Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 12 Geri Tavsiye Et Yazdır


DEPREME DAYANIKLI EKOLOJİK YAPILAR.

Y.Müh.Behçet Kulguz.

Behçet Kulguz, meslek yaşamının büyük bölümünü yurt dışında geçirmiş deneyimli bir mühendis. 1922 doğumlu ama hala genç. 1963-73 yılları arası, onu Batı Almanya'da DETÜBAU ve ABAG firmalarında kurucu ortak ve sorumlu teknik müdür olarak görüyoruz. Frank-furt-M. Havaalanı, Frankfurt Üniversitesi klinikleri, Hannover Tıp Fakültesi, Remsma sigara fabrikası gibi inşaatlarda onun imzası var. 1978-82 yıllarında Suudi Arabistanda Alman Carl Brand firmasının üstlendiği askeri fabrikalar inşaatında şantiye şefi olarak çalışmıştır. Daha sonra Libya'da inşa edilen, yolların, köprülerin, petrol rafineri tesislerinin harcında, betonunda, çimentosunda, Behçet Kulguz'un alın teri ve mühendislik deneyimine tanık oluyoruz.

Sağlıklı bir düşün tarzına sahip. Çabuk heyecanlanmıyor. Ama bilgisine güvenen insanların rahatlığı içinde, karşılaştığı sorunlara çözüm getirmesini biliyor. Türkiye'de zelzeleye dayanıklı ekonomik ahşap binaların neden tercih edilmediğini anlayamamış olmalı ki onu, üzgün ama yine de coşkusunu yitirmemiş buldum. Eninde sonunda haklı olduğu, yapım süresi kısa, enerji tasarrufu %60'ın üzerinde, beş katlı binaların ahşap taşıyıcılar sistemiyle Türkiye'de de yapımına başlanacağına inanıyor. Yeni tekniklerin belli bir dirençle karşılanacağının farkında. Bunun için varolan orman örtüsünü tahrip etmeden, uygun alanlarda kavak plantasyonu ile ahşap gereksinimi karşılanabilir ve ahşap iskeletti binaların inşasına başlanmalıdır, diyor. O bunları anlatırken, su mühendisi Gizbili'yi anımsadım. ABD'deki eğitiminden 1957'lerde döndüğü zaman, sulama kanallarının toprak kazılarak açılmasının demode bir sistem olduğunu ileri sürüyor bunun yerine beton kanaletlerin kullanılmasını öneriyordu. Söylediklerini kimseye dinletememişti. Onu da Behçet Kul-guz gibi buruk bir coşku içinde görmüştüm. Kendisine konuyu tüm ayrıntılırayıla lir makale haline getirmesini önerdim ve o makaleyi çıkarmakta olduğum Yapı Teknik dergisinde yayımladım. Birkaç yıl içinde tüm sulama şebekelerinde (prefabrik) beton kanaletler kullanılacak, göreceksin, dedim. Muzaffer Gizbili olanaksız gibilerden yüzüme bakmıştı. Ama aradan iki yıl gibi kısa bir süre geçmeden, inanılmaz gibi görünen beton kanaletler uygulama alanına giriverdi. Devlet Şu İşleri Genel Müdürü Süleyman Demirel idi o zaman.

Şimdi inanıyorum ki, Behçet Kulguzun da zelzeleye dayanıklı ekonomik, enerji tasarruflu ahşap iskeletti ekolojik binaları uygulama alanına girecektir. Mühendis behçet Kulguza soruyoruz:

Ahşap taşıyıcı sistemli binaların yapımı konusunda bilgi vermenizden önce, bu konuya niçin ilgi duyduğunuzu açıklar mısınız? Türkiye için ne tür yararı olacaktır.

Kulguz- Türkiye'nin gündeminde iki önemli olay ekonomik ve sosyal sorun olarak karşımızda duruyor. Bunlardan biri enerji tasarrufuna ilişkin önlemlerin gözardı edilmesi ve ötekisi de zelzeleye dayanıklı yapı sistemlerinin ve hesaplama tekniklerinin dikkate alınmayışıdır. 1989 Avrupa Çevre Sağlığı ödüllerinin dağıtımı toplantısında Almanyanın Federal Çevre Bakanı Prof. Dr. Topfer (halen Federal İskan Bakanıdır) şunları söylemişti: "Dünya ölçeğinde, çevre sağlığı sorunlarının % 90'ı enerji tüketimine bağlıdır". Bu sözlerde gerçek payı varsa, "sağlıklı ya da ekolojik yapılar" denilen ve enerji tüketiminde önemli tasarruf sağlayan sistemlere öncelik tanınmalıdır. Ekololjik binaların, geleneksel (konvensiyonel) yapı türlerinden %60 oranında daha az enerji tüketimine neden olduğu ispat edilmiştir. Ülkemizde, yalıtımı yeter nitelikte olmayan binalarımıza göre, ekolojik yapı türlerinin %80 dolayında enerji tasarrufu sağlayacağı tahmin edilebilir. Konutlarda enerjinin büyük bölümü ısınmaya yönelik kullanılmakta. Bugünkü yapı şartnamelerinde be-lirlenen enerji tüketimi 1 metrekare yapı alanı için yılda 160-180 kilowatsaat düzeyindedir. Oysa ekolojik ahşap binalarda bu rakamın 40-70 kilowatsaat olduğunu görüyoruz. Türkiyemizde kıt ve pahalı olan enerji kaynağının savurganca kullanımına son verilmesi zamanı gelmiştir sanıyorum. Amacım sağlanacak her kilowatsaat enerji tasarrufunda katkım olmasıdır. Özellikle binalarımızın, yalıtımları yeterli olmadığı için enerji, atmosferi ısıtmaktadır. Büyük kentlerimizin merkezlerinden uzak yeni yerleşme birimlerinde inşa edilen binaların sistemini beton ve tuğla elemanlarından, ahşap unsurlara dönüştürmek niçin mümkün olmasın? Bugün Almanyada özellikle Ba-uphilösophie (Yapı Felsefesi) alanı geniş araştırmaların yapıldığı konu haline dönüştü. Bilimsel bulgular da bu söylediklerimizi doğruluyor. Almanya'da geniş ölçüde uygulama alanına giren "Eko Evler" üzerinde yapılan araştırmalardan birini burda size sunmak isterim. DM olarak çizelgede yeralan rakamların TL olarak karşılıkları yazılarak ta değerlendirme yapılabilir ama, tasarruf oranlarında değişiklik olmaz. İki katlı yaklaşık 200 m2 boyutundageleneksel konutun gereksinimi olan 24900 kwh düzeyindeki enerjinin %64'ü yani 16000 kwh'sı ısıtma giderleriyle karşılanmaktadır. Güneşin dışardan eve taşıdığı enerji %26 oranında bir pay taşıyor. Ekolojik ahşap yapılarda çizelgeden de görüleceği gibi sağlanacak tasarruf %54 gibi çok önemli düzeyde. Bugün Batı dünyası, bu kaybolan enerjiyi kazanmanın peşinde. Biz niçin Batıdaki bu gelişmeyi izlemiyelim?

Soru: Sözünü ettiğiniz enerji ve su tasarrufu nasıl sağlanıyor ya da o tasarrufu sağlamak için bina ne tür bir teknikle inşa olunuyor?

Kulguz- Ahşap iskeletli binalarda amaca uygun yalıtım sistemlerinin uygulanması hem olanaklı ve hem de daha kolay ve ekonomiktir. Binanın tuğla dolgu malzemesi, sistemin gereksiz yere ağırlaşmasına neden olmakta hem de ona yalıtım malzemesinin eklenmesi güçleşmektedir. Zaten her nesnenin (yapı malzemesinin) farklı ısı tutma özelliği var. Bir başka deyimle, malzemenin 1 metrekaresinden kaybolan ısının eşdeğerde kalması, o malzemenin farklı kalınlıklarda olmasını gerektirir. Size sunduğum şekilde, 913 mm kalınlığında beton malzemesinden ısı kaybı 17 mm kalınlığında sellüloz tabakasındaki ısı kaybına eşittir. Mantar levha aynı ısı kaybına 57 mm kalınlığında sahip olabilmekte. laboratuvar deneylerinin ortaya çıkardığı bu sonuç, "Bina Ekonomisi" biliminin temel verilerini oluşturuyor. Ahşap iskeletti binada mantar levha ya da sellüloz plaklarını yalıtım malzemesi olarak kullanmak olanaklı hale geliyor, sistemle bütünleşmesi mümkündür. O halde enerjiyi yani ısıyı koruma önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bu ise yapı teknolojisinin çözeceği, çözmesi gerekeceği bir sorun. Türkiye, giderek kıtlaşan pahalılaşan ve çevre kirlenmesine neden olan enerjiyi korumak ve yapı teknolojisini ona göre değiştirmek zorundadır. Batıda bu alandaki gelişmeleri Türkiye'ye taşımak gerekir diye düşünüyorum.

Enerjiyi bina içinde tutma olayına ilişkin deneyler yapılmıştır Batıda. Bunlardan birinin sonuçlarını burada vermek isterim. İki katlı geleneksel bir binanın 24900 kilovvatsaat (kWh) enerjyie gereksinim vardır. Bunun ortalama %68'i yani 17550 kVVh'ı çatı, pencere ve havalandırma nedeniyle zayi olmaktadır. Duvarlardan kaybolan enerji de 6850 kWh yani %26'sı kadar. Aynı hacım ve yüzölçümünde ekolojik bir binanın, aynı klima koşullan 12250 kWh ile sağlanabilmekte. Enerji gereksiniminde %48 tasarruf sözkonusu. Çatı, pencere ve havalandırmadaki enerji kayıpları ise 9350 kWh kadar. Uygun bir yalıtım sistemiyle daha az enerjiye gereksinimimiz olmakta ve o gereksinimin daha çoğunu bina içinde tutabilmektesiniz. Binanın enerji girdisi ile çıktısı arasındaki farkı en aza indirmek sorunun önemli yanıtını oluşturmakta.

,

Soru: Yalıtım dediğiniz sistem nedir, nasıl uygulanıyor ve neden geleneksel binalarda uygulanamaz? Açıklayıcı bilgi verebilir misiniz?

Kulguz- Yalıtım, binanın çatı dahil, duvarlarıyla birlikte ısı ve ses geçirmeyen bir manto ile örtülmesi ya da o nitelikte malzeme kullanılarak bina dış yüzünün ısı geçiriminin en az duruma getirilmesidir. Bu alanda normlar, teknik şartnameler geliştirilmiş, standartlar ortaya konmuştur ve geniş bir üretim alanını oluşturuyor. Sorunuza yanıt vermek için sadece, Türkiye'de kolay uygulanacak bir sistemden sözedebilirim. Dış yüzü rutubeti ve rüzgarı tutmak amacıyla bitümlü levhayla kaplamak gerekir. 6x14 cm kesitinde ahşap kad-ronlar 80 cm. aralıkla düşey olarak dış yüze saptanır ve yüzüne, ahşap levha konarak arada kalan 14 cm. genişlikteki boşluğa yalıtım maddesi, örneğin sellüloz ya da başka bir nesne duldurulur. Dış yüze uygulanan bu kaplama ardaşık benzer nitelikli bir kaplama ile desteklenir. En dış yüze de mimari estetiğe göre gü-zelliştirme yöntemiyle ince bir kaplama yapılabilir. Ya da boyanır ve ya alçı yüz oluşturulur ve.

soru: Sayın Kulguz, ekolojik binaların zelzeleye dayanıklı olduğunu söylediniz. Zelzeleye dayanıklık nasıl sağlanıyor? Yoksa sistemin kendisinin niteliği mi bu?

Kulguz- Deprem kuşağı üzerinde bulunan ülkemizde depremler büyük can ve nesnel kayıplara neden olmaktadır. Betonarme yapılarda da zelzele perdelerinin bina içinde yeralmasına ilişkin normlar ya yeterince geliştirilmemiş, ya da varolanlara uyulmuyor ayrıca bir denetim mekanizması da oluşturulmamış. Büyük kentlerimizi, sağlıksız yapılaşma, sonucu depremde büyük felaketler bekliyor. Ve ne yazık ki genel bir duyarsızlığın içindeyiz.

Kent dışında yeni oluşan yerleşme birimlerinde de aynı yanlışlık sürüp gidiyor. O yeni yerleşme birimlerinde 5 kata kadar ekolojik, ahşap iskeletti yapı modelleri uygulanabilir ve uygulanmalıdır. Ekolojik ahşap binaların depreme dayanıklılığı onun yapısal niteliğinden kaynaklanır. Örneğin, iskelet sistem içinde, deprem şokunu masseden boylamasına ve enlemesine ahşap bağlantılar varolmak zorundadır. Bunu kargir yığma veya betonarme yapılarda oluşturmak olanaksız ya da pahalı ve güç. Ayrıca, Ahşap sütunlar, eklentisiz tek bir parça olarak sistem içine yerleştirilebilir. Betonarme binalarda kırılmaların daha çok, betonarme demirlerin ek yerlerinde vukubulduğu gözlemlenmiştir. Ahşap elemanların, sütün ve kirişlerin birbiriyle eklentileri çelik çivi ve blonlarla sağlanabilir. Böylece o ekleme noktasında sistem çekme ve basınç güçlerine dayanıklı hale gelir. Görülüyor ki sistemin kendisi, kendi içinde zelzeleye dayanıklılığı taşıyor.

Yalıtım konusunda değindiğim gibi, binanın iç ve dış yüzleri perlit, heraklit, izocam türünde yalıtım maddeleri veya plaklarıyla kaplanabilir. 5 cm. kalınlığında heraklit ve bunun üzerine 2.5 cm sıva ile 7.5 cm kalınlıkta yangına dayanıklı dış yüz elde edilir ki, bir kergir yapıda olduğu gibi yangına karşı binayı koruyacaktır. Depremde ahşap karkasın zarar görmesi olayı, kargir ve çelik binalara göre kendisini duyurur ve yıkım hiç bir zaman çökme biçiminde gerçekleşmez. Maden ocaklarında dikmelerin çelik yerine ahşap olmasındaki tercihin nedeni budur." Ayrıca depremin binaya uyguladığı yıkıcı güç, yatay ya da düşey yönde olsun, binanın ağırlığıyla orantılı olarak artar. Aynı hacımdaki bir ekolojik bina, geleneksel binadan 1/5 kadar daha hafiftir ve o nedenle de deprem gücü o oranda azalır.

Soru: Ekolojik binaların bu niteliklerine karşın acaba ekonomisi ne durumdadır, yani fizibl olabilir mi. ekonomisini tercih nedeni haline getirecek biçimde ucuz ve dayanıklı ahşap malzemesi yeter miktarda bulunabilir mi?

Kulguz- Sistemin fizibl olup olmadığını ben de merak ettim. Yaptığım ve çeşitli makamlara, sunduğum ça-lışmamdaki ekonomik karşılaştırma hesaplarına kısaca yer vermek isterim.

İki katlı ve her katı 8x15 m2 olan bir binanın betonarme iskeleti ile ona özdeş ekolojik nitelikli binanın ahşap iskeletine ilişkin maliyet hesaplarını karşılaştırmalı olarak sunabilirim. Geleneksel betonarme iskeletli binanın karkası (iskeleti) için 60 metreküp betona, 390 metrekare kalıba ve 6000 kg betonarme demire gereksinimi olacaktır. İşçilik giderleri içinde olmak üzre, 1995 sonu piyasa fiyatlarına göre betonarme iskeletin maliyeti 426 milyon Tl olarak bulunur.

Aynı ölçüde ekolojik ahşap binanın yapımında ahşap iskelet için 16 cm çapında 983 metre direk gereksinimi olacak ki bu 19.8 m3 ahşap malzemesine tekabül eder. Bolu Orman İdaresinden standrat 10 m uzunlukta tel direklerin 13 milyon Tl/m3 fiyatta satıldığı anlaşılmaktadır. 2 ci sınıf kayının m3 fiyatı ise 10 milyon TL'dır ve projede standart maden direği ile tel direkler %50 oranında kullanılacaktır. Bu fiyatlara ahşabın çürümeye karşı empremye edilmesi dahildir.

Buna göre:

Ekolojik ahşap iskeletli binalar, %20 oranında ucuz inşa edilmektir. Ekolojik evlerde sistemin ana taşıyıcıları akkavak kerestesiyle inşa edilebilir ve eko-nomi daha da artar. Özellikle yapı malzemesi olmaya elverişli akkavak plantasyonuna geçilmelidir.

Büyük kentlerin çevresindeki yeni yerleşme birimlerinde, kargir binaların çağ dışı tekniklerle inşa edilmesi artık tarihe karışmalı, terk edilmelidir. O binaların 4 kat ama ekolojik nitelikte yapımlarının, insan sağlığı, enerji tasarrufu, çevre temizliği ve malzeme kullanımı bakımından ne denli elverişli olduğu düşünülmelidir. Yalınız su kullanımı bakımından bir örnek vermek isterim. Ekolojik her bina dizisi, toprak altı modern sarnıçlarla donatılabilir ve yağmur suyu birikimi, günlük tuvalet temizliğinde (küçük motopomp sistemi kullanılarak) harcanabilir. Oysa bugün Türkiye'de sifonların kanalizasyona aktardığı su, en pahalı olan sudur. Şimdi Almanyada yeni yerleşme birimlerinde uygulamaya konulan bu çağdaş sistemi bizler niçin benimsemeyelim.

Bugün 1 kWh için 3750,-TL ödüyorsunuz. Bunun konutunuzdaki bir yıllık eşdeğer harcaması 80 m2 sosyal konut için 1 yıllık karşılığı 20 milyon TL'dır. Ekolojik binalarda bunun 9.5 milyon TL'ye inmesi olanaklı. Aradaki fark aile bütçesine ve dolayısıyla ulusal ekonomiye tasarruf olarak dönecektir. Ankara'da toplu konut ortaklığının ekolojik evler dizisini benimsemesi ve projesine katması halinde yılda yapımını planladığı 5000 konut içjn ekonomiye sağlayacağı enerji tasarrufu sadece 4.5 Trilyon TL'dır.

Kulguz'a verdiği bu bilgiler için teşekkür ediyor ve onun bu düşüncelerini ve önerisini paylaşacak yönetimcilerden Türkiyemizin yoksun olmadığına inancımızı korumak istiyoruz.

{ Devam edecek)

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail