Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 11 - YAZAR : Dr.Hüseyin Pekin. Geri Tavsiye Et Yazdır



DÜNYA TARİHİ, DÜNYA MAHKEMESİDİR
ABD'DE NİSEİ SÜRGÜNÜ

Dr.Hüseyin Pekin
Zürich

Büyük Alman ozanı Schiller (1759-1805), bir vakitler, "dünya tarihi, dünya mahkemesidir" (Die Weltgeschich-te ist das Weltgericht) derken, elbette temelde haklıydı. Ne varki, önemli olan yargının biçimsel görülmesi değil, verilen hükmün adaletli olmasıdır. Ve de adalet, kısaca tanımı ile,gerçeğin eyleme geçmesidir. Edilgen kalınmak, konuyu yargıcın insafına, vicdanına bırakmakla adalete varılamaz.Karşı taraf hakkında bilgilenilmeli, onun yanlışları yakalanılmalı ki, yerinde ve tutarlı savunma yapılabilsin ve de adalet gerçekleşsin.

Hep biliyoruz, Amerikan Kongresi, Osmanlı döneminde meydana gelmiş bir "Ermeni Sürgünü" olayından, ikide bir Türkiye Cumhuriyetini sorumlu tutar. Yakın tarihlerinde geçen bir kitlesel Nisei-Sürgünü, kendilerine anımsatılabilmiş olsa, yine de suçlamayı sürdürürler mi? Amerikalıların, kıt'anın yerlilerini (kızılderi-lileri) haklıyarak, topraklarına nasıl konduklarının trajik öyküsünü bilmeyenimiz yoktur da, buna karşılık, yakın A.B.D. tarihinde, bir tehcir (sürgün) olayı vardır ki, her nedense bu konu ülkemizde bilinmemekte (veya en azından yaygın şekilde bilinmemekte) ve politikacılarımız, diplomatlarımız, yazarlarımız, araştırmacılarımız bu konuya hiç değinmemektedirler. "Nisei-Sürgünü" olarak tarihe malolmuşolay şöyledir: Tarih, 7 Aralık 1941'dir. Japonlar, Havvai Adası-Oahu'daki, Pearl-Harbour deniz ve hava üssüne, havadan ani baskın yaparak Amerika'nın Pasifik filosunun büyük bir kısmını ve uçakları yok etmişlerdir. Bakalım, bu olaydan sonra Amerika'nın gösterdiği tepki ne olmuştur? Ülkenin Pasifik kıyılarında (Kaliforniya'da), "nisei" olarak adlandırılan (Japoncada, ikinci kuşak demektir), Japon soyundan gelenler yaşamakta. Birinci kuşak (Issei), 1890 ile 1924 yılları arasında buraya gelmiş ve yerleşmiştir. Saylan, bu süre içersinde 2 milyonu bulmuştu. Ancak, ülkedeki egemen ırkçılık akımı ve hükümetin uyguladığı "güç politikası" nedeni ile bunlardan sadece, 110 bini Amerikan yurtdaşlığını kazanabilmiştir. Amerikan Yüksek Mahkemesi, Nisei'lerin büyük çoğunluğunu, "yurtdaşlığa alınamaz yabancılar" olarak nitelendirdi. Kaliforniya Eyaleti, bunlara, tarım arazisi satışını yasakladığı gibi, Amerikan Kongresi, 1925 tarihinde, yeni Japon göçüne kapılarını kapatmıştı. Japonya, Amerikanın uyguladığı bu ırk ayırımcılığını (discrimination) şiddetle kınamış ve her iki ülkenin ilişkileri bozulmuştur.

Ve Nisei-Sürgünü Kararnamesi

Japonların, 7 Aralık 1941 günlü Pearl-Harbour baskını, Amerikan kamuoyunda çok şiddetli kitlesel histeri (korku) yarat. Buna ilaveten basının ve radyonun kışkırtması ve askerlerin baskısı sonucu, Başkan Franklin D. Roosevelt, 18 mart 1942 tarihinde 9066 sayılı ünlü "Nisei-Sürgünü" kararnamesini çıkarttı. Yüksek Mahkeme de, "sürgür kararnamesi"ni, "askeri zorunluluk" (mi-litary necessity) olarak nitelemiş ve insan haklan güvencesini temel direk kabul eden, Amerikan Anayasasına aykırı bulmayarak, onaylamıştı. Böylece, Japon soyundan gelen 110 bin Amerikan yurtdaşı ikinci - kuşak Japonlar (Nisei'ler) ve ayrıca, tüm yabancı statüsündeki Japonlar, "potansiyel işbirlikçi" olarak damgalanarak, ülkenin içerilerinde, Sierra Neveda'dan Missipi Nehrine kadar uzanan çorak arazide (Nebraska Çölü) alelacele oluşturulan on adet toplama kampında yaşamak üzere sürgün edildiler. Onlar oralarda, briketten sadece duvarları yapılmış, doğru dürüst çatısı bulunmayan, buz gibi soğuk sözüm ona binalarda iki kış geçirdikten sonra, açlıktan, soğuktan, hastalıklardan kırılarak sayıları, hatırladığım kadarı ile yarıya inmiştir (Not: İngiliz-Amerikan Ansiklopedilerinde böyle bir sayı yeralama-maktadır.) Bununla birlikte, 1961 yılında A.B.D de iken, TİME Dergilerinin Mart-Nisan-Mayıs sayılarında okumuş olduğumu anımsıyorum . Peki bu bir "soy kırımı" (genoside) değildir de, başka nedir ki. Nisei'lerden sağ kalanlar, savaş sonunda, Kaliforniya'ya geri döndükleri zaman, evlerinin, barklarının diğer Amerikalılar tarafından gasbolunmuş, eşyalarının yağmalanmış olduğunu gördüler. Artık onlara, efendilerinin hizmetine girmekten ve uşaklık etmekten başka bir yol da görünmüyordu. Ve bu da işsiz kalıp açlıktan ölmekten yeğdi herhalde. TİME Dergilerinden birinde (Mart-Nisan-Mayıs 1961), Nisei-Sürgünü konusunda ilk ve uzun bir yazının yayınlanmasından sonra, Nisei'lerden alınan mektuplara da yer verilmiştir. Hemen hepsi, "bu acı olayın niye kurcalandığını ve kabuk bağlamaya yüz tutan yaranın neden açıldığını" soruyor ve savaş sırasında sair Amerikalılar bir özveride bulundularsa, kendilerinin iki özveride bulunduklarını yazıyor ve rahat bırakılmalarını istiyorlardı.

Nisei-Sürgünü olayını tüm Amerikalılar, istisnasız, onaylamış değillerdi tabii. Ancak, "bu insanlarda Amerikan yurtdaşlarıdır, yapılanlar doğru değildir" diye mırıldananlara, sürgün operasyonunu yürüten komutan - adı general Maxwell Taylor olmalı- şu kısa yanıtı veriyordu: "Jap is Jap!" (Japon, Japondur). Nisei'lerin maddi kayıplarını Merkes Bankası uzmanları 400 milyon dolar olarak takdir ettiği halde, Kongre bunun sadece onda birine yakın bir bölümünün (38 milyon dolar) ödenmesine müsaade etmiştir. Öte yandan, sadakat testinden başarılı geçen kadınlı, erkekli 20 bin kadar Nisei, Amerika için savaşmak üzere Avrupa'ya gönderildiği gibi, bir bölümünden de, Japonlara karşı haber alma işlerinde yararlanılmıştır.

Osmanlı Dönemindeki "Ermeni Sürgünü" Olayı ile karşılaştırma

Yine İngiliz-Amerikan kaynaklarında verilen bilgiye göre, İttihat Terakki hükümetinin 27 Mayıs 1915 tarihinde çıkarttığı, "Ermeni-Sürgünü" kararnamesinin yürürlüğe girmesiyle 1.750.000(?) Ermeni, Doğu Anadoludan, Suriye ve Mezopotamya'ya sürülmüştür. Çölü geçerken, 600 bin kadar ermeni, açlıktan, susuzluktan, hastalıktan ölmüş ve de Türk asker ve polisi tarafından öldürülmüştür (?). Bu sadece tek yanlı üretilen bir savdır, kötü niyete dayanmaktadır. Ortada inandırıcı kanıtlar da yok. İzlenilen amaç, olaydan Türkiye Cumhuriyetini sorumlu tutmak ve böylece maddi tazminat isteme yolunu açık bırakmaktır. Buna karşılık bizim belgelerimizde verilen bilgi, yani ermenilerin, soyguncu, Devlet otoritesi tanımayan Kürt ve Arap çetecileri tarafından öldürülmesi olasılığı çok daha akla yakın ve inandırıcıdır. Ya-

bancı kaynaklar bu gerçeği kabul ederlerse, Ermeniler, kimden tazminat isteyebileceklerdir? Ermeni lobisi bu kaynaklara rahatlıkla erişebilecek güçtedir. Olayın, Amerikan Nisei-sürgünü gerekçesine benzeyen yanı da, yine, yabancı kaynaklarda da kabul olunduğu üzere, "askeri zorunluluk"tur. Zira, Türklere karşı savaşan Ruslara yardım etmek ve guya Türkiye'deki ermenileri kurtarmak üzere Kafkasya'dan gelen gönüllü ermeni birlikleri Anadolu içlerine doğru ilerlemeye başladıkları gibi, ayrıca, ülke içerisindeki ermeni çetecileri silahlı savaş başlatmış, her tarafı yakıp yıkmış, insanlarımızı öldürmüşlerdir. İzledikleri özel amaçlan da, Türk ordusunu doğudan-batıdan, her iki taraftan birden kıskaca almak ve yoketmekti. Yerli ermeni halk, Amerikan Ni-sei'lerinde olduğu gibi, sadece, "Potansiyel işbirlikçi" değil, fiili, gerçek işbirlikçi idi. Ve sözcüğün tam anlamında "askeri zorunluluk" vardı. Ülkede, varolma ya da yokolma anları yaşanıyordu. Yapılacak tek şey, "meşru savunma hakkı"nın kullanılması idi ve bunun da yolu, ermeni halkın Doğu Anadoludan uzaklaştırılmasından geçiyordu. Sonuçları ne olursa olsun, ermeni sürgünü kararı hukuka uygundur. Eğer bizim de o tarihte, Amerikan Yüksek Mahkemesi benzeri bir yüksek yargı organımız olsa idi, vereceği karar, hiç kuşkusuz, "hukuka uygunluk" kararı olurdu.

Ve Strasburg'lu politikacılara da bir çift sözümüz var!

Strasburg'taki "Avrupa Konseyi"nin ünlü diplomatları, politikacıları da, ikide bir, "insan haklarının çiğnenmesi" suçu ile ülkemizi sanık sandalyesine oturtmaktan adeta zevk almaktadırlar. Onlar bunu yapmaya belki haklı olabilirlerdi ama, tek bir koşulla. Bu da "insan haklarının çiğnenmesi" konusunda, zaman aşımı söz konusu olamıyacağma göre, önce bulundukları kenti yargılamaları ve işlenen ağır insanlık suçundan ötürü, dünya kamuoyundan özür dilemeleridir. Evet, Stras-burg'ta 1348/49 yıllarında, çok ağır insanlık suçu işlenmiş, "Allah'ın oğlu İsa'yı öldürttükleri" ve ayrıca, kuyuları zehirledikleri, veba hastalığını getirdikleri gerekçeleri ile, yahudi düşmanlığı (antisemitizm) en üst noktasına kadar tırmandırılmıştır. Bu kışkırtmanın sonucunda 2'000 yahudi, çırıl çıplak soyulup, aralarındaki güzel kadınlar seks malzemesi yapılmak üzere seçilip ayrıldıktan sonra, meydan ateşinde yakılmıştır. İnsanlığın yüzkarası bu Strasburg mezalimine karşılık, Osmanlı Padişahı, II.Selimin, 1492 yılında, kendilerini kabul edecek bir ülke bulunamadığı için bir türlü İspanya'dan kovulamayan yahudileri, İstanbul'dan gemiler göndererek ülkesine aldırtması, gösterdiğimiz yüksek insanlık örneklerinden sadece birisidir. Bu güzel gelenek, Osmanlının son günlerine kadar öylece devam etmiş, Yuhadiler, pek çok hak ve özgürlükten yararlandırılrnıştır. Öte yandan bu insancıl gelenek Türkiye Cumhuriyetinde aynen devam ettirilmiştir. İkinci Dünya Savaşı sırasında, Nazilerin ayak seslerinin Trakya sınırımızda duyulduğu kritik bir dönemde bile.. Hem de Yahudi bilim adamlarına, uzmanlarına üniversitelerimizde kürsüler, Devlet dairelerimizde özel danışmanlıklar vererek. (Karşılaştırınız: Ayni tarihlerde Lozan Üniversitesi, şerrinden korktuğundan faşist Mussolini'ye onursal hukuk doktorası veriyordu).

Strasburg'taki "Avrupa Konseyi"nin, ünlü diplomatları, politikacıları, sizlere söylenilecek son sözümüz şu olacaktır: "Hele siz önce, üzerinde oturduğunuz zemini iyice temizleyin ki başkalarından da ayni şeyi yapma-larını istemeye hakkınız olsun". İşte o zaman, Strasburg adına insanlıktan özür dilediğiniz zaman, büyük Alman ozanı Schiller'in deyimi ile, "Dünya Tarihi, Mahkemesi" olabilir.

Kaynakça:

A.B.D.'deki "Nisei-Sürgünü" Olayı Hakkında:
• The New Encyclopedia Britannica, C. 8, 1990, s.723.
• Encyclopaedia Americane, C. 20, 1982, S. 377.
• TİME Dergileri, Mart-Nisan-Mayıs 1961 Türkiye'deki "Ermeni-Sürgünü" Olayı Hakkında:
• The New Encylopaedia Britannica, C. 1,190, s. 568; 1348/49 Strasburg Olayları Hakkında:
• Encyclopedie de l'Alsace, C. 12, 1986, s. 7122.
• Christoph Güntert, "Strasbugr ve 1348/49 Tarihlerinde Yahudilere Yapılan Mezalim", Zürih, 1991 (Zürich Üniversitesi Tarih Araştırmaları Enstitüsü Yayını).


 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail