Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 53 Geri Tavsiye Et Yazdır


YEREL YÖNETİM SEÇİMLERİNE DOĞRU

Dumrul Ölçen

2004 yıl Mart sonunda yerel yönetim seçimleri var. Sandığa giderek, parti liderlerinin seçtiği ve bize sunduğu yerel yönetimcileri belirleyeceğiz. Genelde siyasal reflekslerimize göre oyumuzu kullanacağız. Sanki yerel yönetimlerle sadece siyaset arasında bire bir ilişki varmış ve bu işi siyasetçilerimiz bilirmiş gibi. 1

Seçimlere iki ay gibi bir süre kaldı. Ve bizler gene bildik, babadan kalma her türlü atışın (!) serbest olduğu seçim kampanyalarını, önce aday adaylarımızı daha sonraki aşamada aday olacakları izlemeye başladık.Aday adayları, muhtemelen 10-15 yıl önce çekilmiş en şirin hallerini yansıtan gençlik fotoğraflarıyla Bill Board'arda ve afişlerde yer almaya başladılar bile. Daha sonra araba turları, ev ve iş yerleri, kahvehane gezileri ( ki bu hizmetlere kimi zaman genel başkanlar da katılır) ve de hediye dağıtımı başlayacak, Medya'da söyleşiler yapılacak, kentlerimizi, yerleşim merkezlerimizi 3-5 yılda nasıl "Paris" haline getireceklerini anlatacaklar. Bu arada, eski fakat yeniden aday olan yerel yöneticiler de, yolları 2-3 ay ancak dayanacak biçimde ivediyle asfaltlamaya başlayacaklar, açılış, temel atma girişimleri birbini izleyecek ve bir çok belde iş makineleriyle dolup taşacak. Avrupa başkenti, dünya kenti, temiz çevre, iş-aş söylemleri arasında bir seçim daha geçip gidecek.

Kim kendini daha iyi pazarlamışsa, daha iyi göz boyamışsa, bir de iktidar partisine yamanmışsa yerel yönetimci olarak başımıza gelecek demektir. Sonra da ne olacak, o kapımıza kadar gelen, gülümseyen, "emret ey halkım" diyen iyi aile babaları, hanım hanımcık kadınlarımız ortadan kaybolacaklar. O güler yüzlü, alçak gönüllü, şirin insanlar gidecek, dağları ben yarattım diyen ulaşılması olanaksız kasıntılı insanlar olarak ortaya çıkacaklar. Bırakınız kapımıza kadar gelmelerini, biz onların kapılarına gitsek bile bir dahaki seçime kadar suratlarını görme olanağı bulamayacağız. Seçilemeyen kent aşıkları ise çoktan buharlaşmış olacaklar, bir dahaki seçime kadar..

Kimlerdir bu sempatik görünümlü, nitelikli, bizlere hizmet verme aşkıyla yanıp tutuşan insanlarımız? Kent yönetimiyle bilgileri nedir? Deneyimli midirler, birikimleri var mıdır? Meslekleri, öğrenim durumları bu işe uygun mudur? Kimi istisnalar dışında, bu sorulara olumlu yanıt vermek olanaklı değildir. "Yerinden bizi yönetmeye" aday olan bu kişilerin pek çoğu, bu olası yerel yöneticilerimiz, aslında bir parti içinde yer alan, konuyla ilgisi olmayan, parti içi dengelerde, liderlere yakınlığı bulunan ve oy verimliliğine göre ortaya çıkan, şansını deneyen kişilerdir. Önemli bir bölümü de, her nedense iktidar partisinden adaydırlar ve iktidarlar da Türkiye'de çok çabuk değiştiğinden, onlar da gömlek değiştirir gibi parti değiştirmekten başları dönmüş kişilerdir.

Ve ikinci perde: Yerel yönetimcilerimiz, hangi bölgede seçilirse, o bölgenin gereksinmelerini, ivedi çözülmesi gereken sorunları bir yana bırakacaklar, kendilerini bir dahaki seçimlerde sağlama alacak, göz boyamaya dönük üst yapı yatırımlarına yönelecekler. Bu arada halkımız, da yeni kavramlar geliştirme işini üstlenecek. Yerel yöneticilerimiz, bizleri toz duman içinde boğdukları zaman, "adam çalışıyor" diye onu destekleyeceğiz. Yeni bir park yapılacak ama kanalizasyon onun yanında açıkta akacakmış, kimin umurunda. Bir süre sonra seçtiğimiz kişilerle ilgili söylentiler çıktığında şu söylemleri geliştireceğiz:"Yiyor ama iş yapıyor". Yıllardır bu filmi bıkmadan, uzanmadan izliyoruz. Ne hikmetse, yıllar geçiyor, tüm cennet vaadlerine karşın bizler daha kötü, daha kirli daha çirkin bir çevrede yaşamaya devam ediyoruz.

Şimdi yeniden başa dönelim. Ve kimi konuları sorgulamayı sürdürelim. Medya'ya, basına yansıdığına göre, Mart 2004 yerel seçimleri için her 1000 seçmemden 30' u aday olmuş. Sadece iktidardaki AKP'ye 500 bin kişinin adaylık için başvurduğu söyleniyor. Bu aday bereketi, sizde nasıl çağrışım yapıyor? Belki yurttaş olarak şöyle düşünüyorsunuzdur:"Meğer ne kadar insan bizlere hizmet için yanıp tutuşuyormuş!"

Hizmet aşkını şimdilik bir yana bırakalım ve sorularımızı sürdürelim. Neden bu işe soyunuyorlar? Üstelik bir yığın para ve enerji harcayarak 2. Bu denli kalabalık aday arasından sınırlı sayıda kaç kişi yoluna devam edebilecek? Diyelim ki, ilk elemeleri geçtiniz ve partinin adayı oldunuz. Bu kez de seçime giren bir yığın parti arasında ipi göğüslemek zorundasınız, gene para ve enerji harcamaya devam ederek. Şan, şöhret için mi? İnsanın kendi egosunu tatmin etme olayı mıdır bu? Seçimi kazanınca alacakları maaş mı?

Bu soruların aslında çok basit bir yanıtı var, bu saptamada hiç abartı yok. Aslında seçimler kimilerine sağlanacak rant için bir araç. Halka hizmet biçiminde yansıtılan birkaç damla yağmur, aslında rant sağlamayı örten, çok açık ta yapılsa ayıp olur cinsinden bir doğa hareketi sanki. (Bu hizmetlerde de yoğun biçimde bir nemalanmadan her zaman sözü edilir, halkımız tarafından). Okuyucu belki bu saptamayı katı bulmuş olabilir, fakat bizim çektiğimiz fotoğraf bu. Eski deyimle istisnalar kaideyi bozmaz kuşkusuz. Bulunduğunuz çevreye bakınız, 10 yıl öncesine dönün, yapılan rötuşları bir yana bırakın, neler gözlemliyorsunuz? Neyin çözüldüğüne tanık oluyorsunuz?

Büyük kentlerimizde 10 dakika yağmur yağdığında neler oluyor? Başkentimiz 1 ay önce susuzluktan Kerbela'ya dönmedi mi? İstanbul'a kar yağdı da büyüklerimizden B planı, C planı gibi masallar dinlemedik mi? Başkentte çöplerimizden sızan metan gazı, zaman zaman, özellikle Çankaya yöresinin havasını solunamaz hale getirmiyor mu? Çöplerimiz patlayarak insanları, evleri yutmadı mı? Hala Başkentte kimi kanalizasyon açıkta akmaya devam etmiyor mu? Konya'da yıkılan 11 katlı binanın denetimini kimler yapmış, onayı kimler vermişti? Kentlerimizin neden bir bölümü kente benziyor da, ötekilerde Bengaldeş koşulları yaşanıyor. Kısacası hangi temel sorunu çözebildik. Okuyucu bu sorunların yanıtını düşünürken, yerel seçim
lerinin yeni yerel yönetimcilerimize hayır ol
ması dileğiyle yazımızı sonlandırıyoruz.

***
(1).Kent yönetimine aday olan kişilerin siyasetçi kimliklerine itirazımız olamaz. Fakat nerede kent yönetiminde uzmanlaşmış, kent plancılarımız, mimarlarımız, bilim adamlarımız? Oy getirir mantığıyla ortaya sürülen aktrisin, türkücünün kent yönetimiyle ilişkisi ne?
(2) 1997'li yıllarda basında çıkan haberlere göre, bir belde belediye başkanlığı için asgari harcamanın 7 milyar TL. olduğu vurgulanıyordu. Şimdi 2004 yılında kimbilir neler harcanıyordur. Bu harcama belediye başkanı maaşı ile karşılanabilir mi? Kaz gelen yerden tavuk esirgenmiyor ya da adaylarımızın ülke sevgisi öyle ağır basıyor ki, atıyorlar kendilerini gözlerini kapatıp seçimlere.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail