren sömürülen, savaşan savaştırılan katmanlar arası çelişkiler bitmediği sürece, bir düşün ve uygulama yöntemi olarak "sosyalizm" dediğimiz ekonomik ve politik, insanın toplumun mutluluğu ile ilgili bu yöntem (sis-tem)in, burjuva demokratik devrimleri tamamlanıncaya dek "iktidar"a taşınmasını önerirler. Kuşkusuz, başta bilim olma üzere aydınlanmacılığın, laikliğin, uygarlığın, değişimcilik ve devrimci yeniliklerin, demokratik katılımcılığın, ulusal bağımsızlığın, uluslararası ilişkiler ve türlerin halklar kardeşliğinin, barışın, yerküre ve evren yazgılarının, geleceğe insanlığa umut çarelerinin vezgeçilemez gerçeklerini dışlamak-sızın, savsaklamaksızın...

"Tüzük"ler, "program"lar bunları taşıyadursun, şimdi birlikte şu soruları soralım:

  • . Kuruluşlar ve yayılma hareketleri yukardan aşağımı olmalı, aşağıdan yukarı doğru mu?
    "Emeğin ve özgürlüğün sesi" olunurken sınıfsal soruların çözümüne nereden başlanmalı?
  • . "Zihinsel kavgalar" yapılsa da soldan gelen "muhalif dalgalar" nasıl "koodine" edilmeli? Özetle:
  • Geçmişten ders alınıp "kuşaklar düzeyi" bırakılırken "ben-ben"cilikler ne derece atılabilecek, toplumun bütün kesimlerindeki anlayış ve anlaşmaya kimlerle varılabilecek?

Demokratik, birleşik, toplumcu düzey içinde salt ayırımcı aykırıcılara, "provakatör'lere vb. yer vermemek için neler yapılacak? Hani şu, "özelleştirme'lere, İMF'lere, "yeni dünya" cılara, "vahşi düzen"çilere, Türk Kürt, Sünni Alevi vb. çözümlerine, PKK'ya teröre mafya'ya, kavimciliğe, ümmetçiliğe, küresellişme'ye, ırkçı ya da dinci devlet isteklerine, modern kapitülasyonlara," süper bağlılıklarına nasıl bir çözüm bulunacak?

Seçimlerde ne gibi içerikler, bileşimler, yöntemler uygulanacak? İnsanın haklan ve gereksinimleri ve onuru, kamu-laştırmalardaki toplum yaran, nice korunabilecek? Şiddet, öldürüm. kaçakçılık, rüşvet, talan, yargısız infaz, uyuşturucu yayılması, açlık, işsizlik, fuhuş, yürütmelerdeki görevlendirmelerdeki kayırmalar, "rant"lar (emeksiz para ve mal kazanımları), "aile boyu" yiyilicikler, "dümen"li korsanlıklar, gelecek korkuları vb. hangi yetişkin halk ve seçkinler kadrosuyla yasalara bağlanıp denetim altına alınabilecek, sona erdirilecektir?

Ve hep sorulmuştur: ABD baskıları ve oy kaygıları ile daha 1946'lardan başlayarak CHP, Köy Enstitüleri'ni hem açıp hem kapatmamış mıdır? Meslek Liseleri yerine ilk İmam Hatip Liseleri ve kaçamak Kuran Kursları CHP zamanında yer edinmemişler midir? Stalin korkusuyla da olsa aynı zamanlarda Nato-Cento kılıklı Sam Amca'lara yanaşılmamış mıdır? Özellikle 1971 ve 1980 "darbe" lerinden sonra CHP de, SHP de, DSP de hem "sosyal demokrat" ya da "demokratik sol" geçinip hem de bağımsızlık ve laiklik ilkelerinin yıpranmasına, din işlerinin devlet işlerine karıştırılmasına, ırkçı ve şeriatçı elemanların ve düşüncelerin sürekli tohumla-yıp ağaçlanmasına, yiyiciliklere ve hesapsız borçlanmalara "alet" olmamışlar mıdır?

Hangi çıkarların, kimlerin ardına takılmışlarsa takılmışlar, örneği çoğaltılacak bu yeteneksizlik ve yetkisizlik, bugün oya vursak yüzde kırkı kırkbeşi "akıllı" olan "yüce halkımız"ı da, aydınlarımızı da üzmekte, düşündürmektedir. Peki, ekonomik gücü olmayan, bir de "düzen" güçlülerince durmadan "gözaltı"nda tutulan ve "yasaklara uğratılan İşçi Partisi'nin tüzüğünde programında neler var?

Ben, SHP'den İP'ye geçtim. Orada şunlar var: İP, köy kent emekçilerinin, işçi sınıfının, sosyalist aydınların partisi oluyor. Üyelerini ideolojik, örgütsel bağımsızlık ruhuyla eğitiyor.. Başka bir ülke ya da başka bir parti tarafından yönetilmeyi kesinlikle reddediyor.. İktidarını, merkezde ve bütün yönetim kademelerinde Halk Meclisleri ve Halk Yönetimleri aracığıyla gerçekleştirmek istiyor. Dünyalı bilincine, yurtseverlik ruhuna, tam ve kapsamlı, gerçekçi ve uyum sağlayıcı bileşkelerle yer veriyor.. Halk içinde şiddete, öldürüme, kaçakçılığa, yağmaya, yiyiciliğe köktendinciliğe, her türlü ırkçılığa, modern kapitülasyonlara, "tam bağımsızlık" ulusallığını ve birliğini ortadan kaldırmak isteyenlere, hiçbir sömürü ve acımasızlığa yer ve yön vermiyor..Yani İP, gerçek demokrasiyi , insanı, hukuk devletini savunuyor; halkların kardeşliğine, uluslararası barışa , ülke çıkarlarına gerçekçi, toplumcu, dürüst ve öncü yaklaşımlar gösteriyor. Ve, öneri, eleştiri, duyuru, bildiri ile, gerek siyasal parti, gerekse genel kültür ve sanat çalışmalarında eğitici, kazandırıcı olmaya ağırlık veriyor; bunların "realist sosyalizm"le gerçekleştirileceğine inanıyor... Sonuç: Öyle ise tüm "sol yelpaze"de dağılmayalım, umutsuzluğa kapılmayalım, birbirimizin gözünü oynayalım. Yıllardır "sol literatür ve bilimsel çareler"den kurnazca yararlanan "sağ"a sadece ders vermek için değil, gerçekten halk-insan duygusuna, gereksinme-sın'e, isteğine uyum sağlamak için hızla derlenip toparlanalım, "liderlik" tutkularını bırakalım, akıl ve izan birleşmelerine yönelelim. Bu yol ve yöntemle, "birinci kurtuluş"a karşı olanları güçsüz bırakıp "ikinci kurtu-luş"un kurtarıcıları olalım.. Ve daha da önemlisi, her-şeyden önce bu iyi dileklere inanalım.. katkıda bunalım, beynimizle, yüreğimizle.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail