Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 56 Geri Tavsiye Et Yazdır


BİLİM ADAMI OLMAK

İbrahim Ortaş
Prof.Dr.
Çukurova Üni.

Üniversiteler sadece meslek elemanı yetiştiren kurumlar olmamalıdır. ÖSS’de %1’lik dilime giren başarılı öğrencilerin bilim adamı olabilmeleri için ilgili kurumların özel çalışma yapmasına gereksinim var. Bugünlerde ÖSS sınavında yüksek puan alan öğrencilerin tercihlerini genellikle, bir önceki yıl, öğretim kurumlarının öğrenciler tarafından tercih edildikleri yüzde dilimi üzerinden yapmaktadırlar. Bu dilimlerin önemi de daha çok, seçilen alanın iş bulma olanağı, ileriye dönük para kazanma olasılığı gibi bilim dışı ögelere göre belirlenmekte. Üzerinde durmak istediğimiz temel konu, aslında yüksek puanlı öğrencilerin tercih ettikleri alanda ya da o alandan ilgi duydukları başka bir alana geçerek bilim adamı olmalarına olanak sağlanmasıdır. Kendine güvenen başarılı öğrencilerin de tercihlerinde bu konuyu gözden uzak tutmamaları yararlı olacaktır.

Akademisyenlik, iş kapısı değil bir yaşam biçimidir.

Uzun süreden beri, Fen Liseleri olmak üzere ülkemizde bilim adamı yetiştirmek amacıyla açılan özel liselerin yeniden öğrencilerin eğitim yetileri dikkate alınarak, eğitimcilerin önerisi de alınarak öteki alanlara yönlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Fen, sosyal, eşit ağırlık ve dil puanı yönünden başarılı öğrenciler iş güvencesi olan paralı meslekler yerine biraz da geleceğe yönelik zihinlerinde proje geliştirmek ve hem de geleceğin bilim adamı olma konusunda ülkelerine katkıda bulunmayı tasarımlamalıdırlar. Bu konuda kaygılarım bulunmaktadır. Düşük puanlı, merakı ve motivasyonu düşük, öngörüsü yetersiz, kendi kendine görev sorumluluğu yaratamayan çok sayıda birey, fakültelerde akademisyenliği bir iş bulma kapısı olarak gördüğü için bu kurumların gerçek bilim adamı gereksinimi karşısında, devlet memuru zihniyetli kişilerce dolmaktadır. Bu da bilim alanında dışa bağımlılığını sürmesine neden olmakta. Aslında ülkenin bilim adamı yetiştirme programına, bilim politikasına gereksinimi var.

Öğrencileri Doğru Yönlendirmeliyiz.

ÖSS’de sıfır puan alan öğrenciler yanında, tüm soruları doğru yanıtlayan başarı öğrenciler de mevcut. Ne var ki, bu gençleri doğru yerde değerlendiremediğimiz için, ayrıca beyin göçüne de uğramaktayız. Özellikle ilk %1’lik dilime giren çok başarılı gençlerin ülkemizde kalarak, bilim yapması ve bilime katkıda bulunması yerine pasaportsuz beyin göçüne uğradığı görülmektedir. Son günlerde basında “Fırsatlar ülkesinde eğitim” adı altında değişik “Akademik Danışmanlık- Eğitim Danışmanlığı” adlar altında kimi şirketlerin bu tür başarılı öğrencilerin dışarıya aktarılmasına aracılık ettikleri görülmektedir. (Milliyet 28.8.2004). Basına yansıdığı kadarıyla on şirket dışarıya beyin göçünü sağlamayı sürdürmektedir. Bu konuda başta devlet olmak üzere, YÖK, TUBİTAK,TÜBAve Üniversiteler, önlem alabilmelidirler. Batılı pek çok üniversite, bu konuda ülkemizde bürolar özel bürolar bile kurmuştur.

Üniversitelerimizin en ciddi sorunu, geleceğe yönelik uzun erimli “bilim adamı yetiştirme programı” oluşturmaları gereğidir. Bugün üniversitelerimizde, artan ölçüde düşük profilli ve verimsiz akademik kadrolar oluşmaya başlamıştır. Bir çok başarılı öğrenci Ankara ve İstanbul’daki sınırlı üniversitelerin belirli mesleklerini seçmektedirler. Bu tercihlerde ailenin de etkili olduğu yadsınamaz. Örneğin, doğaya düşkün, meraklı, öğrenme dürtüsü yüksek ve yüksek puan almış bir öğrencinin Tarım-Orman ya da Veteriner Fakültelerini tercih etmesi ailesi tarafından uygun görülmemektedir. Ailenin zihninde yer eden düşünce, fakülteyi bitiren öğrencinin işsiz kalmamasıdır.

Bölge Üniversiteleri.

Öğrencilerin tercihlerinde biraz da bölge üniversitelerine yönelmesi ve bunun için bölge üniversitelerinin gelecekte daha nitelikli duruma gelmeleri de gerekmektedir. Aslında hepimize düşen görev, başarılı öğrencileri bilim ordusuna katmayı düşünerek, onları kurumlarımızda tutmak olmalıdır. Bu amaçla:

1.Akademik değerlendirme ilkeleri ve ölçütleri geliştirilmelidir.

2.Verimliliği yüksek, üretken bilim adamı yetiştirmek için, çıtası yüksek tutulmuş ölçütlerle bilim adamı olabilme yetisindeki gençler üniversitede kalabilmelidir.

3.Sağlıklı ve evrensel ölçekte bilim adamı yetiştirmek için TUS benzeri bir sınavla belirli puan üzerindeki adayların üniversitede araştırma görevlisi olarak sınava baş vurmaları özendirilmelidir.

4.Doktorasını tamamlayan araştırma görevlisi eğer üniversitede öğretim üyesi olarak kalmak istiyorsa, kendisine kadro sağlanması olanakları aranmalıdır.

5.Üniversitelerimizde bilim adamı yetiştirme programları çağcıl biçimde yenilenmeli. Enstitüler ders programlarında bilim tarihi, felsefe, uygarlık tarihi, bilimsel araştırma yöntemleri, matematik, istatistik ve insan kaynakları konuları işlenmelidir. İletişim çağımızda her yönüyle, olaylara bütünsel bakmayın bilen, sezgileri güçlü, sorumluluk bilinci gelişmiş kişiler ile bilim yapılabilir. Üniversitelerimizin yetişkin bilim adamı yetiştirmek gibi bir işlevlerinin olduğunu göz ardı edemeyiz. Aksi durumda fakültelerimiz, bilim adamı sıkıntısı içine düşecektir.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail