Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 11 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


BAŞBAKAN ÇİLLER'DEN ARTA KALAN EKONOMİ

Ali Nejat Ölçen

Sy. Çillerin TBMM'den güvenoyu alamamasının nedenini sadece siyasal açıdan yorumlamak fazla gerçekçi olmaz. Kamu yönetimine dolaylı ve dolaysız dört yıl egemen olan Çillerci ekonomi politikasının böylesi olumsuz sonucu peşinden sürüklediğini kabul etmek zorundayız. TBMM'deki yenilgi sadece Çillerci mantığın değil bundan önemlisi o sonucu doğuran politikaların yanlışlığıdır ki, bunların başında sürdürülen özürlü ekonomi politikası gelir. DYP içindeki siyasal dengelerin altüst oluşu ya da kimi gazetelerin yazdığı gibi işçi grevlerinin çözümsüz kalışı ve ya sosyal demokrat parti liderlerinin söylediği gibi TBMM'nin demokratik kişiliğine sahip çıkması biçiminde yorumlamak olayın ekonomik boyutunu görememek olur. Red ve evet oylarının dağılımı da zaten bu yorumların eksikliğini göstermektedir. Kamu işçilerin grevini sona erdirecek anlaşma gerçekleşip te DSP'nin oyları evet olsa, DYP'de red oyu çıkmasaydı sonucu değişir miydi? Hayır. O halde olayın diyalektik süreç içindeki yönünü bulup, çıkarmak gerekir. Şöyle de düşünülebilir: Enflasyon aşağı çekilebilse, yatırımlar duraksamasa ve üretim artarak işsizlik oranında azalma olsaydı, demokratikleşmenin gereği yasalar Parlamentoda görüşülse ve tüm bu olumlu göstergelerin yanısıra Devlet organları Hükümet üyelerinin karşıtığı yolsuzluk olayları karşısında umursamaz durumunu sürdürme-seydi, Çiller böylesi yaygınlaşan bir muhalefet duvarıyla karşılaşır mıydı? Kuşkusuz hayır. O halde olayın en önemli boyutunu oluşturan siyasanın gerisindeki temel nedeni arayıp bulmalıyız. Bize göre bu neden, ekonominin kendisidir.

O yüzden Çillerden Türkiye de artakalan ekonomiyi ana çizgileriyle gözden geçirme gereksinimi duyduk. Türkiyede ekonomiyi esenliğe kavuşturamayan bir siyasal partinin, koalisyon olsun olmasın iktidarda uzun süre kalamayacağını ileri sürmek yanlış olmaz. Çillerin dolaylı ve doğrudan ekonomiyi yönlendirdiği son dört yıl içinde örneğin 1991'in Eylülünde 1 ABD dolarının karşıtı 4670 TL- 1995'in aynı ayında 47900 TL'ye çıkarak yılda ortalam ayüzde 80 oranında değer yitir-mişse, dövize endeksli ekonomide enflasyonun bundan daha az olduğu söylenemez. Demek oluyor ki Çillerci ekonomi, enflasyonu hiç bir zaman yüzde 80'in altına çekememiş yüzde 140'lara tırmanmasına da engel olamamıştır.

Enflasyonun egemen olduğu ve yaşam biçiminin ayrılmaz parçasına dönüştüğü ülkemizde, acaba kişi başına ulusal gelirde artış olmuş mudur? Hayır. 1991'de Sy. Çiller ekonomiden sorumlu devlet bakanı olduğu zaman kişi başına Gayri Safi Milli Hasıla 1993 üretici fiyatlarıyla 2675 dolardı. Aradan geçen 4 yıl sonunda 2821 dolara çıkarak yılda ancak ortalama yüzde 1.3 oranında artmıştır. Eğer ekonomi 5 Nisan kararlarının yarattığı depreme karşın, sağlıklı ve düzgün işleyen bir yapıya kavuşsa ve reel ücretlerde de düşüş olmasaydı TBMM'de güvensizlik oyu çıkar mıydı? Şimdi reei ücretlerin Çillerci ekonomide ne düzeye indiğini görelim: DPT'nin Ekonomik Göstergeler yayımında saat başına TL olarak cari fiyatla ifade edilen işçi ücretlerini genel fiyat endeksine bölerek reel ücretler haline dönüştürürsek emekçi kitlelerin 1993'ten sonra yoksullaştığı gerçeği ortaya çıkar. Aşağıdaki çizelgede, reel ücret ortalamasının 1991-92 yılları arası kamu sektöründe yüzde 79 ve özel sektörde yüzde 30 oranında artarken,1993 sonrası artmak yerine reel ücret düzeyi, kamu sektöründe yüzde 20 ve özel sektörde yüzde 40 azalmıştır. Doğal olarak, emekçi kesimi gücünü kamu sektöründe iktidara karşı kullanmayı tercih etmiştir.

Yıllar ...... Fiyat .......... Ücret (TL/saat) ........... Reel ücret (TL/saat)
. ................ endeksi ......... cari fiyatla

Sektör...............................Kamu.......Özel.........Kamu........Özel 1991.........100.............5537........6351........5531...........6351
1992.........162...........16092.......11665........9933..........7200
1993.........257...........29343.......21090......11417..........8206
1994.........567...........54099.......33013........9541..........5822

Kaynak: DPT.Ekonomik Göstergeler yayınından hesaplama.

Kamu sektöründe 1993'te saatte 11 417.-TL olan reel işçi ücretleri ortalaması 1994'te yani Sy. Çillerin başbakan olduğu dönemde 9541.-TL ya düşerek yüzde 40 oranında azalmıştır.

Çillerci ekonomi politikasının en olumsuz sonucunu sanayi sektöründe görmekteyiz. 1991-94 döneminde, sanayi üretim endeksi 134.5'den 143.9'a çıkarak yılda sadece yüzde 2.2 artabilmişti. Oysa Çillerci ekonominin egemen olduğu 4 yıl ile ondan önceki 4 yıl karşı-laştırılırsa, 1988-91 döneminde sanayi üretiminde yılda ortalama yüzde 5.3 artış olduğunu görürüz. Çillerin ekonomi politikası, kendisinden önce benzer süre içindeki sanayileşmeyi yarı yarıya geri çekmiştir.

En büyük gerileme sanayi sektörünün imalat kesiminde yaşandı. Çillerin ekonomiye egemen olduğu 1991-94 döneminde, imalat kesimindeki yıllık ortalama büyüme yüzde 1.1 oranında kalmıştır. Oysa kendisinden önceki 1988-91'in büyüme hızı, yüzde 4.6'nın altına inmemişti. Çillerci ekonomi imalat kesimindeki büyüme hızını yarının yarısına indirmiştir. Sanayi sektöründeki kapasite kullanımı da aynı sonuçla karşılaştı. 1991'de varolan kapasitenin yüzde 73ü kullanılırken 1995'te yüzde 63.5'i kullanılabildi. Sanayide görülen bu daralmayı, iklim koşullarının pekte olumsuz geçmediğine tanık olduğumuz Tarım sektörü izlemiştir. 1991'in Türkiyesinde 20 milyon ton buğday üretilirken, 1994'te 17.5 ton üretilebildi. Bunun önemli neden Tarım girdilerine acımasızca uygulanan fiyat zamlarıdır. 1991'de şeker pancarı üretimi 15.1 milyon tondu 1994'te 12.7 milyon tona düştü. Türkiye dışalım şekeri tüketen ülke olma yolundadır. Taşkömür üretimi de 1991-94 döneminde 5.2 milyon tondan 2.9 milyon ton düzeyine geriledi. Ham petrolde de durum aynı 4.5 ton olan 1991'in üretimi şimdilerde 3.7 milyar ton düzeyindedir. Tüm bu gerileme ve daralmaya karşın Çillerce ekonomi daha da çok binek otomobili kullanmaya başla-dı.Trafik canavarının azgınlığı da bir ölçüde buradan kaynaklanıyor. 1991 de 195 bin otomobil üreten Türkiye içmeye ayranı yokken bakkala otomobille giderolmuş 1993'de 345 bin otomobil üretilmiştir. Çillerci ekonominin kredi yoluyla otomotiv sanayiine önemli ölçüde parasal destek sağlaması doğal olarak o sektörün gücünü arkasına almasından kaynaklanmakta.

Sy. Çiller konuşmalarında ve verdiği demeçlerde sürekli DYP iktidarını, kendisinin başbakan olmadan önceki ekonomi politikasını eleştirmiş, 5 Nisan kararlarını bile o dönemin yanlış ekonomisinin kaçınılmaz sonucu olarak yorumlamıştır. Kendisinin ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı olduğunu unutur görünmesindeki arka planı bir yana bırakır da, Çillerci ekonominin 4 yılını ikiye bölerek 1991-92 ve 1993-94 dönemlerini birbiriyle karşılaştırınca aslında ekonomik darboğazın kendisinin başbakanlığında daha da yoğunlaştığına tanık oluruz. Örneğin 1991-92 arası 1 ABD doları 4169 TL'den 6887 TL'ye çıkarak yüzde 65 oranında değer yitirmişken, 1993-94'te yüzde 170 değer yitirmiştir. 1987 fiyatlarıyla sanayi sektörü, 1991-92'de yüzde 11 oranında büyürken, 1993-94 döneminde artmak yerine yüzde 1 oranında daralmıştır. Aslında Başbakan Çiller, Devlet Bakanı Çillerden göreceli olarak daha başarısız görünüyor.

Serbest piyasa ekonomisinin (işleyiş koşulları bakımından bu deyimi anlamsız buluyoruz) Çiller ekonomisinde en başarısız uygulamaları yaşadığı bir gerçek. Mantar gibi türeyen gecekondu bankaların dolandırıcılık olarak nitelemesi gereken iflaslarını umursamazlıkla karşılayan Çilerci hoşgörünün yanı sıra, bütçe açıklarının iç borç ve Merkez Bankası kaynaklarından karşılanması, doğal olarak ekonominin massademeyeci kadar bol para arzına neden olmuştur. Örneğin 1991 yılı sonu itibariyle 42.1 Trilyon olan para arzı 1992'de yüzde 67 oranında artarak 70.5 Trilyon TL'ye çıkmış 1993, te 132.3 Trilyondan 238.8 Trilyona yükselerek yüzde 80 artışa uğramıştır. Para arzının bu denli arttığı bir ekonomiyi düzlüğü çıkaracak yöntem henüz keşfedilmedi. Para arzının çığ gibi sürüklenerek arttığı bir ekonomide sabit sermaye yatırımları yüzde 28 oranında daralıyorsa öylesi bir ekonomiyi de erken genel seçim kurtaramaz. Ürettiğinden daha çoğunu tüketen ve harcadığından daha az yatırım yapan bir ekonomiyi esenliğe kavuşturacak araçları demokrasi bile varedemeyebilir. Çillerden artakalan ekonomi şimdi artık demokrasiyi kemirmeye başlamıştır.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail