Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 53 Geri Tavsiye Et Yazdır


KARMAŞA YARATACAK BİR YASA TASARISI: YEREL YÖNETİMLERE YETKİ DEVRİ

Orhan Özkaya
Cumhuriyetçi Demokrasi Partisi
Genel Sekreter Yrd.

Türkiye Sorunları kitap dizisi,Yerel Yönetimlere yetki aktarımı adı altında Türkiye'yi Osmanlının eyalet düzenine dönüştürmeyi amaçlayan yasa tasarısını çok sakıncalı bir belge olarak nitelemekteyiz Çünkü Yerel yönetimlerde temel sorun yetkilerin azlığı değil tersine gerektiği gibi, toplumsal yarar açısından, bilinçle ve bilgiyle, titizlikle ve içtenlikle, dürüstlükle ve doğrulukla kullanılıp kullanılmadığı noktasında düğümleniyor. Bugün yerel yönetimlerin hemen tümü, yakınılan merkezi yönetimden daha iyi ve dürüstlükle yönetilmekte olduğu söylenemez. Hatta kimi yerel yönetimler, kasaba eşrafının çıkarlarına hizmet etmeyi amaç almış gibidirler.

Bugün Belediye Başkanlarının pek çoğu, yasa tasarısını incelemeden, kendilerine yetki aktarılacağı sanısıyla tasarıyı desteklemektedirler. Oysa yetkiler, İl Özel İdarelerine aktarılıyor.Aşağıda Orhan Özkaya'nın hazırlayarak göndermek zahmetine katlandığı yazısında söz konusu yasa tasarısının iç yüzünü göreceksiniz .

*** .

Laik, demokratik cumhuriyetimizin temellerini sarsılmaya çalışıldığı, iç ve dış "Sevr" özlemcilerinin çoğaldığı, işşizliğin, yoksulluğun ve yoksunluğun istismar edilerek "sorunların merkezden değil, yerelden çözüleceği" savına çekicilik kazandırılarak gerçeklerin örtüldüğü bu dönem, titizlikle izlenmelidir.

Kentlerdeki en küçük hizmet, özel şirketlere aktarılarak, yerel yönetimler kamusal ve toplumsal işlevinden hızla uzaklaşmakta, rant dağıtım merkezlerine dönüştürülmektedir. Bu yasa tasarısı böylesi çarpık uygulamaya ivme kazandıracaktır. Kaldırım taşlarını söküp yeniden döşemek, egzoz gazından bunalıp solan çiçekler dikmek yerel yönetimcilik değildir. On yıldır simitçi ve işportacı kovalayan yerel yönetimler, halkın umutsuzluğunun artmasına neden olmayı sürdürmektedir. Halkın konut sorununa, çözüm üreten, ulaşım sorununa çözüm getiren, yerel yönetim sayısı yok denecek kadar azdır. Bugün yapsatçıların elinde kent arazileri, .içinden çıkılamaz rant aracına dönüşmüştür. İmar planlarının siyasal iktidarların oyuncağına dönüşmüş olması ve yerel yönetimler eliyle deprem kuşağındaki ülkemizde insani değerlerin eriyip gittiği, bunca yolsuzlukların beslenme alanı olduğu, rüşvetin kurumlaştığı yerel yönetim birimleri sorgulanmadan, "merkezi yönetim"in küçültülmesini anlamak olanaklı değildir.

Tüm bu olumsuzlukların içinde, söz konusu yasa tasarısıyla , sağlık, eğitim, kırsal ve kentsel alt yapı hizmetleri, eldeki tüm varlıklar, kaynaklarıyla birlikte yerel yönetimlere devredilecek. Merkezi yönetim sadece " güvenlik" devletine dönüştürülmüş olacak. Yerel yönetimlerin, tarikat şeyhlerinin, aşiret reislerinin, şıhların egemenliğinden kurtulamamış ve hala feodal düzenin koşullarını yaşamakta olan, Doğu ve Güneydoğuda yeni sorunların doğuşu önlenemeyecektir. Feodal kalıntıların yıkılmamıştır ve demokratik yapılanmaya geçilmiş değildir.

Söz konusu yasa tasarısında en önemli sakıncalardan biri, "yetki aktarımı" bir yana, Hazineye ve Kamuya ait arazilerin bedelsiz olarak yerel yönetimlere terk edilmesi ve bunlardan elde edilecek gelirlerin denetimsiz bırakılmış olmasıdır. Yerel yönetimlerin, halktan alacağı vergileri özel sektörün toplamasına ilişkin bir yöntem uygulamasının da önüne geçilemeyecektir. (Sy. Özkaya bu kuşkusunda çok haklıdır. Osmanlı Devletinde olduğu gibi vergi toplayan ve bunun ne kadarını aktaracağı belli olmayan mültezimleri yaratacaktır. a.n.ö)

Valilikler, İl Özel İdare Meclis Başkanı'na dönüştürülecek ve ilerde bu başkanlık seçimle belirleneceği için siyasal yapılanmalar artarak sürecek ve çoğunluk diktasının uçları açık kalacaktır. Ülke düzeyinde bütünselliğin koşul olduğu uygulamalar yerine, sadece kendi bölgesini, ilini, ilçesini gözeten dar kapsamlı bakış açısı ortaya çıkacaktır.

Emekçilerin ücretlerinde bölgesel farklılıklar doğacak ve siyasallaşma daha da yoğunlaşacaktır. Toplu sözleşmeler tıkanacak, örgütlenme, sendikalaşma sönümleşecektir. Ucuz işgücü istihdamı sürecek ve emeğin sömürüsü aratacaktır. Üniter devlet yapısını koruyan merkez anlayışının yadsınması; devletin, halkçı, cumhuriyetçi, demokratik yapısını da ortadan kaldıracak sakıncaları getirecektir.

Bu yasa tasarısıyla, merkezi devlet, sosyal hukuk devleti ilkesi bir yana bırakılarak, şehir (site) devletine dönüştürülmesi sakıncasını ortaya çıkaracaktır. Belki de, halkın yalnızlaştırılıp, bilinçsiz, eğitimsiz, kalabalık yığınlara dönüştürülmesi hedefleniyordur. Bu yasa tasarısıyla, Adalet, Milli Savunma, İçişleri, Maliye, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıkları dışında kalan tüm yatırımcı Bakanlıkların taşra örgütleri kaldırılıp yerel yönetimlere aktarılıyor.

Yasa tasarısının 5. maddesi " Kamu yönetiminin kuruluş ve işleyişinde idarenin bütünlüğü esastır" denmesine karşın, yerel yönetim, bütünlükten ayrılarak merkezi yönetimin korumacılığından uzaklaştırılmaktadır ki, Anayasa'nın 123.maddesine aykırılık göstermektedir.

Tasarının çok sakıncalı olanı, "vergi, resim ve harçları belirlemekte yerel yönetimlere yetki tanıyan" 59.maddesidir. Bunun ölçütünün ne olacağı yerel hizmetlerden yararlananların hizmetin bedelini ödemeleri esastır" hükmünde saklıdır.

Anayasanın 73. maddesi de değişikliğe uğratılmakta. Türkiye Cumhuriyeti'nin laik ve sosyal hukuk devleti olmasına ilişkin hükmüne de aykırıdır bu madde. 61. maddede, "bakanlık müsteşarları, genel müdürleri ve daire başkanları, siyasal iktidarlarla gelip giderler, Bunlar iktidar değiştiğinde müşavir kadrosuna atanırlar" türündeki hükmü ise, devlet yapısının tümden siyasallaşmasına yol açacaktır. İnsanın özdeğeri hiçe sayılarak, liyakat ve bilgi birikimi ve güvenin yok edilmesine karşı çıkılmaktadır bu maddeyle ve hak arama yolları da bu maddeyle ortadan kaldırılmaktadır. Devlette, siyasal iktidar yanlısı bürokrasi yaratılmış olacak ve devletin temeli, siyasal partilileşme sürecine itilecektir.

Danıştayın hak arama mercii olması özelliği, hukuksuzlukları önleyen kurumsallığı yok edilmek isteniyor. 64.madde ile de Bakan, kendisine bağlı personelini 6 ay süreyle yerel yönetimlerde çalışması için görevlendirebilecek ve bu süre Valinin ve Belediye Başkanının isteğiyle 2 yıla çıkabilecektir.

Bununla da yetinilmiyor, yerel yönetimlere güvenlik gücü oluşturma yetkisi de tanınıyor ki, üniter devlet yapısının ortadan kalkmasıyla eyalet sistemine geçişin ilk adımları atılmaktadır. Toplumun, çok parçalı yönetim birimlerine bölünerek "ulus devlet" in merkezi otoritesinden, düzenleyici, kural koyucu özelliği ortadan kalkacak eyaletlere dönüşümün önü açılacak ve emperyalizmin yedeğinde ılımlı "İslam Devleti" hedefine ulaşmak kolaylaşacaktır.

Şirketler iflas ederse yeniden kurulmaları olanaklıdır. Ancak, devletler ve ülkeler çöküntüye uğrarsa, yeniden kurulmaları için kurtuluş savaşları gerekir. Bu da kan ve göz yaşı demektir. O nedenle tüm ulus döşenmek istenen tuzakların bilincinde buna karşı çıkmanın yollarını aramalıdır.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail