Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 53 Geri Tavsiye Et Yazdır


BOZUK TERAZİ

Turhan Çak

Turan Çak uran Çak'ın yazısına yer vermeden önce onu tanıtmak zorundayım. Bir okuyucu, kendisine Türkiye Sorunları kitap dizisinden göndermemi istemişti. Yazdığı adresten bir paket dolusu kitap geri döndü. O yüzden kitapları aldım ve yazılı olan adresi bulmak için yola çıktım. Çayyolunun adını bilmediğim bir yöresinde yolumu yitirdim. Yerel yönetimler, nereye nasıl hangi yoldan gidileceğini belirten tabelalar yerleştirmeyi, hizmet dışı saydıklari için, Başken Ankara'nın ortasında bile yolunuzu kaybedebilirsiniz.

Yol kıyısında uzun ipince birine rastladım. Öylesine yakınlık gösterdi ki, " sen bulamazsın, arabana bineyim de o adrese seni götüreyim" dedi. Ve ilk okulu bitirmekle yetinmek zorunda kaldığını söyleyen kişinin Türkiye'ye bakış açısı, Dünya sorunları karşısındaki düşünceleri, kimi zaman bir hukuçuyu, kimi zaman bir iktisatçıyı ya da siyaset adamını andırıyordu. Kendisini yetiştirmiş bir bilge kişiyle karşılaştığımı anlamıştım. Dost olduk ve okuyucularım arasına katıldı.

Binaların dekorasyunu gibi işleri pırıl pırıl iki oğluyla birlikte üstleniyor ve evini geçindiriyordu.

O, şimdi gönderdiği yazıyı okuyacağınız Turan Çak idi.

Turan Çak, üyesi olduğu Sincan'da bir yapı kooperatifinde yolsuzluk olduğunu saptamıştı ve tek başına o yolsuzluğun üzerine gitmeye kararlıydı.Onu değerli öğretmen ve hukukçu arkadaşım Şıhça Yavuz'la tanıştırdım., Çünkü onun hukuk bilgisi yanında insancıl bir yanı vardı. Serin kanlı, duyarlı ve duygulu, yanlışlıkların üzerine yürüyen kişiliğiyle Türan Çak'a yardımcı olabilirdi.

Yolsuzluğu kanıtlayan tüm işlemler, kısa zamanda tamanlanmış ve Sincan Cumhuriyet Savcısının masasına Nisan 2003'de ulaşmıştı. Sincan Cumhuriyet Savcılarının, önüne gelen bir dosyayı sürüncemede bırakmak ve 10 dakikadan daha az süre içinde gereğini yapmak için 10 ay bekletmeye hakkı olacağı hiçbirimizin aklına gelmemişti.? Sincan Cumhuriyet Savcıları, geciken adaletin adaletsizlik olduğunu Fakülte sıralarında öğrenmemişler miydi?

Üstelik yapı kooperatifinde yolsuzluğu "Delil Tespiti" ile saptayan sayın yargıç da aynı çatı altında görevi savsaklıyan Cumhuriyet Savcılarının bitişiğindeki odadaydı.

Turan Çak'ın "Bozuk Terazi" yazısıyla neyi kasıtladığı şimdi daha iyi anlaşılacaktır.


***

Bu yazıya başlayışım, yazmak isteği duygusundan değil, konunun yazılması, tartışılması, çözüm bulunmasının bir toplum için yaşamsal önem taşıması olduğu düşüncesinden kaynaklanıyor. Düşününüz ki, bir bakkal, terazinin kefesine uzaktan göz atarak her iki kefenin eşitlenmesini umusamadan size bu bir kilodur diye istemiş olduğu nesneti verdiği zaman tepki göstermez misiniz. Elindeki terazi bozuksa, onu kullanmayı sürdürmeye hakkı olur mu? Bir ulusa hizmet derece derece midir? Bu şu demektir. Görev derece derecedir. Fakat asıl olan, görevin en üst düzeyde en kısa sürede yapılabilmesidir. Öyle görevler vardır ki, yaşamsaldır, kutsaldır. Yargı gibi. Ve yargıdaki terazinin bozuk olmaması en temel görevdir. Adalet terzisinin bozuk olduğu bir ülkede, o teraziyi kullananlar onu onarmak zorundadır. Çünkü adalet yani hak ve hak arama, insanlığın var oluşundan beri, insanın en önemli ve ilk gereksinimidir. Su ve hava kadar önemlidir.

Kimi görevler vardır hiç ama hiç hata kabul etmez ve hata tüm toplumun vicdanını sarsabilir. Adalet bu alanların başında gelmektedir. Terazinin başındakilerin ilk yapağı iş, teraziyi onarmak ve tartıyı doğru yapmasını sağlamak olmalıdır. Bu savsaklanmaya gelmeyen kutsal bir ödevdir.

Açıkça belirtelim ki, zaman zaman teraziyi eline alanlar, onun bozuk olduğunu bile bile tartıyı sürdürmektedir. Bu böyle sürerse, insanın elinden o bozuk teraziyi alıp, tartıyı doğru yapanına verirler bir gün..Terazinin onarımı sadece ve sadece onu kullananlar tarafından yapılmalıdır eğer o terazi adaleti ölçüyorsa. Çünkü o terazinin dilinden sadece onu kullananlar anlar.

Ülkemizde adaletin bozuk terazisini duyarsızca kabul etmek, yanlışların en büyüğüdür. O bozuk teraziyi kanıksamaya, ona alışmaya kimsenin razı olmaması gerekir. Düşün adamlarımız, politikacılarımız, bu sorun ortada dururken başka sorunlarla ilgilenme hakkına sahip olmamalıdırlar. Çünkü günü gelince onlara da o bozuk terazi eksik tartı yapacaktır. Böyle yapılmazsa, beyni hasta olan kişinin tedavisine kolundan başlamak gibi olur. Bu sorunun muhataplarını ve kahramanlarını bilmem ama, biz Türk ulusu çok sabırlıyız.

***

Türkiye'deki adalet kurumu, alın teri ve emeğiyle geçinen Turan Çak'ın bunları düşünmesine ve yazmasına neden olmamalıydı. Ve o, yargıya güvenen, saygı duyan birey olmayı sürdürebilmeliydi.Ey Sincan ilçesinin Cumhuriyet Savcıları bu sesi duyuyor musunuz? Ve bulunduğunuz binanın duvarındaki Mustafa Kemal Atatürk'ün yazılı sözlerini okumaya vakit ayırabildiniz mi?

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail