Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 13 Geri Tavsiye Et Yazdır


DEPREME DAYALI EKOLOJİK AHŞAP YAPILAR

Ali Nejat Ölçen
Behçet Kulguz' unYazısına Yorum.

Türkiye Sorunları kitap dizimizin bundan önceki 12 ci sayısında, depreme dayanıklı ekolojik ahşap iskeletli binalara ilişkin, Y. Mühendis Osman Behçet Kulguz'la yaptığımız söyleşiyi yayımlamıştık. Kentlerin betonlaşmasına, çevrenin kirlenmesine karşı bugün Batı'nın yeni bir arayış içine girdiği görülüyor. Ekolojik ahşap iskeletli evler böylesi bir arayışın ürünü olarak ortaya çıktı. Özellikle enerji tasarrufu, depreme dayanıklılığı yönünden konunun ülkemizde ele alınması, uygulanabilirlik koşullarının incelenmesi ve yapı teknolojisi içindeki yerini alması gerekir. Özellikle, kırsal alandan kentlere yönelen göç olayıyla, kent çevresindeki yeni yerleşme birimleri, böyle bir teknolojinin kullanılışında en uygun ortamı oluşturmaktadır. Hatta kırsal alanda ve deprem kuşağı üzerinde bulunan yörelerde, özendirilmelidir.

Mühendis Kulguz'un Almanya'da yapılan araştırmalar hakkında verdiği bilgiye göre, 220 m2 yüzölçümlü klasik kargir bir yapıda yıllık enerji gereksinimi 16.000 kwh iken, ekolojik ahşap iskelekli binalarda bunun %65 in üzerinde bir tasarrufla 5500 kwh düzeyine indiği saptanmıştır.

Bu denli enerji tasarrufu sağlanıyorsa, eski betonlaşan kentlerin varoşlarında, yani yerleşim birimleri neden ekolojik akşap iskeletli yapılardan oluşturulmasın? Son depremde büyük ölçüde hasar gören Dinar'da niçin depreme dayanıklı ekolojik konut teknolojisi uygulanmasın? Ekolojik yapıların aynı boyuttaki klasik kargir yapılardan l'e 10 hatta l'e 15 daha hafif olması nedeniyle deprem şokunun o oranda azalması da önemli bir avantaj. (Kitabımızın 12 ci sayısında dizgi yanlışlığı nedeniyle bu sayı l'e 5 olarak yazılmış. Özür dileyerek düzeltiyoruz)

Ekolojik ahşap iskeletli yapıların ekonomisine girmeden önce su savurganlığı konusunu ele almak istiyoruz. Ülkemizin değeri en az bilinen ve çokta savurganca kullanılan doğal kaynaklarımızdan birisi de sudur. Büyük kentlerimizde, sağlıklı, temiz, yeterli miktarda su bulunmayışının, giderek kıt kaynak haline gelişinin nedenlerinden biri de suyun bilinçsizce kullanılmasıdır. Ömrünü doldurmuş ve bakımsızlıktan çürümeye yüz tutmuş kent içi su ağındaki kayıplardan ve pahalı olan suyun otomobil yıkamaktan tutunuz da WC ye aktarılmasına kadar ülkemizde giderek kıtlaşan bu kaynağın ne denli bilinçsizce ve acımasızca kullanılmasının sadece gözle görülen örnekleridir. LBS-ÖKO-Hauses'in yaptığı araştırmaya göre, konutlarda su kullanımının farklı amaçlar yönünden dağılım şöyle:

İçme ve yemek pişirme..... %2
Bulaşık yıkama................... 6
Çamaşır........................... 12
Banyo, duş, elyüz tem....... 42
Tuvalet-WC...................... 32
Bahçe sulama-oto yıka........ 6
Toplam.......................... .100

Kullandığımız en pahalı suyun sadece WC ye giden oranının %32 oluşu şaşırtıcıdır. Mühendis Kulguz'un bize gönderdiği bu araştırma sonucuna ek olarak verdiği bilgi daha da ilginç. Diyor ki "Almanya'nın Wan-denburg kentinde, yağmur sularını, WC, çamaşır makinesi, bahçe ve otomobil yıkamasında kullanmayan inşaat projesine ruhsat verilmez. Böylesi su tasarrufu sağlamak için yapının, ekolojik ahşap iskeletli olmasının gereği bile yok. Her evin bahçesi ya da bodrumunda uygun bir yere 4 kişilik aile büyüklüğü için 15-20 m3 hacimli sarnıçlar inşa edilebilir. Bu sistem, yeni yapılacak ekolojik binalar için daha da kolay uygulanabilecektir.

Ankara yerel yönetimi 1 m3 suyu kullanıcılarına 8000.- TL gibi bir fiyatla satıyor. Kişi başına ortalama 150 litre su kullanılmakta. Yeterince pahalı olan bu suyun WC, çamaşır, bahçe ve otomobil yıkama türündeki kulllanımının %50 olduğu düşünülürse (bulaşık ve çamaşır yıkamayı bu kullanıma katmıyoruz) her birey günde 75 litre suyu gereksiz yere savurganca kullanmak zorunda bırakılıyor demektir. 3 milyon nüfuslu Ankara için bunun karşıtı kayıp yılda sadece 648 milyar TL'dır.

Mühendis Kulguz'un ilginç bir anısı var. Bize gönderdiği mektupta şunları yazıyor:

"150 yıl önce, İstanbul'da Terkos suyu yokken, Cağa-loğlunda bulunan evimizde, bir sarnıç vardı. Anlatırdı ninem, derdi ki, yağmur mevsimi başlayınca, iki hafta sular çatıdan dışarı akıtılırdı. Çatı böylece temizlenirmiş. Sonra küçük bir çocuk olan babam, eline yanmakta olan çıra ile sarnıca girerek, duvarları tutsüler ve sarnıç dezenfekte edilirmiş. Sarnıçta biriken suyu yıl boyu kullanırdık".

Anı ve özlem olan o günlere elbette dönemeyiz. Ama, öyle sanıyoruz ki, kıt kaynak olmaya yüztutan suyun kendisi bizleri o günlerin sarnıçlarını modernize etmeye itekleyecektir.

Bırakalım gökten düşen suyun sarnıçlarda birikmesini, güzelim Türkiyenin jeolojik formasyonunun bizlere bağışladığı yeraltı su kaynaklarımızı bile, betonlaşan kentlerin kitleleri altına gömdük ve ondan yararlanmayı akıl edemedik. Yararlanma bir yana suyu kendimizin umursamazlığımızdan ve cehaletimizden doğan cinayetlerimize de ortak eder hale geldik. İzmir gibi tarihsel bir kentimizde, belediyenin açıp öylece bıraktığı çukurdaki su birikintisinde, onu yoldan ayırtedemeyen otomobil içinde beş kişi boğularak yaşamlarını yitiriyor. Gelecek kuşaklar, umarız suya bizler kadar saygısızlık etmezler.

Ekolojik ahşap iskeletli depreme dayanıklı evlerde ekonomi.

Türkiye Sorunları kitabımızın 12 ci sayısında, 220 m2 yüzölçümlü klasik kargir evlerin 1995 yıl sonu fiyatlarıyla, karkas (iskelet) inin 426 milyon TL'ye mal olacağını hesaplamış ve ekolojik ahşap iskeletli yapılarda bu maliyetin 356 milyon TL ye indiğini görmüştük. 1 metrekare klasik yapıların iskeleti 1,9 milyon ve ekolojki evlerindeki de 1.62 milyon TL düzeyinde bir yatırımı gerektirecek. Ankara'nın iklim koşullarında merkezi ısıtma sistemi kullanan yapıların yıllık linyit kullanımı (2000-2500 kcal) 1 m2 için yaklaşık 30-35 kg düzeyindedir ve bu, 1995 yıl sonu fiyatlarıyla her metrekare yüzölçümü için 255 000 TL yakacak harcamasını gerektirir.

Acaba Almanya'da klasik kargir yapıların 1 m2 alanında gerekli olduğu saptanan 72 kwh düzeyindeki enerjinin bedeline eşdeğer midir? Ankara'da bir konutun elektrik enerjisiyle ısıtılması düşünüldüğünde (1 kwh'mn fiyatı 4110 TL olduğuna göre) 295 000.-TL olarak bulunur.

Ekolojik ahşap iskeletli yapılarda enerji kullanımının %65 tasarruf oranına göre 1 m2 ısı harcamasının 87 600.-TL olacağı görülecektir.

Yapının iskelet bölümünün maliyetini (I) ve ısı enerjisi yıllık giderinin (W) ile göstererek, "Net Bugünkü Değer" yöntemiyle ekonomik karşılaştırma yapabiliriz. Ancak konuya yabancı olan okuyucularımız için "net bugünkü değer" yöntemine ilişkin kısa bir bilgi vermemiz yararlı olacak. Yatırım yapıldığı yıl, "bugün" dediğimiz zaman içinde gerçekleşmiş olsun. Isı harcamaları o yılı izleyen her zaman kesitinde sürecektir. Yatırımın sonuçlandığı yıl içinde bu harcama düzeyi W ise bir yıl sonraki ısı harcamasının bugünkü değeri, geçerli faiz haddi (i) ile gösterilecek olursa:

W/(1+i)

düzeyinde olacak, İkinci yıl değişmeyen ısı harcamasının bugünkü düzeyininde:

W /(1+i)2

olacağı açıktır. Doğal olarak bu düşünce biçimi, fiyatların artmadığı enflasyon oranın f="0" olduğu varsayımına dayanır. Ama ülkemiz koşulunda enflasyon ısı giderini etkileyeceğinden her yıl onun (1+f) kadar artmasına neden olacak. Öyleyse ısı giderinin ikinci yılda bugünki değeri:

(1+f)2.W/(1+i)2

düzeyinde olur. Bir (t) yıl sonunda ese harcamaklarının bugünkü net değeri:

(1+f)t.W/(1+i)t olacaktır.

Yapının ekonomik ömrü boyunca ısı harcamaları süreceği için, yapının (bu örnekte iskelet maliyet (I) ile ısı giderleri toplamının net bugünkü değeri:

M = I + ( (1+f)/(1+i)+(1+f)2/(1+i)2 +(1+f)3/(1+i)3 +...+(1+f)t/(1+i)t ).( 1+f)W/(1+i)

düzeyinde olacaktır.Biz sistemin ekonomik ömrünü t="50" yıl alarak, klasik yapı ile ekolojik yapının (ekonomik ömür içindeki) net bugünkü değerini birbiriyle karşılaştırdık ve elde ettiğimiz sonuçlan grafik haline getirdik. Türkiye için enflasyon oranın uzun dönemde %20 lere ineceği ve hiç bir zaman 0 olmayacağı kabul edilmiştir. Enflasyonun f="%20" olması koşulunda, klasik ve ekolojik yapı türünün her metre karesinde düşen 50 yıl içindeki toplam harcamanın bugünkü değeri karşılaştırmalı olarak aşağıdaki çizelgede de ayrıca gösterilmiştir.

Çizelge 1.Klasik ve ekolojik yapının ekonomik karşılaştırılması.(1995 fiyatlarıyla 1 metrekare toplam maliyetin bin Tl olarak net bugünkü değeri)

İçsel Faiz .... Klasik ...... Ekolojik .. Tasarruf ...Tasarruf
.......%.................. yapı ............ yapı..........................................%

30..................4400 ............2200...........2000............50
25..................5337.............3140...........2197............41
20................12500.............5220...........7280............58

Not. Burada içsel faiz,(rate of return) sermayenin yılda geri ödeme oranını betimler.Klasik yapılar için I="1,9" milyon/m2 ,ekolojik yapı için 1,62 milyon/m2 alındı. Klasik yapılar için yıllık ısı gideri W="255" bin Tl. ve ekolojik yapılar için W="87,6" bin Tl. kabul edildi. Bu rakamlar Türkiye Sorunları kitap dizisinin 12.sayısındaki aynı adlı makaleden alınmıştır. Ayrıca fiyat endeksinin f="%20'den" aşağıya inmeyeceği kabul edildi..

İçsel faiz % 15 iken sağlanacak tasarruf %63 oranındadır. Çizelgede bu hesaba yer verilmedi. Faizin artışı tasarruf oranının göreceli olarak azalmasına neden oluyor ve fakat %50 nın altına inmediği görülüyor

.

Klasik evlere göre ekolojik evlerin ne denli ekonomik olduğu şekilde görülmektedir.

Ekolojik yapılar inşaat sektöründe yer edinmeli ve konut politikasının köşe taşlarından birini oluşturmalı. Devlet Planlama Teşkilatı konuya eğilmeli ve ayrıntılarıyla, sektör programlamı içinde bu alana gereken yeir vermelidir. Doğal kaynakların savurganca kullanılmaması ve kirlenmemesi yönünden Çevre Bakanlığını da göreve davet etmek istiyoruz. .

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail