Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 56 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


SOKRATES İLE FELSEFE ÜZERİNE SÖYLEŞİ

-Sokrates bu kez felsefenin ne olup ne olmadığını öğrenmeye gereksinim duyuyoruz. Neden mi? Ülkemizde ünlü felsefeciler yetişmiyor da onun için. Düşüncelerimize neden kendimiz ya da başkaları sınır koyuyor? Belki kendi düşüncemizden korkuyoruz, kendimizle yüzleşmeye, kendimizi sorgulamaya, cesaret edemiyoruz. Söyle bize biz mi felsefeyi dışlıyoruz, felsefe mi bizleri dışlıyor. İlk kez böyle bir soruyu yönelttiğimiz için de kendimizden utanıyoruz. Nedir felsefe, ne değildir. Nasıl doğru, çelişkisiz, ön yargı ve dogmalardan arınmış olarak düşünebiliriz. Plato bile seni dinledikten sonra tüm öteki uğraş alanlarını bırakarak ünlü bir felsefe bilgini oldu. İşte gene sana geldik. Felsefeyi öğret bize. Bizler de evrendeki yerimizi, işlevimizi, nereden gelip nereye gittiğimizi öğrenmek istiyoruz. Hakların en yüce olanı, öğrenme, bilme ve özgürce düşünme hakkı değil midir?

Sokrates:
Sorunuzla yüreğime coşku kattığınızı söylemeliyim. Aslında bana sorduğunuz tüm soruların özünde ve içeriğinde sizlerin felsefeye ne denli yatkın olduğunuzu görüyordum. Ve şimdi işte birbirimize daha çok yakınlaşmış olduk. Ve sizlerden böyle bir soru gelmesini bekliyordum. Kanımca felsefe, gerçeği düşünerek yakalama becerisidir. Göreceli ve değişir olan ya da olmayan evrensel gerçeği zihnin kavrayabilmesi yetisidir. Sizlerin ülkesinde, felsefeyle uğraşanların felsefeci olamamalarının temel nedeni, bu düşün biçimini, bilgiye dönüştürmeleri ve başkalarının düşüncelerini yineleme olarak algılamalarıdır.

-Tam anlamadık Sokrates, felsefe bilime ya da bilgiye dönüşebilir mi? Bilim ile felsefe arasında kesin ayırım yok mudur?.

Sokrates:
Haklısınız, sözcüğü yanlış kullandığımı sanmıyorum. Felsefeyi felsefe olmaktan çıkaran onun bilim olarak ele alınmasıdır. Bizler, eski çağlarda bilimin ne olduğunu nasıl bilim yapıldığını bilmezdik. Şimdi sizler bilimle birlikte yaşıyorsunuz. Oysa bizler felsefeyle birlikte yaşıyorduk. O nedenle de her birimiz, zihnimizi uğraştıran ve evreni tümüyle kavramaya çalışan söyleşilerle kendimizi geliştiriyorduk. Düşündükçe ve neden düşündüğümüzü düşündükçe ve düşüncelerimizi kendi çelişkilerinden arındırmaya çalıştıkça olgunlaşıyor ve evrenin gizini arama yolunda yürümeye başlıyorduk. O nedenle tüm çelişkilerinden arınmış salt düşünceyi zihnimizin özelliğine dönüştürebildiğimiz kadar felsefeci olabilmekteydik.

-Evet Sokrates, bizleri bağışlamalısın. Salt düşünce sözcüğüyle neyi kasıtlıyorsunuz? Bizler özgür düşünmeye ve kendi düşüncelerimizden korku duymamaya kendimizi alıştırmadığımız için mi, salt düşünce kavramını da doğal olarak anlamakta güçlük çekiyoruz?

Sokrates:
Her düşünce başlangıçta çelişkileriyle birlikte doğar. Düşüncedeki çelişkileri tanımak ve onları ortadan kaldırmak ta zihnin görevi olmalıdır ki, salt düşünceyi yakalayabilesiniz. Bir bakıma tüm çelişkilerden, ön yargılardan, duygunun etkilerinden arınmış ve gerçeğin kendisi olabilmiş düşüncedir “salt düşünce”. Bir bakıma evrendeki gerçeklerin bir bölümü düşüncenin kendisi olmaya başlamıştır. Düşünceyi düşünerek çelişkilerinden arındırabilirsiniz. Kanımca düşünmeyi bilmektir önemli olan. Ve felsefeci, düşünmeyi en iyi bilen kişidir.

-Evet Sokrates, şimdi anladık. Aslında düşünmeyi bilebilmektir önemli olan. Zihnin kendisini gözden geçirmesi, sorgulaması yetisidir de diyebilir miyiz.

Sokrates:
Elbette, benden daha özlüce özetlediniz. Bugünün bilimi de zaten ortaya çıkamazdı, felsefe olmasaydı. Çünkü felsefe eninde sonunda evren ile canlı arasındaki ilintilerin gizini, değişmeyen yasalarını algılama disiplinidir. Felsefeci, felsefenin ne olduğunu bilmeden felsefeci olabilir. Burada felsefeyi bilmek onun ne olup olmadığını anlamak değil, tersine evrenin gizini zihinsel bulgulara dönüştürebilmektir. Bugün sizler düşüncenizle yakalamaya çalıştığınız evrensel ya da biyolojik ya da toplumsal gerçekleri, gözlemlerinizle tanıyarak, ölçülebilir duruma getirmektesiniz ki, işte bilim budur. Bilimi felsefen ayıran da felsefenin düşünceye varsayımsız yaklaşabilmesidir. .

-Bağışla bizi Sokrates, varsayım deyimiyle neyi kasıtlıyorsunuz. Tam anlayamadık. Felsefede varsayım yok mudur. Varsayım, aslında bir tasarım ya da öngörü değil midir?

Sokrates:
Haklısınız, bu deyimi açıklamam gerekir. Fakat önce varsayımın ne olduğunu düşünmeliyiz. Kanımca hipotezdir. Bir gerçeği tanımadan önce tanımaya çalışmak ve onun için de o gerçeğe bir öz ve biçim yakıştırmak gerekir. Sonra gözlemlerinizle gerçeğe yakıştırdığınız o biçim ve öz, gerçeğin kendisi midir diye düşünür, kuşkuya düşersiniz. Eğer gerçeğin kendisi değilse, varsayımınızda değişim yapar ve gerçeğe daha yakın olanı bulursunuz. İşte bu bilimin kendisidir. 2300 yıl önce bizler bu süreci yaşamaya başlamamıştık. Felsefede böylesi varsayımlar sürecinden geçmezsiniz. Çünkü zihnin yanılgısının çözümü gene zihnin içindedir. Yani zihin zihin ile karşı karşıyadır.

-Anlamakta güçlük çektiğimizi söylememizde bir sakınca görmezsiniz, Sokrates. Bizleri öğrenciniz kabul ederek, sorularımızı hoş görüyle karşılamalısınız. Çünkü yaşamımızda ilk kez, düşünmeyi düşünmeye başlıyoruz.

Sokrates.
raf’ta bende sizin gibi ilk kez düşünceyi düşünmeye başlayan kişiyim. Zihin kendisini sorgulayamazsa, salt düşünce sürecine ulaşmanın yoluna adım atamazsa felsefeden o denli uzaklaşılır. Salt düşünce insan oğlunun zihninde yüz yıllar boyu kurumsal ve kuramsal olarak yasaklanmıştı. Sizler bunu karanlık çağ olarak niteliyorsunuz. Felsefenin yasaklandığı yüzyıllar boyunca, insan, dinsel inançların egemenliğinde yaşamaya tutsak edildi. Uygarlık tarihinin üzeri kimi dinlerin karanlık örtüsüyle kapatıldı Öyle sanıyorum ki 1500’lü yıllara kadar sürdü bu. Örneğin sonradan Araf’ta öğrendiğimize göre, Hıristiyanlık, doğuşundaki hoşgörüsünden, insanı insan kabul eden ilkelerinden uzaklaştırıldı ve özgür düşüncenin yasaklandığı karanlık bir dönem başlatıldı. Antik çağın felsefecileri gibileri bir daha yer yüzüne gelemez oldu. O karanlık çağı ortadan kaldıran ve aydınlanma çağını başlatan felsefe değil, bilim olmuştur. Öylelikle bilim-felsefe ekseninde uygarlık tarihi yeniden gelişme sürecine ulaşabildi. Bugün sizlerin yaşadığınız çağ, kim ne derse desin felsefe-bilim ekseninde gelişmesini sürdürmektedir.

-Haklısınız Sokrates, göksel dinlerin hemen tümü, ilk doğuşundaki ilkelerinden saptırılmış özgür düşünceyi, us kullanmayı yasaklamıştır. Bununla da yetinilmemiş, insan ve toplum yaşamını, dinsel hiyerarşinin kıskacına terk etmiştir. Bugün ülkemizde öylesi cendereden bizler de kurtulmaya çalışmaktayız. Öyle ki, felsefe öğrenimi bile göz ardı edilir oldu. Ülkemizde bu, karanlığın yeniden başlaması anlamına da gelebilir. Sana ne denli teşekkür etsek azdır. Bizler de bundan sonra “salt düşünce” çizgisinde güvenli adımlarla yürümenin savaşımını verecek ve özgür düşüncenin doğru-gerçek-yararlı olan üç boyutunun sentezini yaratmaya çalışacağız.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail