Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 54 - YAZAR : Ali Nejat Ölçen Geri Tavsiye Et Yazdır


TBMM'NİN GİZLİ CELSELERİNDE MUSTAFA KEMAL

Ali Nejat Ölçen

T.B.M.M'nin 6 Mart 1922 günlü celsesinde Mustafa Kemal Atatürk'ün konuşmasını işitenler, O'nun bugünlerden söz ettiğini sanacaklardır. Kürsüye çıktığı zaman, Arkadaşlar, bu akşam cepheye hareket edeceğim, heyeti celilenize (yüksek kurulunuza) veda etmek üzere geldim, der ve şunları söyler:

Efendiler, düşmanlarımızın ne mahiyette olduklarını ve bu düşmanların Türkiye üzerinde hırslarının ne kadar ezeli olduğunu nazarı alinize tavzih edebilmek (açıklamak için) müsaadenizle buna dair birkaç söz söyleyeceğim. Cümlenizce malumdur ki, Avrupa'nın en mühim devletleri, Türkiye'nin zararı ile, Türkiye'nin tedennisiyle teşekkül etmişlerdir (gerilemesiyle oluşmuşlardır) . Eğer kuvvetli bir Türkiye mevcut olsaydı, denebilir ki, İngiltere'nin bugünkü siyaseti mevcut olmayacaktı. Türkiye Viyana'dan sonra Peşte ve Belgrat'ta mağlup olmasaydı, Avusturya ve Macaristan siyaseti mevcut olmayacaktı. Fransa, İtalya, Almanya dahi aynı membadan (kaynaktan) mülhem olarak hayat ve siyasetlerine küşad ve kuvvet (açılım ve güç) vermişlerdir. Efendiler, bir şeyin zararıyla bir şeyin imhasıyla yükselen şeyler, bittabi mutazarrır olanı (zarar göreni) alçaltır ve Avrupa'nın bütün terakkisine tealisine ve temeddüdüne mukabil (gelişmesine ve uygarlaşmasına karşın) Türkiye bilakis tedenni etmiş (gerilemiş) ve sukut vadisinde yuvarlanadurmuştur. Türkiye'yi imhaya müteşebbis (yok etmeye girişmiş) olanlar Türkiye'nin imhasında menafi ve hayat görenler münferit kalmaktan çıkmışlar, beyinlerindeki menafi tevzin ederek ittihat etmişler ve ittifak etmişlerdir (birleşmiş, bütünleşmişlerdir).

Bunun neticesi olarak, bir çok zekalar, hisler, fikirler Türkiye'nin imhası noktasında tekasüf ettirilmiştir. (yoğunlaştırılmıştır) Bu mütekasif (yoğun) olan şey, asırlar geçtikçe ensali atiyeyi (gelecek kuşakları) adeta tahribkar bir an'ane şeklini iktisap etmiştir (yıkıcı gelenekler biçimine dönüşmüştür) ve bu an'anenin Türkiye'nin hayat ve mevcudiyeti üzerinde tatbikatı mütemadiye neticesi olarak en nihayet Türkiye'yi islah etmek Türkiye'yi temdin etmek gibi bir takım zahiri vesilelerle (görünüşteki nedenlerle) bahanelerle Türkiye'nin hayatı dahiliyesine, idare-i dahiliyesine hülul ve nüfuz etmişlerdir (sızmışlardır) Böyle bir zemini müsait (uygun ortam) hazırlamak kudretini, kuvvetini ihraz etmişlerdir. Halbuki efendiler, bu kudret ve bu nüfuz Türkiye ve Türkiye halkının mevcut olan terakki cevherine semnak ve muharik bir mayi (Türk halkının gelişen özüne uyutucu sıvı ) ilave etmiştir. Bunun tahtı tesirinde olmak üzere, milletin ve bilhassa ricalin zihinleri tamamen bozulmuştur. Artık hayat bulmak için, islahı hal etmek için, insan olmak için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın amaline (isteğine) göre tedvir etmek, (yönetmek) bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi bir takım zihniyetler küşayiş buldu. .(açığa çıktı) Halbuki hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nesayihi (nasihatları, önerileri) ile ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin. Tarih böyle bir hadise kaydetmemiştir.Tarih, böyle bir hadise kaydetmek teşebbüsünde bulunanlar, meraretengiz netayiçle (acı verici sonuçlarla) karşılaşmıştır. İşte Türkiye de galatı fikirle, bu galatı zihniyetle malul (yanlış düşünce ve zihniyetle hasta) olan bir takım ricalin yüzünden her saat, her gün, her asır bir az daha çok tedenni ve daha çok sukut etmiştir. Efendiler bu tedenni, bu sukut yalnız maddiyatta olsaydı ehemmiyeti yoktu. Maateessüf (yazık ki) Türkiye ve Türk halkı ahlaken sukut ediyor. ( bravo sedaları)

Mustafa Kemal Atatürk, 82 yıl önce bugünleri anlatıyor gibidir.Yabancıların plan ve önermeleriyle yola çıkan ülkelerin acı gerçeklerle ve yıkımla karşılaşacağını söylüyor. Bugün de O'nun kurduğu Cumhuriyetin kazanımlarına güven duymadan hatta o kazanımları yadsıyarak Avrupa Birliğine üye olmak için değil, üye olmanın görüşmelerine başlama tarihini elde edebilmek için, ulusal onuru hiçe sayan, Akdeniz'de Türkiye'nin can damarı olan Kıbrıs'ı pazarlık konusu yapan siyasal kadrolara, gazetelerde köşe yazarlarına, üniversitelerde öğretim üyelerine tanık oluyoruz. Mustafa Kemal o konuşmasında, Türk halkının ahlakını yitirmekte olduğunu söylüyor. O yıllardaki ahlak düzeyinden şimdilerden daha da geri düşmüş olmadığımız söylenebilir mi. Mustafa Kemal, Osmanlı devletinin yenilgilerinden yeni devletlerin siyasetlerinin ortaya çıktığını söylüyor. Bugün de Türkiye Cumhuriyetinin gözlerinin önünde yeni sanal devletlerin kurulması girişimleri yok mu?.

Bugün "şeyini şey ettiğimin şeyi" diyen bir adamın başkan olduğu bugünün T.B.M.M'nde şimdiki mebusların dedelerine, Başkomutan olarak cepheye gitmeden önce söylüyor bunları. Şimdi onların torunları T.B.M.M.'nde acaba O'nun sesini duyuyorlar mı?

Mustafa Kemal Osmanlı yönetiminin sukuta yuvarlandığını yönetimine yabancıların sızarak, nüfuz ederek el koyduğunu Avrupa'dan öğüt almadıkça, oradan olur gelmedikce, karar verilemediğini söylerken, acaba bugünleri mi gördü dersiniz. IMF'den program gelmedikçe oradan onay alınmadıkça siyasal iktidarlarımız karar verebiliyorlar mı?

O günkü gizli celsede şunları da söylüyor Mustafa Kemal:

Efendiler, Türkiye'yi bu tutuğu sakim (yanlış, hastalıklı) yoldan inkiraz ve izmihlale sevk eden ( tükenişe ve yok oluşa sürükleyen) bu vadiden kurtarabilmek için bütün alimlerin keşfettikleri bir hakikat var. O da Türkiye'nin re-i tefekkürünü yeni bir imanla istila etmek .(temel düşünceyi yeni bir inançla kuşatmak).

Bu da kurtuluştan sonra Cumhuriyet olacaktı elbet. Ve O'nun kurduğu Cumhuriyet bir gün kendisinin düşmanlarını yetiştireceğini nasıl bilebilirdi ki!.Kurduğu Cumhuriyetin başına çorap örüleceğini bilemeden şunları söylüyordu:

Milleti düştüğü felaketten kurtarabilmek için,millete benliğini tanıtarak, haysiyetini tanıtarak hayat ve istiklalini kurtarmak için uğraşmaya kabiliyetli olduğunu anlatmakla yeni bir maneviyatın inkişaf etmesi lazım geliyordu. Bu maneviyat ise Hükümet nazariyesinin (kuramının) aslen tebdili ile kabil olabilir. İşte bugün Efendiler milletimiz ve milletimizin hakiki mümessilleri Heyeti Celileniz ilmen .. hakikatı keşfetmiş bulunuyorsunuz .

Bugünün T.B.M.M, acaba bu gerçeğin ne olduğunu anımsamak zahmetine katlanıyor mu. Temel sorun burada

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail