Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 7 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE ÖZGÜRLÜK ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Ali Nejat Ölçen

- Ey Sokrates, bilge kişi, yine sana geldik. Aklımız tümden karıştı. Özgür müyüz, özgür değil miyiz, bunu anlayamaz hale geldik. Özgür olduğumuzu sandığımız zaman tutsak olduğumuzu görüyor, tutsak olduğumuzu düşünmeye başladığımız zaman özgür olduğumuza bizleri inandıranlar ortaya çıkıyor. Biz de şaşırdık. Özgür müyüz değil miyiz, bize söyle. Özgür olmadığımızı düşünecek kadar özgür isek, bu bizim özgür olduğumuzu gösterir mi? Özgürlük bize neden uzak,yoksa biz mi ondan uzağız. Özgürlüğe layık değil miyiz?

Anlat bize, özgür olup olmadığımızı öğrenmek istiyoruz. Sen ey bilge kişi, özgürlüğü kendi vicdanında, bilincinde bulmuş, onunla bütünleşmiş ve özgürlüğü yaşamından vaz geçecek kadar yakalamış kişisin. Yaşamınla özgürlüğün arasında tercih yapacak kadar özgür kişiliğe ulaşmışsın. Söyle bize, özgür olup olmadığımızı bilemeyecek kadar neden özgür değiliz. Özgürlük bir düş mü ya da göreceli bir kavram mı?
Özgürlüğü biz mi yarattık ve şimdi ona bağımlı hale geliyoruz. Yoksa özgürlüğe düşkünlük bizim özgürlü ğümüzü mü zedeliyor, özgürlüğe tutsak mı oluyoruz. Aklımız iyice karıştı. Anlat bize özgürlüğe bağlı olma dan özgür olamazmıyız?

Sokrates:
Özgürlüğü sizler, eğer kendinizden değil de başkasından öğrenecekseniz, özgürlüğün ne olup olmadığını kavraya mazsınız. Tüm tutkulardan, bilgi birikiminden, inanç ve alışkanlıklarınızdan arınmadıkça, inancınıza inanmadıkçaÖzgür olamazsınız. Özgürlüğünüzün engelisizin kendi yaşam biçiminiz, zihninizde yarattığınız size yabancı olan insandır. Size yabancı olan, sizi oyalayan ve gerçekleri görmenize engel olan o insanı zihninizden kovmadıkça özgür olamazsınız. Özgür olmak için önce kendinizi yenmeniz gerekir.

-Nasıl? Kendimizle nasıl savaşalım? Herkesin bizim le savaştığı bir dünyada kendimizle savaşmaya nasıl vakit ayıralım. Bizi bizden uzaklaştıran koşullar bizim irademize bağlı değil ki. Nasıl düşünmemiz, neyi düşünmememiz, nasıl hareket edip neyi yapmamamız bize okulda, evde, sokakta öğretiliyor. O öğretilerden nasıl arınalım?

Sokrates:
Özgürlüğün kaynağı, zihnin düşünce yetişidir. Düşünürken zihninize önceden gelip yerleşmiş olan öteki düşüncelerin, kural ve inançların doğru, gerçek, geçerli olup olmadığını irdelemeden zihninizin ve gözlemlerinizin bulgularına uyumunu sağlamadan yola çıkarsanız elbette çelişkiye düşersiniz. Düşüncenizin yadırganması, kınanması ve hatta yasaklanması, sizi düşünmekten alıkoyabilir mi? Hayır. Belki o düşünceyi açıklamaktan sizi yoksun bırakır ama önemli olan doğru, gerçek ve geçerli düşünceye ulaşabilmek, öyle bir düşünceyi ortaya çıkarabilmektir. Zihninize önceden gelip te yerleşmiş olan öteki düşüncelerin sahibi siz olmadığınız halde onu kabul edebilir doğru, gerçek ve geçerli olduğunu kanıtlayabilirsiniz ama, asıl sizin düşün yaratmanız, bilim adamı ya da felsefeci olmanızın ön koşulu, zihninizdekileri ayıklamanızı gerektirir. Bizden öncekilerin bize aktardığı bilgilerin egemenliğinden kurtulmaktır önemli olan. Galileo ve Kopernik bunu yaptılar. Kendilerine aktarılmış olan bilgiler den zihinlerini arındırıp o bilgilerin, doğru Olup olmadığındankuşku duydular. Bir düşüncenin doğru ya da yanlış olduğuna bir başka düşünceyi kanıt olarak göstermekten daha yanlış bir şey olamaz. Kendinizi gerçek insan yapabilmeniz ne denli özgürce düşünmenize bağlıdır. Siz acaba düşüncenize özgürlük sağlayabildiniz mi? Kendinize özgür düşünme hakkını tanıdınız mı ki, başkalarının size o hakkı vermesini bekleyesiniz. Madem ki nesnel dünyanızdan kopup bana kadar geldiniz ve nasıl özgür olabileceğinizi soruyorsunuz, ben de size derim ki önce siz kendinize düşün özgürlüğünü verip vermediğinizi düşününüz. Özgür düşünemiyorsanız, doğru olup olmadığını bilmediğiniz, bir düşünceyi açıklamakta özgür olsanız, olmasanız ne önemi var. Düşünce özgürlüğü, özgür düşünceden kaynaklanır. Siz ne denli özgür düşünebiliyor sunuz?

- Haklısınız ey bilge kişi. Bizler özgür düşüne miyoruz. Özgür düşünmek kimimizin çıkarını zedele diği için düşüncesini başkasının düşüncesine teslim etmiş. Kimileri herkes adına düşünüyor, herkes adına karar veriyor. Parti liderlerimiz, hükümet büyükleri bizleri düşünmek zahmetinden kurtardığı için onlara teşekkür borçluyuz. İyi ki onlar, bizim yerimize düşünce özgürlüğüne sahip. Doğru düşünmeseler bile biz on ların doğru düşündüklerine inanmak durumundayız. Zaten düzeni değiştirecek düşüncelerden hepimiz korkmaya öyle alıştırılmışız ki başımızdakilerden îarklı düşünmenin riskine katlanmıyoruz. Bizler, gerçek düşüncesini saklayan, konuştuğu gibi düşünmeyen ya da düşündüğü gibi konuşmayan insanlar olarak ye
tiştirildiğimiz için, artık düşün üretmek türünde çabalar bizi ilgilendirmiyor. İçimizden birileri çıkıp ta farklıdüşündü mü, standart düşüncenin sınırlarını aştı mı onu kendi düzeyimize indirmenin çaresini buluyoruz.

Sokrates:
Öyle ise varoluşunuzun hikmeti nedir? Madem düşünmüyorsunuz ve kendinize saygınızı yitirmişsiniz o hal de niye yaşıyor doğayı gereksiz yere dışkınızla kirletiyorsunuz. Düşüncenizden farklı davranmayı ya da davranışınızdan farklı düşünmeyi onurunuzla nasıl bağdaştırıyorsunuz? Uygarlığın gelişmesi, ölüm korkusunu aşarak, gerçekleri ortaya koyanların eseri değil midir? Erken ya da geç ölmek arasındaki önmesiz fark, gerçekleri görüp söylemekten daha erdemli olabilir mi?

-Ey Sokrates aslında biz de senin gibi düşünmek istiyoruz. Toplumsal özgürlükle bireysel özgürlük arasındaki çatışmada, nasıl bir yol izleyeceğimizi bilemiyoruz. Toplumsal ve bireysel özgürlük arasındaki uçurum, çatışma, özgür düşünmemizin bir başka engelini oluşturuyor. Kendimizi tüm dogmalardan arındırarak salt özgür düşünsek te, o düşüncenin toplumsal gerçeklerle çatışmasına nasıl çözüm getirebiliriz?

Sokrates:
Toplumsal özgürlük ile bireysel özgürlük arasında daima fark olacak ve bu fark kimi toplumlarda hatta çatışmaya dönüşecektir. Ama unutmayınız ki, toplumların gelişmişlik düzeyi, bireysel düşünce ile toplumsal özgürlük arasındaki çatışmanın derecesiyle ölçülür. Iki düşün sistemi arasındaki fark ne denli az ise ve birbirine yakınlaşıyorsa o toplum o denli gelişmiş demektir. Bunu sağlayan mekanizma da unutmayınız ki, emokrasinin kendisidir. Resmi ideolojinin karşısına çıkmak ve o ideolojiyi insan onuru ve yaşam koşullarıyla bağdaşır hale getirmek ancak demokratikleşmeyle olanaklıdır. Devletin yetkileri görevinin gerisinde kaldığı ölçüde o toplum, demokratikleşmiş olur. Resmi ideoloji daima en az zahmet ile toplumun dirlik ve düzenini sağlamayı amaçlar. Bireylerden oluşan yığının başkaldırı gücünün kırılması gerekir ki en az zahmetli yönetim biçimi oluşsun. Şimdi soruyorum buna razı mısınız? Bakışlarınızdan razı olmadığınızı anlıyorum. Ben anlıyorum. Başkaları da anlıyor mu? O halde başkalarına da anlatın ve özgür düşünme, özgür yaşama bilinci zihinlerde yer etmeye başlasın gereksinim olarak doğsun. Yaşamın amacı özgür olmaktır ve başkalarının özgürlüğüne kendi özgürlüğümüzü katıştırmaktır.

- Ey bilge kişi bize yeni düşün ufukları açtın. Senin gibi düşünmeyi öğreneceğiz bir gün. Özgürce düşünecek ve özgürlüğümüzü başkalarının özgür lüğüne katıştırmayı deneyeceğiz. Sana içtenlikle teşekkür ediyoruz.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail