Ana Sayfa
Yazarlar
Kategoriler
Sayılarımız
Künye
İletişim
 

 

 

SAYI : 54 Geri Tavsiye Et Yazdır


KURBAN BİR İBADET BİÇİMİ Mİ?

R.Özgür Öztürk

Reyting'ci MEDYA her bayramda olduğu gibi bu yıl da dinci yobazlarla hayvan severleri karşı karşıya getirerek, kurban farz mı, değil mi tartışmasını alevlendirmeye çalıştı. Doğal olarak amaç, bu alışkanlığın ibadet olup olmadığını tartışmaktan çok, gündem yaratıp insanların kafasını karıştırmaktan ibaretti.

Yobaz dincilerin görüşü belli: Kurban kesmek farz. Hayvan severler ise, bu din sorunu karşısında dinsizmiş gibi görünmekten de çekindikleri için, etkisizleşiyorlar. Bizim düşüncemize göre, olayın özü bilimsel düşünceden geçiyor. Bilimsel düşünceden önce olayın gelişim sürecine bakmakta yarar var. Din adamları tarafından bu kurban olayı vacip görülüyordu. Yani yapılması hoş görülen, zorunluluk taşımayan, yerine getirilmese de günah sayılmayan bir davranış biçimi olarak yorumlanıyordu. Şimdilerde özellikle Türkiye'mizde bu hoş görü terk edilerek kurban kesmenin farz olduğu düşüncesi kurallaşır oldu. Özellikle kapitalizmin çıkarcı çevreleri dar gelirli yurttaşlarımızı da kurban kesmeye özendirmeye başladılar. Örneğin, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı sermayeli Carrefour marketler zinciri de bu trajik durumdan pay çıkarmaya başladı. Dört taksitle kurban satışı, Türkiye'de ilk kez bu yabancı firma uygulamış oldu.. İslamın ilkesiyle bağdaşıp bağdaşmadığı da kimseyi ilgilendirmedi. Kurbanın ekonomik boyutundan yarar sağlayanların sayısı gittikçe artıyor çünkü.

Kurban bayramı bitse bile, bu yabancı satış firmasından kurban alan kişinin ödemesi sürecek. Bilinçsizliğin getirdiği, sorgulamadan inanmanın sonucunda böylesi uygulamalar ortaya çıkmaktadır.

Bir saptama yadsınamaz: Kurbanın amacı, varlılıklar tarafından yoksulların beslenmesine katkıda bulunmak. Fakat acaba bu katkı tam olarak sağlanıyor mu?

İslam'da farz kavramı, kesin yerine getirilmesi gereken, bu yapılmazsa, cezasının öteki dünyada verileceği günah sayılan davranışlardan biri olacaktır. Oysa bu ibadet biçiminin kaynağının Kuran değildir. Hz.İbrahim'in oğlunu kurban etmeye hazırlanırken gökten bir koçun inmesi öyküsüne dayanıyor. Konuyu incelemeden önce bizlere öğretilen bu alışkanlığın, ekonomik, toplumsal ve sınıfsal anlamda içeriğine bakmak gerekir. Çünkü bu ögelere yabancı olan gelişmemiş toplumlarda, din, en zayıf halkadır. Ülkemizde bile Hizbullah gibi bir örgütün, din uğruna insanları domuz bağıyla bağlayarak canlı canlı toprağa gömdüğüne tanık olunmadı mı?

Sözcüklerde göre Peygamber, Tanrı'nın buyruklarını bildiren kimse,yalvaç,elçi,resul, nebi olarak tanımlanmakta. Öyleyse Peygamber, dinin öğretici, yayıcısıdır. Hiçbir din yoktur ki, insanın ya da her hangi bir canlının kesilmesini yasaklamasın. Buna göre Hz.İbrahim de Peygamber olduğuna göre, nasıl oluyor da, oğlunu kesmeye girişiyor?

Bu konuda amacımız Hz.İbrahim'i sorgulamak değil. Aslında, onun giriştiği bu davranışı yüzyıllar boyu ibadet biçiminde sürdürmesinin doğru olup olmadığını tartışmak gerekir.

Kuran'da, kurban kesilmesini Hac esnasında uygun bulmaktadır. Öyle ise, Hac'a gitmeyen kişi niçin kurban kessin?

TV.7'de yayımlanan İskele- Sancak programına konuk olan Diyanet İşleri Başkanı, kurban kesilmesinin farz olmadığını hatta vacip bile değil sadece sünnet olduğunu açıkladı. Yani uygulama zorunlu değil, İslamın koşulu olarak görünmüyor. Ayrıca, kurban kesilmesinin Arabistan ve Afrika'daki öteki İslam ülkelerinde bizdeki kadar yaygın olmadığını da sözlerine eklemişti.

Özetle aklın olmadığı yerde ne yazık ki, boş inançlar, hurafeler, akıldışı uygulamalar insan yaşamına egemen oluyor. Yüzyıllarca dinde tekel yaratan insanları, uyutucu bir işlem görmeye çekilmektedir. Dini ya akılla, bilgiyle donanmış inançla sorgulayarak alacağız, ya da hem dini ve hem de ekonomik, toplumsal ve kültürel yozlaşmanın, kokuşmanın pençesinde can çekişip duracağız.

 

   alinejat@olcen.net Tasarım ve Programlama Pusulanet  
webmail