Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 13 - YAZAR : Dr.Hüseyin Pekin. Geri Tavsiye Et Yazdır


TÜRKİYE İLE AVRUPA BİRLİĞİ ARASINDA
GÜMRÜK BİRLİĞİ

Çeviri: Dr.Hüseyin Pekin
Kaynak: Züricher Zeitung,13 Januar (Ocak) 1996

Eski vaadler kısmen yerine getirildi.

Türkiye ile Avrupa Birliği arasında Gümrük Birliği kurulmuş olmasına karşın, henüz Avrupa Ekonomik Alanı modelinde (EWR) olduğu gibi, bir iç pazardan sözedilmemektedir. Tekstil sektörü bir yana bırakılırsa, kısa ve orta erimli ekonomik yararlar, daha çok Avrupa Birliğinden yana ağır basmaktadır. Ayrıca kurumsal anlaşmalarda Türkiye'de Gümrük Birliği anlaşmasının kısmen haksızlık olarak değerlendirilmesine neden oluyor. Görüşmelere yeniden başlanması isteği ise, Brüksel'in Avrupa Parlamentosuyla salınımlı ilişkisi nedeniyle fazla bir anlayışla karşılanmayacaktır. (Brussel, 9 Januar.)

Armani ya da Lezard'ın pahalı, lüks giysilerinin satılmadığı -taklit olmayanların- Brükselin "Marche du Midi" mağazasında, dünyanın her yanından gelen kumaşlar, ucuz giysiler için özellikle daha ucuz mu diye soruluyor. Metresi 4 ila 6 İsviçre Frankı arasında zarif kumaşlar, 10 Franka ipek gömlek, 15 Franka Çin malı kışlık örme ceket ve çorap (bir büyükannenin örmek için bir haftalık zaman harcadığı) adeta alıcılarının önüne fırlatılıyor. Kimsenin, malın nereden geldiğiyle ilgilendiği yok. Zira, hemen öğleden sonra bu bolluk ve ucuzluk düşü sona eriyor. Pazar yeri boşalıyor, ortalık sessizleşiyor. Alıcılar son kez bir daha davranıp evlerine dönerken, sebze ve meyve alıyorlar. Ne var ki, İsviçre'de bir işçinin bir saatlik ücreti bile henüz tükenmiş değil ve şimdi de Türkiye ile AB arasmdaki Gümrük Birliği Anlaşmasına göre, tekstil sektöründeki rekabet daha da artacak ve giysiler daha da ucuzlayacak.

Tekstilde miktar kısıtlaması kalktı.

1 Ocak 1996'dan itibaren yürürlüğe giren Türkiye ile 15'ler arasındaki GB anlaşması, en azından kısa erimde, daha çok tekstil sektöründe kendisini gösterecek. Türkiye tekstil sanayiinin Avrupa Birliği pazarlarındaki rekabet etme gücü, daha da artacak. Alman Tekstil Endüstrileri Birliği kısa erimde, AB dışalımının ikiye katlanarak 10 milyar dolara yükseleceğini öngörmektedir. Şimdilerde, AB'nin Türkiye'den edindiği dışalım (7 milyor ECU) riın üçte birini Almanya'ya gönderdiği tekstil ve konfeksiyon ürünleri oluşturmaktadır. AB pazarına açılmasına karşılık Ankara, AB'den yapılan tekstil ürünleri dışalımına (İtalya başta olmak üzre) uygulanan tüm gümrükleri kaldıracağı gibi, aynı zamanda AB'nin "rekabet hukuku"hu ve de "markalar hu-kuku"nu kabul etmiş durumdadır. Buna Türkiye'nin Uzak Doğu'nun ucuz mal arzeden satıcılarının Avru-paya sızmalarını önleme yükümlülüğü de dahildir ki, daha şimdiden Brüksel buna çok haklı olarak mesafeli durmaktadır.

Türkiye'nin tekstil sanayii, Avrupanın 370 milyon insanına hitap eden pazarına gözdikerken, AB-sanayii de topluluğun sanayi mallarına uygulanan gümrüklerin kaldırılmasıyla, 63 milyon tüketicisi olan bir pazara (Türkiye'yi kasıtlıyor, ç.) kavuşmanın sevincini yaşıyor. AB'ye üye ülkelerin yararlanacağı yeni "tercih hakkı" en güzel biçimde, örneğin otomobil sanayiinde kendisini göstermektedir. Bu kesimde, bir yandan AB'nin sürüm pazarının iyileştirilmesi (yani daha fazla otomobil satılması) öte yandan- bu ise işin perde arka-sıdır ve görüşme masasında talep edilip kabul olunmuştur- Japonya, Kore ve ABD gibi üçüncü ülkelere karşı dışalım kısıtlaması olarak beliriyor.

Gerçi Türkiye, kural olarak Gümrük Birliği rejimini kabul etmiştir ama, bu aşamada, yerli otomobil sanayii silindir hacımları 3 litreye kadar olan otomobillerin dışalımında gümrükleri devam ettirerek korumayı ihmal etmemiştir. İşin aslında Türkiye'nin otomobil sanayii kısmen AB-Oto üreticileri ile işbirliği halinde çalıştığından bu nokta AB tarafından da kabul olunmuştur.

Bilinen boşluklarıyla Gümrük Birliği .

Türkiyenin her şeyden önce siyasal başarı olarak göklere çıkarılan Gümrük Birliğine girişi, başka hiç bir ülkede olmadığı kadar Türkiyeyi Avrupa Birliğine bağlamıştır. Birkez olsun EFTA ülkelerinden Avrupa Ekonomik Alanında gümrük birliği oluşmamıştı. (Bu kavram dış ticaret politikasında gerekli esneklik nedeniyle görüşmelerin başlangıç aşamasında red edilmişti). Bununla birlikte, bir ölçüde gerçekçi yaklaşımla kimi iyileştirme önlemleri de alınmamış değil. 22 yıllık hazırlık dönemi tamamlandıktan sonra yürürlüğe girmiş olan Gümrük Birliği anlaşması, tekstil sektörü bir yana bırakılırsa, şimdilerde Türk ekonomisi için tarım gibi önemli olan sektörleri kapsamına almamıştır. Buna karşılık Ortaklık Andlaşmasmın teknik ayrıntılarını düzenleyen okolüne göre (EFTA ile serbest ticaret köprüsü kurulmasıyla aynı zamana rastlar) 22 yıllık geçiş dönemi sonunda, tarım ürünlerinin serbest dolaşımı gözetilmiş olmalıydı. Bugünkü bakış açısından AB'nin bu vaadini niye yerine getirmediğine şaşmamalı. Görüşmelerin son aşamasında, Brüksel, tarım ürünlerinin serbest dolaşımını bir on yıl ileriye 2005 yılma ertelemiştir. Bu on yıllık süre içerisinde, tarım ürünlerinin aşamalı olarak serbest dolaşımı yeniden görüşme konusu olacak. Benzeri bir yaklaşım, kömür ve çelik sanayileri için de sözkonusu. Bu her iki sektör de GB Anlaşmasının 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe girmesinde kapsamdışı bırakıldı. Şimdilerde üye ülkelerdeki aşırı kapasite fazlalığı bakımından (ve Türki-yedeki devlet sübvansiyonlarından ötürü) AB'nin bu alanda pazarları açmaya hazır olmadığı kabul edilmiş ve onaylanmıştır. Ankara ile görüşmeler sürdürülecek.

Ankara'nın büyük bir düş kırıklığı içinde öğrendiği üzre, "kişilerin serbest dolaşımı" konusundaki görüşmeler, belirsiz bir tarihe ertelenmesini bile istememişti. Öte yandan AB, serbest çalışanların yeleşme hakkını ve hizmet sektöründeki serbest dolaşımı henüz istenmiyor. Gerçekte iş pazarlarının karşılıklı açılması -niyet açıklaması biryana bırakılırsa- Gümrük Birliği projesi ile doğrudan bağıntısı olan bir konu değildir. Her halükârda AB'nin bu konuda direnmesi, tam entegrasyon bir yana, sıkı bir ekonomik bütünleşmenin bile mesafeli kaldığını açıkça gösteriyor. Ve böylece, Avrupa Ekonomik Alanı (EVVR) nın bir entegrasyon anlaşması olarak değerlendirilmesindeki farklılıklar yeniden gün ışığına çıkıyor. Son olarak, olaya AB açısından bakıldığında, işaret olunuyor olmalı ki Rhein'daki (Almanya) kişi başına düşen ulusal gelir, Bosfor'dakinden (Türkiye) en az on katı fazladır.

AB, Türkiye'ye yapılacak dışsatımın iki katına çıkacağını hesaplıyor.

Türkiye'nin AB ile yaptığı Gümrük Birliği anlaşması, sadece çeşitli nedenlerden dolayı değil, ayrıca yukarıda belirtilen, göreceliklerinden ötürü de eleştirilerle karşılaştı. Brüksel de Gümrük Birliği anlaşmasıyla pazarların açılması yanısıra -tekstil alanı bir yana bırakılırsa- AB firmalarnnn yararlanacağını öngörmekte. Brüksel Komisyonunun tahminine göre, Türkiye'ye şimdilerde yapılan 12.5 milyar ECU (1 ECU 1.52 US $) AB- dışsatımı yüzyılın sonuna doğru ikiye katlanacak. Bir yandan uzunca bir süreden beri Yunanistan tarafından kilitlenen "Dördüncü Mali Protokol" çerçevesinde, düşük faizli 600 milyon ECU'lük ilk yardım, öteyandan önümüzdeki 5 yıl içinde yapılacak 1.5 milyar ECU'lük ek katkıyı kapsayan ekonomik yardım, Ankara'nın görüşüne göre, asgari düzeydedir. Bu konuda, Türkiye'nin yıllarca Brüksel'den yardım almayan, Akdenizin doğusundaki (Libya ile birlikte) tek ülke olduğu gerçeği hesaba katılmak zorundadır.

Refah Partisi lideri Erbakan'ın ileri sürdüğü gibi, AB ile yapılan Gümrük Birliği anlaşması, "tek taraflı ve haksız yapılmış olma" suçlamasının yanısıra, Türkiye'nin gümrük vergisi alma hakkının Brükşele devir ve temlik olunmasıyla AB, fiilen Türkiye'nin üçüncü ülkelerle yaptığı ticareti doğrudan etkileyecek duruma gelmiş olması da kınanıyor. Bir yorum biçimine göre, Ankara AB'nin yargı egemenliğine yani Avrupa Adalet Divanına boyun eğme durumuna giriyor. Ayrıca, rekabet kurallarında da Avrupa Ekonomik Alanı EWR sözleşmesinde, titizlikle düzenlenmiş olmasına karşın, yine Brüksel'in dediği olacaktır. Türkiye de kurulacak yeni hükümetin görüşmelere yeniden başlatılmasına çaba harcayıp harcamayacağı ileride görülecek. AB'ye yönelecek bu yoldaki bir istek, en azından Avrupa Parlamentosu ile salınımlı ilişkisi nedeniyle kabul görmeyecektir.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail