Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 7 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


CHP,ECEVİT'E İHANET Mİ ETTİ?

Ali Nejat Ölçen

Hürriyet Gazetesinde İsmet Solak tarafından "Karaoğlanın Dönüşü" adlı bir yazı dizisi yayımlandı. Bu dizinin 22 Eylül 1994 günü yayımlanan bölümünde "Partisi ona ihanet etti" başlığının kullanıldığını görmekteyiz. Tarafsız basına her geçen gün özlem duyduğumuz bir zamanda, kişi uğruna, kurumların yıpratılmasına razı olmadığımız için, dizinin yazarına o başlıktaki yargının da tersinin söz konusu olduğuna ilişkin düşüncelerimizi dile getiren bir yanıt gönderdik, ne yazık ki yayımlanmadı. O yanıtımızı Türkiye Sorunları dizimizde okuyucularımızın bilgisine sunuyoruz .

CHP mi Ecevit'e ihanet etti, yoksa Ecevit mi CHP'ye ihanet etti?

Böyle bir soru, daima zihinleri kurcalamayı sürdürecektir. Sayın Ecevit, 30 Kasım 1980 günü, yani 12 Eylül askeri darbeden 78 gün sonra,parti genel başkanlığından istifa etmiş, tüm CHP'lileri düş kırıklığına ve yönetsel yalnızlığa itmiştir. Her ne kadar istifa mektubunda, "Parti çalışmaları yasaklandığı gibi, genel başkanlık görevini yerine getirebilmem olanaksızdır. O nedenle, genel başkanlığı bırakmam, partide bir yönetim sorunu yaratmayacaktır" diye yazmışsa da, 185 CHP parlamenterinin beşer kişilik gruplar halinde, Mamak Askeri Savcılığında sığgaya çekilmesi sırasında, yönetimdeki boşluğun ve onun doğurduğu sorunların acısını çekmediğimiz ileri sürülemez.

Kaldı ki, sayın Ecevit öylesi önemli bir zamanda, parti genel başkanlığından ayrıldığını basına açıkladığı zaman, yönetim kadrolarından hiç kimsenin bilgisini ve düşüncesini almaya gereksinim de duymamıştı.Siyasal partilerin kapatılması haberini sayın Ecevitin, İzmirde öğrendiği zaman, sayın eşine dönerek, "Derhal Ankaraya' dönüyoruz, bu beni çok sarstı. Artık mücadelem, benim kişisel mücadelem olmayacak. Bir dava için, CHP'ne karşı borcum olan bir mücadele olacaktır" dediğini öğreniyoruz. (İsmet Solak böyle yazıyor) Sayın Ecevit, o gün böyle söylemiş olabilir. Ama sürdürdüğü mücadelenin, CHP'ye karşı borç olan mücadele niteliği taşıdığına kimse tanık olamamıştır.

Siyasal partiler, 17 Kasım 1981 günü, yani sayın Ecevitin parti genel başkanlığını bıraktığından 1 yıl 17 gün sonra kapatılmış, geçen süre içinde Sayın Ecevit ARAYIŞ dergisini yayımlamıştır. Derginin hiç bir sayfasında CHP sözcüğüne rastlamak olanaklı değildir. O dergi, solda yeni bir yöntem arayışı değil, CHP dışında kadro arayışı niteliği taşıyordu. 22 Mart 1982 günlü "Der Spiegel" dergisinde, CHP'nin kapatılmasının sakıncalarını anlatım biçimindeki gerçekçiliği ve yüreklice davranışı saygıyla anmak gerekir. Ancak bu yazısında "CHP'nin tam olarak yeniden canlandırılması, tarihi yeniden yaratmak kadar zor olabilir" demekle, Cumhuriyetin evrensel ilkelerini teori ve pratikte Türkiyenin siyasal yaşamına yerleştiren o partiye yeniden sahip çıkma savında boşluk yaratmıştır. CHP öğretisi ve kadroları, boşlukta bırakılmış olmasaydı, bugün ne sol böylesi bir dağınıklığa düşer ve ne de Cumhuriyetin temel ilkeleri bu ölçüde sahipsiz kalırdı.

Kanımca, sayın Ecevit, siyasal yaşamının en önemli yanlışlığını, parti genel başkanlığını bıraktıktan sonra, eylemlerini bireyselliğe dönüştürmekle yapmış ve CHP'li eski parlamenterlerin, gruplar halinde, birlikteliği sağlamak için başvurularına olumsuz yanıtlar vererek o yanlışlığı sürdürmüştür. O nedenle, yazı dizisinde, sayın Ecevitin bir sözünü aktararak, "Ben geçmişi tamamen unutmaya ve kapatmaya hazırdım. Ama katılmadılar" sözünün gerçeği yansıtmadığını belirtmek gerekir. Sayın Ecevit, Cebeci kapalı cezaevindeyken, 25.12.1981 günü kendisine bir mektup göndererek:

"Siyasal hayata atılmamı Siz sağladığınız için teşekkür borçlu olmayı hiç bir zaman unutamam. Mücadelenize katılamadığım için üzgünüm. Kitlelere yansımayan mücadelenin rasyonel olmadığını düşünmekteyim. Kollektif çalışmaya, giderek daha çok kapanmanızın sakıncasını Size anımsattığım için de ayrıca üzgünüm."

diye yazmıştım. Aldığım yanıt şöyleydi:

"Açık sözlü mektubunuzu ilgi ile okudum. Mücadele benim kendim için değil. Herkese açık." Yani örgütsel olarak değil de bireysel olarak herkese açık demek istiyor. İşte asıl yanlış olan buydu. Bireysel yani herkese açık olan mücadele, rasyonel (akılcı) bir eylem biçimi olamaz. Fakat sayın Ecevit, benim "rasyonel" sözcüğümü de yanlış değerlendirmiş olmalı ki, yanıtında şunları yazmıştı:

"Yakın geçmişte de, özgürlüğü sokaklarda sorumsuzca harcayanlarla veya onları kitle sanıp onlara '. hoş görünmeyi ise devrimcilik sayanlarla, kollektif çalışmayı içime sindirememiştim. Özgürlük ve demokrasi mücadelesini kitlelere yansıtabilme yollan kapatılmışsa, o yollan açabilmek uğruna da bir mücadele vermek gerekmez mi? Hiç bir zahmete ve riske katlanmadan, o yolların açılmasını beklemek rasyonellik sayılabilir belki, ama birilerinin de o bekleneni yapması gerekir".

Oysa sol, tüm öteki ideolojilerden daha çok, mücadelenin bireyselliğini değil, kitlesel ve o nedenle de örgütsel olmasını ön koşul görür. Rasyonel yani akılcı davranan bir siyasal parti lideri, "Ben tek başıma savaşım veriyorum, beni izleyiniz" mantığından yola çıkamaz, bireysel mücadelenin çıkmaz sokak olduğunu bilenlerden de destek bekleme hakkına sahip olamaz. Öyle bir lider, kendisini yanlızlığa itmiş olur ve geçici bir süre, başarısı da karşıt düşüncede olanlann başarısızlığından kaynaklanır. Konuyu dağıtmamak için, sayın Ecevitin CHP'yi nasıl dışladığına ilişkin bir konuşmayı okuyuculann bilgisine sunmak gereksinimi duyuyorum. Siyasal partilerin kapatıldığından hemen kısa bir süre sonra, genel sekreter Mustafa Üstündağ ve genel yönetim kurulu üyeleri, Ankara dışındakiler de çağrılarak sayın Eceviti konutunda ziyaret ederler. Aralarında şu konuşma geçmiştir:

Ecevit - Ben solculuğu ciddiye alıyorum. CHP bir burjuva partisidir. O nedenle de CHP'yi tekrar diriltmenin bir yararı yoktur. Eski paralmenter arkadaşlar, işe tabandan örgütlenmeye başlayarak gi-rişmelidirler. Herkes yapabildiğince yapmalı .
Orhan Akbulut - Reddi miras mı ediyorsunuz efendim.
Ecevit - Bunu sizlere söylüyorum. Dışanya karşı böyle düşündüğüm anlatılmamalı.
Metin Somuncu- Sayın genel başkanım, biz CHP olara tabanda örgütlenme sürecini tamamlayamamış ve çeşitli sorunlarla karşılaşmış durumdayız. Arkadaşlarımız, tek başlarına bunca sorun ve güçlükler ortasında kendi yörelerine giderek örgütlenme sorununa çözüm getiremezler.

Yukarıya aktardığım bu kısa konuşma, sayın Ecevitin 1980 sonrası mücadelesini CHP dışında ondan bağımsız sürdürmeye karar vererek yola çıktığını göstermektedir. Herhalde CHP, kendisine sahip çıkmayana sahip çıkmasını bilen bir partidir ve bu niteliğini hala yitirmiş te değildir. Saygılarımla.

Ali Nejat Ölçen.
.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail